Diary of the Dead

  • Tarih: Ocak 23rd, 2009
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (12 oyla: 10 üzerinden 6,50)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: D, Film Arşivi, KORKU SİNEMA

Yönetmen: George A. Romero
Senaryo: George A. Romero
Yapım: 2007, ABD Süre: 95 Dakika
Oyuncular: Michelle Morgan, Joshua Close, Shawn Roberts, Amy Ciupak Lalonde

Dennis Hopper’lı, Asia Argento’lu kadrosu, akıllı zombileri ve modern toplumun yeni sınıfsal bölünmelerine yönelik altmetni ile kanımca karambole giden ve hak ettiği ilgiyi – belki de biraz da fazlaca pop tarzı yüzünden – görmeyen “Land Of The Dead“den sonra Romero’nun yeniden bu sulara gireceğini hayal bile edemezdim. Gelin görün ki insanoğlunun hala en büyük korkusu ölüm ve hala kendi kendimize hayatı cehennem ettiğimiz bir sivilizasyonda yaşıyoruz, dolayısıyla Romero’nun zombilerle dolu yeni bir evren yaratması için önümüzde hiçbir engel yok demektir!

George Amca, oldukça uzun bir zamana yayılan müthiş dörtlemesinde ( hatırlatalım; Night Of The Living Dead – Day Of The Dead – Dawn Of The Dead – Land Of The Dead ) kurduğu evreni tarihin karanlık sularına gömdükten sonra 90′ların ikinci yarısında hayatımıza giren internet, cep telefonu ve kayıt edevatlarıyla yeniden şekillenen modern orta sınıfın hayatına odaklanan yepyeni bir seri başlatıyor. Artık hepimiz her an her görüntüyü kaydedebilecek kadar donanımlı, her an her yerde ulaşılabilecek kadar mobil “yaratıklarız”; peki bu durum durup dururken ölülerin hayata dönüp bu mobil üniteleri yemeye başladığı bir dünyada nasıl “görünüyor”..

Evet Romero’nun yaptığı tam da bu, nasıl göründüğümüzü gösteriyor bize. Film boyunca ısırılan, kaçan, korkan canlılar, ellerinde video kameralar, cep telefonları ve internet bağlantılarıyla birbirlerine dünya çapında “nasıl öldüklerini” anlatıyorlar. Tıpkı Blair Witch Project‘de, Cloverfield‘da ya da BBC’de, NTV’de sıradan bir akşam haberinde olduğu gibi.. Romero bir adım daha öteye gidiyor myspace.com/diaryofthedead adresinde seyircilere kendi çektikleri zombi sahnelerini koyma fırsatı tanıyor. Bunu bilinçli olarak myspace gibi interaktif bir alanda yapıyor, zira “herkes orada”. Nitekim, filmin kendi websitesi projenin başından beri ironik olarak “coming soon” modunda beklemekte.

Kısacası Romero, yeni duruma uygun malzemelerle şok tedavisine devam ediyor. Ama izlerken artık şok tedavisinin ne kadar etkisiz kaldığını görecek, sahnelerden ne kadar az etkilendiğinizi gördükçe ya tıpkı bu sayfaların yazarı gibi hemen filmin arkasındaki metine sarılmak isteyecek ya da filmden nefret edeceksiniz.. Bu eylemin sadece kendisi bile yaşadığımız çağda herşeye ne kadar hızlı karar vermek zorunda olduğumuzun bir başka kanıtı olacak.

Halbuki zombiler, sahip bile olmadıkları “et kafalarıyla” amaçlarına ulaşırken ne kadar da yavaş hareket ediyor…

Kaynak: Noiseworks / http://duslervekabuslar.blogspot.com

Etiketler:

Paylaş:

