Ölmekten beteri de vardır. - (Dead Birds)

August Underground’s Mordum

Yönetmen : Jerami Cruise, Killjoy
Senaryo : Jerami Cruise, Killjoy
Yapım:2003, ABD Süre: 77 Dakika
Oyuncular: Jerami Cruise, Killjoy, Mike Schneider, Fred Vogel, Cristie Whiles

İnternet ortamında (msl. IGN Horror Brain bloğunda), şimdiye kadar çekilmiş olan en mide bulandırıcı, en hasta filmler sıralamasının tartışmasız birincisi August Underground’s Mordum, “ToeTac Pictures” adlı make-up şirketinin kurucularının başının altından çıkan bir snuff similasyonu. Korku filmlerinde gerçekçi makyajlar yapmaya gönül vermiş birkaç “sıyırmış” gençten oluşan bu ekip, filmin hem yapımcısı, yönetmeni hem de gerçek oyuncuları. 2001 yılında aynı mantıkla çektikleri “August Underground” filmleri, çeşitli festivallerde infialle karşılanınca hemen devam filmi için kolları sıvamışlar ve ondan daha da korkunç bir film yapmışlar. “August Underground’s Penance” adında 2007 tarihli üçüncü bir filmin de olduğunu duyunca eminim gözleriniz yaşaracaktır! (Toe Tac Pictures’ın özel efekt uzmanları Jerami Cruise ve Fred Vogel’in daha önce bahsettiğimiz “Murder-Set-Pieces”in de makyajından sorumlu olduğunu hatırlatırım.)

Benzerlerinde olduğu gibi, filmin aurasını oluşturan efsaneler filmin kendisinden daha büyük. Mesela Kanada’daki bir film festivaline giderken gümrükte durdurulan Fred Vogel’in aracı durduruluyor ve yapılan araştırmada, protez organlar ve August Underground’a ait video görüntüleri ele geçiriliyor. Ahlaka aykırı ve sapıkça materyaller bulundurmaktan apar topar hapse tıkılan Fred Vogel derdini zor anlatıyor. Eminim her ortamda bu anısını ballandıra ballandıra anlatıyordur.

Fakat işte filme geldiğimizde, elle tutulur bir yanının olmadığını farkediyoruz. Aynı “Slaughtered Vomit Dolls ”gibi, basit bir el kamerasıyla çekilmiş parça parça görüntülerden oluşuyor. İşledikleri cinayetleri ve işkenceleri kameralarıyla çeken üç sapık genç karakter arasındaki aşk üçgeninden başka bir bilgimiz yok: Fred (Fred Vogel), Fred’in manyak kız arkadaşı ve suç ortağı Crusty (Christie Whiles) ve Crusty’nin hafif geri zekalı ve ilkel abisi Maggot (Michael Schneider). Şimdi, ortada bir aile ilişkisi var nasıl aşk üçgeni olabilir diyebilirsiniz. Durun daha yeni başladık! Daha filmin en başında kıskanç Fred, Crusty ve abisi Maggot’u düzüşürken yakalıyor. Kızın verdiği tepki ise görülmeye değer. Her neyse konu yok, farklı zamanlarda gerçekleştirilen cinayet ve işkence çekimleri çiğ bir şekilde ard arda montajlanmış. Manyak bir cani grubun, polis tarafından ele geçirilen görsel delilleri gibi duruyor.

!SPOİLER!
Filmde belli bir konu olmadığı için mecburen vakaların ne olduğuna şöyle üstten bir değineyim dedim. İzlemek için sağlam sinir gerektiren bu sahnelerde yok yok; bir uyuşturucu tutkununun kafası çekiçle dağıtılıyor; kaçırılıp bir bodrumda bağlanan kızların üzerine kusuluyor; bir adam, karısını öldürme tehditiyle kendi penisini küçük bir makasla kesmek zorunda bırakılıyor, bu kesik penisle oral seks yapılıyor ve karısının vajinasına sokuluyor; karnı bıçakla yarılan bir kadına yara yerinden tecavüz ediliyor; evleri basılan bir ailenin küvette öldürülen küçük kızına tecavüz ediliyor; bir bebek cesedinin kesik boynunda üreyen kurtlar canlı canlı yeniyor; bacaklarından tavana asılan bir kadının gırtlağı kesilerek akan kanla duş alınıyor….vb.
!SPOİLER SONU!

