Survival of the Dead
Çıkış Tarihi: 30 Nisan 2010
Yönetmen: George A. Romero
Yapım: 2010, ABD
Oyuncular: Alan Van Sprang, Kenneth Welsh, Kathleen Munroe, Devon Bostick, Richard Fitzpatrick
Daha önce sitemizde haberini verdiğimiz yeni George A.Romero filmi ‘Survival of the Dead”in ilk official fragmanı ve posteri yayınlandı. Beğeninize sunuyoruz.

















danny demişki 11 Temmuz 2010 15:56
romeo nun zombı fılmlerı bence pıyasanın en kalıtelı zombı fılmlerı sonrasında resıdent evıl serısı ama romeo fılmlerınde ınce gondermelerı de var adam ısını sevıyor olsa gerek
geronimo demişki 07 Haziran 2010 19:25
doğrudur zombilerin gerçek hayattaki olayı voodoo büyüsüyle alakalı.büyücüler voodooyla adamı zombiye çevirip kölesi gibi kullanıyo falan bizdeki mankurt gibi.
tahmin ediyorum zombi filmleri ilk çıktığında da voodoo kavramı filmlerin temasıdır.ancak romero 1968de sahneye çıktığından beri sinemada voodoo ile yakından uzaktan alakası olmayan zombiler egemen.ne zaman bir romero filminde haitili bi büyücü gördünüz?
bununla beraber romero zombilerin nerden çıktığını da hiç bi filminde açıklamaz bunu önemli bulmaz çünkü.sadece “night of the living dead” te bi ufo muhabbeti geçiyodu yanlış hatırlamıyosam.
infected olayına gelirsek romero filmlerinde de zombilik kan yoluyla bulaşabilir yani infected diye tabir ettiğiniz zombi filmleri de romeroya fazla çelişmiyo aslında.buradaki virüsü insanı öldüren ama hareket etmeye devam ettiren bi virüs olarak düşünebiliriz.romeroyla tek farkı bu filmlerde zombiliğin kaynağını belirtmesi.
ha ama virüsümüz öldürmüyosa,insanları sadece insan eti yemeye duyarlı bilinçsiz canlılar haline getiriyosa, hele hele tedavi edilebiliyosa bunlara zombi filmi diyemeyebiliriz çünkü zombi yaşayan ölülüğünden taviz veremez.
bide bazı filmler iyice aşmış bu zombilik olayını I am legend mesela onlara hiç girmiyorum
sonuç olarak zombi filmi deyince romeroyu bayrak alıyosak-ki zombi filmi=romero- sinemadaki zombi kavramıyla gerçekteki voodoo olayıyla alakalı zombi kavramının örtüşmediğini bilmeliyiz.
nerden geldiğine bakmadan yaşayan ölü kıstasına uyan arkadaşları da zombi kabul etmeliyiz
deaftone demişki 11 Mart 2010 00:52
Romero bu zombi filmlerine daha ne kadar devam edecek acaba? Aslında keşke Star Wars gibi iki üçleme yapsaydı. Day of the Dead’le biten ilk üçleme ve Land of the Dead ile başlayan diğer üçleme. Ve bu Diary of the Dead’deki el kamerası olayına hiç girmeden devam etseydi. Bence daha başarılı olurdu. En azından bir gidişat belirlerdi. Adam kendi başlattığı janrı kendi devam ettiriyor ama bu yeni filmlere kıyasla bazı diğer filmler hatta Dawn of the Dead remake’i bunlardan daha başarılı diye düşünüyorum.
temizkan demişki 09 Mart 2010 23:39
tüm zombiler çürüsün diye bir şey söylemedim ki ben, çürümüş zombilerin olduğu bir film izlemek istiyorum dedim. yukarda da dediğim gibi yüzünün bir yerine bir parça plastik yapıştırılmış, gözlerine de beyaz lens takılmış yaşayan ölüler görmekten sıkıldık artık.
