La Chiesa (The Church)

  • Tarih: Mayıs 29th, 2009
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (2 oyla: 10 üzerinden 9,00)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: Film Arşivi, Gökhan Toka, KORKU SİNEMA, L, YAZARLARIMIZ

Yönetmen: Michele Soavi
Senaryo: Dario Argento, Fabrizio Bava, Franco Ferrini
Yapım: 1989, İtalya Süre: 102 Dakika
Oyuncular: Asia Argento, Tomas Arana, Alina De Simone, Antonella Vitale, Barbara Cupisti

12. yüzyılda Katolik şovalyeler, şeytana taptıklarından şüphelendikleri bir köy dolusu insanı kılıçtan geçirerek öldürürler. Bütün cesetleri ve can çekişen vücutları kocaman bir çukura atarlar. Rahiplerin tavsiyesi üzerine bu katliamın mezarı üzerine dev bir kilise kurmaya karar verilir. Aradan 700 yıl geçtikten sonra şeytani güçler harekete geçer. Kilisenin kapıları ardında tutsak kalan bir grup insan kendilerini bekleyen korkunç sondan kurtulmak için bu lanetin sırrını çözmeye çalışırlar.

Dario Argento’nun öğrencisi Michele Soavi’nin çektiği az sayıda filmden biri. Soavi’nin tüm işleri gibi, yine oldukça başarılı ve dikkate değer bir film. Dario Argento’nun senaryosundan uyarlanan filmde, Argento’nun oyuncu kızı Asia Argento da ilk oyunculuk performanslarından birini gösteriyor.

La Chiesa, yine Dario Argento senaryosundan çekilmiş olan Demons serisi ile benzerlik taşıyor. Başka bir yönetmenin elinde rahatsız edici durabilecek bu benzerlik, Soavi’nin eşsiz vizyonu sayesinde, belki çok klişe bir laf olacak ama, kesinlikle görsel bir şölene dönüşüyor. Soavi’nin filme kattığı vizyon, simgelerin kullanımı, şeytaniliğin ve kötülüğün aklın sınırlarını zorlayıcı izdüşümü muhteşem buluşlar ve özgün bir anlatımı içeriyor.

La Chiesa, Demons ve John Carpenter imzalı “Prince of Darkness / Karanlıklar Prensi” filmleri arasındaki bir pinpon maçının son seti, iki filmin aritmetik bir ortalaması gibi görünse de, Soavi’nin şaşırtıcı ve kışkırtıcı vizyonu ile bu referansları kırıp çok ötelere geçiyor. Deneysel, ancak bu deneyin Dellamore Dellamorte yönetmeni Soavi’nin bir görsel deneyi olduğu düşünüldüğünde bir o kadar izlemeye değer. Soavi ustası Argento’nun elinden çıkmış bu bir parça eksik senaryo yerine daha özgün bir senaryo üzerinde çalışmış olsa, bu film okkültizm ve şeytan anlatısı türünün başyapıtı olabilirdi. Birkaç filmi daha olsa, Argento – Fulci vs bir yana, Soavi bana göre İtalyan korku sinemasındaki gerçek değer olacaktı.

Gökhan Toka

Etiketler:

Paylaş:

