Rüyalar ve Karabasanlar

  • Tarih: Nisan 1st, 2009
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (29 votes, average: 8,72 out of 10)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: KORKU GENEL, Özel Dosya

Geceleri sıkça kabus mu görmeye başladınız. Bağırdığınız halde sesiniz duyulmuyor mu ya da çığlık atarak mı uyanıyorsunuz? Uykuya dalar dalmaz gecenin ortasında ya da sabaha karşı görülen kabusların bir anlamı var..

 

Karabasan Nedir?

Uyku felcidir. İnsanlar rüya gördükleri REM uykusu sırasında, göz ve solunum kasları dışında tamamen fizyolojik bir felç durumundadırlar. Hiçbir kasları çalışmaz.

Böyle olmasaydı, biz rüyalarımızı oynar hale gelirdik. Rüyamızda ne yapıyorsak, yatakta da onu yapmaya başlardık. Bazen rüyadan uyandığımızda beynimiz uyanık ve etrafın farkında olduğumuz halde, hareket edemez, ses çıkaramaz ve göğsümüzün üzerinde bir ağırlık varmış gibi hissederiz.

Bunu herkes hayatının bir döneminde en az bir kez yaşamıştır. Korku verici bir durumdur. Ama saniyeler içinde kendiliğinden düzelir. Karabasanın olma nedeni; uykudan uyanmamıza rağmen REM uykusundaki fizyolojik felç halinin, uyanır uyanmaz çözülmemesine bağlıdır.

Neden Karabasan ve Kâbus Görürüz ?

Uyku ve rüyada beynin çağrışımla ilgili işlevlerinin arttığı görülür. Neden sonuç ilişkisi rüyalarda bazen korunabildiği halde genellikle algısal değişimlerle bozulur. Bir kişi bir çok kişi olabilir; zaten rüyaların uyku sırasında görülen halüsinasyonlar (varsanılar) olduğu ama bu halüsinasyonların bilgi organizasyonu gereksiz bilgileri unutma uzun süreli hafızanın yerleşmesi günlük psikolojik sorunların halledilmesi açısından çok önemli olduğu iddia ediliyor.

REM (rapid eye movement) uykunun evrelerinden biri olup uykunun sonuna doğru süresi uzayan bir dönemdir. Hızlı göz hareketleriyle belirlenen bu dönem rüyalarında en yoğun dönemidir. REM uykusu engellendiğinde insanlarda halüsinasyonlar ve düşünce hataları ortaya çıkar.

Geç saatlerde görülen rüyalar hatırlanıyor;

Gecenin erken REM’inde daha kısa ve sıklıkla gerçekle bağdaşmayan özellikte rüyalar olur. Daha uzun hatıralarla ilişkili dramatik canlı rüyalar ise daha geç uyku periyodunda görülür. Sabaha karşı olan rüyalarda daha çok konuşma ve işitme fonksiyonları içerir. Bu rüyaların kontrolle bilinçli hale getirilebilecek rüyalar (lucid dreams) olduğu savunuluyor. Rüyaların bir zaman kavramı yok. Birkaç dakika içinde çok uzun sürdüğünü sandığımız garip şaşırtıcı korkutucu olaylar birbirini izler. Anlatırken birbirinden aslında çok kopuk olaylar hikayeleştirilerek birleştirilir.

Gaipten haber mi var?