  1. BRANDONROUTH sana göre boş.. bana göre değil.

  2. İzlediğim en boş filmdi diyebilirim filmde boşa harcanmış tam 94 dakika 57 saniye var( diğer 3 saniyesi son sahnesinde verdiği anlamlı msjdı ).Filmin doğru düzgün bir konusu bile yok,Konusunda sadece bi anda zombieler çıkar,ısırırlar,dönüşürtürürler kafasından vuruncada ölürler :S Ya hayır!! bu zombiler nerden geldi!!?niye burdalar!!?nasıl kurtulcaklar!!?kurtulmassalar nolucak?neyapmalılar!!?, ne etmeliler!!?yok!! Filmde hiç birşey yok!! Filmi izlerken çıldırdım günümüz teknoloji çağındayız..Heleki Avrupa ülkelerinin elindeki görselefek teknolojisi varken Zombie rolündeki kişerin kulandıkları maskeler neydi öyle XDtam bir facia. Birde şu kamera olayı ,neymiş el kamera açısıyla sanki “amatör kameraman ile çekilince daha gerçekçi olacak ve bizde izlerken korkudan yerimizde duramıcakmışız ” tamam Bir kaç film izledim bu kamera sistemiyle yapılan ve gerçekten korkutmayı başardı(Rec-Canavar)! Ama bu filmde,bu sistemi bile yerli yerinde kullanamamışlar herkesin elinde bir kamera devamlı farklı bakış açısıyla cekilsin sahneler ee geri zekalılar farklı açılardanda çekilecekse film normal kamera sistemiyle neden yapmadınız!! Bari normal yapında en azından kamera sallandıkça midemiz bulanmasın(zorla Çileden çıkarttırıyolar kusura bakmayın) Oyuncular desen hepsi AllahlıkXD filmdeki profesör baygın baygın konuşarak rol yapıyorum ben diye resmen bağırıyor, elinde kamera olan arkadaşın sevgilisi olan kız ne kadar yapmacık duruyor,hele o çok büyük evi olan arkadaş hiç mi üzerini değiştirecek vakit bulamamış bukadar kalitesis bir film olamaz..birde şu aralardaki medya eleştirisi ne kadar sırıtmış tam bir rezalet..Arkadaşlar filmin elle ttulacak tek bir tarafı var oda son 3 saniyesi son 3saniyesi içinde izlenmesede olur..ben tavsiye etmiyorum İZLEMEYİN!!

  3. Benki illede zombi olsun ister camurdan olsun diyen bir insanım.Zombide zombi diye gezinir.Zombiciliğe laf edene her türlü pisli yapmaya göze alırım ancak gelelim dairy of the dead ilk cıktıgı an izlediğim film bende sadece sinir bozukluğuna yol açtı.Neden mi?

    Ya yeter Romero dayı yeter.Bırak artık şu mesaj kaygısını.
    Yeter bırak artık şu Redneckleri kötü göstermeyi.
    Yeter artık bırak şu embesilce davranan kızları.
    Ve lutfen yeter bırak artık şu kahramanlık kurgularını.

    Her filminde farklı işlere farklı boyutlara bakıyorsun.Seviyorum seni fakat olucak gibi değil bu Her filmde feryat figan ağlayan anamda anam babamda babam diye etraftakilerin ayaklarına dolaşan tipleri sokma artık filmlerine.Oysaki dairy of dead’teki o cocukların hocası ne klas adamdır.Heleki o Day od the dead’teki proffesor ve dawn of the dead ‘teki rogerın kankası peter dayı ne kadar adam gibi adamdır.Heleki night of the living dead teki zenci dayı”cool adam” ögretmiştir bize böyle bir durumda nasıl davranıcağımız.

    Dairy of the dead kurgu ve zombiciliğin modern uyarlaması olarak gayet güzel yol verici.Ama bundan ilerisi değil.Şimdi bir kaç ay sonra yeni filmin cıkacak survival of the dead.2-3 yıl önce olmuş olsaydı bu muhahbet şuan yerimde oturamaz olurdum.Sabırsızlıktan 3 paket sigara içerdim.=) ancak şuan pekde umrumda değil yeni filmi.

    Umarım beni şaşırtır.Umarım bana Day of dead teki caresizliği dawn of the dead teki umudu yeniden verir.

