Zeki bir sülüğün güncesi

  • Tarih: Haziran 23rd, 2010
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (12 oyla: 10 üzerinden 7,50)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: Hikayeler, KORKU GENEL

Ben Vampir. Hayır, bir adım yok çünkü beni yaratan kişinin, adımı koymasına fırsat vermedim. O yüzden adım sadece Vampir. Günümüz entelektüelinin vampir efsanelerine aşina olduklarını biliyorum, o yüzden henüz işin başındayken akla gelen soruları ortadan kaldırayım.

Siz insanlar bize bunu zorla yaptırmadığınız sürece biz vampirler kan içmiyoruz, insandan vampire de dönüşmüyoruz ama ne yazık ki yazarlar ve senaristler bu konudan çok hoşlandıkları için, her yeni vampirin doğuşu uzun uzun anlatılıp durur. Oysa bir başkasının kanını içerek vampir filan olunmuyor. Öyle olduğunu sanıyorsunuz, çünkü bizi öyle yazmak hoşunuza gidiyor. Hepiniz hastasınız kuzum, kana susamışlığınız kurban kesmekle bile doyuma ulaşmadığı için, bizi ikide bir kan içmeye zorluyorsunuz ki bu iğrenç bir şey. Gerçi, son zamanlarda kan içmeyen vampirleri yazan birileri çıktı da bir nebze olsun rahatladık. O neydi öyle yahu, Bram Stoker’dan beri içire içire bitiremediniz kanınızı. Çok meraklıysanız, kesin bir taraflarınızı doldurun için. Yıllar yılı bizi sülükler gibi betimleyerek psikolojimizi darmadağın ettiniz. Kont Dracula hala astral düzlemdeki akıl hastanesinde yatıyor, tedavi olabileceğine de artık hiçbirimiz ihtimal vermiyoruz.

Gelelim nasıl vampir olunur sorusuna. Önce ahmağın birinin bir vampir hikayesi yazmaya karar vermesi gerekir. Eline kalemi ya da klavyeyi alır ve siz birden bire astral alemde gözlerinizi açıverirsiniz. Ne yazık ki nasıl bir vampir olacağınızı seçme şansınız yoktur. Artık o ahmak ne yazarsa siz o olursunuz. Nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmayacağınız, kan içip içmeyeceğiniz, baştan çıkarıcı bir seks tanrısına mı yoksa pençelerini açmış hırlayan çürük bir köpeğe mi benzeyeceğiniz tamamen ona kalmış. Yani anlayacağınız, kendilerini yaratanlardan nefret etmeleri dışında vampirlerle ilgili bildiğiniz şeylerin hepsi yanlış.

Benim durumumsa biraz daha ilginç. Yaratıcım olan uyuz herif beni o kadar zeki yapmak istedi ki kendi zekasının sınırlarını aşıyordum. Oysa bu problem çıkarıyordu. Sonuçta kendinden daha zeki bir varlığın ağzından nasıl yazabilirsin ki? Ahmak herif, çok tutkulu olduğu için, ille de kendini benim yerime koyup öyle yazmak istiyordu. İnsan hiç düşünmez mi? Bu güne kadar yazılmış bütün vampir hikayelerinde yazarlar olayları neden hep üçüncü gözden anlatmayı tercih etmişlerdir? Kendisini vampirin yerine koyarak yazanlar bu kadar azken ve böyle yazanların neredeyse hepsi de vampirlerin cinselliğini öne çıkarırken, senin ne haddine düşmüş yaratacağın ölümsüz varlığın zekasıyla uğraşmak? Halbuki cinsellikle uğraşanların başına neler geldiği bile yeterince kuşkulu. Önce biraz araştırma yap bari değil mi?

Oh ama hayır, olur mu? İnsansı acelecilik buna izin verir mi? Ne yaptı benim yaratıcım?
Bana dedi ki ;“Benim senin gibi sonsuz bir ömrüm yok, senin ağzından yazabilmek için senin içine gireceğim. Sen olacağım.”
“Nasıl yapacaksın bunu?”
“Astral seyahat yapacağım, oraya yanına gelip ruhumu senin bedenine sokacağım, ancak bu şekilde senin zekana erişebilirim. Aksi takdirde kısıtlı hayal gücüm kendisinden daha üstün bir zekayı anlatamaz.”

Bir de bizim gibi korkunç varlıkların bedenlerinize girmesi, sizi ele geçirmeleriyle ilgili binlerce hikaye yazıp film çekiyorsunuz. Kendinizden utanmalısınız. İçime girecekmiş miş. Bunun akla getirdiği cinsel çağrışımlar bir yana bir vampirin içine insanın girmesi ona zorla kan içirmekten bile büyük bir hakarettir. Sizi kirletir, zekanıza, güzelliğinize leke çalar. İnsan-vampir çiftleşmesinden doğan yarı vampirler bile içine insan girmiş bir vampirden daha şereflidirler. Üstelik ne yazık ki biz vampirlerin papaz çağırarak ya da cinci hocalara giderek insan çıkartma ayini düzenlemek gibi bir şansımız da yok. Bildiğiniz gibi vampirlerin Tanrıyla araları pek de iyi değil, çünkü hiçbir lanet olası yazar Tanrı tarafından kabul edilmiş bir vampir yaratmadı. İşiniz gücünüz bizi bütün kutsallara düşman etmek. Elinizde ne kadar kutsal nesne varsa bir taraflarımıza sokmaya çalışıyorsunuz.

