Nefes alamadığınızda, çığlık atamazsınız. - (Anaconda)

Drag Me To Hell


Yönetmen : Sam Raimi
Senaryo : Sam Raimi, Ivan Raimi, Jeff Lynch
Yapım:2009, ABD Süre: 100 Dakika
Oyuncular: Alison Lohman, Justin Long, Jessica Lucas, Dileep Rao, Lorna Raver

Sene 1969 Califonia. Göçmen oldukları belli olan bir çift araçları ile büyük bir evin önünde durur. Araçtan çıkan ve kucağında oğlu olan panik halindeki bir kadın telaşla evin kapısını çalmakta ve yardım istemektedir. Kapıyı açan kadına oğlundaki tuhaf durumdan bahseder ve eve girerler. Burada müthiş bir açılış sekansı ile filme giriş yapan Raimi, son dönem korku sinemasında eski sinemacılık gücünü ve kalitesini günümüzde de sürdürebilmenin ayrıcalığını hissettirir ilk dakikalardan itibaren.

Drag me to hell, ilk dakikalarından son saniyesine kadar aynı heyecanı bozmadan filmin tüm süresine yayabilen kaliteli bir film. Gerçek bir korku filmi olmayı kan kullanmadan başarabilen, geren ve fragmanından gördüğümüz kadarı ile yükselen beklentilerimizi karşılayabilen ve bunu Sam Raimi ayrıcalığı ile sergilerken son dönem korku sinemasında, türdeşleri yanından alnının akı ile çıkan başarılı bir yapım. Filmdeki tüm oyuncuların figüranlar da dahil özenle iş çıkardığını gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki karanlık spritüal güçler ile ilgili bir konusu olduğu halde kurguya sardığı gerçeklik hissi güçlü oyunculuk yetenekleri ile bütünleşip filmi gerçek bir korku filmi yapmış.

Sene: günümüz. Genç bir bankacı kadın Christine görünüşte monoton bir hayat sürmekte, erkek arkadaşının kalbini tam anlamı ile kazanmak için ( erkek arkadaşının annesi ile yaptığı telefon görüşmesinden anladığımız kadarı ile ) kariyerine özen göstermektedir. Bu genç kadının yüzündeki keyifsiz ifadeden anladığımız kadarı ile hayatının en önemli amacı erkek arkadaşı ve işindeki başarı grafiğinin doğru orantılı olmasını sağlamaktır. Bir gün bankaya gelen yaşlı bir kadın Bayan Ganush hakkında bir karar vermesi gerekir. Bu karar ona patronu tarafından paslanan, Christine’e işinde inisiyatif kullanma hakkı gibi görünen riskli bir karardır ( neye göre, kime göre ?). Yaşlı kadın hayattaki tek dayanağı olan evinden atılma tehlikesi ile yaşamakta ve bankadan kredi istemektedir. Ve genç bankacı bir karar verir. Kaderin sorgulanması, filmde zaman zaman karşımıza çıkan felsefi açılımlarla gerek karakterlerin, gerek izleyicinin yorumlanması ile anlam kazandırılan bir unsur. Genç kadının verdiği karar, dünyevi hırslarına bir adım daha yaklaşmasını sağlarken, kaderine dahil olan yaşlı kadın için bir onur savaşına dönüşüyor başlangıçta. Öyle ki, hem evini kaybeden, hem de Christine tarafından bankadaki çalışanlar yanında rencide edici bir duruma düşürülen kadının intikamı oldukça ağır bedeller ödetiyor. Bu intikam spritüal karanlık güçlerin yaklaşması uslubu ile adım adım örülürken, içine düştüğü tehlikenin boyutlarını tam olarak idrak edemeyen kurban durumundaki Christine karakteri de endişe ve panik psikolojisini mimikler ve yüz ifadelerine ağırlık vererek başarılı şekilde kurguya adaptasyonu sağlamış ve materyal dünya ile lanet unsuru arasındaki dengeyi bu şekilde daha iyi kurmuş diye düşünüyorum. Zaten bu aktriste film itibarı ile en çok dikkatimi çeken bu oldu. Filmin yükünü yaşlı kadın karakterinin sırtına yüklemeden denge ile paylaşmış ve üzerine düşen rolü çok iyi oynamış.