  4. wherearethevelvets

    Romero, zombi dendiğinde akla ilk gelen kişidir ve gelmelidir de. Fakat onu Romero yapan, diğerlerine benzemeyen işlere imza atması ve zekasıyla dehasını birleştirmesidir.
    Söz konusu filmi beğenmek ya da “Romero yapmışsa kabulümdür” demek ustanın kendisine karşı yapılmış bir haksızlıktır. Çünkü bu film, öncekilerle aynı kefede değildir, teknoloji desteğini kullanan ama içini dolduramayan kof bir yapıttır. Sırf Romero ismi için her filmini izlemek ayrı şeydir, beğenmek ayrı şeydir. Klasiklere imza atmış bir yönetmen, tek bir filmi kötü eleştiriler aldı diye itibarını kaybetmez.
    Bunları neden yazıyorum, çünkü ROMERO arkadaşımız eleştirileri haksız bulmuş. Halbuki kötüye kötü diyelim ki iyilerin kıymeti bilinsin. Üstelik bu eleştirilerde zaten yönetmenin konuya değişik bir açıdan yaklaştığının farkındayız. Demek istediğimiz bu yaklaşımı başka bir yönetmenin daha iyi yaptığıdır. Eskiden böyle değildi. Romero en iyisini yapardı, en iyisini yaptığı için beğenilirdi, ismi için değil. Üstelik adam yaşlanmış, o yaşta insanın kognitif fonksiyonlarının sağlam olması biyolojik olarak mümkün değildir. Bu gerilemeyi doğal bulmak lazım.

  5. George Romero her zaman zombi filmlerinin üstadı olarak anılabilir ve anılmalıdır da. Ancak bu filme bu önyargılardan uzak bakarsak hem handycam tarzında çekilmiş hem de zombi filmi olarak başarısız bir film olarak görebiliriz. İtiraz edenler bir kez filmi izleyip yönetmenin adının ”George Romero” dışında başka biri olduğunu farzetsinler. O zaman filme nasıl bakarlardı. Şahsen izlerken ne bir gerilim yaşadım (gerilim atmosferini sonuna kadar yaşamak için ”Rec”), ne de altmetinden ciddi anlamda etkilendim. (yorumlara katılıyorum bu kadar öğreticilik kaygısı olmamalı) Sonuç olarak izlediğim en sıkıcı zombi filmlerinden biriydi. George Romero diyosanız Dawn of the Dead izleyin, Day of the Dead izleyin olmadı Land of the Dead izleyin ama sakın hele yönetmeni tanımak istiyorsanız bu filmi izlemeyin.

  6. George A. Romero ustadın son yönetmiş olduğu dıary of the dead her açıdan ele alındığında nerseinden bakarsak bakalım diğer 4 filmden oldukça farklı bir eksende hareket etmektedir.peki nedir bu farklılıklar? filmin bu kadar haksız yere eleştirilmesindeki ana sebeplerinden bir tanesi romeronun diğer üçlemedeki insanoğlunun hayatta kalma mücadelesini farklı yollarla fakat sonunda aynı amaçta birleşen bir anlatım ve ruh hali ile seyircinin bilinçaltına kazırken bu filmde ise gördikki eleştirilmesi gerekenin zombiler değil aslı insanoğlu olduğu,bir çeşit canavara dönüştüğü ve kaotik bir havanın dünyaya hakim olduğunun bir sonucuna varıyoruz.ki aslında bunun emarelerini land of the dead,in finalinde apaçık bizlere hissettirdi romero ustad.geride kalan (aslında romeroya göre ironik bir biçimde sağ kalan )zombiler bu dünyanın asıl sahiplerinin kendileri olduğu, onlarında bu yeryüzünde varolmayı istemeleri,insanların fazlasıyla zarar verdiğini bizlere öğretmişti.zaten romeronun her zombi filmi kendi içinde bir tez konusu yapılacak türde yapımlardır.
    Olaya bir üçleme,dörtleme,beşleme gözüyle bakarsak kafalar karışır ve bizler bu filmi her defasında acımasızca eleştirmeye kalkarız.şu gerçeği kabul edelim.romeronun zombi triologisi vardır.sonra çevrilenler tamamen farklı bir durumu yansıtıyor.aradan geçen 20 küsur yıldan sonra her insanda olduğu gibi romeronunda düşüncelerinde zombiler hakkında değişikliklere yol açmış,olayı ters-yüz mantığı çerçevesinden bakmıştır.
    Sonuç olarak beğenelim yada beğenmeyelim George A. Romero her daim zombi filmlerini kendine has tadında belki azalarak yer yer kendini tekrarlayarakta olsa uslubunu,çizgisini taviz vermeden koruyabilmiştir.bunu yaparken eleştiri oklarının kendisine yönelecğini bile bile yapmıştır.çünkü o bir fenomendir ve kendi bildiği yoldan gidecek kadar azimli ve kendi bindiği dalı kesecek kadarda APTAL değildir !

