Sir Alfred Hitchcock
Kategoriler: Biyografiler, KORKU SİNEMA
‘Yeteneği sadece incelikle düşünülmüş gerilimli ve hileli sahneler (banyo katilleri, kuş saldırıları) çekmekle sınırlı kalmış bir yönetmen değil. Kaldı ki ikisini de bıktırmadan kolaylıkla yapabildiği ortada. Kendisi aynı zamanda “aşırı derecede katolizm sapkını” denebilecek benliğinin de araştırmacısı. Hayatı boyunca kanun ve anarşiye karşı tuhaf bir takıntısı vardı. Takıntı diyince soğuk sarışınlarını da unutmamak gerekiyor. Ayrıca kötü polislerini ya da tuhaf kaderleri yüzünden tuzağa düşen masum karakterlerini de… “Sapık”ta “bir erkeğin en iyi dostu annesidir” inancını müstehcen ve korkutucu bir ifadeye dönüştürebilmişti…
Gerilim filmlerinin ustası Alfred Hitchcock, 1899 yılında Londra’da doğdu. Genç yaşta papaz okuluna gitti. Daha sonra mekanik, akustik, navigasyon, eğitimi gördü ve Londra Üniversitesi’nin sanat kurslarına katıldı. 1920′de Paramount stüdyolarının Londra şubesinde çalışmaya başladı. Yönetmen yardımcılığı, sanat yönetmenliği ve senaryo yazarlığı yaptı.
1922 yılında ilk filmini yönetti. 10 yıl içinde 20′den fazla film yönetti. Kısa bir sürede İngiltere’nin en önemli yönetmenleri arasına girdi.

İlk sesli filmi olan “Blackmail”i 1929 yılında çevirdi. 1930′da “Murder”ı, 1934 yılında da renkli olarak çektiği “The Man Who Knew Too Much” gibi filmlerle kendine özgü bir stil oluşturdu. Bu filmlerle uluslararası alanda da tanındı.
Sıradan insanların günlük hayatlarını sürdürürken karşılaştıkları olağanüstü olayları anlatan filmleriyle gerilim türünün en büyük ustası olduğunu 1950-60 yılları arasında çektiği filmlerle kanıtladı. Bu yıllar arasında “The Stranger’s on a Train” (1951), “Rear Window” (1954), “Vertigo” (1958), “Psycho” (1960) gibi filmler vardır.
Hitchcock ; insan psikolojisini çok iyi analiz edip, bunu filmlerinde bir gerilim unsuru olarak kullanıyordu. İnsanın bilinçaltındaki korkularını su yüzüne çıkartıyor ve üzerine gidiyordu. Sinemanın dahi yönetmenlerinden biri olan Hitchcock gerilim filmi türünün de babası sayılmaktadır. Çektiği 60′tan fazla filmin yanı sıra televizyon programları da hazırlayan usta yönetmen 1980′de öldü.
Filmleri
Number 17 (1932)
The 39 Steps (1935)
Secret Agent (1936)
Sabotage (1936)
Young and Innocent (1937)
The Lady Vanishes (1938)
Rebecca (1940)
Suspicion (1941)
Saboteur (1942)
Shadow of a Doubt (1943)
Spellbound (1945)
Notorious (1946)
The Paradine Case (1947)
Rope (1948)
Under Capricorn (1949)
Stage Fright (1950)
Strangers on a Train (1951)
I Confess (1953)
Dial M For Murder (1954)
Rear Window (1954)
To Catch a Thief (1955)
The Trouble With Harry (1955)
The Man Who Knew Too Much (1956)
The Wrong Man (1956)
Vertigo (1958)
North By Northwest (1959)
Psycho (1960)
The Birds (1963)
Marnie (1964)
Tor Curtain (1966)
Frenzy (1972)
Family Plot (1976)
Oscar adaylıkları: Rebecca (1940, En İyi Film – KAZANDI), Rebecca (1940, En İyi Yönetmen), Suspicion (1941, En İyi Film), Lifeboat (1944), Spellbound (1945), Rear Window (1954), Psycho (1960) (Ayrıca Cannes Film Festivali’nde 3, Altın Kürelerde 2 adaylığı vardır, TV için çektiği Alfred Hitchcock Presents ile ödülü kazanmıştır)
Hitchcock, hiçbir yönetmene nasip olmayacak kalitede ve çoklukta film çekmiş, büyük bir yönetmendir. Herkesçe bilinen sarışın aktris, filmlerinde görünme alışkanlığı konularından bahsetmeyi yersiz buluyorum. Yönetmen, filmlerinde genellikle Bernard Herrmann’la çalışmış, başarılı keman melodileriyle, filmleri için gerekli gerilim melodilerini sağlamıştır. Birlikte çalıştığı aktörlerde başı 4er filmle Cary Grant ve James Stewart çeker. Grant daha çok Bond tipi (zaten bu role ilk teklif ona gitmiştir) rollerde, eğlenceli senaryolarda rol alırken, Stewart, Hitchcock’un tarzına daha yakın yapımlarda rol alır, ona fiziken benzeyen Ray Milland’lı Dial M For Murder’i de sayarsak, Grant’tan bir adım öne geçtiğini söyleyebiliriz. Bu filmler arasında tek bir mekanda geçen Rear Window ve Rope, yönetmenin adeta meydan okumasıdır. Grant’ın en büyük filmi ise hiç kuşkusuz North By Northwest’tir.