Kaynağının ne olduğuna emin olduğunuz tekinsiz olaylar zinciri, üzerlerindeki gizem perdesinin açık olmasına rağmen kusursuza yakın ürkütücülük atmosferi filmin heyecanını ve temposunu düşürmemiş. Genç kadının vicdan azabı çizgisi ile yaşadıklarına dair endişesi o kadar iç içe ki, sınırı ve yoğunlaşmayı anlamak mümkün değil. Kaldı ki yaşlı ürkütücü kadın için de acımak ile korkmak arasındaki sınır da o denli iç içe. Yalnız net olan bir şey var ki, izleyicinin asıl endişesi Christine üzerinde yoğunlaşmış durumda. Her an zirveye çıkacak izlenimi veren tekinsiz olaylar, gerçekmiş gibi görünen rüya sekansları, olayla mantıklı açıklama getirmeye ve bu şekilde anlamaya çalışan destek olan erkek arkadaş modeli ( bu erkek arkadaşın kızın kendisini kabul ettirmesi gereken, kariyer sahibi bir gelin isteyen bir ailesi vardır ) Sam Raimi’nin usta kamerası ve kurgusu ile birleşince sinirleri tavan yapan ve kontrolden çıkmaya başlayan Christine karakterinin gündüz ve gece kabusları hız kesmeden sürerken adeta nefes almadan izliyoruz olan biteni. Çaresizlik içinde boğulan genç kadın, gerilimli olaylar henüz tam olarak başlamamışken gittiği falcıdan bir kez daha yardım isteyecektir. Buradaki falcı film için çok önemli bir köprü görevinde: olayların sebep ve sonuçlarına dair bilgi aktarımı yapabilen bir anlamlandırma görevi bu.

Spritüal saldırıların sahnelenmesinin, özellikle son dönem korku sineması örneklerindeki görsel işleyişe göre gerek mekanik gerekse gerçekçilik izlenimi olarak bir hayli başarılı olduğuna inanıyorum. Neden bilmem, korku filmlerinde zaman zaman eğrilen, dönen ve sonra tekrar normale dönen kamera açılarına bayılırım. Raimi’nin kimi sahnelerde kullandığı bu teknik “şimdi normal olmayan bir duruma hazır olun” sinyali vermiş.

Drag me to hell, her karesi, her sahnesi ile özgün bir film. Spoiler vermemek için inanın kendimi zor tutuyorum. Öyle sahneleri var ki, gördüğünüz hiçbir filmde benzerine rastlamadığınız niteliklere sahip. Christine karakterini canlandıran aktistin yeni dönem korku sinemasında özlem duyduğum “rolle bütünleşme ve kurguya adaptasyon” görevini çok ama çok iyi bir performansla gerçekleştirmesi filme ve yönetmene olduğu kadar oyuncuya da olan hayranlığımı yükseltti açıkçası. İşte hep anlatmak isteyip ifade edemediğim “güzel kadın ve korku filmi” konsepti tam olarak nasıl olmalı, bunu oyunculuğu ile ifade ediyor kendisi.Film gücünü onun güzelliğinden değil, bunun kat kat üzerinde olan oyunculuğundan alıyor. Lanet ve büyü temalı film, başrol karakteri kadar izleyiciye de cehennemi dehşeti yaşatan çok başarılı bir yapım. Sam Raimi’ye ne kadar teşekkür etsek az. Uzun zamandır böyle bir film izlemedim diyeceğiniz filmi kesinlikle tavsiye ediyorum.İddea ediyorum ilk saniyeden son saniyeye dek koltuğunuzdan kalkamayacaksınız. Yanınızda susadığınızda içmek için bir bardak su bulundurun, yoksa mutfağa gitmek için filmin bitmesini bekleyeceksiniz. İşte o derece iyi. Mutlaka izleyin, mutlaka…

Melisa Aydın

Paylaş
Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar

71 Yorum yapılmış "Drag Me To Hell"

  1. Melisa AYDIN demişki 29 Haziran 09 14:27 

    Bırakın son dönemi hayatımda izlediğim en iyi örneklerden biri. Teşekkürler Sam Raimi!

  2. dexter demişki 29 Haziran 09 14:29 

    Demek ki günümüz korku sineması o kadarda kaka değilmiş ;) teşekkürler Melisa güzel inceleme

  3. Melisa AYDIN demişki 29 Haziran 09 14:33 

    Ben teşekkür ederim. Filmi izlemeyen çevremdeki arkadaşlarıma tek tek izletiyorum, tabi ben de izliyorum. 4.kez izledim bugün, hem de işyerimizde patronlar yokken, inadım inat:)

  4. Melisa AYDIN demişki 29 Haziran 09 14:39 

    Çok teşekkür ederim:=)

  5. deaftone demişki 29 Haziran 09 14:42 

    merakla bekliyorum bu filmi. sam raimi seneler sonra korkuya dönmüş. çok heyecan verici.

  6. wherearethevelvets demişki 29 Haziran 09 15:58 

    Ben de izliycem en kısa zamanda. Hem de Melisa’yı patronlarına şikayet edicem.

  7. Melisa AYDIN demişki 29 Haziran 09 16:03 

    Hahaaa lütfen şikayet et; ki evde bol bol film izleme şansım olsun:)

    Filmin sadece ismini sevmedim. daha karizmatik ve daha gizemli bir isim olmalıydı. Drag me to hell nedir abi?

