Guinea Pig 5: Mermaid in a Manhole
13 Temmuz 2009 Yazan devilboy
Kategori Film Arşivi, G, KORKU SİNEMA, Murat 'Wherearethevelvets' Akçıl, YAZARLARIMIZ
Ginî piggu 5: Manhôru no naka no ningyo
Yönetmen : Hideshi Hino
Senaryo : Hideshi Hino
Yapım:1988, Japonya Süre: 56 dakika (Kısa film)
Oyuncular: Shigeru Saiki, Mari Somei
Karısını kaybettiğinden beri içine kapanan ressam Haydashi, gizli mekanım dediği bir kanalizasyon borusunda gördüğü materyallerin resimlerini çizmektedir. Burada neler yoktur ki; çöpler, cansız mankenler, solucanlar, kurtlar, doğar doğmaz tuvalete atılmış ölü ceninler… Hatta yıllar önce kaybettiği kedisinin bile cesedini burada bulur adam.
Bu kaçışının altında bir tür çocukluğa özlem yatmaktadır. Kanalizasyonun olduğu yerde eskiden bir nehir vardır. Adam çocukken bu nehrin kenarında uzun vakitler geçirmiştir. Bu nostaljik hislerle, yine kanalizasyon kapağını kaldırır ve gizli mekanına girer. Fakat sessizce eskiz çalışırken arkasından bir su şıpırtısı sesi duyar. Sesi takip edince, çöpler ve mide bulandırıcı artıkların arasında bir deniz kızı bulur. Bu yaratıkla daha önce tanıştığını hatırlar, eski nehirde çocukken görmüştür kızı. Telepatik olarak anlaştığı deniz kızı, nehir kuruduktan sonra o bölgeyi terkedememiş ve kanalizasyon çöplerinin arasında yıllarca yapayalnız yaşamıştır.
Adam kızın resmini yapmaya karar verir. Artık tek arzusu bu olmuştur. Fakat kızın bel hizasında bir yara olduğunu farkeder. Tümör benzeri nodüler görünümü olan bu kanamalı lezyon kıza oldukça acı vermektedir. Adam kızı bu halde bırakamaz ve evindeki küvete taşır. Fakat kızın da ısrar ettiği üzere misyonuna devam etmesi ve tabloyu bitirmesi gerekmektedir. Çalışmaları devam ederken kızın yaraları daha da ciddileşir ve vücudunun diğer bölgelerine de yayılır.
Serinin beşinci filmi olan Mermaid in a Manhole, bir öyküsünün olması sebebiyle Flower of Flesh and Blood‘dan ayrılıyor. Üstelik her ne kadar kanlı da olsa romantik bir aşk da söz konusu. Yapılan yorumlara göre serinin, Flower of Flesh and Blood’dan sonra en iyi bölümüymüş (her iki filmin yönetmeni aynı).
Şöyle bir bakıldığında film şok görüntülerden çok iğrençlik üzerine odaklanmış. Öykü ilerledikçe patlayan abselerden ve kanla karışık dökülen kurtlardan mideniz ağzınıza geliyor. Makyaj dönemine göre çok iyi. Kol, bacak kesme sahneleri maalesef Flower of Flesh and Blood’dakiler kadar gerçekçi değil. Yine de kızın balık bölümünün pullu dokusu çok güzel tasarlanmış (her ne kadar kuyruğun içinde bacak olduğu belli oluyorsa da).
Film anlatım olarak da bazı farklar taşıyor. Zaten her biri özerk bir film sayılabilecek Guinea Pig bölümlerinin hangi konsepte dayanarak bir araya getirildiğini anlayamıyorum. Bu filmin tutarlı bir öyküsünün olmasının yanı sıra “twisted end”i de mevcut. Üstelik ressamın meraklı komşuları, genç karı koca gibi komedi unsuru olan yan karakterler de var. Hafifçe Cronenberg’in “Body Horror” yapıtlarını anımsatan bu filmi sadece gore meraklılarına tavsiye ediyorum.
Guinea Pig serisi:
Birçok sitede bu seri yanlış sıralamayla veriliyor. Bu da devamlılık ve tarih bakımından bazı aksaklıklara neden oluyor. Aşağıda serinin gerçek sıralaması verilmiştir.
