Nightbreed

  • Tarih: Ağustos 30th, 2009
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (7 oyla: 10 üzerinden 7,29)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: 1990-2000 Arası, A.B.D., Film Arşivi, Korku, Murat 'Wherearethevelvets' Akçıl, N

Yönetmen: Clive Barker
Senaryo: Clive Barker
Yapım: 1990, ABD  Süre: 102 Dakika
Oyuncular: Craig Sheffer, Anne Bobby, David Cronenberg, Charles Haid, Hugh Ross, Doug Bradley

Clive Barker’ın bu filmini, keza uyarlandığı hikayeyi, bir kalıba sokmak mümkün değil. Çünkü alıştığımız üzere korku malzemesi olan ucube ve yaratıklar, burada dehşetin kaynağı olmaktan çok mağdur durumda. Neyse ki Barker, kendi öykülerini sinemaya uyarlıyor. Sonuçta edebi versiyonundan bir şey kaybetmemiş olan filmi (Cabal adlı uzun öyküsünden neredeyse bire bir uyarlamış) lezzetle izliyoruz. Yazarın tipik tarzı olan, ucundan accık değindiği efsanevi hikayenin unsurlarını, burada “Gecedölleri” ve onların gizli mekanı “Midian” oluşturuyor. Clive Barker, öykülerinde eski dini objeleri ve gnostik inanç kalıntılarını kullanmayı seviyor (Hellraiser’da olduğu gibi). Midian aslında Ortadoğu’da olduğu düşünülen hayali bir bölge (Suudi Arabistan olduğu söyleniyor). Yönetmen bunu alarak Amerika’nın ücra bir bölgesindeki antik bir mezarlık olarak sunuyor. Gecedölleri (Nightbreeds) bu mezarlığın altında derinlere doğru uzanan Cehennemvari katmanlardan oluşmuş dev bir şehirde yaşıyor ve “yaşayan” dünyadan saklanıyorlar. Midian, taşların içine gücünü salan bir yaratık tarafından ayakta tutuluyor. Gerçekte Tapınak Şövalyeleri’nin put tanrısı olan Baphomet, Midian’ın çekirdeğinde yer alıyor.

Tarihin değişik dönemlerinde ucube denerek toplum dışına itilen şanssız ruhlar, ya da bizzat canavarlık yapan ucubeler Midian’ın sakinlerini oluşturuyor. Bu yaratıklar etle besleniyor ve gece yaratığı oldukları için güneş ışığına çıkamıyorlar. Bu şekil değiştiren yaratıklar eğer birileri onları öldürmezse ölümsüzler!

Baştan da belirttiğim gibi, filmin asıl kötü adamı “yaşayan” bir adam: Dr. Philip K. Decker (yazar Philip K. Dick’e atıfla).

Aaron Boone adlı genç adam, bu habis ruhlu psikoloğun kurbanı oluyor ve sapıkça işlenen cinayetlerin baş zanlısı haline geliyor. İşin garip tarafı kendisi de buna inanıyor. Kabuslarında devamlı adı geçen Midian’a bu yüzden sığınmaya çalışıyor.

Çok karakterli ve her bir karakterin ayrı özelliğe sahip olduğu filmleri severim. Bu filmde hiçbir yerde göremeyeceğiniz çeşitte ve sayıda ucube var. Boone’un hastanede rastladığı, Midian yolcusu Narcisse bu yolda surat derisini yüzüyor (Gecedöllerine katılabilmek için hayatınızdan vazgeçmelisiniz). Aydede suratlı Kinski, Midian’a gizlice sığınan Boone’u yakalıyor ama amacı zarar vermek değil; zira kendisi kurallara çok düşkün. Sürüngen benzeri kötücül Peloquin ise et istiyor ve bu iştahı nedeniyle yanlışlıkla efsanenin ilk domino taşına dokunmuş oluyor..

