Alone

  • Tarih: Ağustos 26th, 2009
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (14 oyla: 10 üzerinden 7,00)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: A, Film Arşivi, KORKU SİNEMA, M. Fatih Erçetin, YAZARLARIMIZ

Yönetmen: Banjong Pisanthanakun ,Parkpoom Wongpoom
Senaryo: Banjong Pisanthanakun, Parkpoom Wongpoom
Yapım: 2007, Tayland Süre: 90 Dakika
Oyuncular: Hatairat Egereff, Chayakan Vimuktananda, Chutikan Vimuktananda, Marsha Wathanapanitch, Namo Tongkumnerd

Tek yumurta ikizlerinin hayatları bilim adamlarının durmadan kafa yorduğu, içinde bir dolu muamma barındıran, bilimsel bir gerçeklik olarak bugün bile gizemini koruyan tıbbi bir olgu. Hal böyle olunca nevi şahsına münhasır karakterleriyle ikizler, korku filmleri için senaristlerin vazgeçemediği bir veri tabanı konumunda. Korku sinemasının beslendiği önemli kaynaklardan biri olan ikizler genellikle iki ayrı kutbu oluşturuyor beyaz perdede: Biri iyiyi, güzeli, olağanı, normali yansıtırken, diğeri bunun tam zıttı karakteristik özellikleri, kötüyü, çirkini, olağandışıyı, anormali temsil ediyor Crononberg’in ‘Dead Ringers’inde olduğu gibi. Bir Uzakdoğu yapımı olan ‘Alone’ ise bırakın filmini hayatın içinde karşılaştığımızda dahi irkilebileceğimiz türden bir konuyu, yapışık ikizleri tema olarak kullanarak ikizlere karşı olan tedirgin bakışımızı ikiye katlayan bir film olarak karşımıza çıkıyor.

Film, ayrılma işlemi esnasında hayatını kaybeden ikiz kardeşinin hayaleti tarafından sürekli rahatsız edilen bir kadının öyküsünü anlatıyor. Kore’de mutlu bir hayat süren Pim-Vee çiftinin bir gün Tayland’taki Pim’in annesinden gelen bir hastalık haberiyle Tayvan’a, Pim’in çocukluğunun geçtiği eve geri dönmesiyle başlayan bir kabuslar sürecine tanık oluyoruz. Yönetmenler bu sürece geçmeden Kore’deki evde başlayan sekansla bize küçük ipuçları vermeyi ihmal etmiyor. Pim’in doğum günü partisinde onun tarot falına bakan arkadaşı müneccim niteliğindeki açıklamalarıyla hem bize hem de filmin ana karakterine ilerleyen sekanslarda olacaklara ilişkin bir durum tespiti yapıyor. Çiftimiz Tayvan’a geldiğinde annenin geçirdiği felç dolayısıyla konuşamadığını ve evde neler olup bittiğini anlamamızı filmin akışına bırakmamız gerektiğini anlıyoruz.

Çiftimizi bir kabusun içine sürükleyen filmin gelişme bölümü son derece iyi kurgulanmış. Bu safhada devreye giren feedbackler Pim’in yapışık ikizi Ploy ile yaşadığı çocukluk evresini, hastanedeki tedavileri esnasında Vee ile tanışmalarını, Pim ile Vee arasında başlayan aşkı ve buna müteakip Ploy’un Pim’e beslediği kıskançlığın içten içe kin ve nefrete dönmesi sürecini bize gayet duru ve stilize bir anlatımla aktarıyor. Buraya kadar her şey kafamızda net bir şekilde yerini alırken film asıl bulmacayı Pim’in evde yaşadıkları esnasında bize sunuyor. Bu noktada gerçekle hayal artık birbirinin içine giriyor. Bir yandan Pim’in annesinin rahatsızlığından mustarip muhtemel bir depresyona girdiğini düşünüyoruz. Öte yandan Pim’in yapışık ikizi Ploy ile yaşadığı travmatik hadiselerin eve dönmesiyle beyninde tekrar canlanması sonucu ortaya çıkan ruhsal dengesizliğin yarattığı halüsinasyonlar arasında seyirci olarak tahminlerimizi boşa çıkaracak finale doğru sürükleniyoruz. Yönetmenlerin feedbacklerde kullandığı basit ve sade nesnel anlatımın aksine Pim’in gözünden evde yaşanılanların aktarıldığı öznel anlatım esnasında tam tersi karmaşık ve beynimizde soru silsilesi oluşturacak bir üslup tercih ediliyor. Bu sayede, yönetmenler, seyirciyi sürekli olarak filmin devamı hakkında düşünmeye sevk eden karmaşık bir hikaye kurgusunun içine hapsediyor.

