Buried
Kategoriler: B, Film Arşivi, KORKU SİNEMA, Orçun 'Gorcun' Tunalı, YAZARLARIMIZ
Yönetmen: Rodrigo Cortés
Senaryo: Chris Sparling
Imdb Puanı:7.8/10
Yapım: 2010, ABD/İspanya/Fransa, 95 dakika
Oyuncular: Ryan Reynolds
2010 tarihli Amerikan-İspanyol ortak yapımı “Buried” (Toprak Altında) deyim yerindeyse yılın sessiz bombalarından biri. İspanyol korku filmlerinin 2000’lerdeki yükselişi malum. Amerikan sinemasından kat kat üstün gerilim atmosferleri ve orijinal hikayeleriyle Avrupa’dan çıkan korku filmlerinin en güzel örnekleri bu ülkeden gelmeye devam ediyor. İspanyol film şirketi Versus Entertainment’ın yapımcılığında bulunduğu ve İspanyol yönetmen Rodrigo Cortes’in yönettiği “Buried”, Irak’ın derinliklerinde daha doğrusu yer altında geçen bir hikaye sunuyor.
Aktör Ryan Reynolds, korku severlerin “The Amityville Horror” ve “Blade: Trinity” gibi filmlerle hatırlayacağı bu filmler dışında komedi ve aksiyon filmlerinde yer almış olan bir oyuncu. Şahsen izlediğim filmlerde şimdiye kadar oyunculuğunu pek sevmediğim Reynolds’u, bu filmde ilk defa sevdim. (belki de karanlık atmosferin de etkisiyle) Reynolds dışında adı geçen diğer oyuncular ise filmde sadece sesleriyle varlık gösteriyorlar. Zira film, 90 dakikalık uzun süresine rağmen gerçekten sadece toprak altında bir tabutun içerisinde geçiyor ve bir dakika bile olsun açık alana çıkmıyor. Bu durum, filmi ilginç kılan bir unsur. 90 dakikanın bir tabutun içerisinde geçmesine rağmen sürükleyiciliğinden bir şey kaybetmemesi de filmin başarısından kaynaklanıyor.
Filmin konusundan kısaca bahsetmek gerekirse. Paul Conroy, Irak’ta bir Amerikan şirketine bağlı olarak kamyon şoförlüğü yapan sıradan bir Amerikan vatandaşıdır. Kamyon sürücülerine belirsiz kişiler tarafından yapılan bir saldırı gerçekleştirilir. Conroy, gözünü açtığında kendisini daracık ve havasız bir tabutun içerisinde bulur. Film, Conroy’un tabutta uyanmasıyla başlar. Conroy, tabutta kendisiyle birlikte bir cep telefonu ve çakmağın olduğunu fark eder. Tabutun içerisinde azalan oksijeniyle birlikte dışarısıyla iletişim kurabileceği tek şey, şarjı bitmek üzere olan bir cep telefonu ve etrafını görmesini sağlayacak bir çakmaktır. Conroy, kısıtlı oksijenini ve zamanını boşa harcamadan en hızlı şekilde oradan kurtulmanın yolunu bulmak zorundadır…
Korku filmlerinin en sevdiği korkulardan biri olan klostrofobi (kapalı alanda kalma korkusu) her ne kadar şimdiye kadar bir çok filmde defalarca işlendiyse ve klişe bir cümle olarak ‘klostrofobik bir korku filmi’ tanımı ortaya çıktıysa da bu sefer durum farklı. Gerçekten şimdiye kadar görüp görebileceğiniz en klostrofobik filmlerden birine hazır olun. Filmi izlediğiniz mekan her neresi olursa olsun (dev perdeli bir sinema salonu, küçük bir oda, geniş bir oturma odası vs…) filmdeki mekandan daha ferah olduğuna emin olabilirsiniz. Filmin tüm bu sıkışmışlık duygusu ve daraltıcı hissiyatın ötesine geçmesi ise akılcı diyalogları ve senaryosundan kaynaklanıyor.