Dr. Decker her ne kadar soğukkanlı bir inandırıcılığa sahip olsa da bir şeyi gözden kaçırıyor: Boone’a sonuna kadar sahip çıkan, cesur ve aşkından kolay vazgeçmeyen Lori’yi…

Bu masum kızcağıza, tesadüfen yardımcı olduğu, Gollum-köpek karışımı kız çocuğu Babette’in annesi Rachel (duman kadın) yol gösteriyor. Boone, Midian’a, yanaklarında fazladan gözleri olan kabile şefi Lylesburg tarafından kabul ediliyor. Bu karakterlerin dışında ork suratlı davulcu Kushnir Day, melek dövmeli yüzyıllık çocuk Ohnaka, kara suratlı şeytan Lude ve onun yakın arkadaşı, şişman karnında iki yılan barındıran Leroy Gomm, ve benim favorim olan, zehirli tüylerini düşmanına ok gibi fırlatan kirpi-kuş karışımı erotik hatun Shuna Sassi gibi sürüyle ilginç yaratık mevcut. Ha, bir de savaşta bonus güç olarak salınan Berserk’ler var tabi ki….

Filmin makyaj ve efektlerinin bütçesine göre hayli iyi olduğunu belirtmeliyim. Her ne kadar kitapta bahsedilen bazı değişim sahneleri, teknolojik yetersizlik nedeniyle hakkıyla verilememiş olsa da karakterler inandırıcı bir şekilde tasarlanmış. Bilgisayarın yapay etkisi olmadığı için gözüme güzel gelmiş olabilir. Fakat, özellikle yeraltı mekan tasarımının görkemi, çoğu yakın tarihli filmde yok. İşini ciddiye alanların elinden çıkan böyle eserleri izlemek de keyifli oluyor doğrusu. Ayrıca film o kadar dolu dolu ki hiç bir sahnede tempo düşmüyor. Gereksiz hiç bir ayrıntı yok. Muazzam sahnelere eşlik eden müzik de kulağımızın pasını siliyor.

Filmin bir özelliğine değinmeden edemiyeceğim. Sapık doktor Decker’ı canlandıran (bir başka sayıdeğer abimiz) David Cronenberg, hangi akla hizmet böyle bir projeye dahil olmuşsa çok iyi etmiş! Öyle soğukkanlı ve rahatsız edici bir karakterizasyonu var ki, aktörlükte de iyi bir kariyer edinebilirmiş. Bu arada filmin çekimleri esnasında yönetmene ilham gelmiş ve asla sinemaya aktarılamaz denen “Naked Lunch”ın senaryosunu yazmaya başlamış.

Boone rolü için daha önce Rutger Hauer ve Christopher Lambert düşünülmüş. Fakat rolü, o zamana kadar adı pek duyulmamış Craig Sheffer almış (herhalde Clive Barker bu genç yakışıklıdan daha çok etkilenmiş!). Gariptir, Craig Sheffer’ın yolu Barker’la bir kez daha kesişiyor. Hellraiser serisinin 2000 tarihli 5. filmi Inferno’da da başrolü oynamıştı.

Sonu kitaba uymayacak şekilde gereksiz bir yere bağlansa da Nightbreed güzel bir film, bir klasik. Canavar filmi gibi başlayıp, seri cinayetlerin tüyler ürpertici korkunçluğuyla izleyiciyi ters köşeye yatırıyor. Komedi unsuru yok ya da yanlışlıkla komedi olmamış. Oyunculuk iyi. Müzik iyi. Atmosfer ve yönetim daha iyi. İzlememiş olanlara ısrarla öneririm.

