Blood: The Last Vampire
13 Temmuz 2009 Yazan devilboy
Kategori B, Film Arşivi, KORKU SİNEMA, Murat 'Wherearethevelvets' Akçıl, YAZARLARIMIZ
Yönetmen : Chris Nahon
Senaryo : Kenji Kamiyama, Katsuya Terada
Yapım:2009 Japonya / Hong Kong / Fransa / Arjantin Süre: 91 Dakika
Oyuncular: Gianna Jun, Allison Miller, Koyuki, Liam Cunningham, JJ Feild, Constantine Gregory, Larry Lamb
II. Dünya Savaşı sonrası 60′lar Japonya’sında geçen animede; 16 yaşındaki Saya, dünyadaki son orijinal vampirdir. Aslında insan baba ve vampir anneden doğduğu için dampyr sayılır. Hükümetçe onaylanan ama tamamen gizli tutulan, şekil değiştirebilen kan emici (vampir benzeri) yaratıkların itlafından sorumlu bir Amerikan örgütüne dahildir.
Saya’nın son görevi, Tokyo’daki bir Amerikan hava üssü içerisinde bulunan, Amerikalı gençlerin okuduğu Yokota lisesindeki esrarengiz kayıpları araştırmaktır. Cadılar bayramı öncesi, örgüt yardımıyla okula kaydı yapılan Saya, okulda 2, şehirde 1 tane olmak üzere 3 kan emici yaratığın (Chiropteranlar) peşine düşerken; ortada neler olduğunu tam olarak anlamayan okul hemşiresi Makiho Caroline Amano’nun da hayatını kurtaracaktır.
Orijinal hikayesi, etkileyici müziği ve göz kamaştırıcı tekniğiyle hızla kült mertebesine erişen anime sonrası bir çok spekülasyon yapıldı. Sonradan gelecek büyük bir projenin habercisi olarak yorumlanan bu kısa film, bir dizinin mi, filmin mi yoksa videogame’in mi öncüsüydü tam olarak bilinmiyordu. Saya’nın geçmişinin tam olarak belirtilmemesi nedeniyle bir devam projesinin olması gerektiği konusunda herkes hemfikirdi. Nitekim “Blood+ (2005)” adında bir anime dizisi geldi (ki birçok fan tarafından şimdiye dek yapılmış en iyi çizgi dizi olduğu söylenir). Daha sonra animeden yola çıkan bir film yapılacağı haberi çıktı. Nihayet merakla beklediğim bu filmi izleyebildim.
Şimdi size filmin her yerini anlatacak değilim (henüz Türkiye’de gösterime girmedi). Şöyle başlayayım; film Blade ve Buffy karışımı bir şey haline getirilmiş. Yani bu ne demek? Anime’nin içine edilmiş demek. Tabi animeyi uzun metrajlı hale getirebilmek için araya uzun dövüş sahneleri sahneleri, gereksiz karakterler, bu gereksiz karakterlerin aile ilişkileri ve bolca entrika koymuşlar. Vampir sayısını da bayağı artırmışlar ki film süresi boyunca öldürecek materyal olsun! Hatta vampir kraliçe Onigen tarafından bir araya getirilen bir vampir klanıyla karşı karşıyayız. Animedeki II. Dünya Savaşı’ndan yola çıkarak, insanın insanı öldürmesinin anlamsızlığı üzerine yapılan felsefik çıkarımların izine rastlanmıyor. Bu nedenle film içi boş bir eğlencelikten öteye geçemiyor. Saya’nın orjinine yönelik birkaç dokundurma maalesef sallantıda kalıyor. Üstelik animedeki gerçekçiliğe de rastlanmıyor; ne gariptir bir çizgi film, gerçek oyunculu filmden daha realist duruyor. Özellikle uçakların olduğu sahneler karşısında insanın dilinin tutulduğu animenin hangi maksatla “Japonya’da çekilmiş Blade ya da Underworld” haline getirildiğini Chris Nahon’a sormak lazım.