  8. KING OF HORROR demişki 29 Haziran 09 17:41 

    Anladığım kadarıyla büyük yönetmen nihayet özüne dönmüş.Yazıyı okuduktan sonra seyretme isteğim 2 kat arttı.Bir an önce sinemalara gelmesini arzuluyorum.Çünkü böyle önemli ve gene anladığım kadarıyla efsane olabilecek bir filmi ilk önce sinemada seyretmek isterim.

  9. quattromosche demişki 29 Haziran 09 18:02 

    Filmin adı Drag Me To Hell. Yani “Beni Cehenneme Sürükle”. Raimi’nin espirili tarzına yakışan biri isim olduğunu düşünüyorum.

  10. temizkan demişki 29 Haziran 09 18:05 

    melisa tekrar tekrar izledim diyorsun, filmi nerden buldun bana da söylesene:)

  11. devilboy demişki 29 Haziran 09 18:05 

    King of Horror maalesef vizyon tarihi 3 Temmuz’dan 9 Ekim’e ertelenmiş..Gösterime girmesinin bu kadar uzaması anlaşılır gibi değil..Herkes sinemada izlemek istiyor bu filmi ama anlaşılan yine illegal yollardan izleyeceğiz..

  12. KING OF HORROR demişki 29 Haziran 09 18:09 

    Eyvah eyvah.Bu haber çok kötü oturdu içime şimdi :( (

  13. Melisa AYDIN demişki 29 Haziran 09 18:10 

    Gelsin sinemada da izleyeceğim. O kadar bekleyecek sabrım olmadığı için mecbur kaldım. İnternette var temizkan google dan aratınca çıkıyor.

  14. temizkan demişki 29 Haziran 09 18:14 

    ama torrent sitelerinde hep CAM. ve TS. uzantılılar var bunlar da sinemadan çekim olduğunu gösterir:S

  15. dexter demişki 29 Haziran 09 18:41 

    bu filme hep beraber gidelim o halde korkusitesi olarak ;)

  16. devilboy demişki 29 Haziran 09 18:45 

    Buradan duyuralım o halde..Drag me to Hell filmini korkusitesi ekibiyle birlikte izlemek isteyenler bizimle irtibata geçebilir..

  17. wherearethevelvets demişki 29 Haziran 09 19:00 

    Hayır olamaz yapamazsınız. Benim dahil olamayacağım bir plan yapamazsınız. Sizi lanetlerim. Filmden bir b*k anlamazsınız valla. Nerde benim kara kitabım, lanet olası…

    (Yasin yazdığım filmler ne zaman yayınlanacak?)

  18. devilboy demişki 29 Haziran 09 19:05 

    :) )Ne zaman teskere Murat..Başka bir organizasyon daha yaparız ayıp ediyosun..Yayınlayacağım sırayla filmleri..

  19. wherearethevelvets demişki 29 Haziran 09 19:10 

    Aralık’da inşallah.
    Bu arada internette temiz bir kayıt bulunmuyor (ya da ben bulamadım). O yüzden ben biraz bekliycem. İzleyemem öyle ters perspektifli çekimleri.

  20. KING OF HORROR demişki 29 Haziran 09 20:23 

    Dexter süper bir fikir :) Hem tanışıp bi beyin fırtınası yaparız canlı canlı hem de muhabbet gırla gitsin :) Şimdiden heyecanlandım

  21. temizkan demişki 29 Haziran 09 21:43 

    siz drag me to hell’e gidin, biz de fly me to the moon dinleyelim o zaman

  22. By CilekeS demişki 30 Haziran 09 01:37 

    Yeni üye olarak aranızda bulunmak güzelll..Filme gelince yönetmen koltuğuna sam raimi otururda film izlenmezmi..sinemaya gelmesini iple çekiyor olacam..

  23. ESOTSM demişki 30 Haziran 09 03:09 

    FILMIN DVDRIPI YOK SANIRIM…HAKSIZ MIYIM? BU ARADA NEREDE NE ZAMAN IZLEYECEKSINIZ?

  24. Melisa AYDIN demişki 30 Haziran 09 09:33 

    aaa harika bir fikir, salonu kapatıcaz desenize:) Yalnız benim ağzımı bantlayın heyecandan spoiler verir dururum film esnasında:)

  25. temizkan demişki 30 Haziran 09 10:04 

    wherearethevelvets’in son gravatarını görünce “barack obama bizim sitede mi yazmaya başladı” dedim. iyi bakın, hatta iyi bakmanıza da gerek yok benzerlik hemen ortaya çıkıyor.

    film ekimde gösterime girdiğine göre sinemaya birlikte gitme konusunda şu anda kesin birşey söylemek zor olur. bunun için istanbula gelmemiz gerekiyor sanırım?

  26. videodream demişki 30 Haziran 09 12:45 

    esyadan imgeye,imgeden dusunceye,dusunceden gercek olaya,
    mantigin zorlamalarina,zorlamalardan kurtulmak icin harcanan o
    umutsuz cabaya…

    bir cigligin sesini ne guzel dile getirmissin Melisacigim :)
    tebrikler!

