Freddy’s Nightmares
Kategoriler: F, Film Arşivi, KORKU SİNEMA, Yasin 'Devilboy' Karakaya, YAZARLARIMIZ
Yönetmen: Ken Wiederhorn
Senaryo: Wes Craven (Karakterler), Jeff Freilich, Jonathan R. Betuel
Yapım: 1988-1990 / ABD Süre: 60 Dakika (Bölüm)
Oyuncular: Robert Englund, Sandahl Bergman, Tony Dow, Amy Lyndon, Tracy Pulliam, Jim Landis, Hili Park, Todd Allen
Korku sineması kesinlikle sadece uzun metrajlı filmlerin özel alanı olmamakla birlikte, TV için çekilen dizi korku filmlerinin başarılı olduğu durumlar gerçekten çok az. 80’lerin sonlarında Elm Sokağı’nda Kabus’dan kopan TV dizisi Freddy’nin Kabusları hakkında o dönemde izlemiş olmama rağmen küçüklükten olsa gerek çok az bir bilgiye sahiptim. Buna rağmen, bu dizinin cebinde Robert Englund’un Freddy’nin kendisini oynamakta gösterdiği yüksek performans gibi bir kozu vardı. Ancak Englund, pilot bölümün odağı olduktan sonra ne yazık ki, dizinin ilerideki Alacakaranlık Bölgesi’msi bölümlerinde, arada bir sadece konuyla ilgili alaycı bir şaka yapmak için ortaya çıkan ev sahibi olarak silikleşti.
Hem görünüş hem de oyunculuk kalitesi olarak ucuz pembe dizileri andıran bu bölümleri seyretmek epey bir tuhaf ancak tuhaf oldukları kadarda eğlenceli ve nostaljik. Elbette ki, şiddet ve çıplaklık seviyelerinin yoğunluklarının normal filmlere göre epey bir azaltılması gerekmiş, ancak sahnede hala 16 yaş sınırı gerektirecek kadar kötülük var.
Robert Englund, 1988-1990 yılları arasında gösterilen ve 2 sezonda toplam 44 bölümden oluşan dizinin 38 bölümünde Freddy Krueger olarak karşımıza çıkıyor. Aşağıda kayda değer bölümler olarak gördüğüm ilk üç ‘Freddy’nin Kabusları’ bölümünden kısa bilgiler veriyorum ve izlenmelerini Elm Sokağı fanlarına mutlaka tavsiye ediyorum..
Fragman
No More Mr. Nice Guy
Ünlü yönetmen Tobe Hooper tarafından yönetilen, çocuk cinayetleri nedeniyle Freddy’nin yargılandığı sahneyle başlayan, yasadışı öldürülmesi ile devam eden ve bilip sevdiğimiz rüya katiline dönüşmesiyle son bulan, pilot bölümün adı “Artık Bay İyi Adam Yok”.
Freddy’nin tüm bu girişimi başlatan ilk suçlarını maalesef hala görmemiş olsak da, bu son derece kuvvetli bir bölüm. Salems Lot’da Hooper işe yarar birkaç TV korku filminden birini yapmıştı ve Freddy dizisinde ne yaptığını görmek ilginç olabilir. Freddy’nin yanıkları olmadan önceki yüzünü göstermek veya aptalla dahi arasında bir sınırda duran garip Freddy bakışı gibi birkaç güzel görsel sahne içeriyor. Englund dışında, bu bölümdeki oyunculuk, büyük olasılıkla ilk üç bölümün en kötüsü, ancak Hooper bölüme, ne kadarının rüya ne kadarının gerçek olduğunu artık ayırt edemediğimiz, ikna edici bir iyi olmama duygusu enjekte etmeyi başarıyor. Odak noktasının her zamanki gibi gençler değil de, doğrudan ebeveynler olduğu bir Elm Sokağı korku filmi görmek de ayrıca çok memnuniyet verici.
It’s a Miserable Life
Tom McLaughlin tarafından yönetilen “Perişan Bir Hayat” ismini taşıyan ikinci bölüm, pilot bölümün garip rüya/gerçek karışıklığını maksimuma yükselterek sürdürüyor. Bölümün zayıf noktası, kasabayı terk etme düşleri olan çocuğun, babasının arabaya servis yapan hamburgercisini bütün gece tek başına çalıştırması gibi inandırıcı olmayan, çok silik, belli belirsiz hikayesi. Bu bölümün artıları tarafında, eğlenceli ölçüde nihilist bir dünya görüşü sunması, ağır çekim fotoğraflara (!) sahip olması ve gerçekle rüya arasında son derece ilginç oyunlar oynaması var. Bununla beraber çok büyük bir bölümü rüyadan oluşuyor, yani seyircilerin ilgisini çekmek için fazla mesai yapması gerekiyor. Her şeye rağmen bu bölüm, şaşırtıcı biçimde düşünmeyi tetikliyor.
Başlangıç Introsu
Killer Instinct
Critters 2’nin yönetmeni Mick Garris tarafından çekilen üçüncü bölüm aynı zamanda bölümler arasındaki en zayıf halka. “Katil İçgüdüsü” kendisinden önce de annesinin şampiyon olmasına yardım eden tuhaf bir tılsım sayesinde kazanma yeteneğine yeniden kavuşan liseli atletin hikayesini anlatıyor. İlerledikçe ilginçleşmesine ve üç bölümün en iyi sahne dilimini içermesine rağmen, bu temelde standart bir “yerine getirilen dileğin ters gitmesi” hikayesi.. Maalesef aynı zamanda en fazla “bitse de gitsek” duygusu uyandıran bölüm. Fakat şunu da belirtmekte yarar var ki; oldukça iyi bir final için kalmaya da değiyor..
Yasin ‘Devilboy’ Karakaya


(14 oyla: 10 üzerinden 9,43)








Çocukken en çok korktuğum şeydi Freddy Krueger.
Bu diziyi korkudan elimde bıçakla izlerdim titreye titreye.Çıktı çıkacak çıktı çıkacak diye.
Çok geç saatte yayınlandığından hep uyuyakalırdım. O yüzden en fazla hatırladığım şey introsu. O çığlıkların sırası bile hala kulaklarımda.
Ne günlerdi gerçekten de, bambaşka bir tadı vardı dizinin. O günleri yanıbaşımıza getirdin, sağolasın.
diziyi filmlerinden daha çok severdim. o dönemlerde star1 de gerçekten sağlam diziler vardı. (the hitchiker, twin peaks, she wrote murder vs.)
Pazar geceleri saat 01:30′a saatimi kurup kalkar ve MagicBox (Startv)’da diziyi izlerdim..Ertesi gün okul olduğundan 9′da yatardım gece kalkmak için..Hey gidi günler bee