Sabah uyanıldığında rüyadan dolayı çok mutlu olunduğu duygusu çok ifade edilmezken korkutan bunaltan rüyalar daha net hatırlanır. Hatta bu derece ürkütücü rüyalar daha çok yorumlanmaya çalışılır. Bir şeylerin işareti olabileceğine inanılır. Bu nedenle rüya tabirlerine başvurulur. Rüya tabirlerinde de bir felaket haberi ifadesi varsa yeni korkular ve beklentiler başlar. Bazen öyle bir kısır döngü olur ki böyle sıkıntılı bekleyişlerle içeriği değişerek başka kötü rüyalar görülür. Hatta hocalara danışılır birkaç muskayla bu sorun çözülmeye çalışılır. Sabah daha uyanır uyanmaz telefonda rüyasını birilerine yorumlatarak rahatlamaya çalışılır. Bu da o kişinin kaygısının ne derece yüksek olduğuna işaret eder. Belki de hastalık sayılabilcek düzeyde bir kaygısı vardır ya da depresyonu vardır ve bu rüyalar da onların bir parçasıdır. Süreğen fiziksel hastalıklar ağrılar halinde kişinin rahatsız uyuması ve rüyalarının iç açıcı olmaması olağandır. Bazen de rüyalar hastalığın habercisi olabiliyor. Şöyle ki, duygudurum bozukluğu olan bir hasta her manik dönem öncesinde rüyalarında sürekli koşan bir beyaz at tarif edebilir. Bu gaipten bir haber değildir aslında. Beyinde meydana gelen biyolojik değişimlerin göstergesidir. Depresyon şizofreni kaygı bozuklukları ve diğer psikiyatrik hastalıklarda sıklıkla kabus görülür ve – tedavisiyle bu durumun düzeldiğini görülür.

Kaygılar ve rüyaların tekrarlanması;

Her seferinde aynı rüyadan kan ter içinde uyanmak sizi canınızdan bezdirebilir. Bazen rüyanızda bağırsanız bile sesinizin çıkmadığını görürsünüz. Ölümden dönmüş gibi uyanırsınız ancak tekrar uyumanız mümkün olamayabilir.Bu durumun etkenleri travmatik üst üste yaşanan kayıplar olabilir. Kaygı çok yüksekse ve kişinin korkuları varsa zamanla panik atağa çevirebilir. Tekrarlayıcı rüya ya da kabuslar sıklıkla posttravmatik hastalarda olur. Erişkinlerin sıklıkla tekrarlayan rüyalarında tehlikeli bir durumla karşılaşma, tuzağa düşürülme, volkanik patlama gibi doğal afetler ile dişinin düşmesi ve kaybolması şeklinde rüya içerikleri vardır.

Çocukluk döneminde daha çok kabus görülüyor;

Kabus içeriği korkunç rüyalardır. Çocuk yaşlarda daha sık yaşansa da ileri yaşlarda da gözlenir. Kabus, hoş olmayan duygular yaşatan tekrar yaşamaktan endişe duyulan bir durum. Kabus esnasında elektroensefalografide beynin ön bölgesinde hızlı beta dalgaları belirlenmiş. Hoşa gitmeyen durumlar için bazen kabusum oldu diye ifade ederiz. Sıklıkla hayatın bunaltılı çatışmalı döneminde kabuslar rüyalarımıza konuk olurlar. Özellikle çocukluk döneminde yaşanan kabuslar yetişkin yaşlarda yaşam boyu bakıldığında kadınlarda %92 erkeklerde %85 oranında gözlenmiştir.

Çığlıkla sonuçlanan rüyalar;

Gece korkuları da gecenin ilk saatlerinde olur. Kişi uykudan çığlıkla kalkar. Ter içindedir. Kalp atışları hızlanmıştır. Aslında uyanamamıştır. Uyandırılmazsa uykusuna kaldığı yerden devam eder ve sabahta ne olduğunu hatırlamaz. Oysa kabuslar en ince ayrıntısına kadar genellikle hatırlanır.

Tekme atma gibi davranışların anlamı nedir?

REM uykusu davranışı bozukluğu vardır ki yine yatak arkadaşını korkutan bir durumdur. 60-70 yaşlarında görülen bu bozuklukta da kişi gevşemesi gereken kasların aktivitesini koruması sonucu rüyalarının etkisinde tekme atabilir, yumruk savurabilir, eşinin boğazına sarılabilir. Geceyarısı boğazınıza sarılan birisi elbette çok ürkütür. Ama bunları yaşayan ya da yaşatan uyanmadığı sürece olayları hatırlamaz. Kabus için REM uykusunu baskılayan trisiklik antidepresanlar gevşeme teknikleri ve psikoterapi önerilir. Diğer uyku ya da rüya bozukluklarının da değrelendirilmesi gerekir.

