Gerçeklerin sizi çıkaracağı yolculuğa hazırlık yapamazsınız. - (8 MM)

Don’t Torture a Duckling (Non si sevizia un paperino)

Yönetmen : Lucio Fulci
Senaryo : Lucio Fulci, Gianfranco Clerici
Yapım:1972, İtalya Süre: 102 Dakika
Oyuncular: Florinda Bolkan, Barbara Bouchet, Tomas Milian, Irene Papas, Marc Porel, George Wilson

İtalya’nın güneyindeki küçük bir köyde işlenen cinayetler, bu köyün basit insanlarının huzurunu kaçırır. Bruno, Michele ve Tonino adında 12 yaşlarında üç arkadaşın hunharca öldürülmesi bir seri katilin söz konusu olduğunu hissettirmektedir. Polisler araştırmalara devam ederken olaya bir gazeteci, Andrea da ilgi gösterir. Polisler her ne kadar işlerine burnunu sokmasını istemeseler de Andrea onlardan bağımsız olarak gizemi çözmeye çalışır.

Cinayetleri bir tür cinsel suç olarak da tanımlayan komiserler köydeki şüphelileri de tek tek sorgular. Şehirdeki uyuşturucu skandalı nedeniyle babası tarafından bu köydeki büyük malikanelerine gönderilen, seksi Patrizia; oğlanların eğitim gördüğü kilisenin rahibi Don Alberto; rahibin, sağır ve dilsiz küçük bir kız sahibi de olan annesi Aurelia; köyün delisi Guiseppe; köyün dışında köhne bir kulübede münzevi hayat süren, kara büyüye de inanan garip ihtiyar Francesco; ölü bir bebek doğurduktan sonra iyice tırlatan, Francesco’dan kara büyü öğrenerek öldürülen üç oğlanın kilden bebeklerini yapan cadı La Magiara şüphelilerden bazısıdır. Soruşturmalar sürdükçe çocuk ölümleri artacak ve şüpheliler bir bir elimine edilecektir.

Lucio Fulci’nin belki de en ünlü giallosundan bahsediyorum. Usta, öykünün içerdiği asap bozuculuğu tüm filmine yedirmiş. Çocuk cinayetleri, hassas bünyeleri zaten etkilerken, yönetmen oldukça tutarlı ve gergin bir atmosfer yaratarak bu rahatsız edici hisleri perçinlemiş.

Film sadece türün hayranlarına seslenmiyor; sinemadan hoşlanan herkes büyük bir rahatlıkla izleyebilir. Dediğim gibi yönetmenin öyküyü anlatış tarzı çok tutarlı çünkü. Gizemin parça parça çözülmesi ve bu arada yeni şüphelilerin ortaya çıkması, ilgiyi ve heyecanı ayakta tutarken; oyuncuların abartısız ve gerçekçi icraları filmi bir klasik haline getiriyor.

Ben özellikle La Magiara’nın sahnelerinde ürperdim. Kadının gerçekleştirdiği kara büyü seansları dışındaki sahneleri de oldukça irrite ediciydi. Sahnelere eşlik eden müziğin korkutuculuğu da buna neden olabilir. Bunun dışında cinayet sahneleri, mezardan çıkarılan bebek iskeleti, Magiara’nın kriz sahnesi ve çığırdan çıkan halkın gerçekleştirdiği korkunç linç olayı insanın tüylerini gerçekten diken diken ediyor.

Filmde, üstte devam eden cinayet hikayesinin altında, travmanın toplumdaki izdüşümü gibi daha derin konular fon teşkil etmiş. Çocuk ölümlerinin devam etmesi halkı büyük bir kolaylıkla galeyana sürükleyiveriyor. Bu toplu psikoloji neticesinde gerçekleşenlerden vicdan azabı bile duyulmuyor. Şüphelilerin toplum dışına itilmiş kişilerden oluşması da, bu muhafazakar düşüncenin bir yansıması gibi. Mesela Patrizia, açık saçık giyindiği için köy ahalisi tarafından dışlanıyor. Dışa kapalı, dogmatik inançlar ve davranışlar eleştirilirken din olgusu da bir nebze nasipleniyor. Velhasıl, asıl teması dahilinde değerlendirilse bile eli ayağı düzgün bir film; tavsiye ederim.

Wherearethevelvets

Paylaş

Yorumlar

3 Yorum yapılmış "Don’t Torture a Duckling (Non si sevizia un paperino)"
  1. quattromosche demişki 04 Temmuz 2009 00:52 

    En uyduruk Avrupa korku filminde bile müzikal anlamda acayip cevherler çıkabiliyor. En azından benim için öyle. Benim hatırladığım Zombi 2′deki tek hareketli sayılacak müzik tropik havalı bir müzik. Onun da komik olduğunu söyleyemem.

    Non Si Sevizia.., tıpkı sürreal Una lucertola Con La Pelle Di Donna gibi hem Fulci’nin filmografisi içinde hem de giallolar içinde en önemli ve de ayrıksı filmlerden biri. Tür meraklılarınca mutlaka izlenmeli.

  2. devilboy demişki 03 Temmuz 2009 16:42 

    Nyarlathotep sana katılamayacağım bu konuda..Fabio Frizzi imzalı Zombie Flesh Eaters filminin müziği sinema dünyasında ‘Zombi Marşı’ olarak bilinir ve bana kalırsa muhteşem güzellikte bir ezgidir..

  3. Nyarlathotep demişki 03 Temmuz 2009 16:36 

    Lucio Fulci’nin yalnızca iki filmini seyredebildim.
    The Beyond ve Zombi 2. Bu iki filmde de rahatsız edici iğrençlikte “Lucio Fulci filmleriden soğumaya sebebiyet” soundtrack’ler mevcuttu. Öyle ki Zombi 2′nin belki de en şok edici sahnesinde, yani Spielberg’in Jaws’ına ironik bir şekilde Lucio Fulci’nin zombisi saldırırken -ki bu aslında düşünsel ve görsel olarak leziz bir sahneydi- arka fonda çalan müzik tamamen komedi unsuru oluşturacak nitelikteydi. Bunu filmlerin tarihinin eski oluşuna bağlamak isterdim ancak aynı dönemden türdaşı Argento’nun filmlerinde kullandığı soundtrack’lere bakılırsa bu önerme de yerle bir oluyor.
    Merak ediyorum, Lucio Fulci’nin filmlerinde kullandığı müzikleri benim kadar itici bulan birisi var mı acaba?

Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!