Beni yaratan kişiye çok öfkelenmiştim ama ne yazık ki astral seyahat yapıp yanıma gelmesine engel olamazdım. Üstelik yaratıcım ve düşmanım hiç de azımsanacak biri değildi. Düşünsenize sizi istediği an kuracağı birkaç cümleyle kötürüm bile yapabilir. İçinden çıkılması hayli güç olan bu durumdan kurtulmanın bir yolunu bulmam gerekiyordu. Eğer bir kere içime girmesine izin verirsem hapı yuttum demekti. Belki de hiç çıkmayacaktı herif oradan. Fakat çok şükür bütün yazarlar gibi bu ahmak da kendisinden daha muhteşem bir varlık yaratmak istediği ve benim zekamı keskin kıldığı için çözümü bulmak hiç de zor olmadı. O astral düzleme gelirken ben de dünyevi varlık düzlemine indim.

Astral düzlem, eh biraz karışık bir yerdir diyelim. Orada yol tabelaları, haritalar, her sorduğunuza cevap verecek iyi niyetli kimseleri pek bulamazsınız. Bulabileceğiniz en fazla kendi yarattığınız dehşetlerdir. Belki bunlarla başa çıkabilirsiniz ama biraz zaman ister. Oysa onun bedenini bulmak benim için hiç de zor olmadı. Oh hayır, kesinlikle onun boynuna ağzımı dayayıp kanını içmeye kalkmadım. Öğkk! O ne öyle? Bana bildikleri ve yaratıcılığı lazımdı. Bu da kanını içerek olmaz. Ancak onun içine girerek yapılabilir. Ben de öyle yaptım, onu kendi tuzağına düşürdüm.

Şu an onun bedenindeki ilk saatlerimi yaşıyorum. Aklından geçen düşüncelere, seslere, resimlere bakabiliyorum. Kanının damarlarında akışını duyabiliyorum. Dünyayı onun gözlerinden görebiliyorum. Koltuk altının leş gibi kokusunu bile alabiliyorum.

Buraya kadar her şey yolunda gitti ama bundan sonra ne olacağını ben de bilmiyorum. Şimdi yazarın eşi, (yani artık benim eşim) içerden sesleniyor. O yüzden bu günceye başka zaman devam edeceğim.
Ne!?…
Çocuklar mı ağlıyor? Sallayıp uyutayım mı? Ninni mi söyleyeyim?
Oh hayır! Lanet olsun sana pislik herif. Neden sıradan bir sülükle yetinmedin ki?..

Korkusitesi için yazan M.Murat Bilge

Etiketler: , , , ,

Paylaş:

  1. bu yazının gerisi olucakmı olucaksa nezaman olucak?

  2. Nightmares and Dreamscapes dizisi, Umney’in Son Davası bölümünde olan hikaye burda farklı bi yorumla taçlanmış.Benim fikrim ; bazen insanlar kötü karakterler yazdığındada eleştiriliyorlar ancak insan var olan iyilii görebilmek için kötüyü tanımlamalı ve bundan arınmalıdır.Kurgusal yaklaşım yanında,insanın hayal dünyasının var olanla yetinmeyip kendi yarattığı karakterin gücüne yenildiği bi yaklaşım.Bunların nedeni ne?gerçekte olmayan bişiyi neden üretiriz;bence bu algılayamadıklarımızın bizde farkında olmadan çağrıştırdıkları,ben bunların bilincin derinlerine ayna tuttunu düşünüorum

  3. Endergoran hikayenin içinde yerinde kullanılmış espriler var. Ben okurken sanki bu esprilerin gerisi gelecekmiş de bir şeyler seni alıkoymuş gibi algıladım.
    Esprilerini biraz daha pervasız kullanırsan hikayeden çok güzel bir mizah yazı dizisi olur.

  4. Evet Murat, arkası gelmezse içerik biraz fazla didaktik. Gerçi bunu alaycılıkla karıştırarak eğlenceli bir hale sokmaya çalıştım ama aksaklık tam olarak giderilmiş gibi görünmüyor. Sadeleştirilebilir mi, sadeleştirilmeli mi, gerisini yazmaya oturduğumda daha iyi göreceğim bunu.

    Kelime tekrarları konusundaki uyarıyı ben de kendime sürekli olarak yapıyorum fakat yazdıkça düzelecek bir sorun olarak kabul edip bu eksiği genelde sineme çekiyorum. (edit için daha fazla zaman harcamalıyım aslında).

    Devamını yazarken söylediklerini kesinlikle gözönüne alınması gereken şeyler.

    İlgine ve katkına çok teşekkür ederim.

