Saw

  • Tarih: Temmuz 17th, 2008
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (21 oyla: 10 üzerinden 8,67)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: 2000-2010 Arası, A.B.D., Film Arşivi, S, Slasher, Yasin 'Devilboy' Karakaya

Yönetmen: James Wan
Senaryo: James Wan, Leigh Whannell
Yapım: 2004 ABD , Süre:103 Dakika
Oyuncular: Leigh Whannell, Cary Elwes, Danny Glover, Ken Leung, Tobin Bell

Bu oldukça etkileyici korku filmini izlerken ilk kareden kan ve vahşet dolu son kareye kadar koltuğunuzun ucunda hop oturup hop kalkacaksınız. Karanlık ve boğucu bir atmosferin hakim olduğu film kan ve vahşet görüntüleri açısından bir hayli zengin. Yönetmen, özellikle de filmin tamamlanması için kendilerine tanınan sürenin kısalığı göz önüne alındığında, gerçekten çok iyi iş çıkarmış. Korku öğelerinin gençler etrafında döndüğü ortalama Amerikan gençlik filmlerinden fazlasını arayanlar, kan ve vahşet dolu bu filmi kaçırmamalı.

Kurbanlarına hayatın anlamını öğretme takıntısı olan sadist ruhlu bir seri katil, kurbanlarını başına buyruk ve hayatlarının değerini bilmeyen kişilerden seçer. Kendilerini korkunç bir oyunun içinde bulan kurbanlar hayatta kalabilmek için imkansız seçimler yapmak zorunda bırakılır. Yaşamak için ya savaşacaklar ya da öleceklerdir..

“Saw / Testere” serisini, son dönemde izlediğim bir kaç iyi korku filmi arasında sayabilirim. Bana göre,Seven / Yedi ve The Silence of the Lambs / Kuzuların Sessizliği arasında yer alabilecek bu seride, günün birinde kendilerini köhne bir tuvalette bulan, ancak oraya nasıl ve neden geldikleri hakkında en ufak fikri olmayan iki adamın hikayesi anlatılır. Bu iki adam, hafızalarındaki bilgi kırıntılarını birleştirerek başlarına ne geldiğini hatırlamaya çalışırken, kod adı Jigsaw (testere) olan bir seri katil tarafından tehdit edilip sayısız akıl oyununa maruz bırakılır. Hiç şüphesiz bu, insanlara hayatın anlamını öğretmek gibi bir takıntıya sahip seri katilimiz Jigsaw’un maceralarının anlatıldığı serinin başlangıcıdır.

Özet: Adam (Leigh Whannell) ve Larry (Cary Elwes) gözlerini pis ve köhne bir tuvalette açar. İkili yavaş yavaş kendine gelirken işler daha da kötüye gider. İki adamın arasında yerde bir ceset uzanmakta ve iki adam odanın karşı tarafındaki büyük borulara zincirle bağlanmış durumdadır. Kahramanlarımız kendileri için verilen gizli mesajı fark ettiğinde bir çatlağın kendileriyle hastalıklı bir oyun oynadığını anlamakta gecikmez. Oyunu kazanıp eski yaşamlarına dönebilecekler midir? Zaman zaman bana kişisel görüşlerimi belirtme fırsatı tanınıyor ve işte başlıyoruz.

Akademi Ödüllerine neden prim vermediğimi merak edenler için Saw yeterli bir kanıt. Bana göre, Saw , 2005 yılında En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Elwes), En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Sinematografi, En İyi Sanat Yönetmeni, En İyi Makyaj ve En İyi Müzik – Orijinal Beste (Fear Factory “Bite the Hand that Bleeds”) olmak üzere sekiz dalda Oskara aday gösterilmeli. Bu ödüllerin sekizini de almalı demiyorum, ama en azından adil bir paylaşım olmalı. Konu kaliteli filmlere gelince doğru olmayan bir şeyi ciddiye almak benim için çok zor. Ama bu, Akademi Ödüllerinin ya da profesyonel eleştirmenlerin ve sinema konusunda aydın geçinenlerin kategori dışı ürünlere karşı daha önce hiç söz edilmemiş genel önyargısı gibi bir şey değil.