  27. Melisa AYDIN demişki 30 Haziran 09 13:07 

    Canımsın sen. Çok teşekkür ederim.

  28. darkman demişki 01 Temmuz 09 12:13 

    Sam raimi kardeşiyle birlikte evil dead 2 çekimi sırasında ”Curse”(Lanet)olarak ilk taslak ortaya atılmış.Daha sonra raimi’nin bu projeyi erteleyerek spider-man’serisinin çekimlerini tamamlar tamamlamaz hemen bu filme ağırlık vermiş.KEndi özüne korku sinemasına dönüş yapmış hemde ne dönüş.Merakla beklediğimiz film için vizyon tarihi 3 temmuz’du ama sonradan bu tarihte vizyonda gözükmüyor.Daha ilerki tarihleremi sarktı vizyon tarihi anlamadım.Pek yakında gibi saçmalık zırvası filmleri öne alacaklarına bir korku ustasının yıllar sonra geri dönüş filmini ertelememeleri gerekirdi.Neyse bekledik bunca zaman biraz daha bekleyeceğiz.Bu arada filmi izleyip,spoiler içermeden filmi ekleyen melisa yine herzamanki gibi mükemmel yazmış.Filmde sanırım kan revandan çok korku ve gerilim öğeleriyle filmin başından sonuna kadar izleyiciyi içine çekmekte başarılıdır.

  29. Melisa AYDIN demişki 01 Temmuz 09 12:34 

    darkman hem nezaketin için teşekkür ediyorum hem de bilgilendirmen için.Gerçekten de dediğin gibi kendi özüne müthiş bir dönüş oldu film.

  30. er_u_han demişki 03 Temmuz 09 21:53 

    Sam Raimi erken kuşak korku filmi yönetmenlerinden.Çok başarılı.Örümcek Adam serisi arasında Tekrar korku türüne dönmesine sevindim

  31. Erk demişki 05 Temmuz 09 19:49 

    Ya 9 ekim çok geç ..Sinemada izlemek istiyorum valla. Bi yerde de vizyonda tarihi 31 temmuz yazıyordu inş bu son halidir diycem ama pek sanmıyorum :( ..Birde bazı sitelerdeki yorumlarda mide bulandırıcı öğeler falan vardı demişler cidden varmı..kan oranına 1 verilmiş ama?

  32. Tarantino demişki 06 Temmuz 09 09:52 

    31 temmuz yurt dışı vizyon tarihi bu arada mide bulandırıcı pek şey yok. Ama şunu bilmen lazım. Bir filmin mide bulundırıcı olması için kana ihtiyaç yoktur.

  33. Erk demişki 06 Temmuz 09 22:45 

    doğru ihtiyaç yoktur ama olabilirde..zaten mide bulandırıcı kısımları dayanamayarak youtubetan part 3e kadar yarım yamalak baktım orda yeterince öge var zaten..birde yurtdışında vizyona girmişti zaten film..

    Cidden kendimi çok zor tutuyorum part3ten sonrasına bakmamak için yani anında kapattım zaten part 3e az az baktıktan sonra.. dvdsini gördüğüm an alıcam ama peygamber sabrıyla inat değil mi ilk sinemada korku sever arkadaşlarımla izliycem…işin diğer kötü tarafı ekim ayının okulu hatırlatması..ekimi iple çekiyorum diyemiycem off niye böyle bi şey yaptılar…:(

  34. wherearethevelvets demişki 08 Temmuz 09 20:38 

    Filmi izledim ve altıma s*çtım. Tam da benim sevdiğim gibi, insanı yerinden sıçratan sahnelerle dolu. Alison Lohman konusunda Melisa’ya katılıyorum; zaten aynı dertten yakınıyorduk. Aktrist kusursuz bir güzelliğe sahip değil. Ama belli bir zerafeti var. Korktuğunu her halinden belli eden oyunculuğuyla filme çok uymuş (Nicole Kidman, Naomi Watts karışımı bir tarzı var).
    Sam Raimi, Evil Dead gibi korkuyla komediyi birleştirmiş. Her türlü sıvı yapış yapış sıçrıyor ve nedense hep başkarakterin suratına çarpıyor.
    Bu arada filmde adı geçen “Lamia”, tek tanrılı dinler tarafından eski tanrıların (özellikle dişillerin) nasıl demonlaştırıldığına bir örnek teşkil ediyor. Pagan döneminden kalma bu yırtıcı cadı (yılan kadın da denir) Stardust filminde Michelle Pfeiffer tarafından canlandırılmıştı! Farkı görün diye söylüyorum.