Sonuç olarak toparlarsak;

Karabasan sırasında çoğunlukla uykudan uyandığınızı sanırsınız. Ancak aslında uyku hali devam eder.Beyin uyandığını düşünür ama vücüt hala uyku halindedir. Bu arada bir çeşit halusunasyon görürsünüz. Herkes de ayrı bir senaryo söz konusudur.

Uyandığınız yada uyandığınızı sandığınız halde yataktan kalkamamanız, bir güç tarafından hareketlerinizin engellenmesi, kıpırdayamamanız yada konuşamamanız, bağırmaya çalıştığınız halde sesinizin tüm çabalamalarınıza rağmen çıkmaması, bu sure zarfında çeşitli sesler ve halusunasyonlar görmeniz karabasan’ın belirtileridir.

Karabasan sırasında:

•Sinirli ve huzursuz olabilirsiniz, uyanamayabilirsiniz ve rahatsız olabilirsiniz.
•Çığlık atabilirsiniz ya da çılgınca konuşabilirsiniz.
•Gözleriniz tamamen açık olmasına ve görebiliyor olmanıza rağmen tepki veremeyebilirsiniz.

Sabahleyin uyandığınızda ne olduğunu hatırlayamazsınız. Karabasanlar zararsızdır ve her biri derin uykuyla sona erer.

Karabasanlar, kabuslar kadar yaygın değildir, daha çok 4 ila 12 yaş arasındaki çocuklarda başlar ve genellikle geçer. Yetişkinlerdeki karabasan, 20li yaşlarda başlar. Genç erkekler, genç kızlara nazaran daha fazla karabasan görürler ancak karabasandan etkilenen yetişkin erkek ve kadınların sayısı eşittir.

Karabasanların sebebi bilinmemektedir fakat stres, gerginlik ve çatışmayla alakalıdır. Uyurgezerlerin ya da ailesinde karabasan gören insanlar bulunan kişilerin karabasan görme ihtimali daha fazladır.

Bilimsel açıdan bakıldığında karabasanın mantıksal açıklamaları gayet yerinde yapılmış fakat olayın birde dinsel açıdan irdelenmesi gereken bir yönünün olduğunu düşünüyoruz. Tabiiki bu yön karabasana bakış açımızı değiştirecek ve daha korkunç bir hal almasına sebep olacaktır. Başınızdan geçen ya da geçmiş olan bir karabasan vakası mutlaka sizi de bu yönde düşünmeye sevk etmiştir ya da edecektir…

Etiketler:

Paylaş:

  1. sajkoo diyor ki:

    Arkadaşlar, şimdi ben bunları biliyorum. Bir daha karabasan girse nasıl bi tepki veririm. Olayı anlayışla karşılayıp sakin mi davranırım yoksa yine çırpınmaya çalışıp ANNEEEEE! die bağırmaya çalışır mıyım :)

  2. DAMONi diyor ki:

    Annem bana ilginc birsey anlatti :
    Ankarada evlerinin altinda yatir varmi ve yatir annemin odasinin altina denk geliomus her gece uyaniomus bazen kapinin önünde ve bazen de yataginin yaninda bir gölge görüyormus.Bir gece üstüne sapa saglam avize düsmüs ve kimse bir sebep bulamamis ve her aksam böyle seyler olmaya baslamis ilk baslarda annem konusamiormus korktugu icin tabiki ama sonrada alismis ve onla konusmaya baslamis ama karabasan cevap vermiyormus ve annemin onunla konustugu geceler karabasan birsey yapmiyormus .Misafirler geldiinde annem odasinda kizlari kalirmi ertesigün evden korkudan hemen ayriliralmis. evet hikaye bu ister inanin ister inanmayin ben inaniyorum. ben 13 yasindayim ve evet biraz korkuyorum ama annem karabasan insani öldürmez, öldüremez ama delirtebilir dedi . artik delirir miyim bilmem :D

  3. Shadowland Prensi diyor ki:

    İşte ilgi alanıma giren üzerinde araştırmalar yaptığım bi konu daha hehehe…

    Karabasan olgusu tüm kültürlerde araştırıldığında şaşırtıcı bir benzerlik gösterir…öyleki bu kadar kültürler arası farklılıklar varken karabasan konusunda tüm farklı kültürler bir anda ağız birliği etmiş gibidir resmen.