İlk olarak tabuta bir cep telefonu koymak akıllıca bir hamle. Ama tüm bu karmaşayı yönlendirecek ve heyecan verici bir aksiyon filmi misali sürükleyici ve traji-komik diyaloglarla desteklemek, işin tabuta sadece cep telefonu koymakla bitmediğini gösteriyor. Zaten filmin derdi de bu diyaloglarda ortaya çıkıyor. Conroy, elindeki telefonla aklına gelen tüm tanıdıklarını ve kendini kurtaracak kişileri(!) sırasıyla arıyor. Sevgilisi, annesi, arkadaşları, iş yeri, patronu, FBI, kurtarma servisleri… Tanıdıkları, istemelerine rağmen hiçbir şey yapamazken, bağlı olduğu şirket ve kurtarma servisleri sadece prosedürlere uygun olarak hareket ediyorlar ve hiçbir şekilde Conroy’u kurtarmaya girişmiyorlar. Conroy’a gelen belirsiz telefonlar ise Irak’ta onu tabut altında rehin alan kişiler tarafından ediliyor ve ülkesinden yüklü miktarda paralar istiyorlar. Conroy, kendisini kurtarmak için Dış işleri bakanlığına kadar ulaşmak istiyor. Ama çok güvendiği ülkesi, kendi vatandaşını kurtarmak bir yana dursun, onun fazla yaygara yaratmadan yaşama umudunu son dakikaya kadar sürdürerek ölmesi için elinden geleni yapıyor. Örneğin basına haber vereceği tehditini aldıktan sonra etekleri tutuşuyor ve bunu yapmaması için onu ikna etmeye kalkıyorlar. Öyle ki sahte bir rehine kurtarma vakası bile yaratılıyor.
Tüm bu yaşananların içerisinde kapitalizm, iletişim(sizlik) hatta Amerika’nın Irak politikaları hakkındaki eleştirel tavrı ve insanı düşüncelere itecek ayrıntıların olması ise filmin güzelliklerinden biri. Filmde ciddi anlamda bir gerilim atmosferi olmamasına rağmen insanın ruhunu daraltacak derecede kapalı ve karamsar havası kimi seyirciler için son derece gerilimli olabilir. Özellikle kapalı alanda sıkışma hissini yaşamaktan korkanlar için tam bir korku filmi denilebilir. Nihayetinde “Buried” bu yılın görüp görebileceğiniz en iyi gerilimlerinden biri olmasının yanı sıra, en ‘içi dolu’ filmlerinden biri. Kaçırmamanız tavsiye edilir.
Korkusitesi için yazan Orçun Tunalı / Gorcun






(8 oyla: 10 üzerinden 8,75)








Bu filmi yeni izledim. Evet adamın tabutta verdiği mücadele oldukça gerilimli ama daha çok dram tadında bir film olmuş. Bir bayan olarak en çok etkilendiğim sahne adamın mirasını bıraktığı sahne oldu. Hele çocuğuna elbiselerini bıraktığını söylediğinde bende çoktan çeşmeler açılmıştı. Politik öğeler filmin temeli. Ben filmde çoğunluk ağladım diyeyim:) Bu çağda elinde cep telefonu da var ama tabuttan çıkman imkansız gibi bir şey. Bu nokta beni gerdi işte.
BURIEDİ henüz seyretme fırsatı bulamadım.eminim rahatsız edici klostrofobik yapısıyla birçok izleyiciyi huzursuz edecektir.bu korkuyu 99 marmara depreminde yalovada göçük altında tam 12 saat kalmak suretiyle üstelik konum itibariyle filmdeki paul,un pozisyonun tersi yani sırtüstü ve yere tam yapışmış vaziyette ve zifiri karanlık ve tamamıyle hareketsiz ölümü çaresizce beklemek gerçekten çok korkunç ve kafa yedirten bir durumdu.düşünmek bile insanı sarsıyor.yinede korkusever olarak bu filmi izleyeceğim 90 dk,lık bir film tabutta nasıl çekilebiliyor merak ediyorum.
filmi henuz seyretmedim .yerin altinda bir tabutun icinde nasil bir diyalog ile 90 dakika izleyiciyi sikmadan filmi seyrettirebilirsin onu merak ediyorum .sirf bu yuzden seyredecegim .dusuncesi bile icimi daraltiyor .begenirsem ikinci kez yorum yapacagim
Ben bu filmden umutluyum. Gerçekten güzel çıkabilir. Ryan Reynolds konusunda Orçun’la hemfikirim. Sevmediğim bir oyuncudur.