Uzakdoğu korku sinemasının bütün karakteristik özelliklerini taşıyan ‘Alone’ korku unsurlarını kanlı görüntüler yerine görünmeyenin başka bir deyişle ima ettiği dehşetin üzerine yoğunlaştırıyor. Yönetmenlerin kullandığı alacakaranlık ışık ve renk tonlamaları evdeki tekinsiz atmosferin üzerine artı bir tedirginlik havası eklenmesine büyük katkı sağlıyor. Ses efektleriyle desteklenerek oluşturulan hayalet sahneleri gerilimi tavan yaptırıyor.(Özellikle Pin’in bir gece serinlemek için yatak odasının pervanesini çalıştırdığı sekans benim kanımı dondurdu.) Finale kadar fazla hareket ettirilmeyen durağan bir kamera kullanımı tercihi hikayenin kafamızda oluşturduğu sorular hakkında düşünmemize zaman ve imkan tanıyor.

Zaten yazımın başında da belirttiğim gibi düşüncesi ile bile korkunç olmaya yeten bir korku sineması örneği var karşımızda. ‘The Others’ finaline yaklaşan tatmin edici finali de yıllar geçse de unutamayacağınız cinsten etkileyici bir nokta koyuyor filme. Sinemadan çıktıktan sonra eve gelip gerginliğimi azaltmak için açtığım müzik kanalında Bengü’nün ‘İki Melek’ adlı klibi ile karşılaşmak (artık nasıl bir tesadüf ise) büsbütün gerilip ikinci bir kabus yaşamama sebep oldu. Bunu da filmin bende ne derece etki bıraktığının bir ispatı olarak sizlerle paylaşayım istedim!

Mehmet Fatih Erçetin / King of Horror

Etiketler: , , , , ,

Paylaş:

  1. filmi de yazinizi da cok begendim, ayrica bu film ile ilgili bir baska guzel yazi da oteki sinemadan: http://www.otekisinema.com/alone-2007/

  2. Esme..Evet yalnızca filmler hakkında yazı, resim ve fragman yer alıyor sitemizde.

  3. evet arkadaşlar bende semantaya katılıyorum bu siteye yeni üye oldum fakat siteyi bir türlü çözemedim sadece filmler hakkında bilgi ve fragman mı veriyor yoksa aynı zamanda filmi de seyredebiliyormuyuz yani ben baya kurcaladım siteyi ama hala çözebilmiş değilim yardımcı olacak biri varsa şimdiden teşekkür ederim..

  4. ya ben nasıl izlicem bu filmi anlamdım sadece fragmanı var

  5. Korku sinemasında ciddi atılımlar yapan Tayland sinemasının başarılı örneklerinden biri olmuş Alone. Etkileyici ve derin bir hikayesi var. Aynı şeyleri filmin sonu için de söylemek mümkün. Uzak Doğu korku klişelerinden mümkün olduğunca uzak durması ise filmin bir diğer artısı. Rn büyük eksisi ise bazı efektlerin çok gereksiz yerlerde kullanılması sonucunda kimi sahnelerde gerilimin yüzeyselleşmesi. Ancak artılar eksileri fark ettirmeyecek kadar fazla bu filmde. Türünün es geçilmemesi gereken örneklerinden biri olduğunu düşünüyorum. King Of Horror çok güzel kaleme almış filmi.