Murat “Wherearethevelvets” Akçıl

Etiketler: , , , , , , , ,

Paylaş:

  1. wherearethevelvets

    Maverick, teşekkür ederim. Sen de benim gibi Clive Barker hayranısın belli :)

  2. crononberg’in performansi ve elfman’in muzikleri gayet basarili, basrol oyuncusu c, sheffer’da bende carpenter filmlerindeki kurt russell izlenimi birakti:)

  3. wikipedia’nin rivayetine gore bu filmin 145 dakikalik bir versiyonu varmis, onuda gorsek tam olucak:)) harika bir yazi clive barker uyarlamalarini en az onun kadar guzel yaziorsun dicem, umarim abartmis olmam:) tesekkurler bu yazi icin.

  4. wherearethevelvets

    Filmin başında, jenerikteki duvar resimleri mi? Sanırım Barker’in kendi eseri onlar. Emin değilim ama onun tarzına çok benziyor.

  5. Aklıma geldi. Bu filmin başındaki resimler kime veya kimlere ait acaba? Filmin cd’sini bulamadığım için tekrar bakamıyorum.

    Tümü çok etkileyiciydi.

  6. kostumler harıka :)

  7. Bir filmde istediğim herşey var nightbreed’de.

  8. wherearethevelvets

    Bu arada fazla üzerine değinmemişim. Müzikler Danny Elfman’a ait ve onun tüm karakteristiğini yansıtıyor. Gerisini siz tahmin edin…

  9. wherearethevelvets

    Ali Ceylan her telden çalmaya çalışıyorum. Tanıttığım filmler içinde iyi de kötü de olabiliyor. Amacım olabildiğince çok bilgi edinebilmek onu sizlerle paylaşmaktır. Nostaljik filmleri seviyorum, evet, ama bir korku filmi fanatiği olduğumu zannetmiyorum. Zaten o yüzden asıl konudan uzaklaşabiliyor, filmin sanat yönüne daha fazla ağırlık verebiliyorum. Bir filmden beklentilerim değişebiliyor. Bazen gerçekten “Şöyle iyi bir gerilim olsa da korkudan ölsem” dediğim zamanlar da olabiliyor. Korkmadığım ama estetik açıdan zevk aldığım filmleri izlediğimde de yeterli tatmini sağlayabiliyorum (ne demek istediğini anladım. Demek istediğim o).

  10. İncelemek için seçilen filmlerde,nostalji ve korku filmi sevgisi
    ağır basıp film kalitesi göz ardı edilse de zaman zaman,Nightbreed
    tercihini hayli isabetli buldum.Umarım ki wherearethevelvets
    en sağlam,en ihtişamlı ve en iddialı filmleri incelemeye alarak
    en kral korku filmlerini izlememize vesile olur.
    Teşekkürler wherearethevelvets.

  11. Clive Barker’s Lord of Illusions incelemesi arzuluyoruz.

  12. wherearethevelvets

    Çok teşekkür ederim Nyarlathotep.
    Ali Ceylan, zaten filmde Decke^’dan korkuyorsunuz. Kitapta da filmde de korku sahneleri sadece ona ait. Gecedölleri konuyu destekleyen karakterleri oluşturuyor.
    Bu arada Decker’ın düğme gözlü, fermuar ağızlı bezden oluşan maskesi gerçekten yaratıcılık örneği. Kitapta bu maske bilnç altına seslenen tahriklerde de bulunuyor.

  13. Adam’ın türlü canavarlar ürettiği yetmiyormuş ğibi bir de Kudurmuşlar’ı üretmiş.Ne hayal gücü be.
    Bana canavanlar bir ara uğranılıp beraber çay kahve içilecek
    kadar sevimli geldi doğrusu.
    Şu sapık doktor Decker’dan çok etkilendim.Acaba Clive Barker
    fantaziyi bırakıp sadece Slasher tarzı birşeyler yasza,
    hayalgücünün tamamını psikopat bir katile ayırsa neler olur
    çok merek ettim.

  14. Clive Barker’s Nightbreed’i wherearethevelvets’ten başka kim daha iyi yazabilirdi ki?
    Mitsel tatlar, tatminkar ve yerinde eleştiriler, müthiş detaylandırmalar!

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.