  5. wherearethevelvets

    İlk önce özür dilemek istiyorum. Yazıyı geç okudum çünkü hemen okuyup hızlı bir yorum yapmak istemedim. Bir nişan, bir tayin, bir de cenazeyle ilgili yoğun bir süreç içinde gerekli zamanı bir türlü yakalayamadım.
    Yazın, benim anladığım tarzda bir öykü değil. İçinde bir olay yok. Sanırım uzun soluklu bir dizi için başlangıç görevi görüyor. Bu merak ettirici bir şey ama bazı handikapları da oluyor. Mesela çok fazla bilgilendirme var. Bu aslında şöyledir… şunu aslında yanlış biliyorsunuz… gibi didaktik zorlamalar var yazıda.
    Onun dışında herkesin dediği gibi kolay okunan akıcı bir stilin var. Konu çok ilginç ve bence daha güzel alanlara açılacak. Bir tek bazı kelime tekrarları var. O kadar da olsun be!
    Ellerine sağlık.

  6. Endergoran ben teşekkür ederim. Yorucu olmayan akıcı bir yazım tarzın var bence devam ettirmelisin, yeni öykülerini bekliyorum.Astral seyahat hakkındaki ilk bilgi kanalım Dr.Rampa ismindeki ( yaşamıyor olabilir çocukken okumuştum kitabını ) Hintli bir metafizikçinin kitabı oldu. Astral boyut da paralel evren boyutu ve düşler bölgesi gibi fizik boyutu dışında kalan enerji alanlarından biri. Yanlış bilmiyorsam düşler bölgesine girmemeyi başarabilenler buraya ulaşabiliyor.Ancak her metafizik tecrübede olduğu gibi önce çok sağlıklı bilgi edinmek gerekiyor tehlikeli yanları var. Bu boyutta bilinçaltı korkularını fiziksel algıya dönüştüren şekillendiren etkiler var. O metafizikçinin kitabını internetten veya kitapçıdan bulabilirsen emin ol çok bilgi öğreneceksin.Bir tür zihinsel yolculuk da diyebilirsin yada daha bilimsel olmak istersen kuantum fiziğinin henüz ispat edilemeyen gerçeklerinden biri bile olabilir bu. Ancak emin olduğum tek şey şu: bilim ve metafizik ilk kez aynı yolda çakıştı paralel evrenler ve astral yolculuk gibi konulara sempati duymaya ve kabullenmeye başladı:)

  7. Melisa, elbette astral alemi saptırdım, hatta daha da ileri giderek basit bir malzeme haline soktum ama anlatacaklarım için bu gerekliydi.

    Senin bu konuyla ilgili pek çok yorumunu okudum. Astral alem hakkında senden öğrenebileceğim pek çok şey olduğunu düşünüyorum. Beni en çok hayrete düşüren ise bu konuyu bilinmeyenler başlığı altında yazmayışın oldu. Bence kesinlikle bunu yazmalısın ve o başlık altında bunu konuşmalıyız. Astral projeksiyon beni çok fazla çeken, büyülü bir konu ve aslında eğer daha iyi bilgi sahibi olsam bununla ilgili pek çok ilginç hikaye yazabilirim.

    Bu arada hikayeden çizgi film senaryosu olabileceğini düşünmen beni onurlarndırdı.

    Esotsm, umarım bir gün sizin de işte budur diyeceğiniz bir şey yazabilirim. Eleştriniz çok kıymetliydi ama hikayenin daha iyi olması için ne yapılabilirdi, bu konuda fikriniz varsa bana çok daha fazla faydalı olabilir. Ben de sizin potansiyeli gören gözlerinizi mürekkebimle kutsuyorum (burada kontra artislik yapıyorum).

    İkinize de çok teşekkür ederim arkadaşlar.

  8. Endergoran yazım tarzını beğendim, öykün de güzel. Ancak benim ilgi alanım olan Astral boyut ve astral yolculuk hakkında yanlış saptamaların var:) Acımasızca eleştirdiğim tek şey bu:) Ancak bu sadece kurgusal bir anlamda işlediğim bir konu, özünden bilerek saptırdım dersen de haklısın. Garip ama bir de eklemek isterim ki ben bu öyküyü anime tarzı bir kısa ( çizgi ) filmde izlemek isterdim, gerçek sinema sahneleriyle harmanlanmış bir şekilde. Sevgilerimle,..

  9. alaycı anlatım tarzı metni akıcı kılıyor. bu tarz yazıları her zaman sevmişimdir ancak sizin yazınızı okuduğumda ‘işte budur’ diyemedim. kötü olduğunu da düşünmüyorum..potansiyeli görüyorum ve mürekkebinizi kutsuyorum…(burda artislik yapıyorum)

  10. Arkadaşlar, okuyup geçmeyin, yorum yapın, acımasızca eksiklerimi söyleyin, yönlendirin. Hiç yoksa bari oy verin, gerisini yazarken ya da başka bir şey yazarken yardımı olacaktır mutlaka.

    Hatta eğer düşünceniz “Ne yazarsan yaz ama bunun gerisini yazma” ise bile bilmek isterim.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.