    Bu arada, yorumlar da biraz fazlaca spoiler yapılmış sanki… Filmi henüz izlemediyseniz ve ilk bu mesajı okuyacak kadar şanslıysanız yorumları filmi izledikten sonra okuyun derim ;)

  6. the Shining,The Omen, Misery, the others, Halka, jeepers creepers 1 ( o film de aynı ALONE gibi ilk saat çok iyi, sonradan yönetmen ve senaristin ne yaptıgının anlaşılmadığı bir film ne yazıkki). Önemli olan burda senin beğenip benim beğenmemem değil aslında. Korku filmleride bi yerde göreceli kavram. Eğer her film için ağız birliği edip çok iyi veya çok kötü deseydik, İMDB puanları da ya hep 10 yada 0 olurdu.

  7. Sevgili mr_prospector,son böyümde hayalet kızın rolü,kötü kızın adamı öldürmesine engel olmak ve kötü kızı cezalandırmaktır.
    Bence tartışma burada tıkanır.İstersen sen izlerken en çok
    gerildiğin filmi söyle de gerilmek için neler gerekir onu tartışalım.

  8. KİNG OF HORROR yorununun geneline katılıyorum. Film hakkında yorumları okumasam( genelde korku sitesi yorumları) gözüme çarpmazdı ve izlemezdim herhalde bu filmi. FELAKET yorumumum altında yatan şey ise aslında filmin, gerçekten hikayeden uzaklaştıgını hissetmemle alakalı. Oyunculuk ve seslendirme cabası oluyor. RESİMDEKİ HAYALET filmiyle kıyas yapıp, ona benzer bi final beklediğimden kaynaklanabilir.
    Ve sevgili ALİ CEYLAN, filmi izlemeye büyük bir şevkle başladım, seninde dediğin gibi belirli bir bölüm, senaryonun güzel başlaması ile iyi gitti. Ama gerilmek için bir kaç ses efekti veya karşına birden çıkan bi hayalet yetmez bence. Üstelik en çok heyecan beklenen yer final kısmı değilmidir? Film sencede kopmuş ve heyecanını kaybetmemiş mi finalde? İkiz hayalet kızın rölü nedir son bölümde?

  9. mr_prospector Uzakdoğu filmlerindeki konuşma aksanı seyirciye negatif yönde etki ediyor.Avrupa ve Amerika sinemasının seslendirmeleri ile kıyaslandığında Uzakdoğuluların sesleri bir korku filmi için komik gibi duruyor.Bu konuda haklısın.Ancak hikayenin sıkıştığı fikrine katılmıyorum.Bence son yıllarda birbirini taklit eden Uzakdoğu sinemasından ayrı ve özgün bir senaryoya sahip ‘Alone’.Felaket yorumuna gelince.Felaket film benim için seyircide hiçbir duyguyu harekete geçirmeyen,sadece ses ve görüntü efektleriyle (yani teknolojik donanımlarla)durumu kurtarmaya çalışarak oyunculuğu 2. plana iten filmdir.Bu film seyirciyi heyecanlandırıyor,geriyor,nefret ettiriyor daha da güzeli korkutuyor.(En azında benim izlediğim sekansta salondan ayrılan seyirciler için bunlar geçerli.Çünkü en sevdiğim şey sinema çıkışında seyircinin aralarına girerek film hakkındai konuşmaları ile tepkisini ölçmektir)Spoiler vermemek için yazımdan bir sürü cümleyi attım ama şu kadarını söyleyeyim ‘Alone’salt bir hayalet öyküsü değil ve bu yönüyle bana göre daha da sağlam bir duruş sergiliyor.Zaten aldığı ödüllerle de bunu ispat ediyor !

  10. Birincisi uzakdoğuyla hollywood’u karşılaştırman çok büyük bir hata.
    Uzakdoğu herşeyiyle hollywood’u örnek alsaydı hata yapardı.
    Hasta ruhlu kadın olayı son 15 dakikada filme dahil oldu.Buna senaryo
    yazımında ‘ironik burkulma’ denir.Ayrıca hasta ruhlu kadın tesbitine de katılmıyorum.Hep diğer ikizi sevildiği için kıskançlıktan
    çıldıran bir kızın öyküsünü bu ve filmde bayağı işleniyor.
    Sana şu soruyu sormak istiyorum sevgili mr_prospector
    Senin tabirinle hikaye sıkışınca başka bir ruh halini bürünene kadar filmden gerildin mi gerilmedin mi?Ya da filmin tamamından ne kadar gerildin.
    Bence İzlediklerimiz arasında bu konseptte Halka’dan sonra yapılmış en başarılı iş.