James Wan ve Whannell (aynı zamanda erkek oyuncu olarak çifte görev üstlenmiştir) bir puzzle gibi iç içe geçen ve sizi tıpkı Seven / Yedi ‘deki seri katil – polis mücadelesini işleyen The Cube / Küp serisi gibi kuşatan bir hikaye kaleme almış. Birbiriyle bağlantılı olan olaylar tıpkı tüm hamleleri önceden ayarlanmış bir satranç gibi birer birer açığa çıkar. Wan ve Whannell filmde belirsizliğin yarattığı gerilimin dozunu kademeli olarak artırmayı başarmıştır.

Aynı zamanda filmin yönetmenliğini de üstlenen Wan, film boyunca inanılmaz derecede sinir bozucu ve karanlık bir atmosfer yaratmış ki bunda en az senaryo kadar yaratıcı olan Julie Berghoff’un yapım tasarımının payı büyük. Filmin orijinalliğini sağlayan en önemli özelliği, kötü adam tarafından akıllıca hazırlanan karmaşık ve ölümcül tuzaklardır. Berghoff’un bu kurgulara ilişkin tasarımı hikayenin karmaşıklığı ve filmin genel atmosferi ile mükemmel örtüşür. Seyirci korkudan sinmiş halde kendini kurgunun ve de maceranın içindeymiş gibi hisseder. Filmin sinematografisi fazlasıyla yaratıcıdır; aslında film boyunca bir çok ipucu verilir izleyiciye, ancak bu ipuçları öylesine ince zeka ürünüdür ki izleyici tarafından kolay fark edilemez. Ayrıca, filmde ileri sinema teknikleri dengeli şekilde kullanılmıştır; örneğin arabayla kovalamaca sahnesinde değişik film hızı kullanılmıştır.

Filmin büyük bölümü kendilerini pis bir odada bulan iki karakter üzerine odaklanmaktadır; kahramanlarımız Elwes ve Whannel olağanüstü performans sergileyerek çaresizlik, ümit, hayal kırıklığı, intikam arzusu, öfke ve dibine kadar umutsuzluk gibi her türlü duyguyu yansıtmak durumundadır. Başta Elwes olmak üzere oyuncuların her ikisi de muhteşem. Dedektif David Trapp rolünde izlediğimiz Danny Glover, tipik maço polisten takıntılı, hatta belki de filmdeki kötü adam kadar takıntılı bir serseriye dönüşümü sırasında oldukça etkileyici.

Filmdeki kötü adamın cinayetleri işleyiş şekli ve motivasyonu (ki filmin temasını oluşturur) izleyicinin merakını uyandıracak derecede silik ve geri plandadır. Kurbanlar genellikle ahlaki açıdan zayıf, hatta kurban olarak seçilmeleri kendi yararına olabilecek yapıda kişilerdir. Gerekli zeka ve beceriye sahip oldukları takdirde içinde bulundukları zor durumdan kurtulma şansları olacaktır. En azından katil, kurbanlarına sıkı bir ders vererek onların daha iyi hayatlar sürmesini sağlamak istemektedir.

Cube / Küp ve Seven / Yedi ile kıyaslandığında şu bir gerçek ki Saw korkak mizaçlılara (daha da kanlı olabilecekken olmadığı halde) ya da iyi ile kötü hakkında net mesajlar almak veya mutlu son görmek isteyenlere göre bir film değil. 2004 yılının en iyilerinden biri olan bu filmi mutlaka izlemelisiniz.

 

BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ?

- MPAA filmin ratingini, genel atmosferinden dolayı NC-17 olarak belirledi, fakat daha sonra yönetmen James Wan filmin R rating alabilmesini sağlamak amacıyla bazı bölümleri çıkarmak zorunda kaldı..

