Funhouse (Carnival of Terror)
Kategoriler: F, Film Arşivi
Yönetmen: Tobe Hooper
Senaryo: Lawrance Block
Yapım: 1981 ABD Süre: 96 Dakika
Oyuncular: Elizabeth Berridge, Shawn Carson, Jeanne Austin, Jack McDermott, Cooper Huckabee, Kevin Conway, Largo Woodruff
Amy (Elizabeth Berridge) o gece arkadaşları Richie (Miles Chapin), Liz (Largo Woodruff) ve onu ikna eden erkek arkadaşı Buzz (Cooper Huckabee) ile birlikte şehirlerine yeni gelen karnavala gitmek isterler. Komşu kentte iki kızın başka bir karnavalın yakınında ölü bulunması nedeniyle babası Amy’e bunu kesinlikle yasaklamıştır.
Bu yasağa aldırış etmeyen dört genç beklendiği gibi karnavala giderler ve burada çokta iyi vakit geçirmeye başlarlar. Çeşitli oyuncaklara binerler, garabet gösterilerini izlerler ve pamuk şekeri yerler. Gecenin sonuna doğru karnaval kapanıncaya kadar orada saklanmaya karar veren gençler bunu başarırlar. Karnaval’ın kapıları kapanmıştır ve onlar artık bütün gece oradadırlar. Bu her ne kadar eğlenceli ve heyecanlı bir durum olsa da, kısa bir süre sonra Frenkeştayn maskesi takan tuhaf bir adamın bir falcıyı öldürdüğüne tanık olurlar. Richie ise lunaparkın sahibinden gizlice para yürütmüştür. Durumdan şüphelenen adam, olayı çözmesi için falcıyı öldüren oğlu Gunther’ı görevlendirir. Dört arkadaş lunaparkın içine hapsolmuştur ve Frenkeştayn maskesi içindeki tuhaf adamda peşlerindedir. Artık kapalı kapılar ardında müthiş bir kovalamaca ve hayatta kalma oyunu başlamıştır.
Carnival of Terror olarakta bilinen film usta yönetmen Tobe Hooper’ın en iyi filmlerinden değil fakat kayda değer bir filmi. Filmin, yönetmenin Texas Chainsaw Massacre’dan sonra beklentilerin yükseldiği bir dönemde ve özellikle 80’li yılların başlarında çekilmesine rağmen yeterince kan ve vahşet içermiyor olması eksi yanı olsa da, düzgün hikayesi, birkaç iyi özel efekti ve iyi kostüm tasarımı filmi izlenebilir kılıyor.

















lanet olsun çirkin bir cavarın sizi tavan arasında kovalaması gibi toobe hooper,dan tam bir paranoyaklık gösterisi bu filmi 80,lerde seyretmek isterdim başroldeki kızda mükemmel hani onu lanet canvardan ben korumak isterdim fal kısacası müthiş bir slasher bazen panayıra gidip avalanmak istiyorum
Tobe Hooper’ın ilk dönem filmlerini seviyorum. Hatta, adı kötüye çıkmış, yapılmış en kasvetli korku filmlerinden olan Eaten Alive’ı bile seviyorum. The Funhouse da, hani “artık böylesini yapmıyorlar” derler ya, işte öyle bir film benim için.
Bizde çıkan dvd’sinde 91 dakika geçiyor ama kesintili değil. Bizde çıkan sanırım ya İngiltere ya da Almanya versiyonu. Aslında Amerikan versiyonu ile fark var. Fakat bu fark sansürden çok farklı diyaloglarla ilgili. Zaten Türkiye Region 2′ye girdiğimiz için her durumda Amerikalılardan kısa izliyoruz. Hız meselesi…
Divx olarak izlediyseniz, süresi gereği zaten Amerikan versiyonudur.
Sevenlerine de müjde. Eli Roth The Funhouse’ın yeniden çevrimini plasnlıyormuş. Uydurma trailer Thanksgiving de sıradaymış. Yalnız anladığım kadarıyla çok projesi var. O yüzden de pek bağlanmamak gerek.