    Öncelikle olayın bilimsel açıklamasını araştırdığımızda sinirsel nöronlarla beyin tarafından sinyaller şeklinde kontrol edilen özellikle 5 duyumuzun kontrol edildiği elektriksel akımın yavşlaması ve kısa bi süreliğine kesilmesi böylece beynin kontrol mekanizmasının geçici sekteye uğrayarak yine geçici bir felç yaşanması durumu olarak açıklanır…bu olayın biyolojik olarak oluş şeklini açıklar..fakat bunun nedenini açıklayamamaktadır…

    Bilimsel biyolojik araştırma neticesinde karabasanın nasıl olduğu sorusuna cevap bulunur ama neden olduğu sorusuna gelince cevabı sanki tüm kültür ve dillerde ağız birliği edilircesine doğa üstü güçler ve parapsikolojik olgular cevap vermektedir.

    İşte bu doğrultuda araştırma sonuçlarımı yazıyorum:

    -Öncelikle karabasanın her zaman uykuda yada uyanma esnasında olmadığını öğrendim..bazı insanlar uyanıkkende karabasan görmüşlerdi ve bu olayın akışını değiştirmiştir.bu insanlar karanlıkta ve uynık olduklarını iddia ediyorlar ve karabasan gördüklerini söylüyorlardı..yani bi uyuma söz konusu değil bilinçleri açık..

    -Cinlerin yapısı elektrik akımlarından oluşur…cinlerin biyolojik yapıları hakkında elimizdeki bilgiler gerçekten çok sınırlıdır…ama dinsel ve kültürel kaynaklardan özellikle çok hızlı hareket etmeleri ve görünmemeleri onların elektriksel bi yapıya sahip oldukları düşüncesini doğrulamaktadır.buna göre bilimsel verilerden beynin elektriksel impulslarının sekteye uyğratılması söz konusuysa bu bir cin tarafından yapılıyor olabilir.yine cinlerin insanlarla münasebetinde insanların yalnız ve karanlık bi ortamda oldukları anları seçmeleri ve insanların akıl sağlığını bozup onları çıldırtıp cinnet geçirmelerine neden oldukları ve kötü şeyler yapmaya zorladıkları yine bu insanların kendilerine kötü şeyler yapmalarını söyleyen sesler duyduklarını söyledikleri kaydedilmiştir ki bu kayıtlar dünyanın dört bir yerinden gelen vakalarda kendini aynen tekrar etmektedir…yani cin olgusu her kültürde ve dinde ilginç bi şekilde aynı biçimde kendini göstermektedir.işte bu cinnetve sesler duyma ve karabasan olaylarının nedeninin cinlerin insanların sinirlerine elektriksel yapılarının sayesinde etki ederk beyin ile duyu organları arasındaki elektriksel impulsları bozmalarıaksatmaları yada kendi seslerini telkinlerini yerleştirmeleri sonucu bu kasılma çıldırma hareketsiz kalma sesler duyma istem dışı hareketler ve zarar verici davranışlarda bulunma gibi olaylara neden olduğunu söylemek pekala mümkün olabilir.eğer bu kısa süreli bi etkimeyse karabasana yolaçabilmiş olabilir.