Aktrislere gelince, 3er filmle başı çeken Grace Kelly ve Ingrid Bergman arasında, üstte saydığım dengeden eser yoktur. Kelly hiç kuşkusuz en büyük Hitchcock aktrisidir. Stewart’la 1 (Rear Window), Grant’la 1 (To Catch a Thief) ve Milland’la da 1 (Dial M for Murder) filmi olan Kelly’i, sarışın ve soğuk kadın profilinde 2′şer filmle Tippi Hedren (Marnie ve Birds), Madeleine Carroll (The 39 Steps, Secret Agent), Vera Miles (The Wrong Man, Psycho) ve hepsinden öte tek filmle Kim Novak (Vertigo) izler (Vertigo’daki rolü Vera Miles’in hamile olduğu için kaptırdığını ve bir daha Hitchcock’la çalışamadığını söyleyelim. İddiam odur ki bu filmde Miles oynasaydı, -The Wrong Man’i izleyenler bilirler- Novak’tan çok daha başarılı olurdu). Eva Marie Saint de North By Northwest ile iz bırakanlardandır. Ingrid Bergman, Notorious (en iyisi), Spellbound ve Under Capricornla, Hitchcockvari aşkın yoğunluğunu vermiş, fakat gerilim yaratmayı fazlaca becerememiş filmlerde rol alır. Joan Fontaine de Rebecca ve Suspicion ile 2 filmde rol alan aktrislerden biridir.
Yardımcı oyuncularda başı 2′şer filmle John Williams (dedektif rolünde: Dial M for Murder ve To Catch a Thief) ve Jessie Royce Landis (anne rolünde: North By Northwest, To Catch a Thief) çeker.
Yönetmenin en iyi filmlerini seçmek için en az 10 filmlik bir liste gerekir. 50lerdeki seri başarılı yapımları bir yana, erken dönemde çektiği Young and Innocent, Saboteur, The 39 Steps gibi filmleri de hâlâ başyapıt kalitesini korur. Benim de henüz izlemediğim Lifeboat filminin tamamını, Hitchcock, bir botta çekmiştir.
Korku filmleri yönetmeni olarak bilinen Hitchcock’un aslında The Birds ve Psycho dışında bu türde ürünü yoktur, dolayısıyla da bu sığ yorum yönetmen için tamamıyla haksızlıktır. Kendine özgü mizahı, eğlenceli senaryoları, kimi zaman filmin tamamını dolduran aşk hikayeleri ve zamanına meydan okuyan teknikleri ile Hitchcock, hiç kuşkusuz gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerden biridir. Bu sayıda ve kalitede ürün veren başka bir yönetmen daha yoktur. Televizyonda da Alfred Hitchcock Presents adıyla Alacakaranlık Kuşağı tadında kısa öyküler çeken Hitchcock, 50 küsur filme imza atmış, bunların yarısından çoğunu başyapıt mertebesine ulaştırmıştır.

(7 oyla: 10 üzerinden 9,00)








Büyük ustaya selam olsun…Gerçekten Hitchcock ile ilgili çok güzel bir yazı olmuş…Hitchcock benim için sinemayı sinema yapan ender kişilerden biridir,şüphe,gizem ve gerilimi,yer yer mizahı mükemmel bir biçimde harmanlar…Şu anda efsane olmuş birçok yönetmen ondan etkilenmiştir(Örn:Brian De Palma,Coen Brothers)Bir Hitchcock sözüyle tamamlıyım yazıyı;
“Seyirciye zevk vermelisiniz,bir kabustan uyandıklarında duydukları zevki…
en beğendiğim top 10 u
the 39 steps
the lady vanishes
shadow of a doubt
marnie
psycho
rear window
vertigo
north by northwest
torn curtain – adamın kafasını fırına sokulduğu sahneye dikkat
the birds