Evet büyük ihtimalle uncut elindeki… İyi seyirler…
IMDB’de şöyle bir bilgi mevcut;
96 min | Sweden:90 min (cut) | Belgium:80 min (video version)
Bendeki film 96 dakika ise, bu uncut versiyon demektir, doğru muyum? Kesilmiş filmlerden ben de nefret ediyorum, eğer öyleyse izlememeyi tercih ederim.
Süresinden… Ben elime geçen filmin ilk önce süresine bakıyorum. Eğer bahsedilen sürelerin en uzunu elimdekiyse hiçbirşey kaçırmamış olmanın verdiği rahatlıkla izliyorum filmi. Kesilmiş filmlerden nefret ediyorum.
Elime bu filmin herhangi bir versiyonu geçti. Uncut olup olmadığını nasıl anlayabilirim acaba?
Annem ve babam beni hiç dövmedi. Ama annemin tokat atan bakışları vardı. Yanlış birşey yaptığımda sadece gözlerini açıp bir bakardı. Ağlardım korkudan. Kimse, bu durup dururken ağlayan çocuğa anlam veremezdi. Benim çocukluğum dramdı, dram…
Ben korku tünelinden çok korkardım. Ama ille de her defasında girerdim. Hafif manyaklık da var demek ki…
Vee Funhouse (Carnival of Terror) gibi filmlere hasta olacak olan potansiyel korku sineması delisi adayı.
uzun menzilde de etkililer yani:) yavaş olmalarının dezavantajını bu şekilde kapatıyorlar. “eheheh yakalayamazkiiii” derken “şaaap” diye bir ses… geriye kalan kızarmış bir sırt ve teyzeyle başedilmeyeceğini öğrenmiş gözleri buğulu ufak bir çocuk:)
kesinlikle:) bizim neslin klişelerindendir hatta. Gerçi anneciğim hala sinirlenince terlik fırlatıyor ya:)
Bir teyze tüm dünyaya bedeldir ve hatta 38 numara bir ayakkabı bir teyzenin elinde Jason’ın palasından daha korkunç bir silahtır:)
wherearethevelvets korku tüneli hangimizin çocukluğundan kalma hoş bir anı değil ki? Benimkini anlatayım: Bursa’da annemin bir arkadaşına gittik o yaz.Kültür Park vardı bilmem hala var mı.Kardeşim, ben ve Aysel teyzemin kızı annelerimizden harçlık istedik korku tüneline girmek için izin vermediler. Bizde çaktırmadan gişedeki ağabeyden izin istedik.Kıyamadı bize bedavadan jeton verdi. Neyse girdik tünele hakaten korkunç! Adrenalin dolu olarak çıktık tünelden. Annem ve Aysel teyze ayakkabılarını çıkarmış bekliyor. Asıl heyecan orda başladı. Tek ayakları çıplak bir ellerinde ayakkabı peşimizden koştular isabet ettirene dek:)
Bayılıyorum lunaparklı korku filmlerine.
Bu arada bence kan oranı oyu az verilmiş. O kadar da değil yani…
Bence harika bir film. Özellikle de gençlerin korku tüneline girmelerin öncesine kadar. Yani filmin başı, asıl aksiyondan daha iyidir. O, birşeylere hazırlanıyormuş gibi duran rahatsız hava; lunaparkın zaten tekinsiz bir yer olduğunu bağıra çağıra belli eden atmosfer…falan bayılmıştım. Tek beğenmediğim yeri sondaki can sıkıcı çığlıklar. Beynim s*kildi yav. Ama teker teker çadırları dolaştıkları sahne (özellikle kavanoz içinde teşhir edilenler) nasıldır? Harikadır.
Ayrıca korku tünelleri, çocukluğumda derin izler bırakmış, korkunç ve çekici mekanlardır benim için.
pure thriller türünün en iyilerinden, zamanında çok sansürlenmiş ve yasaklanmış halbuki o kadar vahşi bir film değil.
Benim de zevk alarak izlediğim filmlerden biridir. Lunapark ortamında dehşet fikri her zaman bana cazip gelmiştir.. Özellikle Hooper ustanın filmin başında Psycho’ya yaptığı dev göndermeye bayılırım
Ben seviyorum bu filmi..Lunaparklı filmlere olan takıntımdan dolayı..