  35. Ahmet Türkan demişki 08 Temmuz 09 20:44 

    Çok Sam Raimi özüne döndüğünü kanıtladı. Son derece gerilim dolu bir filmdi. Her sahnesi kendine özgüydü. Uzun zamandır böyle film izlememiştim. Sam Raimi’ye ne kadar çok teşekür etsek azdır. Oyuncular harika atmosfer yaratımı ustaca ve film ilk dakikasından itibaren bizi kendine bağlıyor. Görüntü kalitesi kötü izlediğim halde beğendim. Düşünüyorum da sinemada izledeğim zaman daha da başarılı bulacağım. Melisa kızıma bu güzel incelemesi için teşekürler

  36. Erk demişki 09 Temmuz 09 14:23 

    Birşey sormak istiyorum. Bu cadı kılıklı teyzemizin özel gücü var herhalde…çünkü arabadaki kapışma sahnesinde tuhaf şeyler dönüyodu(filmi izlemedim ama sadece araba sahnelerini)..

  37. sinemasever1054 demişki 11 Temmuz 09 16:52 

    gerçekten çok güzel bir kritik olmuş melisay’ı kutluyorum çünkü böyle bir filmde spoiler vermeden kritik yapmak çok zor ve meslisa’nın bu işin altından çok iyi kalktığını düşünüyorum .Gelelim filme film harika gerçekten başlar başlamaz içine çekiyor bizleri filmdeki tek kusur komedi sahnelerinin bulunması ama sam raımı bu istediğni yapar filmi kutluyorum final mükemmel gerçekten .

  38. Ahmet Türkan demişki 11 Temmuz 09 17:12 

    Komedi sahnelerin bulunmasının kusur olduğuna katılmamaktayım. Zaten evil dead filmlerinden de hatırlayacağınız üzere bunlar Sam Raimi’nin tarzıdır. Ben pek komedi sahneleri görmedim. Son derece ciddi bir havaya bürünmüş diğer filmlerine göre…

  39. sinemasever1054 demişki 11 Temmuz 09 17:40 

    hatta saydım komedi sahnelerini ben 3 sahne gördüm tabiki olabilir ama korku filmi içinde ben komedi tarzını sevmediğim için olabir tabiki herkesin fikrine saygı duyuyorum.ama inanaınki komedi sahneleri vardı filmi anlatmak istemiyorum isterseniz komedi sahnelerini yazabilirim?

  40. Ahmet Türkan demişki 11 Temmuz 09 17:58 

    Gerek yok efendim bende bir kaç tane gördüm. Ama 3 tane sahne benim kendi fikrime göre komedi unsuru olarak kabul etmem. Olsa da kusur sayamam çünkü filmeleri daha izlenir kılıyor. Ama tam yerinde kullanılması şarttır.

  41. Özgünhan demişki 29 Temmuz 09 03:21 

    Merhaba, It’s Murder! ile başlayan Sam Raimi Bruce Campbell işbirliği bilindiği üzere Within the Woods ve elbette en büyük işbirlikleri olan, 1981 yılının Cannes film festivali yılın korku filmi ödülü sahibi Şeytanın Ölüsü, The Evil Dead ile devam etmişti. Sam Raimi hiçbir zaman gerçek bir gerilim veya korku filmi yönetmeni olmadı. Raimi her zaman bu türlere eğlenceli yaklaşarak Sam Raimi olmayı başardı. The Evil Dead zaten saf korku klasiği değil türün alt örneklerinden biri oldu. Drag Me To Hell ise The Descent’ten sonra izlemiş olduğum en kaliteli gerilim korku karışımı film oldu. The Descent’in klostrofobik havası ve Yüzüklerin Efendisi’nden çıkma yaratıkları filmi gerçek bir klasik yaparken daha sonra birkaç kaliteli yapım bu türü destekler oldu.

    Drag Me To Hell ve önemli karakteri Slyvia Ganush Martın Scorsese’nin 2002 tarihli Gangs Of New York filminin unutulmaz karakteri ile aynı gözlere sahip:)) Bill The Butcher Cutting’de farklı bir gözle ( bu gözü en büyük rakibine göndermişti ) yer almıştı. Slyvia Ganush karakteri filmin en izlenilesi karakteri olarak adeta lokomotif görevi görüyor ve ani çıkışlarıyla izleyenlerini korkutarak büyülüyor. Slyvia Ganush’un Christine Brown’dan evini kurtarmak istemesi ve yardıma ihtiyacı olduğunu aktarması oyunculuk bazında beni ürpertti. Tam aksine bayan Brown’un son derece kötü oyunculukla canlandırılması Alison Lohman seçiminin yanlış olduğunu göstermiş oluyor. Bu ikilinin tek taraflı zevk vermesi filmi zayıf başlatırken Bayan Ganush’un tehtidleri ile film başlıyor ve otoparktaki sahne ile tempo yükseltmesi tam Raimi tarzında işliyor. Bayan Brown’un falcı ile görüşmesi ve falcının söyledikleri filmin merak hissini yükseltiyor ve evdeki olaylar bu sefer tekrar falcıya gidilecekmi? gidilirse bu sefer neler söylenecek düşüncesini ister istemez hissetmemize neden oluyor. Bundan sonraki sahneler Raimi’nin gayet yerinde ve mantıklı ilerlemesi ile devam ediyor ve özellikle eski tarz mezarlık sahnesi ve bayan Gannush’un görünümü ile devleşiyor.