  7. Romeroya saygı ve sevgimiz sonsuz orası ayrı ama bu saatten sonra adamdan başyapıt da beklemiyorum =)

  8. Kısacası Romero istediği kadar saçmalasın, onun elinden çıkan en berbat yapım bile benim baş tacımdır :)

  9. Land of the dead ile eski günlerine dönüş sinyali veren Romero bu filmle tekrar uzun bir bekleyişi hak etmiştir =)

  10. Bir çok zombi filmi çıkmaya başladı. Bu filmden sonra bu zombi filmlerine George A. Romeo’dan kesinlikle bir cevap gelecektir diye düşünüyorum.

  11. Romero, evvelki alışkanlıklarından da vazgeçmemiş bu filmde. Siyahi Amerikalıların ancak böylesi bir felaket ortamında bir iktidara sahip olacağının sezdirildiği sahneler gibi, ordu üyelerinin gençlerin mallarına silah zoruyla el koymaları yine Romero’nun ırkçılığa ve militarizme karşı tavrını destekler nitelikte. Fakat bunları daha önceden ayrıntısıyla işlediğinden bu meseleleri gösterip geçmekle yetinmiş.

    Yetmişine merdiven dayamış bir adamın teknolojiyle bu kadar içli dışlı olması (filmin dijital kamera ile alâkası yetmezmiş gibi, internetin, Nintedo’nun ve de Playstation’un adının filmde geçmesi de az şey olmasa gerek) bir kenara, hâlâ meselesi olması ve bu meseleyi oldukça güncel bir şekilde anlatabilmesi oldukça şaşırtıcı. Fakat Ölüler üçlemesini (artık beşlemesini) çeken bir adamdan daha azını beklemek de safdillik olurdu herhalde.
    medya eleştirisi kadar, hayatları pahasına gelişmeleri kaydeden karakterlerin yaptıkları bu eylemin ne kadar doğru olduğu da sorgulanıyor “Ölülerin Günlüğü”nde. Mesela baştan beri olayların seyrine kamerasıyla şahit olan Jayson’ın arkadaşının bir zombi tarafından takip edildiği sahnede hâlâ kamerayı elinden bırakmaması gibi Jayson, yolda olabilmek ve farklı görüntüler kaydedebilmek adına sevgilisini yalnız bırakmayı göze alabiliyor. Bunun gibi, internete girme fırsatı yakaladığında ailesiyle görüşmek yerine internete verilmiş diğer görüntüleri araştırıyor.

  12. Yazıda hata olduğunu düşünmüyorum Ercan..Land of the Dead filminin ölüler üçlemesini tamamladığını düşünüyorum..Diary of the Dead bu dört filmin dışında tamamen farklı bir yapım kanımca..

  13. 2004 yapımı Dawn of the Dead’in finalindeki amatör kamera görüntüleri gerçekten müthişti :) Güzel hatırlatma gerçekten.

  14. ahaha talamasca’nin dedigini bu “amatör kameraman profesyonel bir şekilde zoom yapar” detayi beni zaten nefret ettirdi bu tip filmlerden. Ayni sebepten RECten de nefret etmistim. Hani ordaki kameraman amator degildi ama yine o korku icinde oyle kamera kullanamaz bir insanoglu.