üç beş kuruş parası olan direkt yapıyor zaten o tür filmleri, koskoca romero’dan bahsediyoruz, yaşayan ölülerin babası daha iyisini yapmalı
Nyarlathotep demişki 09 Mart 2010 22:25
Karen Cooper konusunda önemli olan onun virüs dolayısıyla öldükten sonra dirilmesi değil. Yukarıda zombiler için tekrar-dirilmişlik şartını koyduğumda da geleneksel voodoo inançlarına göre konuşuyordum.
Demek istediğim -ki yukarıda da belirttim- çürüyen zombi görüntüsü zombilerin tamamına verilemez, çünkü tüm zombiler mezardan kalkmıyor! Bahsettiğin gibi Karen Cooper virüs sonrasında zombileşiyor, çürüyebilmek için gereken yeterli zamana sahip değil.
temizkan demişki 09 Mart 2010 13:59
hızlı koşma konusu ayrı bir dert gülşah. genelde bir virüs etkisiyle insan etinin peşine düşen infected yaratıklar zombilerle benzerlik gösterseler de ölü olmadıkları ve vücutları son derece normal hatta insan üstü çalıştığı için bir porsche ile aynı hızda koşabiliyorlar. fakat son dönemde zombiler de koşmaya başladı, hatta romero filmlerinin tekrar çevrimindeki zombiler bile yardıra yardıra koşuyorlar. bu olay zombi tanımına son derece aykırı bir durum. çünkü zombiler yaşayan ölüdür ve beyinleri sadece temel hareketleri yerine getirebilmelerini sağlar, onlardan kompleks hareketleri sergilemelerini bekleyemezsiniz. zaten romero da zombilerin koşturulmasının son derece saçma olduğunu her seferinde dile getiriyor.
peki zombiler neden koşturuluyor? yanıt son derece basit: günümüzde filmlerde her türlü şiddete alışan insanlar artık salına salına yürüyen ölülerden korkmuyor.
küçükken yaşayan ölülerin gecesini ilk kez seyrettiğimde resmen şoka girmiştim. canlanan ölüler fikri tek başına bir korku yaratmaya yetiyordu, tek başıma kalmaya korktum, kabuslar gördüm. bu dünya genelindeki insanlarda aynı etkiyi uyandırdı. aile üyelerinin birbirine saldıran canavarlara dönüşmesi, güvenliğin ve mülkiyetin sembolü olan evin bir mezbahaya dönüşmesi özellikle filmin ilk yapıldığı dönemde insanları derinden etkiledi.
günümüze gelince yukarıda da dediğim gibi her türlü şiddeti görmeye alışan insanlar, bir dönemin korku ikonunu artık komik bulmaya başladılar. ilk şoku atlattıtan sonra bir kriket sopasıyla tüm zombilerin kafasını gözünü patlatabileceğini anlayan insanlara artık daha fazlası gerekiyordu e bunun sonucunda daha hızlı, daha güçlü, daha vahşi zombiler yapıldı. bu zombiler elinizde tank olsa bile sizi yine de ortadan kaldırabilecek durumda olunca insanlar yeniden zombilerden korkmaya ve filmlere ilgi göstermeye başladılar. zombi filmlerinin politik söylemleri yerini full aksiyona bıraktı.
resident evil’dan bahsetmişsin. oynayanlar bilir ilk resident evil oyunlarında zombiler son derece yavaş hareket ederlerdi. filminde ise zombiler bolt gibi koşmaya başladı, bunun üzerine oyunun devam süreci içinde karşımıza çıkan zombiler de koşucu oldu, ellerinde bazen orak bazen testereyle bizi kovalamaya başladılar. oyundaki korkutucu, boğucu hava da bir anda yerini aksiyona bıraktı.
