Guinea Pig: Flower of Flesh and Blood

  • Tarih: Temmuz 2nd, 2009
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (6 oyla: 10 üzerinden 4,50)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: Film Arşivi, G, KORKU SİNEMA, Murat 'Wherearethevelvets' Akçıl, YAZARLARIMIZ

Orjinal adı : Za Ginîpiggu: Chiniku no hana
Yönetmen:  Hideshi Hino
Senaryo : Hideshi Hino
Yapım:1985, Japonya Süre: 42 Dakika (Kısa Film)
Oyuncular: Hiroshi Tamura, Kirara Yûgao

İzlenmesi en zor, en rahatsız edici filmler listesinde mutlaka bahsi geçen bu efsane film, video pazarı için çekilen Ginî piggu (Kobay) serisinin ikinci durağını oluşturuyor. Serinin en çok bilinen ve en iyi filmi bu. Japonya’dan böyle bir film çıkması normal. Geleneksel şiddet ve erotizm anlayışlarını her filmlerinde az da olsa işleyen Japonlar, bilip bilmediğimiz tüm ekstrem fantezilerin çıkış yerini oluşturuyor. Nedenini bilemediğim bir kadın düşmanlığının ziyadesiyle yer bulduğu her filmde tecavüz, işkence, kadın katilliği veya dışkılama/işeme sahnesinden en az birini mutlaka gösteriyorlar. Japon erkekleri sevdikleri kadınla sevişmeden önce onu dövmekten hoşlanıyor (küçük penis sendromu olabilir mi?). Eğer pornodan hoşlanıyorsanız ve bünyeniz Amerikan pornosunun steril şartlarına alışıksa Japonya bu tür filmleri aramak için yanlış bir yer. Her şeyin en uç noktası onlarda. Porno diye aldığınız bir filmin içerisinde, bayan tuvaletine konmuş bir gizli kamera sayesinde aktarılan; çeşit çeşit anüslerden çıkan envai çeşit dışkıyı izleyebilirsiniz (benim gibi). Üstelik orada Ginî piggu gibi filmlere ulaşmak çok kolaymış. Herhangi bir videocuda benzer filmleri kolaylıkla bulmanız çok şaşırtıcı. Adamların bünyesi şiddete alışmış, ne diyelim.

Bahis konusu film bir tür snuff similasyonu. Bir çok filmin akrabası sayılabilir. Ses ve görüntü kalitesinin özellikle düşük tutulması bu atmosferi destekliyor. Eğer filmin sahte olduğunu bilmezseniz (çünkü efektler inanılmayacak kadar gerçekçi) Charlie Sheen’in durumuna düşebilirsiniz. Özel hayatında içki, seks ve edepsizliğe olan düşkünlüğüyle tanınan Hollywood starı bir şekilde filmi eline geçirmiş. İzlerken dehşete düşmüş ve hemen polisi arayarak Japonya’da snuff yapıldığını ve zavallı bir kızın öldürüldüğünü ihbar etmiş. Gerçek utandırıcı bir şekilde ortaya çıktığında Charlie Sheen ne yapmıştır bilemiyorum ama filmin etrafındaki efsane aurasını genişlettiği kesin.

Benzerleri gibi, film olayların gerçek olduğunu ve görüntülerin şans eseri ele geçirildiğini anlatan bir yazıyla açılıyor. Tarih Nisan 1985 ve Japonya yeni tomurcuklanmış kiraz çiçekleriyle pembe/kırmızıya boyanmış (filmin ismine atıfla)… Bir otomobilin içinde olduğunu tahmin ettiğimiz kamera, akşam vakti metrodan çıkıp evine doğru yol alan bir kızı takip ediyor. Bunu farkeden kız koşmaya başlasa da kimliği belirsiz adam tarafından yakalanıp kloroformla bayıltılıyor. Kamera, yere düşen kızın ayağından çıkan koyu pembe renkli topuklu pabuçlarına, “kan çiçeği” göstergesini desteklercesine odaklanıyor.

Kız ağzına bağlanmış bir havluyla kendine geldiğinde, ellerinden ve kollarından bir karyolaya bağlandığını farkediyor. Etrafa göz gezdiriyor ve bodrum gibi bir yerde olduğunu anlıyor (aslında odayı kızın gözünden aktaran kamera hareketleri filmin snuff olmadığını kanıtlıyor dii mi?). O sırada samurai kıyafetli, yüzü pudralıi dudakları rujlu, bıyıklı (?) kasabıyla yüzleşiyor. Adam sonraki müdahaleleri için kullanacağı bıçağı biliyor. Duvarlardaki eski kan izlerinden, mezbaha benzeri mekanın daha önceden de kullanıldığını anlıyoruz.