  1. wherearethevelvets

    Nihayet izleyebildim…
    Çok etkileyici bir film olduğunda hemfikiriz sanırım. Can’ın söylediklerine tamamen katılıyorum. İlk 20 dk dediği bölüm sanat ve görüntü yönetimi bakımından kaliteli bir dönem filmini aratmayacak sahnelerle bezeli nefis bir başlangıç. Bu tür filmlerde jenerik öncesi birkaç dakikada anlatılan “lanetin kökeni” teması burada daha bir önem kazanmış. Özellikle ölülerin doldurulduğu çukur ve katliam sahnesi az bulunur cevherlerden.
    Geçmişten günümüze geçiş sahnesindeki, dev hacın devrilmesiyle başlayıp kilise içinde dolaşan kamera hareketleri nefes kesiciydi. Evet, oyunculuk ve dublaj çok çok kötü ve filmin bir klasik olmasını engelleyen en büyük etken de bu. Geri kalan herşey bir sanat filmi tadında ilerliyor. Lanetin hortlamasından sonra gelişen acayip olaylar, hallüsinasyonlar (özellikle de restoratör kızın görünmeyen bir atlı tarafından kovalandığı sahne) sinema tarihine adını yazdıracak kalitede. Şeytanlanmış erkek fotomodele sarılan çıplak kızın ve yukarıdaki fotoğraflarda da gösterilen insan bedenlerinden oluşmuş şeytan büstü, lanetli bir tablodan fırlamış gibi sürreel tadlar taşıyor. Ayrıca fresklerdeki ve antik kitaplardaki resimler de çok çok iyi. Keşke oyunculuk da iyi olsaydı da tüm duyularımızı doyurabilseydik. Çünkü filmin en iyi oyuncusu geçmişteki hasır maskeli köylü kızın reenkarnasyonu olan Asia Argento maalesef. Ki kendisi kariyerinin başında küçücük bir kız!
    Gökhan Toka’nın da dediği gibi film Demons’u andırıyor. Bunun bir nedeni var tabii ki. Demons’daki maskeli adamı canlandıran Michele Soavi, aynı zamanda filmin yönetmen asistanıymış. Yani bu filmle adam olmuş diyebiliriz. Keza Michele Soavi’nin önceki filmi “Deliria” da bir bina içinde kısılı kalmış insanların terörü üzerine oturtulmuştur. La Chiesa’nın internasyonel isimlerinden birinin de “Demons 3″ olmasına şaşmamalı. Yine de yönetmenin üstün görsel becerisi filmi tamamen başka bir yöne götürüyor. Hayali ve absürd bir havanın da sızdığı bu garip atmosfer bana “Evil Dead” ve “Dellamorte Dellamore”deki abartılı kolaj atmosferini hatırlatıyor. Özellikle de göğüsten sökülen kalp ve bunu izleyen hızlı kamera hareketleri bu kolaj hissiyatını güçlendiriyor.
    Velhasıl, harika bir film. İzleyene ve tadına varabilene…

  2. bu filmi rai uno’da izlemiştim. o zamanlar izmir’de rtl,rai uno ve sat kanalları normal olarak yayınlanıyordu. her salı akşamı rai uno’da korku filmleri kuşağı vardı. derslerimi filan hep bu filmlerin saatine göre ayarlardım. çünkü babamla birlikte on-on bir gibi filmin başına otururduk ondan sonra dünyayla iletişimi keserdik. rai’de bir çok italyan yapımı korku filmi izleme şansım oldu. üç beş kelime de italyanca öğrendik:)ondan sonra uyduydu, kabloluydu derken gitti o güzelim hizmet de.

  3. Can sen her “grand-guignol ” terimini kullandığında al kameranı gel bi korku tiyatrosu hazırlayalım diyesim geliyo. Ekip de hazır, bi sahne kiralıyacaz olcak bitcek işte..

  4. Muhtesem bir ilk 20 dakikası var filmin! Ve daha sonra da film boyunca kopuk kopuk olsa da harikulade dehset atmosferleri ve grand-guignol sahneleri!

    Ancak korku sinemasinin gelmis gecmis en buyuk birkac filminden biri olacak potansiyele sahip bu filmin rezalet oyunculuklar, rezalet diyaloglar.. ve hepsinden 3 gomlek daha rezalet bir seslendirme ile adeta sabote edilmis bir durumda olmasi cok uzucu.

  5. bende izleyemedim dvd piyasası berbat çünkü..

  6. wherearethevelvets

    İzlemeyi çok istediğim bir filmdir. Maalesef edinemedim bir türlü…

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.