1- The Devil’s Experiment (Akuma no Jikken, 1985)
2- Flower of Flesh and Blood (Chiniku no hana, 1985)
3- He Never Dies (Senritsu! Shinanai otoko, 1986)
4- Devil Woman Doctor (Pîtâ no akuma no joi-san, 1986)
5- Mermaid in a Manhole (Manhôru no naka no ningyo, 1988)
6- Android of Notre Dame (Nôtoru Damu no andoroido, 1989)
Ayrıca ilk 4 filmin en güzel sahnelerinden oluşmuş Slaughter Special (Zansatsu supeshyaru, 1988) Guinea Pig 7 olarak adlandırılıyor ama kronolojik olarak bu doğru değil.
Wherearethevelvets





















sule demişki 10 Mayıs 2011 23:44
GORE DEGIL SNUFF TURUNE EN IYI ORNEK BU SERIDIR FILMIN TUM SERISINI TORRENT PROGRAMLARINDAN BIRINI PC YE KURARAK INDIREBILIRSINIZ BEN U TORRENT PROGRAMI KULLANIYORUM
ISOHUNT SITESINDENDE EN ESKI ZAMANLARA AIT YASAKLI KORKU FILMELERININ DOSYALARINI RAHATCA BULABILIR PC NIZDEKI TORRENT PROGRAMINA ATIP INDIREBILIRSINIZ
wherearethevelvets demişki 24 Ocak 2010 02:10
Ben Göğüs Cerrahıyım, yani göğüs kafesinin içiyle ilgileniyorum. Kısacası sakatatçıyım. Fakat filmlerdeki kesip biçme sahnelerinden etkileniyorum. Bu garip bir şey. Mesleğini yaparken hiç etkilenmiyorsun. Ameliyatlarda göğüs kafesinden çıkan sesleri bir duysanız… Ama gelgelelim bir filmde (msl Audition) iğne batırılsa içim sızlıyor.
Ha bu arada kadavralar hiç de korkunç değil. Şaşar kalırsın. Ben ilk anatomi dersinde bayılıcam zannetmiştim ama hiç de öyle olmadı.
temizkan demişki 24 Ocak 2010 00:20
murat çok mu yüzeysel düşünüyorum bilmiyorum ama bir doktor zaten bu tür filmlerden ne kadar etkilenebilir ki. mesela bu türde yüzlerce film izlesem bile yine de beni tutup anatomi dersine koysalar eminim kadavrayı gördüğüm anda yere yığılıp kalırım korkudan. bu arada uyuşturucu lafını sadece benzerlik kurma açısından kullandım. doğduğumdan beri yeşilaycı ve duman avcısıyım
karabiber demişki 24 Ocak 2010 00:03
Bu eski filmleri paylaşmanız çok güzel. Eski yapımlardaki konular daha enteresan ve çekici gelmeye başladı bana. Görsel açıdan şimdiki zamana göre pek etkileyici olmasa da, konular günümüz korku filmlerinin kat kat üzerinde görünüyor.
wherearethevelvets demişki 23 Ocak 2010 12:31
Ama o altın vuruş harika bir film olabilir! Keşke öyle bir film olsa! (uyuşturucu mu demiştin?)
temizkan demişki 22 Ocak 2010 22:17
eskiden hayvan mezarlığını izlerken aşil tendonuna atılan bir neşter darbesine “oooovvvv” “aaaayyy” gibi tepkiler verirken artık bu tür yapımlar bile oldukça sıradan gelmeye başladı. gore filmlerle uyuşturucu bağımlılığı arasında sıkı benzerlikler var sanırım:) yakında altın vuruş yapabiliriz
wherearethevelvets demişki 22 Ocak 2010 22:01
Bozuluyoruz dostum. Ben de bu filmlerden eskisi kadar etkilenmiyorum. Duygularımız nasırlaştı
temizkan demişki 22 Ocak 2010 21:40
izledim az önce… değişen ne bilmiyorum ama farkettim ki artık bu tür yapımlardan zerre zevk almıyorum. düzeliyor muyum yoksa bozuluyor muyum anlamadım:)
sadistsoul demişki 16 Ocak 2010 23:12
Serinin bu filmini izlemedim ama flower of flesh and blood gerçekten haaaaaarikaydı tam istediğim gibiydi…
Melisa AYDIN demişki 21 Temmuz 2009 10:44
Ne zaman bir film hakkında “bu filmden daha mide bulandırıcı film olamaz” desem daha beteri oluyor yahu:)
wherearethevelvets sana özel bir teşekkür seriyi bize tanıttın , başarılı incelemelerin için teşekürler.