  11. Sizlere katılabilmeyi çok isterdim ama bana kalırsa film başlı başına felaket. Filmde artı olarak görebileceğim tek şey, uzakdoğu korku filmlerinin, bizi her zaman meraklandırabilecek senaryosu diyebilirim.
    Felaket sebebine gelince; İlk olarak uzakdoğunun, kim ne derse desin, hollywood kadar başarılı rol yapamıyor oluşu ve dialoglarda o heyecanı yakalıyamıyor olması ( Bu birazda onların dillerinde ki vurgularla alakalı ama). Filmde diğer bir can sıkan olay ise, filmin ilk önceçok iyi bir perili ev hikayesi gibi başlayıp, daha sonra ortaya bir hasta ruhlu kadın( misery tarzı) hikayesine dönüşmesi ve hayaletin 2. planda kalması.Son olarak ise ki bunu filmi izleyenlere soruyorum, hanginiz bu filmin sonunu böyle bir ”sürpriz” ile bitecegini beklemiyordunuz?
    Film izlerken sanki senaristin, hikayenin yarısında başka bir ruh halinde yada hikaye sıkışınca, bi şekişlde bitiriyim şu hikayeyi havasına girmiş izlenimi doğdu bende. Bence beklentileri karşılayamayacak bir fim.

  12. Zaten o filmin herşeyini anlatan fragmanlar yokmu ahhh… Fragman seyretmeye korkuyorum artık çoğu zaman. Film gerçekten oldukça iyiye benziyor diğerlerinden farklı duruyor sanki. Hemen izlemek gerek.

  13. Hem trail’daki hem de giriş yazısındaki bilgilerin dışına
    çıkmamaya çalıştım ama…

  14. ali ceylan.. dostum valla filmi anlattın yav :) )) spoiler verirken uyarda okumayalım ;)

  15. Film bence çok başarılıydi ve bunun pek çok sebebi var.
    ilk olarak hayaletle karşılaşma durumları her seferinde farklıydı.
    Bir sekansta hayaletin yansımasını asansörün kapısında görürken
    başka bir sekansda hayaletin kumsalda ki ayak izlerini görüyorduk.
    Hayaletle karşılaşma anlarının her seferinde farklı ve yaratıcı olması için ellerinden geleni yapmışlar ve hayli kafa patlatmışlar bu meseleye.Nerede neyle karşılaşağınızı önceden kestirmek hayli zordu filmi izlerken.

    İkinci olarak seyirciyi baskı altına almak için komadaki anne,akıl hastanesine düşen ana karakterimiz sayesinde yolumuz hastaneye sürekli düşüyordu.Hastaneler ziyadesiyle de akıl hastaneleri seyirciyi huzursuz etmek için en sık kullanılan ögelerden birisidir.Çünkü modern insanın en büyük korkularından biri akıl hastasine düşüp mensubbu olduğu sosyal ortamdan bir daha hiç geri gelmemek üzere kopmaktır.

    Üçüncüsü filmin son 20 dakikası hayli tempoluydu.Başlangıçta hayalet filmiyken sonunda hafif slasher havasına büründü.Adamlar ortam hareketlensin diye evi bile yaktılar ee daha ne olsun.

    Son söz olarak şunu söyleyebilirim ki,kıskançlık krizine giren
    bir kadından herşey beklenir.

    Teşekkürler Mehmet Fatih Erçetin,bol materyalli ve başarılı bir
    gerilim filmini siteye taşıdığın için,

  16. Bu filmi izlemedim fakat korkutucu bir filme benziyor. Klasik uzun saçlı kız hikayelerinden ayrılıyor gibi. Ayrıca Japon ya da Kore değilde Tayland yapımı olması bir kat daha ilgimi artırdı..

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.