Görüldüğü gibi filmin tek vaadi bebek cinayeti, ev basma, ölü sevicilik, ensest, lezbiyenlik, tecavüz ve hard-core sahnelerden oluşan bir buket. Her biri sahte de olsa bu cinayetleri düşünebilmek bile bence manyaklığın dik alası. O kadar asabınız bozuluyor ki arada kalkıp odada dolaşıyor, pencereyi açıp bir temiz hava alıyorsunuz. Birkaç gün sürecek şekilde aralıklı olarak izlenmesi de bünyeyi koruma amaçlı önerilebilir. Sonuçta, evet, gerçekten en hasta film diyebiliriz; namını hakkıyla kazanmış. Ama sonuçta elimize geçen nedir? Hava!

Korkusitesi için yazan Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Paylaş

Yorumlar

25 Yorum yapılmış "August Underground’s Mordum"
  1. osman demişki 03 Aralık 2010 19:40 

    spoiler bölümünü okumayın mideniz bulanır acaba izlesek nolcak :D

  2. sadistsoul demişki 16 Ocak 2010 23:06 

    yaa neyini sevmediniz bu filmin anlıyamıyorum? bence 10 üzerinden 10 almayı hak eden bir yapım!! filmde gore ve sexüel sahneler cesurca tüm doğallığıyla gösteriliyor!! bence her korkuseverin favorileri arasında yer alması gereken bir film!! ve ben özellikle bu tür sadist ve full vahşet içeren izleyeni geren kendinden geçiren filmleri seviyorum ve sonuçta şiddet kötülük hepimizin içinde var ve ondan ne kadar kaçabiliriz bence kimse doğasını inkar etmesin!!!!!! Hostel-İnside-Grotesque-Frontiers-Sadisticum-Texas Chainsaw Massacre The Beginning-The Hills Have Eyes-Saw gibi yapımlar bence en iyi korku filmlerinden

  3. gorcun demişki 31 Ekim 2009 15:03 

    Hoşbulduk ben teşekkür ederim.

  4. wherearethevelvets demişki 31 Ekim 2009 10:51 

    Teşekkürler gorcun. Hoşgeldin bu arada.

  5. gorcun demişki 31 Ekim 2009 04:42 

    Korku sineması hayranı biri olarak bu tarz filmleri sevemiyorum sanırım bundan sonra da sevemeyeceğim. Bu film elimde olmasına rağmen bir kaç sahnesine baktıktan sonra izlemek için fazla hevesli olmadığımı farkettim. Hala elimde belki bir gün izlerim. En son ”Tha Last Horror Movie” izleyerek bu tarz filmlerden hazzetmediğimi anladığımdan çok daha sert olduğunu düşündüğüm Mordum’dan uzak duruyorum. Bu filmlerin amacını ve çekenlerin motivasyonunu dahi anlamakta zorlanıyorum. Korku sitesinde ve sinemasında kesinlikle anılması gereken bir film. Yazı ve yorumlar film hakkında çok güzel fikirler veriyor. Ama benim hayalimdeki korku sineması kavramından çok uzak bir film.

  6. lord magius demişki 30 Ekim 2009 16:40 

    Öncelikle herkese selamlar.Ölü topraklarından sizlere en gore dileklerimi diliyorum.August Underground’s Mordum açık ve net bir gorecu filmi.Filmden bir beklentiniz olmamalı,kan görmeyi ve şiddeti sevmeniz lazım.Sorgusuz sualsiz bunun bağımlısı olmanız lazım ki bu tarz filmlerden zevk almanız için.İlk olay şu ki çok sevgili sonsuz saygım ve sevgim olan killjoyun aslında Death Metal vokalst olaması şu kaynaktan ulaşabilirsiniz:

    http://hariboextremeculture.blogspot.com/2008/12/necrophagia-harvest-ritual-volume-i.html

    E tabi durum böle olunca ve işin aslında filmdeki tek amaç gore öğeler ile eğlence nasıl yapılır bir nevi onu gösterir.Sizlere tavsiyem alın bi altılık bira filmi acın birde öle izleyin emin olun daha keyifli olucaktır.