Adam, kurbanına bir tür uyuşturucu enjekte ediyor. Kameraya yaptığı açıklamada, böylece kızın hiç acı çekmeyeceğini tersine yapılan tüm işkencelerden zevk alacağını belirtiyor. Tüm film boyunca, müdahaleler öncesinde kameraya benzer açıklamalarda bulunacak olan adam; “kan çiçeğinin tomurcuklanması, etin kan denizi üzerinde çiçek gibi açması” gibi lafları geveleyerek bize ideal güzelliği sunmayı misyon edindiğini belirtiyor (iyi de biz istemiyoruz ki). Kızın her organını kesmeden önce “kırmızı kan çiçekleri şimdi burada açacak, şimdi şurada açacak” diye açıklamalarda bulunuyor kameraya. Bizi olaya hazırlıyor yani. Size yaptığı tüm şeyleri tek tek aktaracak değilim. Sonuçta ortada bir şey kalmayana kadar kızı parçalara ayırıyor ve şuuru kapalı kız tüm olanlara zevkle inleyerek cevap veriyor. Sadece bilek kesme sahnesinin müthiş gerçekçiliğine dikkat çekmek istiyorum. Günümüzde bile böylesine gerçekçi bir sahne görmedim. Yakın planda, ucuz ses efektleri eşliğinde kesilen bilekten eklem kıkırdağı dahi görünüyor!

Filmin nasıl bir şey olduğunu anladınız. Tamamen sadist bir tavırla çekilmiş gore sahnelerle bezeli, konusuz bir film. İzleyip izlememek size kalmış…

Wherearethevelvets


Etiketler: , , , , , , , , , ,

Paylaş:

  1. Teşekkürler direk 2.bölümü izleyipte konuyu anlayamamaktan çekiniyordum.

  2. wherearethevelvets

    Konuları birbirinden farklı fakat ortak noktaları insan bedeninin bir obje veya kobay gibi kullanılması.

  3. Guinea Pig bu seri birçok yerde karşıma çıktı en rahatsız edici filmler listeside dahil.Bir sorum olacak bu seri devam filmlerinden mi oluşuyor yoksa konuları birbirinden farklımı ?

  4. bunu nerde bulabilirim yardımcı olabilir misiniz konusu nedir

  5. Serid eizlediğim tek bölüm. Iyyy çok fena, zor tahammül ettim.Açıkçası keyif almadığım bir film oldu. Unutmaya çalışıyorum ve izlediğime pişmanım.

  6. Oval Portre, Poe’nun İthaki yayınlarından çıkan Bütün Hikayeleri toplamasında üçüncü ciltte bulunabilir. Üç-dört sayfalık bir hikaye. wherearethevelvets, sanırım sende eski baskılardan biri bulunuyor. Benim ilk okuduğum, herhalde altmışlı yıllarda çevrilmiş bir haliydi. Sanırım MEB’nın kitaplarındandı. Epey zorlanmıştım. Ama bu tür çevirileri okumak insanda iyi bir sözlük alışkanlığı yapıyor.

    Guinea Pig gibi bir seri daha vardı. Adını hatırlayamadım. İçerik olarak hem açıkça pornografik hem de daha mide kaldıran sahnelere sahip. Tabii “daha” özelliğine sahip olması pek çok kişi için bir cazibe unsuru ama dayanamamaktan çok kendime “izledim de ne oldu” diye sorduğum için merak etmiyorum artık.

    Tutucu görünmek istemem. İzlemek isteyen tabii ki izlesin ama sonunda da mutlaka “niye izliyorum” diye sormalı insan…

  7. wherearethevelvets

    Tabii ki. Yazarın her yerde toplu eserleri var. Kısa bir öykü zaten.

  8. wherearethevelvets

    Yahu zaten Türkçe bu. Değirmi oval demek. “Oval Resim” diyeyim de tam olsun.

  9. wherearethevelvets

    Aslında benim altını çizmeye çalıştığım şey, bu filmin bizim için dehşetengiz olduğu halde Japonlar için fazla bir şey ifade etmediği. Çok yazılır söylenir, Japonya vahşet cinayetlerinin en korkunçlarının işlendiği yerdir (referans Prof. Dr. Sevil Atasoy). Bu filmden ilham alınarak işlenen cinayetler bile varmış. Bir ulusun geleneklerinde şiddetin olması, sinemalarını da etkiliyor her halde.
    “Mermaid in a Menhole” serinin 4. ve diğer iyi filmi. İlk film de şiddet olarak belli bir yerde duruyor ama o da pek iyi sayılmaz. Serinin geri kalanları çok kötü grotesk ve komik eserlerden oluşuyor. Mermaid…de bir ressam çocukluğunda tanıştığı bir deniz kızını kanalizasyon kanalında buluyor. Öykü daha “romantik” diyelim. E.A. Poe’nun “Değirmi Resim” adlı kısa öyküsünün gore versiyonu diyebiliriz. İnşallah ilerde bunu da inceleriz.

  10. serinin izlediğim tek bölümü. daha sonra geri kalanını izlemek için herhangi bir istek duymadım.

    normal bir gore film etkileyici olabiliyor ama guinea pig sadece “hasta” olarak adlandıralabilecek bir yapım.

  11. Yapıldığı tarihe göre sınırlarını aşmış akıllara zarar bir seri ve bu serinin en öne çıkan bölümlerinden biri. Diğer şok edici bölümü ise “Mermaid in manhole” bölümüdür. Sağlam midesi olan kişilerin izleyebileceği bu iki bölüm gerçekten gore sinemasının babasıdır, atasıdır, dedesidir, patronudur.

    Fotoğrafları seçerken baya bi zorlandık açıkçası daha az şiddet içeren kareler bulalım dedik yoksa diğer şekilde fotoları burada yayınlayamazdık :) ) Harika bir inceleme olmuş, çok teşekkür ederim wherearethevelvets… lütfen ama lütfen “mermaid in manhole” bölümünüde inele bizim için.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.