    2007 tarihli Dead Silence gibi sinsi bir havası olan bu film bana 1980′lerin beta zamanlarındaki klasik gerilim korku filmlerini anımsattı. Elbette profesyonel bir film ve dehşet verici müziklerin yer aldığı harika sitesiyle çok ses getirecek ve 7.8′lik imdb puanını hakeden bir yapım. Filmin orjinal sitesindeki müzikler bana büyük İspanyol yönetmen Amando De Ossorio’nun unutulmaz dörtlemesinin büyük filmi La Noche Del Terror Ciego’yu anımsattı. Filmi çok beğenmeme rağmen en zayıf halkasının rahatlıkla tahmin ettiğim final sahnesi olduğunu üzülerek söylemeliyim. Sam Raimi ilk defa saf tarzda bir tür çekerek adeta diğer gerilim korku filmleri yönetmenlerine gönderme yapmayı ihmal etmiyor. Final sahnesinin zayıflığı filmin daha yüksek başarı elde etmesini engelleyebilir olmasına rağmen The Descent’ten sonra izlediğim en iyisi diyebilitim. Dead Silence’yide tavsiye ederim. Dead Silence’nin yönetmeni unutulmaz testere serisinin ilk ve en başarılı yapımının yönetmeni James Wan.

  42. Erk demişki 17 Ağustos 09 22:31 

    herkes final sahnesini öve öve bitiremezken çoğu sitede, bir tek sen zayıf buldun hayret..korku fenomenisin herhalde..

  43. wherearethevelvets demişki 18 Ağustos 09 00:41 

    Korku otörüsün demek istiyorsun galiba Erk :)
    İşin garip tarafı Özgünhan gerçekten kendine göre güzel bir yorum yapmış. Sonunu beğenmedi diye yazdıkları değer kaybetmiyor. Erk keşke sen de karşı yorum yapsaydın da korku fenomeni olsaydın.

  44. videodreamproject demişki 18 Ağustos 09 01:47 

    Özgünhan kendıne göre ve bana göre enfes bır yazı yazmıssın.
    Sam Raimi tanimin cok dogru.
    tebrikler!
    filmdeki falcida dolandiricinin teki zaten :)

  45. Erk demişki 23 Ağustos 09 23:27 

    maalesef korku fenomeni olamazdım çünkü sonunu beğenen kişi sayısı zaten fazla benim bir farkım olmazdı wherearethevelvets..ayrıca sonuyla alakalı fenomen konusunu yakıştırma yapmadım genel olarak yaptığı yoruma göre bide sonu hakkındaki düşüncesini görünce böyle bi benzetmede bulundum..

  46. Reflection demişki 27 Ağustos 09 21:37 

    burada ki yorumlardan etkilenerek filmi indirdim. açıkcası daha iyi bir film bekliyordum. Basit, daha doğrusu benzer konusu çok fazla işlenmiş bir film. Beni pek tatmin etmedi. Finali ise üzdü :) 10 üzerinden puan verseydim 5 verirdim :)

  47. Erk demişki 03 Ekim 09 18:18 

    9 ekim geliyor..izlemeyenler sinemada izlesinler artık ..çoğu kişi şimdi bile netten izliyor : s 1 hafta kaldı..abim sayesinde dvdsinede kavuştum ama sabrettim geliyor..

  48. Mudman demişki 04 Ekim 09 14:56 

    İzlemeyen kaldı mı ki ?? Dvdsi çıkan filmi yeni vizyona sok sonra hıcbır fılmın korsanını alma dıye ortalarda gezin…
    Beklentileri karşılayan bır fılm olmus , hala ızlemeyen arkadaslar varsa tavsiye ederım :D

  49. dexter demişki 04 Ekim 09 15:01 

    İzlemeyen var tabiki ;) 9 ekimde sinemalarda izlemek için sabırsızlanıyorum…

  50. devilboy demişki 04 Ekim 09 15:04 

    Çok çok fazla beklentiye girmeyin derim ben naçizane fikrim:)

  51. mr_prospector demişki 04 Ekim 09 21:31 

    Sabrına hayran kaldım Dexter!!

  52. tolga d. demişki 05 Ekim 09 10:49 

    devilboy’a katılıyorum çok fazla beklenti içine girmeyin hayal kırıklığına uğrarsınız..gerçi bir çok kişi yinede hayal kırıklığına uğrayacak ama…. :D

  53. Erk demişki 05 Ekim 09 19:56 

    Final iyi bitmiycek gibi geliyo..sam raimi bence mutlu bitirmez sonu içime öle doğdu.. bakalım görücem cuma günü..=)

  54. kuzukurt demişki 17 Ekim 09 21:51 

    sam raimiden daha iyi bir şey beklerdim açıkcası, bilgisayarla yapılmış efektler çok basit kalmış, sadece sonu değişik olmuş olnun hakkını yemeyelim ama filmin sonuna kadarda bir buçuk saat sabretmek gerekiyor. açıkcası sinemada izlenmez blue rayrip’i çıkmış evde izlenebilir.