Fransız yönetmen Chris Nahon’u “Kurtlar İmparatorluğu” filmiyle tanıyoruz. Kariyerinin başındaki bir sinemacının bir anime karşısında yenik düşmesi, hanesine bir eksi puan olarak geçecek, ne talihsizlik! Animeden kopyaladığı birkaç sahne dışında filmine hiçbir yaratıcılık ekleyemeyen Nahon, aksiyon sahneleri arasında konu olsun maksadıyla CIA içindeki sürtüşmeye de bulaşarak bir çeşit “ne bulursan koy çorbası” yumurtlamış. Nerede animedeki hangarda ve balodaki kovalamaca sahneleri, nerede revirdeki gerilimli atmosfer… Üstelik bire bir taklit ettiği sahneleri bile o kadar kolay harcamış ki olayın tüm duygusal boyutunun altı boşalmış. İlk filmdeki sevimli şişko hemşire yerine Alice Mckee adında bir asker kızını koymuşlar. Ha bir de “Nikita”daki “Temizleyici”yi hatırlatan siyah takım elbiseli ikizler var ki sormayın…
Saya’yı canlandıran Gianna Jun gerçekten iyi seçim ya da bütün Japon kızlarında acayip bir caka var. Tek başına katana ile yaptığı dövüşlerde oldukça iyi. Gelgelelim damların üstünde uçtuğu ve yer çekimine meydan okuduğu sahnelerde insanın canı sıkılıyor. Hele ki bir reklam filminden çalma duvarları delerek koşma fikrine hiç değinmek istemiyorum. Anime’nin bu kadar Amerikan’laştırılması hiç hoş olmamış (her ne kadar film uluslar arası bir yapım olsa da her şeyiyle bir Amerikan filmi özelliğinde). Son zamanlardaki korku filmlerinin aksiyon türüne evrimleşmesi hoş karşıladığım birşey değil. Bir türlü havaya giremiyorsunuz.
Herhalde çoğunlukla aksiyon sahnelerinin üzerine düşüldüğünden sanat yönetimine zaman kalmamış. Konunun geçtiği döneme hiç uymayan çevre tasarımı ve kostümler izleyende yabancılaşma efekti oluşturuyor. Hele ki ikiz afro vampir yok mu, insan “oha” diyor. Hoş geldin 70′lerin istismar sineması… Yine de filmin chambarayı andıran kavga sahnelerini beğenmiş olmam bir tezat oluşturuyor dii mi? Efektler inandırıcılıktan uzak. Yaratıklar ve kan tamamen bilgisayar destekli. Zaten böyle filmler genelde bilgisayar başında kotarılır. Neticede aksiyon ve eğlence amaçlanmış.
Eğer animeyi izlediyseniz bu filmden zevk almazsınız. Filmi keyif alarak izlemek istiyorsanız, orjin aldığı animeyi sonra (ama mutlaka) izleyin; en azından Saya’nın “Sword!” çığlığı için…
Wherearethevelvets




















devilboy demişki 16 Temmuz 2009 12:48
Bir yanlışlık yok Murat..İki filmi bir postta yayınlamak mümkün olmadı o yüzden güncel filmi ekledim..Anime için yeni bir başlık yaparız olmazsa..
wherearethevelvets demişki 16 Temmuz 2009 12:09
Aslında filmi animesiyle beraber incelemiştim. Başlıkta anime de olacaktı. Devilboy, bir yanlışlık mı oldu?
Ahmet Türkan demişki 16 Temmuz 2009 12:04
Ben birşey sormak istiyorum, bu japon filmlerindeki kızlar saçlarını hiç kısa kesmiyorlar mı? Dün izleyebildim. Animesinden ne kadar zevk aldıysam bu filmden o kadar tiksindim. Başarısız japon yapımları dolu var(Tokyo gore police,robogeisha) fakat bu film eğlendirmiyor. Can’a katılıyorum.
devilboy demişki 16 Temmuz 2009 11:35
Bende aynen bunu düşünüyordum..Tamamen zaman kaybı..
Can Evrenol demişki 16 Temmuz 2009 11:11
Filmi 2 hafta önce izledim sinemada. Sinema biletine verdiğim paraya çok yandım. Çok uzun süredir daha kötü bir film izlememiştim. Çok sıkıcı, klişe ve heycansız…
Herşeyi geçtim, Bu kadar büyük paralara pazarlanan bir filmdeki CGI vampir (yaratık) efektlerinin özensizliği ve ucuzluğu ağzımı bir karış açık bıraktı.
Ahmet Türkan demişki 13 Temmuz 2009 14:41
Beklediğim inceleme sonunda geldi. Filmi daha izleyemedim. Resimlerden ve yazından anladığım kadarıyla aksiyon dozu yüksek eğlendirmeyi amaçlayan bir filmmiş. Wherethevelvets bu güzel inceleme için teşekkürler.