wherearethevelvets demişki 13 Temmuz 2009 20:47
Ya ben bu sansür konusuna gerçekten gıcığım. Sorun var demek suç değil ki, sorun çıkarmak suç. Yani böyle bir film var. Birçok sitede işlenmiş ve değerlendirilmiş. Yoktur diyemeyiz, ayrıca görmezlikten de gelemeyiz. Bu filmden biz sorumluyuz anlamına gelmez ki bu!
Ama ne olursa olsun at gözlüklü bakış açısından kurtulamıyorsun. Neyi işlediğine bakıyorlar “nasıl” işlediğine değil. Üstelik kendini kaybeden bazı şaşkın gençlere de ağzının payı hakkıyla veriliyor. Yani ortak tutumumuz bellidir.
tolga demirtaş demişki 13 Temmuz 2009 17:40
bende guinea pig serisi olacaktı. akşam arşive bakıp güzel bir kaç screen alırım.
devilboy demişki 13 Temmuz 2009 17:04
Bu filmin resimlerini baya araştırdım Tolga..Film komple vahşet olduğundan normal resme rastlayamadım problemde orada zaten:) ya da filmle ilgili çok fazla resim düşmemiş internete oda olabilir..Kaldı ki bu filmin Flower of Flesh and Blood’dan daha soft olduğunu söylemiş Wherearethevelvets..
tolga demirtaş demişki 13 Temmuz 2009 17:00
aslında filmle ilgili vahşi olmayan kareler koyulabilir. mesela ben blogumda bazen cult porno filmleri tanıtıyorum resimde koyuyorum. resimleri seçerkende vurucu ama pornografik olmayan fotoları tercih ediyorum.
Ahmet Türkan demişki 13 Temmuz 2009 16:59
Fakat bazı üyelerin yaptığı örnek ” Vampir ayinimize bekliyoruz” yorumlarını silmeniz iyi oluyor. Satanist diye mi yakalarlar yoksa vampirist diye bilemeyeceğim. Ama yöneticileri tebrik etmek gerekir.
devilboy demişki 13 Temmuz 2009 16:49
Götürürlerse ‘valla ben değildim hakim bey aha burda resimleri ekleyen zatı muhterem’ deyip işin içinden sıyrılırım ona göre
Şaka bir yana da ağlanacak halimize gülüyoruz işte ne yapalım..
dexter demişki 13 Temmuz 2009 16:39
ya ne satanisti ne sansürü devilboy’um… filmden kareler elbetteki koycaz. O kadarda sansüre gerek yok kanımca. Ben kısa zamanda ekliorum güzel kareler bu film ile ilgili
devilboy demişki 13 Temmuz 2009 15:39
Ne resim ne de fragman koydum bu filme çünkü bizim satanist olma ihtimalimizi kuvvetlendirebilecek görüntüler vardı
O değilde satanist yaza yaza google’dan arattıklarında bizim site çıkacak direk
wherearethevelvets demişki 13 Temmuz 2009 15:26
Benim de düşüncem; Flower of Flesh and Blood‘ın adı var, Mermaid in a Manhole’un tadı var.
Ahmet Türkan demişki 13 Temmuz 2009 14:49
Mermaid in a Manhole ve Flower of Flesh and Blood bölümlerini beğenmiştim. Sahnelerini artık unutmaya çalışıyorum. Sırf gore türünde film izlemek için izlemiştim. Japonlardan gerçekten sert filmler geliyor.
dexter demişki 13 Temmuz 2009 13:49
Hahhhh!! İşte beklediğim inceleme. Çok teşekkür ederim watv. Hayatımda izlediğim en mide bulandırıcı filmdir bu. Ayrıca serinin en sevdiğim bölümü. Beni bu kadar etkilemesinin ve bu filmi bu kadar sevmemin nedeni gerçekten ilginç ve enteresan bir öyküye sahip olması. Yani öyle konusuz hardcore bi gore yok. Yazarında söylediği gibi, içinde komedide var aşkta
) Makyajlar ise bence kendisini aşmış o yıllarda. Gore sevenlerin hayran olacağı bir film.