    Bir tek Blairwitch Project ve bir nebze Zombie Diaries basarili bence bu tarzda…
    Dawn of The Dead remake’in son dakikalarindaki bu tip sahneler de guzeldi

  15. Hastanedeki sahnede kızın saniye saniye zombiye dönüştüğü an muhteşemdi. Tam dönüşürken gözlerine zoom yapıyordu amatör kameraman profesyonel bir şekilde :)

  16. Bu filmi Romero’nun diğer filmlerinin yanında meze olarak alıyorum zaten, seyrederkende tek beklentim zombileri izlemek görmekti o yüzden yeterince tatmin etti beni o kısmı : ) Hatta sadece “kafasına asit kavanozu ile vurulan zombinin kafasının yavaş yavaş eridiği” sahne bile bana yetti.

    filmdeki karakterler wherearethevelvets’in dediği gibi pek bi tepkisizdi :) )) Hani yıllarca zombilerle yaşamışlar ya alışkınlar arkadaşlarının yada sevgililerinin zombi olmasına. Yada arkadaşlarından biri kafasına sıkıp intihar edince gayet mantıklı düşünebiliyorlar. Sanırım Romero ustanın en kötü yapımlarından biri.

  17. wherethevelvetsare’a katiliyorum! Aynen!

    hakikaten buyuk hayal kirikligi bu film.. ki ben Land of The Dead’i cok sevmistim ve Romero’nun Dead Trilogy’sine yakistigini dusunmustum (biraz ucuz bir dizi havasi olsa da filmde yine de hani dorduncu film olmaya yakisiyo diyo dusunuyordum)

  18. wherearethevelvets

    Diary of the Dead’i yeni izledim. Sırf zaman geçirmek için. Fakat o kadar sinirlendim ki neredeyse bir işkence oldu. Efektler konusunda bir şey demiyorum, çok iyiydiler. Fakat bir film bu kadar mı kendini ciddiye alır? Bu ne biçim mesaj kaygısıdır? Dijital paylaşım kanallarının iyi bir çıkış noktası olduğunu düşünen yönetmen maalesef bunun altını dolduramamış. Diyeceksiniz ki sen de sadece filmi izle, alt metni okuma. İyi de film her sahnede didaktik diyaloglar ve neler olup bittiğini anlatan üst sesle öyle bir kör parmağım gözüne yapıyor ki, bu hissiyattan kurtulamıyorsunuz. Neyse ki Can Evrenol gerekeni yazmış. “Zombi Diaries” adlı film, insanın nasıl hayvanileştiğini bu filmden çok çok daha iyi anlatıyor. Üstelik birkaç görüntüyle. Yani insana et beyinli muamelesi yapmıyor. Diary of the Dead ise herhalde geri zekalılar için yapılmış. Her düşünce defalarca defalarca açıklanıyor. Hani neredeyse haber programlarındaki gibi yuvarlak içine alıp gözümüze sokacak.
    Şu, aktuel kamerayla gerçekçilik hissini artırma modasının da içine s*çmış. Karakterlerin tepkileri o kadar soğuk ki. En yakınını kaybeden ve ölüm korkusuyla yaşayan insanların psikolojisinin bu kadar sağlam olması çok ilginç; tek bir gözyaşı, sinir krizi dahi yok! Tabii ki gerçekçilikten çok uzak. Herşeyi en ince detayına kadar çekme yetisi bahşedilmiş kameraman, bu çekimleri neden yaptığına dair bir iki ufak laf zırvalıyor ama o da sallantıda kalıyor. Bu konuda örnek verebilirim. Mesela “Rec”de bu tavır tek bir cümleyle anlatılabiliyordu:”Herşeyi çektin mi?” Bu bile yeterliyken; Romero usta beni hayal kırıklığına uğrattı. Yazıklar olsun…

  19. yazıda büyük bir hata var night of the living dead, dawn of the dead, day of the dead üçlemesi ayrı land of the dead ve diary of the dead serisi başkadır. george a. romero bu yeni iki filmine ek olarak önümüzdeki aylarda’da bir bölüm daha getirecek ve yeni üçlemesini bitirecektir.

  20. Bana zombi filmi verin, daha çok verin, saçmalayın, konuyu dallandırıp budaklandırın, uzattıkça uzatın, remakeleri tekrarları çekin, aynı filmleri tekrar tekrar seyrettirin, ucuz senaryo ve makyajlarlada olsa bana zombi filmi verin… : )))) Son zamanlarda alışkanlık yaratan handycam çekim tarzının zombi versiyonu olmasa asla olmazdı. Romero ustada zaten bunun farkına varmışki böyle bi işe el atmış. Efektler ve makyajlar ise Romero ustanın şanına yakışır bir şekilde.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.