    -diğer bir sonuç ise ölüm meleği azraildir…azrail tasvir edilirken elinde bi orak yüzü kapalı ve uzun bi giysi giymiş bi cellat olarak tanımlanır ve dünya üzerinde hızla gezerek ölülerin yatağının yada nasıl bi ortamda ölüyorsa başucunda durup ruhunu aldığı düşünülür hatta ölen insanla azrail arasındaki muhabbetler uydurulup fıkralara bile konu olmuştur…ama işin aslı araştırıldığında azrail olgusunun farklı olduğu görülür.buna göre azrail dünyayı bir avucunun içinde tutmaktadır..diğer eliyle ise ruhları tek tek kopartarak alır bedenlerden..ruhları ölüden alma işini parmaklarıyla anlık olarak yapar ve çok hızlıdır…azrailin kendisi değil parmakları dünyada insanların arasında sürekli dolanır ve kendisine emredilenlerin ruhlarını alır ve bunu yaparken anlık duraksama ve vazgeçme bile sözkonusu değildir…azrailin parmaklarının dünya üzerinde geziyor olması ve ruhu bedenden alış şekli araştırıldığında karabasana neden olabilecek başka bi olgudan söz edilebilmektedir…azrail insanın bedeninden ruhunu çekerek alır…bu olurken ölüm anı başta hissizleşme ve kaskatı ve hareketsiz kalma durumuyla felç şeklinde başlar..bu anda azrailin parmakları bedene temas etmiştir…sonraki aşamada ölüm acı verici bi biçimde devam eder..ölen insan istediği kadar morfin almış olsun yada uyku haplarıyla intihar eden biri olsa bile canı bedeninden çekilirken bedeninin tüm zerrelerinden canının koparılışının tek tek acısını hisseder.ve can bedenin son noktasındanda kopunca ölüm gerçekleşmiş olur…işte karabasan azrailin parmakları dünya üzerinde dolaşırken o anda bi insana temas etmesi nedeniyle olabilir..işte bu temas esnasında insanda ilk ölüm hali olan kaskatı ve hareketsiz kalma ve geçici felç durumunu yaşayabilir…ama ölüm sırası onda olmadığı için ölümün acı verici geri dönüşü olmayan evresi yaşanmadan temas kesilir ve karabasan yaşanmış olur.

    -Diğer bi nokta ise uyku denen olgudur…uyku hali bilimsel deneylerle araştırılmış ancak bulgular biyolojik bilgilerle sınırlı kalmıştır…bu yüzden uyku dediğimiz bize sıradan gelengünlük alışık olduğumuz kavram aslında biçok bilinmezlikle doludur ve uyku ve rüyakabuskarabasan gibi kavramlar hala insan aklında tam bi açıklaması yapılamamış ve merak konusu olmaya devam etmektedir.buna göre uyku kavramı araştırıldığında yine eski kitaplarda ve dini kaynaklarda bir nevi yarı ölüm hali olduğu vurgulanmaktadır…buna göre beden her uykuya daldığında ruh bedenden ayrılmaktadır ancak ağız yoluyla bağlanan bir bağ ile bağlı kalır ve tamamen kopup gidemez…daha sonra uyanma haliyle birlikte hızlı bir biçimde ağızdan geri girerek önce kafadan başlayarak aşağılara doğru bedenin tüm zerrelerine tekrar geri bağlanır…işte karabasan bu bağlanma esnasındaki bi yavaşlamanın sonucu olabileceği düşünceside bu uyku kavramının açıklamasının neticesinde söylenebilir…işte bu geri dönüş esnasında ruh baş ve byundan bedene bağlanmaya başlamıştır..beyin ve bilinç o yüzden açılır..ancak ruh bedenin alt kısımlarına kol bacak gövde..vb. daha bağlanmadığından kısa bir an için kaskatı kalır ve baş kısmına can bağlandığı için beyin bir an için uyanırbedene hükmedemez ve yine beyin bu kontrol edememe halini hisseder ve insan karabasan gördüğünü o anda böylece hissetmiş olur…fkat bu uyku konusu halen daha ilgimi çekmektedir..diğer karabasan rüya cin ruh azrail..vb. olguları gibi..