  55. Erk demişki 19 Ekim 09 17:13 

    Sam’in, efektlerde açık açık fire vericeğini tahmin etmezdim resmen b sınıflarında olan efektler kullanılmış gibiydi raimi 21. yüzyıldayız bilmem farkında mısın? Ama onun dışında diğer her konuda melisaya katılıyorum ..kalteli bir yapım olmuş sonuda etkiledi..oyunculuklar iyiydi..gerilim dozuda tatmin ediciydi ama daha iyi olabilirdi..makyajlar başarılıydı ..ama oyuncuların konumları görünümleri eşyalar falan birden bire değişiyor bu belliydi hele otopar sahnesinde de var kadının saçları dağınıkken mesela sonra bir anda derli toplu oluyor ve suratıda bambaşka..neyse daha fazla şeyler olsaydı efekt adına ve süresi daha uzun olsaydı daha çok tatmin olucaktım ve puanım daha fazla olucaktı ama raimi böyle uygun görmüş ne diyelim..7.5 puandan ne aşağısını hak ediyor en azından en az 7 lik bi film olmuş genel olarak bakıldığında 7.5 ama 8 i hak edememiş ..buna rağmen yinede etkileyiciydi..

  56. tolga demirtaş demişki 19 Ekim 09 17:54 

    “b” tabiri çok moda olmaya başlandı. kötü bişey gördük mü basitçe”b”ye indirgiyoruz. bir filmin “b” kategorisine girmesi için efektlerinin kötü olması yeterli değildir.

    film için krkutmuyor demek haksızlık olurdu. zaten filmin amacı korkutmak değil…kendini ciddiye almayan, akıcı, korkutma amacı gütmeyen seyirlik bir film. çok büyük bir beklentiyle izlemedim filmi..ama beğendim.

  57. wherearethevelvets demişki 19 Ekim 09 19:16 

    Sam Raimi filmlerine, konu ne kadar ciddi olursa olsun mutlaka komedi unsurları ekliyor. Bu onun estetik anlayışı. Evil Dead de öyleydi. Ama korktuk. Bu filmde de bazı sahnelerde yerimden fırladım. Ama finali iyi değildi. Herkes aynı fikirdedir sanırım.
    Bilgisayar efektlerine her zaman karşıyım. Ya belli belirsiz uygulanmalı ya da hiç bulaşılmamalı bence. Raimi, hissettirmeyle değil göstermekle korkuttuğu için efektler gözümüze gözümüze geliyor. Bu yüzden olduğundan daha ucuz görünüyor. Spiderman’de de binalar arasında ağıyla ilerleyen süper kahraman lastik gibi görünüyordu. O da pahalı efektler içeriyordu, Drag me to Hell gibi…

  58. Can Evrenol demişki 19 Ekim 09 20:00 

    2009′da sinemada izlediğim en iyi filmlerden biri

  59. Erk demişki 19 Ekim 09 22:21 

    Bence finali iyiydi,etkilendim açıkçası ama cehennem resmen animasyon gibi olmuş b sınıfında efektler böyle oluyor tolga ..sam o finaldeki dramatikliği iyi yansıtmış oyuncularda iyi ama yani orası daha uzun olabilirdi daha gerilimli olabilirdi mesela. Ayrıca ilk açılışta o yerin açılması sonra aniden ışıklar beliriyor halbuki bu ışıklar ne kadar az belirirse o kadar gerçekçi gelirdi..renkler olmamış yani..kısacası bütçede pek fazla yatırım olmadığı belli..daha iyi olabilirdi..bu senaryo bende olucak filmin süresi uzun olurdu ve neler katardım neler..hem 10 sene önce hazırladığı senaryoymuş ama spiderman den dolayı vakit ayıramamaış ve o vakitte herhalde pek bir şey katamamış gibi gözüküyor ..daha fazla şeyler katsaydı bolca muziplikler yerine, net söylüyorum”Gelmiş geçmiş en iyi korku filmi ”ünvanına sahip olabilirdi international olarak =)ama pek vermemiş kendini Sam beyefendi NASILSA BİR ADI VAR! =)

  60. plague demişki 19 Ekim 09 23:30 

    Bence oldukca iyi kotarilmis, izleyiciyi koltuga civileyen, temposunu dusurmeden devam ettirebilen bir filmdi. Efektler, makyaj ve yer yer senaryo apacik 80′ler sonu 90′lar basi korku filmlerine gondermeler iceriyordu. Ozellikle de Evil Dead filmine. Dolayisi ile aradigimi fazlasiyla buldum.

