“Korku Ustası” John Carpenter İle Çok Özel

  • Tarih: Şubat 1st, 2012
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (4 oyla: 10 üzerinden 10,00)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: KORKU SİNEMA, RÖPORTAJLAR

Sitemiz usta bir kalemin aramıza katılımı ile güçlenerek yoluna devam ediyor. Birçok alanda başarılı çalışmalarıyla isminden söz ettiren sevgili Cenk Erdem bundan böyle ‘korku’ yazıları ile sitemizi şenlendirecek. O da bizler gibi Freddy’ler ve Jason’lar ile büyüyüp türe aşık olan bir 80′ler genci. Kendi adıma kendisine hoşgeldin diyor, hakkında ki kısa biyografiyi paylaştıktan sonra, büyük usta John Carpenter ile The Ward filmi vesilesiyle yaptığı röportajı beğeninize sunuyorum..

Cenk Erdem Hakkında;

“Boğaziçi Üniversitesi”, “Eğitim Fakültesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık” bölümüyle birlikte aynı zamanda “Fen-Edebiyat Fakültesi , Psikoloji” mezunu olan Cenk Erdem, hem bölüm birinciliği hem de, çift anadal birinciliğiyle okulunu bitirmiş. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Sinema-Tv yüksek lisansına devam eden Erdem, Cerrahpaşa Çocuk Kliniği Onkoloji servisinde 4 yıl boyunca psikolog olarak çalıştıktan sonra 2004 senesinde Houston’da,Texas Children’s Hospital’da, “Oyun terapisi” eğitimi almış. Adolesan Sağlığı Derneği üyesi olan Cenk Erdem, bir psikolog olarak “Müzik ve psikoloji ilişkisi “üzerine seminerler veriyor.

1993 yılından beri dj’lik mesleğini de sürdüren Erdem, 13 yıl radyo programları yapmış. Roxy, Studio Live, Balans, Garage gibi İstanbul’un ünlü gece kulüplerinde çalan Erdem özel gecelerde sunuculuk ve dj’lik yapıyor.

2005 yılından beri ayrıca basın danışmanlığı yapan Erdem, bir psikolog olarak televizyon programlarına katılmayı da sürdürüyor. Önce bir Basın Danışmanı olarak temsil ettiği isimlerle başladığı röportajlarla bir gazeteci kimliği kazanırken, dünyaca ünlü isimlerle röportajlar yapmaya devam ediyor.

Cenk Erdem’in 2009 yılında Universal-Topkapı etiketiyle piyasaya çıkardığı toplama albümü “İyileştiren Şarkılar”, medyada gördüğü ilgiyi daha çok artırmış, “Psycho Disco” adını verdiği ikinci albümü Sony Music etiketiyle 2010 yazında yayınlanmış. 2011 yılının ilk gününde “İyileştiren Şarkılar 2” albümünü de yayınlayan Erdem, psikolog kimliğiyle Hürriyet Kampüs ekindeki köşesini de sürdürüyor. Sabah, Todays Zaman, Star, Akşam gibi birçok gazete ve dergide müzik yazıları, korku sineması üzerine makaleleri ve ünlülerle röportajları da yayınlanıyor.

*****

1978 yılında çektiği Halloween filmiyle bir efsaneye dönüşen, Christine, Sis, Şey, New York’tan Kaçış, Karanlıklar Prensi gibi unutulmaz filmlerin yönetmeni John Carpenter, 40 yıllık kariyerinde “Korku Ustası “olarak anılıyor ve 10 yılın ardından yaptığı ilk filmi  “Koğuş/The Ward” ile geri dönerken, Toronto Uluslararası Film festivalinde prömiyeri yapılan ve 3 Haziran 2011’de Türkiye’de de vizyona giren “Koğuş” filmi öncesinde ünlü yönetmenle bir röportaj şansı yakaladım. Film Seattle’dan, Philedelphia’ya kadar film festivallerinin gözdesi olmuş, bizde de ilk olarak İstanbul film festivali’nde gösterilmişti . Türkiye’de filmin dağıtımcılığını üstlenen D Productions’ın aracılığıyla Korku Ustası ile çok özel bir röportaj gerçekleştirmiş oldum, ünlü yönetmene hem Koğuş filmini hem de merak ettiğim ne varsa sordum. 

1) “Koğuş” filminde ürkütücü bir hayalet ve karanlık koridorlarla geri dönerken filmin senaryosuna bayıldığınızı söylüyorsunuz, peki senaryoyu sizce bu kadar güçlü kılan öğeler neler?

Ben filmin baş karakterine aşık oldum, filmdeki izolasyon duygusu, karanlık ve Koğuş’un gizemi çok güçlü…

2) Koğuş filmi akıl sağlığı üzerine oynuyor ve hastaneye yatırılmış genç bir kadına odaklanıyor, sizce bu haliyle psikopat bir katili konu eden herhangi bir filmden daha korkunç değil mi?