- Wan ve Whannell’in Hollywood prodüktörlerine sunduğu demo DVD’deki ayı tuzağı, ikilinin endüstri tasarımcısı arkadaşları tarafından yapıldı. Bu kişi, tuzağın paslanmasını sağlamak için mekanizmayı tuzlu suya koyarak kendi evinin çatısında bir hafta bekletti. Demo kayıtlarında oynayan Whannell, bu tuzağı tamamen paslı halde ağzına soktu. Ancak filmde Amanda’nın yakalandığı tuzağa boya ile paslı görünüm verildi.

- Saw / Testere filminin çekimleri 18 gün sürdü.

- Ana çekimler depodan bozma bir mekanda gerçekleştirildi. Banyo seti sıfırdan inşa edilirken diğer mekanlar mevcut halleriyle yeniden dekore edildi.

- Film, Toronto Film Festivalinin kapanış filmi olarak gösterildi.

- Film başlangıçta doğrudan video amaçlı çekildi, ancak gelen olumlu eleştiriler üzerine prömiyer gösterime hak kazandı.

- Yönetmen büyük bir kumar oynayarak her hangi bir ücret almadı, sadece kardan yüzde istedi.

- Filmde İtalyan korku sinemasının ünlü yönetmenlerinden Dario Argento’nun Profondo Rosso / Derin Kırmızı filmine çok sayıda gönderme yapılmıştır. Kendisi görünmeyen katilin siyah eldivenleri Argento’nun neredeyse tüm filmlerinde kullandığı ve artık onun simgesi haline gelmiş unsurlardır.

- Filmin R rating değeri verilen versiyonunda, yönetmen James Wan ve senaryo yazarı / oyuncu Leigh Whannell tarafından bazı sahneler çıkarılmıştır; bunlar arasında Amanda’nın bağırsakları deştiği ve şişman adamın dikenli telden kurtulmaya çabaladığı sahneler ile bazı adli sahneler yer alır. Renk üzerinde düzenleme yapılmış, hatta MPAA filmin Sundance’daki gösteriminde müziğin tonundan rahatsızlık duyduğu için filmin müziği de değiştirilmiştir.

- James Wan ve Leigh Whannell senaryoyu yazarak menajerlerine gönderir. Daha sonra menajer senaryoyu Los Angeles’daki bir ajansa gönderir. Ajans senaryoyu okuduktan sonra Wan ve Whannell’i görüşmeye çağırır ve kendilerini senaryodan kısa film şeklinde bir sahne çekmeleri için teşvik eder ve stüdyoda işe başlanır.

Yazar: Yasin “Devilboy” Karakaya

Lütfen bu yazıyı kaynak göstermeden alıntı yapmayınız ve kullanmayınız..

 

Etiketler:

Paylaş:

  1. İzlediğim en iyi psikolojik-gerilim filmidir süper

  2. testere için söyleyecek söz bulamıyorum hele leigh whannell mükemmel ama bence oxford cinayetlerini izleyin çokkkk güzellll

  3. Filme yorum yapılmamış mı yoksa yapılan yorumlar silinmiş mi anlayamadım ama 2000′lerin en büyük fenomenlerinden biri olan Testere’ye şimdi baktığımızda artık sıradanlaşmış ve ilk etkisini fazlasıyla kaybetmiş bir film görebiliriz. Tabii yapımcılar daha doymadığından 9′a kadar gitmeyi kafa koymuşlar yanlış bilmiyorsam. Filmle ilgili yazı son derece yerinde tespitlerle dolu ve güzel olmuş. Kuzuların Sessizliği ve Yedi filmliyle benzerliğinden bahsedilmiş. Aynı düzeyde olduğuna katılıyorum ama Testere’nin en büyük yanlışı filmi bitmek bilmeyen bir seriye çevirip filmi böyle bir etkiden alıkoyması bana kalırsa. Yine de dönemimizin en başarılı filmlerinden biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu durum.

  4. saw6′yı az önce izledim. Yine her zaman ki gibi kan, vahşet vs. ile devam etmekte. ama sıkılmışım sanırım artık ilk zamanlardaki tadı alamıyorum. sanırım bu son filmdir artık. eğer hala devamı çekilirse iyice suyu çıkar diye düşünüyorum.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.