  61. tolga demirtaş demişki 20 Ekim 09 08:49 

    b film nedir, ne degildir? aşağıdaki linklten görülebilir.

    http://iyikotufilm.com/b-filmler/

  62. Erk demişki 21 Ekim 09 16:28 

    Hay allahım..arkadaşım bir kere efektlerin a sınıf efektleri olmadığı bariz belli!! bunu kafana soksana sen..onun dışında b ,c ,d herneyse..hay yarabbim..

  63. Erk demişki 21 Ekim 09 16:34 

    Özellikler kısmında maddelerden birinde aynen şöyle diyor: Özel efekt gerekiyorsa, çok az ve ucuz türdendir. Yani tam olarak ucuz diyemesek bile ucuza yakındı..bu da sam gönderme yaptığından falan deniyor 80 yıllardaki efektler..zaten filmden etkilendiğim içinde 7.5 verdim o efektler göze batıcak derecede kötü değildi idare ederdi..makyajlarda çok iyiydi zaten..o ruhlu keçili sahnelerdeki efektler iyiydi mesela ses olsun görüntü olsun..en çok batan yerler o kedinin ağızdan çıkması ve göz fırlaması yüzün dağılması..bunlara başarılıydı diyemeyiz..keşke sam efektler konusunda da göndermeleri düşünmeyip biraz daha ciddi olsaydı ..

  64. heartbreaker demişki 29 Ekim 09 00:47 

    Filmi sonunda izledim. Açıkçası olumsuz eleştirileri okudukça kafamda filmle ilgili acaba’lar vardı. Sam Raimi yapmış yine yapacağını :) Başından sonuna kadar sürükleyiciliğini,temposunu yitirmeyen, yer yer gerilimi çok iyi veren bir film olmuş. En sevindiğim nokta ise Raimi’nin yine o eski tarzından sapmamış olmaması. 80-90′lı yıllardaki filmleri andıran bir çok sahne vardı, özlemişim açıkçası bu tarz bir filmi…

  65. corleone demişki 06 Kasım 09 17:40 

    filmde en ilgimi ceken sey evil dead serisinde kullanilan 70 modell Chevrole marka araba, bu araba sam raiminin ilk arabasi olmakla beraber onun ekolu, genelde her filminde o araba azda olsa görünür speiderman de bile :D bu film hakkindaki yorumum ise evil dead,in birinci bölümünü tercih ederim, bir korku filmine efektler girince o film bozuluyor, dilerimki sam raimi evil dead,in yeni versionunda eskisi gibi 35 lik kamerayla ceker, iste ozaman izlenir :D

  66. gorcun demişki 07 Kasım 09 02:49 

    Bu filmi herhangi bir korku filmi olarak izleyip yorumlamak kişinin düşeceği hatalardan biri ne yazıkki. Filmin yönetmenine ve eski filmlerine (Evil Dead serisi) özellikle 80′ler korku sinemasındaki etkileri bilinirse günümüzde çektiği bu film daha bir değerli hale gelebilir. Yıllardır doğru düzgün yapılamayan korku ve komedi türünün (parodiden bahsetmiyorum) başarıyla harmanlanması ancak Sam Raimi gibi üstadların iyi yapacağı işlerden biri olabilir ancak. Bu filmi de o düşünceyle izlerseniz fazla hayal kırıklığına uğramadan hem eğlenceli hem gerilim dolu bir film izleyebilirsiniz.

  67. Melisa AYDIN demişki 07 Kasım 09 14:26 

    gorcun çok güzel özetlemişsin , filme verilecek değerin orantısına bakış açın çok doğru bence.

  68. gorcun demişki 07 Kasım 09 15:47 

    Teşekkürler Melisa Aydın. Bu arada sitede aradım ama raslayamadım. Yine Sam Raimi’nin çektiği izlediğim en eğlenceli korku parodilerinden biri olan ”Army of Darkness” filmini okumak isterim site yazarlarından.

  69. Melisa AYDIN demişki 07 Kasım 09 15:57 

    ooo harika olur. hemen dikkate alıyoruz o halde.

  70. Korkulukk demişki 20 Kasım 09 03:36 

    Bildiğimiz Raimi tadında; hem gerilim dolu, hem eğlenceli… Dag Me To Hell’in başarılı bir film olduğu ve korku sinemasına hareketlilik getirdiği bir gerçek; lakin beklentilerimi karşıladığını söylemek haddinden fazla iyimser bir adım olur.

    Filmde beni en çok rahatsız eden şey bilgisayar girdilerinin fazla oluşu oldu. Spiderman’i çeken adam olarak değil de Evil Dead serisini çeken adam olarak yönetmesini isterdim bu filmi Sam Raimi’nin. Evil Dead’daki pek çok unsur bu filmde de vardı ancak ne yazık ki o saf, çiğ korkuyu Drag Me To Hell’de pek bulamadım ben.

  71. eCe___55 demişki 21 Kasım 09 01:00 

    Harika bir film bence hayatımda böyle bir korku filmi görmedim ben :D

Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!