  7. Freckled demişki 23 Ağustos 2009 01:41 

    Bu filmi nerden izleyeblirim

  8. wherearethevelvets demişki 04 Ağustos 2009 00:55 

    ARİF, yorumların en başında devilboy birşey demiş. Bak bakalım orada ne diyor?
    Korkuseverlerin imajını koruma gibi bir misyon edinmen çok güzel de kimi kimden koruyorsun anlayamadım :)
    Filmi anlatırken özellikle sığlığa düşmemeye çelıştım. Bu bir eleştiri yazısıdır (diğer film yazıları gibi). Öneri yazısı değildir. Herkes kendi bünyesine göre değişik çıkarımlar yapabilir.

  9. ARİF ŞAHİN demişki 03 Ağustos 2009 22:36 

    Korku, film türleri arasında en dikkat çeken unsurların başında gelir ve sanat adına yapılmış olanlar seyredilmesi lazım gelen ve üzerinde konuşulmayı hakeden yapımların var olduğu bir anlayış üzerinden gidilecekse LÜTFEN BU SAPIK VE İĞRENÇ FİLMİ kategori içine sokarak biz korkuseverlerin imajını yanlış yönler çekmeyelim.korkuda İstismarcılık,kör gözüm parmağıma vahşet sahneleri,işkence ….bir yere kadar tamam.ama bu kadarıda yok artık.midenin kalkmasından öte insani değerlerden bir parçanın koptuğu andır.SAYGILARIMLA

  10. videodreamproject demişki 21 Temmuz 2009 14:10 

    Nyarlathotep ve man of the west’e kesinlikle katiliyorum.

  11. Melisa AYDIN demişki 21 Temmuz 2009 10:41 

    Iyyşh midem yer değiştirdi, izlemam hayatta.

  12. Nyarlathotep demişki 14 Temmuz 2009 14:25 

    “Dur gitme arkanda”, “off şimdi öldürülecek” gibi içsel ses dahi duymadım kendimde. Kendimi karakterin yanında hissedebilirim bu doğru, fakat o an tanrısal bir tarafsızlığım olur. Olanları yalnızca “seyrederim”, herhangi bir karaktere seslenmelerde bulunmam.

    Evet, korku sinemasına ilgi duyuyorum ve sebebim tuhaf ve aykırı fikirleri görsel olarak yansıtması. Gerçekten bu, yalnızca bu. Korku, sadece sinema alanında değil edebiyattan, teorik ve pratik occultism’e kadar ilgilendiğim bir tür ve hepsinde de tek bir amacım var:
    Günlük yaşamın basitliğini ve sıradanlığını yıkarak tuhaflıkların boyutsuz evrenlerine daha yakın olmak, çünkü yaşamın sıkıcı oluşunun yanında tuhaf olan derin hazlar vaad ediyor.

  13. Ahmet Türkan demişki 14 Temmuz 2009 10:48 

    Şimdi ne kadar yerinde bir örnek olacak bilemem. Fakat karakter özdeşleşmesi gerçekten var. Bu her tür filmde oluyor. Örnek verirsek Batman filmlerini izlerken içimiz kıpır, kıpır eder. Sanki biz oyuz. Ya da yanındayız gibi bir şey, ona “Dur gitme, arkanda” gibi seslenmelerde bulunuruz. Bunu eminim hepiniz yaşamışsınızdır. Peki, bu şey korku filmlerinde de olur. Ama bir kaç istisna dışında çoğumuz iyiler ile kendimizi özdeşleştirmişizdir. Akan görüntülerin arkasında yatan düşünceler karakterler olmasaydı ve biz karakterlerde kendimize bir şey bulamasaydık. Herhalde akan görüntülerin arkasındakiler hep o arkada kalırlardı. Emprati her zaman kurulmalı kurmazsan belki de karakter üzerinden anlatılmak isteyenleri anlayamayabilirsin. Korku sinemasına gerçekten ilgi duyan birinin yalnızca sebep tuhaf ve aykırı fikirleri görsel olarak taşıması… Pek mantıklı gelmedi kulağıma. Ve böyle teknikle çekilen filmler devam etsin kesinlikle izlemek isteyenler, görmek isteyenler olacaktır. Ama korku severlerde yenilik ister. Çünkü klişelerle bir film sevdirmek çok zordur. Klişe kullanılınca “yok bu filmin şurasını şuradan yapmış” gibi yorumlar gelir. Eğer yenilik istiyorsak yılmayacaksın bu aynı tür snuff similasyonları beklemeyecek milyonlarca farklı fikrin ve hayallin varsa 8 mm kamerayla gerçekleştireceksin.