Ben ne kadar korkunç olduğuna bakmıyorum. Filmin korkunçluğundan çok ilginç bir öyküsü var. Film daha çok psikolojik bir dehşet olarak karşınıza çıkıyor…

3) Bugüne kadar birçok başka türde de filmler çekmenize rağmen “Korku Ustası” olarak anılıyorsunuz, peki sizin en beğendiğiniz korku filmleri hangileri?

1950’lerde büyüyen biri olarak , benim favori korku filmlerim hep gençliğimden.

En beğendiğim korku filmleri , ”Şey” filminin orijinali (The Thing From Another World), Sinek filminin orijinali (The Fly) , Frankenstein’ın Laneti (Curse of Frankenstein) ve Quatermass Deneyi (The Quatermass Xperiment/ The Creeping Unknown)…

4) Jamie Lee Curtis’in efsanevi “Halloween” filminizde canlandırdığı Laurie Strode karakteri ikonik çığlık kraliçesi tanımını yarattı ancak peşinde bir psikopat vardı, peki “Koğuş” filminde bu kez peşinde bir hayalet olan Amber Heard’ün performansı için ne dersiniz?

Amber Heard’ün Koğuş filminde canlandırdığı karakter kendi kimliği üzerindeki bir gizemi çözmeye çalışıyor. Halloween’deki Jamie Lee Curtis’in durumundan çok farklı. Ama her ikisi de çok güzel ve çok yetenekli aktrisler…

5) “Halloween” ile yarattığınız efsane psikopat katil Michael Myers sizce de en büyük antikahraman diyebilir miyiz ? , bir yandan da Rob Zombie’nin yeniden yarattığı Michael’ı nasıl buldunuz?

Michael Myers neden bu kadar sevildi bilmiyorum ama bana kalırsa korku filmlerinden çıkan en büyük antikahraman Elm Sokağı’nda Kabus’tan Freddy Krueger. Ancak Rob Zombie’nin “Halloween” filmlerine hiçbir yorumum yok…

6) Tıpkı sizin “Halloween” filminizi unutulmaz kılan müziğinde olduğu gibi, sizce de korku filmlerinde müzik çok önemli bir rol oynuyor mu?

Müzik sinema filmlerinin izleyiciyi havaya sokan en temel malzemelerinden biri, özellikle korku filmi için müzik çok önemli. Bununla beraber, kimi zaman hiç müzik olmadığında daha da güçlü bir etki yaratılabiliyor.

7) Bir hayranınız olarak “Koğuş” filmiyle tekrar sinemaya geri dönmenizden çok mutluyum, peki yeni projeleriniz?

Bir kaç proje birden geliştiriyorum. NBA basketbol playoff maçlarını izlemek ve video oyunları oynamak gibi. Hayat güzel…

Röportaj: Cenk Erdem

Etiketler: , , , ,

Paylaş:

  1. Usta yönetmenin halloween,in remake,in yönetmeni rob zombie için manidar açıklaması bile herşeyi açıklıyor.yorumum yok:))

  2. Büyük bir usta daha var röportaj sırasında. Bakalım umarım çalışmaları sonuç verir ve röportajı yapabilir.

  3. Büyük üstatların çoğu alçakgönüllü oluyor ondan Freddy Krueger demiştir:) Gerçekten son cümlesi bayağı bir emeklilik koksa da belki artık zamanı gelmiştir. Yine de The Ward’un Carpenter’ın jübile filmi olarak anılmasını şahsen hiç istemem.
    Bu arada Cenk Erdem gibi birinin aramıza katılması harika olmuş. Bu süper röportaj için de teşekkür eder, hoş geldin derim kendisine.

  4. Halbuki en güzel yapıtların bir yönetmenin en olgun çağında çıkması gerekmez mi ? Demek ki bu tez çürümüş oldu. 1948 doğumlu yönetmen en güzel filmlerini bizim yaşlarımızdayken çekmiş. Ama dur bakalım belki ileride bu söylediğimizi de çürütecek filmlere imza atar kimbilir 1

  5. The Ward bana göre de ustanın en vasat işlerinden biriydi. Röportajın sonunda da sanki emekliye ayrılıyor gibi bir izlenim vermiş zaten. Bu arada Michael Myers’ın yaratıcısının en iyi karakter olarak Freddy Krueger’ı göstermesi takdire şayan bir olay bence.

  6. wherearethevelvets

    Pırıl pırıl kariyeriyle Cenk Erdem’in siteye getireceği kuvvetin haddi hesabı yok bence.

    Diğer yandan da “The Ward” konusunda John Carpenter ile kesinlikle aynı fikirde olmamamız ne acı değil mi :(
    “Ben filmin baş karakterine aşık oldum, filmdeki izolasyon duygusu, karanlık ve Koğuş’un gizemi çok güçlü…” demiş adam kendi filmi için yaa. Niye yönetmenler yaşlanınca böyle içgörülerini kaybediyorlar anlamıyorum. Al bi diğeri de Romero…

    İnşallah böyle güzel ve şanslı röportajların devamı gelir diyorum, Cenk Erdem’den.

  7. Muhteşem! Cenk Erdem’in bu mükemmel röpörtaj ile aramıza katıldığına çok sevindim. Teşekkürler kendisine.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.