Herbert West
Kategoriler: Film Karakterleri, KORKU SİNEMA, Yasin 'Devilboy' Karakaya, YAZARLARIMIZ
Gerçek adı: Herbert West
Doğum tarihi: 1950′ler civarı
Doğum Yeri: Bilinmiyor
Irkı: Beyaz
Boy: Yaklaşık 170 cm
Ağırlık: Yaklaşık 65 Kg
ARAMIZDA VE MİLLETİN CANINA OKUYOR
Bu gezegende üzerindeki herkesin ortak kaderi nedir? Elbette, hepimiz bir gün öleceğiz! Bu bir gözdağı değil ve bazı saf okuyucularımda bu bir şok etki yarattıysa özür dilerim. Fakat bu gerçeğin ta kendisi. Eğer, kavanoz dibi gözlükleriyle kaçık bir bilim adamı, akşam haberlerinde kendisinin ve ekibinin ölüme çare bulduğunu iddia etseydi kendinizi nasıl hissederdiniz? Rahatlamış mı? Belki, ama bir de bunun sonuçlarını bir düşünün: daha sıkışık trafik, nüfus patlaması ve erkeklerden kurulu müzik gruplarına hayran olan daha fazla insan… Bu şu anda bile uykularımı kaçırmaya yetiyor.

Artık her şey söylendiğine ve yapıldığına göre, Herbert West bir adım öne çıkar ve hakkını talep eder. Çünkü O, ölüyü dirilten bir serum bulmuştur. Ancak May Hala ve Büyükbaba Al artık eskisi gibi değildirler. Cesetler uyanıp, sadece ev işleriyle ilgilenmezler, artık birer huzursuz, ölüm makinesi zombiye dönüşmüştürler.
Bir çok kişi, şu sıradan ölümsüzlük palavralarından birini atıyor diye Herbert West’e gülebilir. “Çılgın bilim adamı”, bu cümleyi kim bilir kaç defa film fragmanlarında duymuşuzdur? Ancak Herbert bunlardan farklı. Çürüyen bedene hayat vermeye niyetli, ruhsal dengesi bozuk biri. Tabii ki onu da eleştirenler var (hepimizin yok mu?), ancak Herbert’in çalışmasını çalmak için elinden geleni ardına koymayan Dr. Hill bile, West’in serumunun bir başarı olduğunu (her ne kadar zor bir yolla olsa da) keşfetti.
Tamam, Herbert, yeni yaşam şansının sürüp sürmediğini test etmek için özellikle etrafta dolanıp kendine öldürecek kurbanlar aramıyordu ancak, yine de izlediği yollar, kabiliyeti ve ortaya çıkan sonuçlar, Herbert’e o çok layık olduğu Psikopat tacını da veriyordu. Çünkü o, tüm yön ve açılardan tam bir deliydi. Belki de, muntazam kesimli saçlarına ve büzülmüş dudaklarına bakarak bunu söylemek zordu ancak o kıyafetinin ve kravatının altında duran şey, kaçkın bir adamdı. Elbette, dışarıdan oldukça nazik ve sakin biri gibi görünüyor. Ancak buna inanın ki, annenizin cenazesi üzerine planlar yaparken hiç de öyle değil? Ooo yo, bunu düşünmek bile istemiyorum.

Şunu bir düşünün. Yamyam Lector, Jason Voorhees ve elbette bizim Herbert’le oturup, bir iki el poker çeviriyorsunuz. Lector’un lüzumsuz poker suratı, yüzünün zaten çoğunu kaplayan kafesli maskesi ile iyice gizlenmiş durumda Jason’un keskin bir kamayla yaptığı aptalca kart kesme gösterisi. Ve Herbert’in sessizce oturarak tuzlu ve sirkeli mi yoksa soğanlı ve peynirli mi cipsleri seçsem diye düşünen hali. Dostların bir araya geldikleri sıcak bir ortam diye düşünebilirsiniz (ya da düşünmezsiniz). Ancak Jason’un birkaç zararsız blöften sonra poker masasının üzerine sizi yatırıp üzerinizde birkaç yarık açması, Hannibal’in üzerinizde sallanıp duran birkaç et parçasını iştah açıcı niyetine yiyip bir de üzerine bir şişe Cianti’yi kırarak açmasından sonra artık şöyle düşünebilirsiniz: “Kesinlikle şu anda acılar içindeyim ve biraz daha kan aktıktan sonra öleceğim”. Ancak yanılıyorsunuz; çünkü beyniniz ve omur iliğiniz göçmeden tam biraz önce, Herbert’in çantasından bir şırınga çıkardığını göreceksiniz. İşte o anda tam da şunu düşünmelisiniz: “Lanet olsun, neden huzur içinde ölmeme izin vermiyorlar sanki?” Bu soğukta geceleri sokaklarda gezinip beyin artıklarıyla beslenmek istemiyorsunuz, bu nasıl bir hayat olur? Daha doğrusu bu nasıl bir ölümden sonraki hayat?
Herbert, bu bölümde son birkaç ayda boy gösteren diğer Sapıklardan oldukça farklı. Fakat, gerçek bir psikopat olmak oldukça zor bir iştir. Pek çok çeşitli şekilde karşınıza çıkabilir. Bu nedenle, ABD Başkanı Bush gibi birini bir sonraki sefere bu bölümde görürseniz sakın şaşırmayın. Çünkü o da bir çatlak.
Yazar: Devilboy
Lütfen bu yazıyı kaynak göstermeden alıntı yapmayınız ve kullanmayınız..


(3 oyla: 10 üzerinden 8,67)








Hikayede gerçekten korkmuştum. Böyle bir çabanın ardında bir şey olmalı. Yoksa bu hastalıklı bir ruhun fikri olmalı.