sözün özü zombiler eskiden sadece yemek için yaşarlardı bu gün insanları memnun etmek için varlar
gulsah baykal demişki 09 Mart 2010 13:01
O zaman Resident Evil’daki infected insanlar daha çok Romero’nun filmlerindekine benziyor. T-virusu kapmış olanlar önce ölüyor daha sonra açlık güdüsü taşıyan yaratıklar olarak geri dönüyor. Temizkan’a 28 gün konusunda katılıyorum. Rage virusu ile enfekte olanların beyinlerinin öfke ve saldırganlık kısımları aşırı uyarılmış olduğu için öldürme ve parçalama güdüleriyle hareket ediyorlar. Ve tabii klasik zombilerden çok daha hızlılar. Eğer 28 Gün’deki benzer karakterler başka filmlerde de varsa (benim zombi kültürüm bu bakımdan çok zayıf) infected tipleri de alt sınıflara ayırabiliriz demektir.
temizkan demişki 09 Mart 2010 12:21
kareen cooper infekte olmadı, daha doğrusu 28 gün sonra’dakiler gibi bir infekte olma durumu değildi bu. romero’nun zombileri bir virüs yüzünden zombiye dönüşür, bu virüs hali hazırda ölü olanları dirilttiği gibi hayatta olanların da önce ölmelerine daha sonra ise ölü oldukları halde sadece açlık güdüsü taşıyan, yürümekte zorlanan ve anlamsız sesler çıkaran yaratıklara dönüşmelerine neden olur.
romero’nun izinden gidenlerde bu durum hep aynıdır, kareen cooper gibi yaşadığı sırada bir zombinin saldırısına uğrayanlar virüs nedeniyle önce ölür daha sonra tekrar harekete geçerler.
28 gün sonra kuduz, deli dana benzeri hastalıklara yakalanmış insanları anlatıyor
haiti kökenli okült efsaneler veya olaylar ise bambaşka bir konu zaten…
Nyarlathotep demişki 08 Mart 2010 23:49
Yazıyı merakla bekliyorum.
Ayrıca bu kadar sevildiğimi de öğrenmiş oldum bilmiyordum, ehem
wherearethevelvets demişki 08 Mart 2010 22:13
Bilgin, ihtiyaç var lafını seninle dalga geçmek için kullanır mıyım ben? Valla teessüf ederim. Ben ihtiyaç var derken, kendimi de olaya dahil ederek hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu bilmediğimizi ve bu tartışmanın uzayacağını belli etmek istedim. Ben de Les Raisins de la Mort adlı yazımda aynı karışıklığı yaşadım. Zombi desem mi demesem mi arada kaldım. İhtiyaç var lafımı senin lafından sonra kullanmak dışında hiçbir suçum yok. Ayrıca benim bu sitede biriyle dalga geçtiğim görülmemiştir. En ilkel fanatik gençlerin yazılarına bile ya kızarım ya da endişelenirim. Ama dalga geçmem. Niye alaya alayım ki?
Bi de ben…
Bi de sana…
Yok artık…
devilboy demişki 08 Mart 2010 19:35
Nyarlathotep yanlış anladın bizi ya. Ne alaya alması. Bu yazıyı zaten yazma aşamasındaydık biz. Bu karışıklığı önleme adına bir yazıydı. Sonuçta hiç birimiz bu konunun belgeli uzmanı değiliz ki hepimizin ihtiyacı var bence. Yazıyı ekleyelim üzerinde tartışalım sitemizin olayı bu sonuçta.. Ayriyetten böyle düşünmene çok üzüldüm burada alaya alınacak en son adamlardan bir tanesisin sen..
Nyarlathotep demişki 08 Mart 2010 17:56
“ihtiyaç var”dan kasıt benim herhalde. Voodoo inanış sisteminde çeşitli büyüler Bokor’lar tarafından diriltilen insanlar zombi oluyor, yani zombi olabilmek için tekrar-dirilmişlik şart.
Enfekte diyoruz, Karen Cooper mezardan kalkmadı, ‘hastalık’ bulaştı, bir nevi taşıyıcı oldu. Peki ona neden zombi diyoruz?
Alaya alınmadan açıklanırsa pek memnun olurum, zira cevap vermeye bile tenezzül etmemişsiniz.