Kibir benim en gözde günahımdır. - John Milton (The Devil's Advocate)

Antichrist

Yönetmen: Lars von Trier
Senaryo: Lars von Trier, Anders Thomas Jensen
Yapım: 2009 / Almanya, Danimarka, Fransa, İsveç, İtalya, Polonya Süre: 104 Dakika
Oyuncular: Willem Dafoe, Charlotte Gainsbourg

Lars Von Trier ile tanışmam 2000 yılının son günü olmuştu. Ve bu tanışmaya da Björk önayak olmuştu. Kendisinin başrolde oynadığı “Dancer in the Dark” ile birlikte Trier’in dünyasına dahil oldum. Daha sonra birer birer eski işlerini geçirdim elden; “Forbrydelsens Element“, “Breaking the Waves“, “Idiots“. 2003′te “Dogville“‘i izlediğimde ise yine yaptığı işe büyük saygı duydum ve yılın en iyi filmlerinden biri olduğuna kanaat getirdim. Ardından amerika serisini ikiledi kendisi ve “Manderley”‘i sundu önümüze. Herkes üçlemeyi tamamlayacağını düşünürken sene başında Trier’in korku öğelerine sahip olan “Antichrist” ile karşımıza çıkacağı söylendi. Bazı kaynaklarda korku filmi olarak anılan “Antichrist”, Trier’in nasıl bir iş çıkaracağı konusunda bende büyük bir merak yarattı. Ancak şu ayrıma baştan girelim ki “Antichrist” bir korku filmi değil. Hatta korku öğelerinden daha çok “karanlık” olarak tanımlanabilecek bir film. Yani diyeceğim şudur ki, henüz sinemalarda gösterime girmemiş bu filme bir korku filmi beklentisi içerisinde gitmeyin!

“Antichrist”, oldukça karanlık bir atmosfere sahip ve bir o kadar da içe kapanık olan bir dram filmi ve psikolojik unsurları da had safhada. Trier, “Antichrist”‘ı, sonunda selam ettiği Andrei Tarkovski’ye nispet yaparcasına siyah beyaz açıyor ve ışığı Tarkovskivari kullanımıyla göze, filmin içeriğin de yer alacak olan pornografik öğelere dair fikir veren sahnelerde öne çıkan müzikle de kulağa hitap ediyor (George Frideric Handel’in Tuva Semmingsen tarafından seslendirilen “Lascia Chio Pianga” eseri). Trier’in daha önce “Breaking the Waves”‘de yaptığı gibi gibi bölümlere ayırdığı filmin prolog kısmında adlarını bilmediğimiz karı koca yatakta iş tutarken çiftin küçük çocuğu odaya girer, bir an için ne yapacağını şaşırır ve kendisini açık olan pencereden aşağıya bırakır (bu harekete oedipus kompleksinin bir açılımı olarak bakabilir miyiz?) ve bu ilk bölüm kapanır..

Keder“, “Acı“, “Umutsuzluk” ve “Üç Dilenci” adı verilen bölümlerde ise çocuğunun ölümüne katlanamayan annenin hastaneden çıkışından sonra yaşadığı şokun etkisini atmasına psikolog eşinin yardımcı olmaya çalıştığını görüyoruz. Normal düzende ailesiyle pek fazla vakit geçirmeyen koca, eşinin rüyasında karşı karşıya geldiği korkuları yenmek üzere daha önce gittikleri dağ evine gitme kararı alır ve filmin karanlık kısmına geçiş yapılır. Tilki, geyik ve karga metaforları ile keder, acı ve umutsuzluk kavramları üzerine bağlantılar kuran Trier, bu üç bölümde bir yandan bu ilişkinin kadın tarafı üzerinde dururken diğer yandan da şiddetin iyice ayyuka çıktığı “Üç Dilenci” bölümüne hazırlık yapıyor. Trier ayrıca evin damına adeta yağmur gibi yağan meşe palamutları ve ağaçtan düşen kuş yavrusu gibi simgelerle çocuğun intiharını hem anneye hem de izleyiciye çağrıştırıyor.

Filmin esas şok eden bölümü olan “Üç Dilenci”‘de ise bizi katıksız bir şiddet gösterisi bekliyor. Daha önce pornografik öğeleri “Idiots”‘ta deneyen Trier, “Antichrist”‘ta ise işin daha çok istismar tarafına yöneliyor. Gittikçe daha çok şiddet içeren seks sahneleriyle izleyiciyi iyice geren Trier, bu bölümde ise iyice sinirlerimizle oynuyor. Şiddetin porno olarak önümüze sunulduğu “Saw“, “Hostel” gibi filmler bu bölümün yanında birer fayton gezisi gibi kalıyor (merhaba görünmez canavarlar).