    Sözle olmuyor bu dedikleriniz, bunları eyleme dökmek lazım. Bu arada tartışma çok uzadı gibime geliyor. Son olarak ben bu filmi neden izledim? İyi ki izlemişim çünkü hard-gore diye adlandırdığımız türün en iyi örneği o kadar kötü örnek varken tabii…

  14. Nyarlathotep demişki 14 Temmuz 2009 08:42 

    Korku sinemasına ilgi duymamın sebebi yalnızca tuhaf ve aykırı fikirlerle görsel olarak tanışabilmek adınadır. Daha basit bir tabirle kişisel gelişim ve anlık haz olarak izleme sebeplerimi verebilirim. Bu yüzden film esnasında “yahu gitme oraya, katil orada”dan ziyade, yalnızca “ekrandan akan görüntülere” bakarım. Ancak bunu yaparken bir spectator olurum veya olanlar esnasında aynı ortamda bulunan fakat soyut olması dolayısıyla görülemeyen bir varlıkmışçasına izlerim. Sadece düşünürüm, ama herhangi bir kişiyle empati kurarak değil, yalnızca akan görüntülerin arkasında yatan düşünceler üzerine düşünürüm.

    Sanırım fark buradan kaynaklanıyor wherearethevelvets.

  15. wherearethevelvets demişki 14 Temmuz 2009 07:43 

    Nyarlathotep, özdeşleşim bilinçli yaşanan bir şey değildir. Hiç kimse “ben bu karakterle aynı hisleri paylaşayım” demez zaten. Eğer bir filmi izlerken heyecanlanıyorsak o filmin içinde olduğumuzu hissettiğimizdendir. Eğer bir karaktere “yahu oraya gitme, katil orada” diye tepki veriyorsak bu özdeşleşim yaşadığımızdandır. Sinemanın vermeye çalıştığı bu gerçeklik hissidir (sanal bile olsa). Eğer filmin içine giremezsek, o sadece ekrandan akan görüntüler haline gelir. Bilinçli yapılan bir şey değildir; yani senin de böyle bir amacının olmaması haklı oluyor bu durumda.

  16. man of the west demişki 14 Temmuz 2009 01:44 

    Olay herkesin yaptığının bir adım önüne geçebilmek. Bu filmden para kazanamazlar, herkes izleyemez ama emin oldukları bir şey var bu filmi izleyebilecek insanların olması kaldı ki ben bu düşüncelere sahip olduklarını bile düşünmüyorum. Düşüncem yapabiliyor olmaları, kim elinde böyle bir imkan varken romantik komedi çekmek ister ki, sevgiliye olan aşkını bilmem kaç çeşit yolla göstermek mi, yoksa hasta bir beyinin yazdıklarınız gibi düşünmesinin bile insanı gerdiği enstantanelere imza atmak mı.

    Korku gerilim dışında her tür filmle yapabilecekleriniz sınırlıdır (bilim-kurgu dışında).

    Lakin bir korku gerilim filmini istediğiniz kadar ileri götürebilirsiniz, dilediğiniz kadar çeşitlendirebilirsiniz. Şahsen benim bile bu yazılanların bir adım daha ötesine geçebilecek düşüncelerim var, tamam gerçek hayatta bunları yapamam ama aynen bir 8 mm kameraya kazandırabilirim bu düşünceleri.

    Kaldı ki bu çekilen sahnelerin her biri gerçek hayatta tümüyle karşımıza çıkan enstantaneler, düşüncelerini kameraya yansıtanlar olduğu gibi, eyleme dökenlerde var.