    -büyününde bunlara yol açabildiğini duymuştum ama tamamen bu yönde bilgiler yok şuanda elimde…büyü konusuda halen araştırma konusu ve her kültürde nerdeyse şaşırtıcı bi biçimde kendisini gösteriyor…yine cinlerinde bu olguyla ilişkisi düşünüldüğünde konuya dahil etmek gerekiyor…yine zayıf ama bozulmamış büyüler sık sık karabasanlara neden olduğu gibi…bulunulan ortamda büyü amacıyla yerleştirilmiş muskaların olmasıda karabasanlara yol açabilir..

  4. bediş binici diyor ki:

    arkadaşlar bana inanınki karabasan diye bişey yoktur o sadece kişinin kendi hayal gücüdür onları görmek istemediğiniz için görürsünüz hepinizi seviyorum ve öpüyorum

  5. yavuz diyor ki:

    arkadaşlar ne perisi ne perdesi ben en son dün gece gördüm karabasan dedikleri şeyi denedim herzaman ayetel kürsi okuduğum zamanlarda hiç bişey olmadan güzelce uyanıyorum ama okumadığı zamanlarda ise fena şeyler görüyorum ve çığlıkla uyanıyorum bence okuyun öyle yatın bırakın safhaları

  6. ilay diyor ki:

    Karabasan yaşadığınız yere ve kültürünüze göre farklılık gösterir ruslar kara bir kedi japonlar elinde fener taşıyan yaşlı bir kadın amerikalılarsa ufolar tarafından kaçırıldığını görür yani benim izlediğim belgesel öyle diyordu hatta japonların karabasana verdiği isim “demir içine sıkışma” anlamına gelir her 2şekildede önlemini almak gerek bence ben 6-7 kere oldukdan sonra artık bir cevşen taşıyorum pis yerde yatmıyorum ve yatarken ağır yağlı yemekler yemiyorum :p

  7. ozcan diyor ki:

    arkadaşlar bazı yorumlardan yola çıkarak ve üzerine mantık yürüterek fikrimi sizlerle paylaşmak istedim.
    bazılarının dediği gibi ekmek kırıntısı, sigara külü, yemek parçaları gibi şeylerle yatarsanız başınıza gelirmiş. bilimsel olarak açıklamaya calısanla aklımızın bize oynadıgı oyun dese de pek inanmak gelmiyor içimden. benim fikrim akıllanmamız için böyle korkutulmaktır basımıza gelenler. çünkü dua okudukça dahada ağırlaşıyor demişler. pisliğin içinde dua okursan ağırlaşır değil mi ? yani dua okumayın diyorlar. temizliğinize önem gösterin ekmek kırıntılarıyla uyumamaya gayret gösterin dikkatli olun korkmanıza gerek yok.

  8. thegravedigger diyor ki:

    KARABASAN UYKU FELCİDİR.AFRİKA’DA İSE KARABASAN’A SIRT ŞEYTANI
    DİYORLARMIŞ BENİM BİLDİĞİM KADARIYLA.

  9. NimbuS diyor ki:

    ekmek kırıklarının üzerine yatarsanız rahatsız edilebilirsiniz dikkat edin..yorgunluktanda yarı uyanık kıpırdayamaz halde de kalabilirsiniz.. sol tarafınıza yatıp kalbinize baskı yapmayın buda yaşadıklarınıza neden olabilir..Gece uyumadan önce ağır yemekler yemeyin hatta hiç yemek yemeyin metabolizmanız rahatlasın..Bide battaniyenizin her yerinizi örttüğünden emin olun bilmem anlatabildim mi =)..Yinede farklı şeyle ilginç şeyler yaşabilirsiniz..Dua ederek yatın uyuyun Ayetel kürsi okuyun uyumadan..Ayrıca uyku halinde sizi koruyan duaları araştırabilirsiniz..Allah’a emanet….

  10. m.volkangenc diyor ki:

    karabasandir cindir vs bir turlu inanamadim var olduklarina.

  11. wherearethevelvets diyor ki:

    Galip Berke Çınar, sendeki bir uyku bozukluğu olabilir. Görünen o ki bundan çok rahatsızsın. Özellikle kilitlenip kalma meselesi oldukça sıkıntılı. Bence bir doktora (msl Nörolog) görünsen iyi edersin.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.