“Antichrist”, Trier filmografisinde “Breaking the Waves”‘i aşarak en karanlık yapımı olma sıfatına kavuştu. Yönetmenin son dönemde yaşadığı depresif zamanlarda döllenen film, oldukça güçlü hikayesi ve kusursuz görselliğiyle öne çıkıyor. Ancak bu film, ilk defa Lars Von Trier izleyecekler için bir başlangıç olmamalı. Yoksa yaşadığınız şok sizi bu değerli yönetmenden uzak tutabilir!

“Ağlayan kadın hile yapan kadındır”

Bu söz “Üç Dilenci” bölümünde geçiyor. Kadın, adamın dibinde ağlarken dökülüyor ağzından. .ve bu söz üzerine tez bile yazılabilir. Oldum olası kadınları dünyanın en tehlikeli varlıkları olarak görmüşümdür. Bir erkeği elde edemeyecek, onu dizgine getiremeyecek ve ona istediğini yaptıramayacak bir kadın olmadığına inanmıyorum. Şeytani bir yanları var kadınların ve en tehlikeli silahlarından birisinin de gözyaşı dökmek olduğunu düşünüyorum. Bir kadının gözyaşları karşısında yelkenleri suya indirmeyecek hemcinsim var mı?

Koray Aykanat


Paylaş
Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar

9 Yorum yapılmış "Antichrist"

  1. devilboy demişki 05 Kasım 09 16:12 

    Son cümlen kavga çıkarır Koray :D

  2. wherearethevelvets demişki 05 Kasım 09 16:46 

    Ama doğru…
    Bir kadın tartışmak yerine ağlamayı tercih ediyorsa kaçak dövüşüyordur. Bunun tam tersini, ağlayan tarafın erkek olduğunu düşünelim. Kadınlar buna nasıl tepki verirdi?

  3. devilboy demişki 05 Kasım 09 16:50 

    Erkekler ağlamaz ya. Ne o öyle salya sümük nefret ederim öyle adamlardan :) Eminim kadınlarda benimle aynı fikirdedirler..

  4. Nyarlathotep demişki 05 Kasım 09 18:24 

    Yelkenleri suya indirmek değil aslında. Mesela benim için ağlayan kadın motifi sex çağrışımları yapar bilincimde. Fakat nedenini kavrayamıyorum.

  5. koray aykanat demişki 05 Kasım 09 19:26 

    eğer erkek ağlarsa kadının karşısındaki gücü ve buna dayalı olarak saygınlığını yitireceğini düşünüyorum. kendi düşüncem tabi. biraz kendi yaşantımdan biraz da çevremden gördüğüm bu. ağlayan erkeğe emzik yok malesef..

    bir ara şunu karalamıştım bi köşeye, aradım buldum.. “kadınlar bunun için varlar. düşmüşken bir tekme vurmak, güçlüyken kollarımızın altına sığınmak için”.

  6. gorcun demişki 07 Kasım 09 02:14 

    Dogville dışında diğer filmlerini izlemiş değilim henüz. Dogville kendine özgü bir tarzı olan filmdi. Antichrist’ın türü korku olarak belirtiliyor ama buna bende katılmıyorum. En azından film izlerken öyle bir hisse kapılmadım. Daha çok psikolojik gerilim olarak izledim. Film belki çok ilginç bir hikaye anlatmıyor ama görselliği ve atmosferiyle kesinlikle sinema tarihine damgasını vuracak bir yapım. Ayrıca izledikten sonra en az bir kez daha görme isteği uyandıran nadir filmlerden biri.

  7. Melisa AYDIN demişki 07 Kasım 09 14:36 

    :) Öncelikle güzel inceleme için teşekürler. Sonra : Gereksiz yere ağlayan kadın asap bozucudur, her şekilde ağlayan erkek daha asap bozucudur bence:)

  8. karasukru demişki 09 Kasım 09 12:35 

    Bence yonetmen hasta biraz ama film bikaç porno sahnesini çıkardıktan sonra çok güzel ama yönetmenin bizim haberdar olmadığımız başka dünyada yaşadığı belli.

  9. Korkulukk demişki 13 Aralık 09 15:13 

    Evet, belki tür kalıpları içerisinde değerlendirdiğimizde pek de korku filmi görünümünde değil Antichrist; fakat bence korkunun çok daha derin boyutlarını irdelemiş Lars Von Trier Antichrist’te. Uzun zamandır izlediğim en iyi film.

Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!