    Dediğim gibi bir adım öne taşımak bu tür yapıtlarda sosyal mesaj, konu kurgu yoksa bu sadece bak dostum daha mide bulandırıcı ne yapabilirizdir, oturup düşünelim ben milyon tane yenilik bulurum …

  17. Nyarlathotep demişki 13 Temmuz 2009 22:41 

    Ben öyle düşünmüyorum aslında. Düşünebilmek için de “psikopat” olmaya lüzum yok, ‘düşünebilen’ her insan bunları ‘düşünebilir’. Filme çekme konusunda da ise tartışmalar yapılabilir elbette.
    Peki filmdeki herhangi bir karakterle özdeşleşme ihtiyacı neden? İzlediğim hiçbir filmde böyle bir amaç gütmüyorum. “Ben bu karakterde kendimi buldum!!!” gibi bir sonuçla karşılaşmak ve bunun tatminini(?) yaşamak adına film izlemiyorum ben mesela. Bunu oldukça tuhaf karşıladım ve kusura bakmayın ama çok basit bulduğumu itiraf etmeliyim…

    Korku ve vahşet sinemasında her türlü deneyim yaşanmalı diye düşünüyorum, sevmediğim nokta ise bu tarz filmlerin handycam tekniği ile çekiliyor olması.

  18. wherearethevelvets demişki 13 Temmuz 2009 20:35 

    Bence bu film vaka olarak incelenmeli. Yazıda da diyorum, bu yapılanlar gerçek olmasa da düşünebilmek ve filme akatarabilmek için bile psikopat olmak lazım. Hem işkence yapıyorlar hem de kameraya “Wuhuhohahaaa” diye gülüyorlar. İyi de bunun neresi komik ve eğlenceli? Üstelik bizim bu filmde kiminle özdeşleşmemiz gerekiyor? Bence insanlarda nefret duyguları oluşturmak için yapılmış ciddiye alınmaması gereken bir yapım.
    Ama bir yandan da bu tür filmleri izlerken zevk alan insanların olabileceği geliyor aklıma. Düşünmek bile istemiyorum. Nihayetinde sitede tanıtılması gereken bir filmdir. Sadece vaka olarak değeri vardır.
    Tartışma başlatmak istemem ama ben “Saw” ve “Hostel”i de bu kefeye koyuyorum. Üzgünüm…

  19. Ahmet Türkan demişki 13 Temmuz 2009 18:56 

    Yani amaçlarının ne olduğunu anlamak zor diye düşünüyorum. Çünkü para kazanmak için yapsalar bu filmden kazanamazlar. Neden böyle izlenmesi zor hatta hiç izlenmeyen snuff similasyonları yapıyorlar ki. Emeklerine yazık. Hatta bu filmlere emek harcadıkları için onlara yazık :)

  20. dexter demişki 13 Temmuz 2009 18:31 

    Zaten bizde bu filmi yanlışlıkla kimse sakın izlemesin diye burada yayınladık Devilboy ;)

  21. black demişki 13 Temmuz 2009 18:11 

    Bu ne ya hangi bi yaratık bole bi film yapar yazıyı okudum üstüne fragmanı seyrettim midem kaldırmadı yara yerinden falan …………

  22. devilboy demişki 13 Temmuz 2009 18:10 

    İki film birden bünyede şok etkisi yapabilir ama ben ikisini de izlemedim ve bu yazılardan sonra izlemeyide düşünmüyorum..Es kaza elime geçse izleme gafletinde bulunabilirdim belki..Demek ki bazı filmlerin ne olduğunu bilmenin faydası varmış..

  23. dexter demişki 13 Temmuz 2009 18:01 

    Valla yazıyı okudum ve izlemiş gibi oldum. Sadece okumak bile moralimi bozmaya yetti açıkçası.

  24. Ahmet Türkan demişki 13 Temmuz 2009 17:52 

    Bir gün için Guinea Pig 5: Mermaid in a Manhole ve August Underground’s Mordum incelemesi okumak moralimi biraz bozdu. Günde 1 defa okumak bile yeter bu arada Slaughtered Vomit Dolls filminden daha rahatsız edici hatta bu filmde de kusma sahneleri var.

  25. devilboy demişki 13 Temmuz 2009 17:43 

    Hard-gore türüne verilebilecek en iyi örnek bu film olsa gerek..İzlemedim izlemeyi de düşünmüyorum..Tartışma çıkarabilecek bir yapım olabilir ama bu filmleri siteye niçin ekliyorsunuz gibi sığ düşünceleri lütfen bir kenara bırakalım..Slaughtered Vomit Dolls filminde bu tür bir tartışma olmuştu buna istinaden bu yorumu yazıyorum..

Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!