O Freddy değil! O Jason'da değil. O gerçek!. - (Henry: Portrait of a Serial Killer)

Mahallenin sapığı Ana kuzusuna karşı!

28 Mayıs 2008 Yazan devilboy  
Kategori Film Karakterleri, KORKU SİNEMA

FREDDY KRUEGER

Elm Sokağının gençlerine yıllardır kök söktüren FREDDY KRUEGER’ın hikayesi 7 filmlik bir seri sonunda epey karışmış gözüküyor. Söylenenlere bakılırsa kendisi Wes Craven’ı okulda rahatsız eden bir çocuktan esinlenerek yaratılmış bir karakter. En azından adını bu kabadayı bozmasından almış. Evet, Freddy Krueger’dan bahsediyoruz. Elm Sokağı sakini gençlerin rü­yalarına giren ve onları hunharca katleden umacıdan. Aslında Krueger eylemlerine rüya ortamında başlamıyor. “Elm Sokağında Kabus” serisinin yarattığı efsaneye bakar­sak, kendisi mevzubahis mahallenin bünyesinde barındırdı­ğı, dört başı mamur bir sapık. En büyük hobisiyse küçük ço­cukları öldürmek. Bir okulda hademe olarak çalışan Freddy’nin bu suçları işlediği mekansa aynı okulun kazan dairesi. Ebeveynlerin kalplerine korku salan Krueger gün geliyor bu eylemleri sonucunda yakala­nıyor. Ancak yargılanması sonucunda delil yetersizliği ne­deniyle serbest bırakılıyor. Elbette yüreği acılı ve gözü dönmüş aileler bu karar karşısında galeyana geliyorlar. Göze göz dişe diş düsturuyla hareket eden ebeveynler,Freddy’yi çocukları öldürdüğü kazan dairesinde basıyorlar ve onu ya­karak öldürüyorlar. Freddy’nin geri dönüşü muhteşem, intikamıysa acı oluyor. Elm Sokağındaki gençleri bu sefer rüyalarında yakalıyor ve onları teker teker öldürmeye başlı­yor.

Buraya kadar olan kısım, bizlerin de ilk filmde (Elm Sokağı’nda Kabus/1984) tanıklık ettiğimiz olayların öncesine te­kabül ediyor. Daha sonra gelen devam filmlerindeyse Freddy tekrar tekrar öldürülüyor ve serinin sürebilmesi için yeni parçalar ekleniyor. Örneğin Freddy’nin öldürdüğü kişi­lerin ruhlarını bedeninde tuttuğunu, akıl hastanesinde bir sürü delinin tecavüzüne uğrayan bir rahibenin oğlu olduğu­nu (kendisini “bastard son of a hundred maniacs”, yani “yüzlerce delinin piçi” olarak da biliriz), daha çocukluk yıl­larından canilik belirtileri gösterdiğini, bir kız çocuğu sahi­bi olduğunu vs. hep bu devam filmleri sayesinde öğrendik. Sonra Wes Craven kendi yarattığı efsaneyi tersyüz etti, hep­sini kendi kabusu haline getirdi. İşte o anda hepten kafa­mız karıştı. Krueger hangi filmde nasıl öldürüldü, onun içinden çıkmak içinse, deyim yerindeyse fil hafızası gereki­yor. Tüm bunlar bir yana, Freddy ile ilgili esas bilmeniz gerekenleri sıralayayım. Kendisi sadece rüya ortamında etkili. Eğer zamanında uyanmayı becerirseniz paçayı yırtarsınız… Ancak Freddy’nin konuk olduğu bir rüyadan canlı uyansanız bile, aldığınız yara bere baki kalır. Canimiz, etkili olabildiği tek alan olan rüya atmosferinde sonsuz güce sahiptir, elbette gerilimin gereği ilk hamlede öldürmez gençleri ancak kılıktan kılığa girebilir, isterse kolları uzar, son derece hızlı şekilde hareket edebilir vs. Ayrıca kanı yeşildir. Sık sık gençleri korkutmak için orasını burasını keser ve fışkıran kanını sergiler. Aldığı yaralarsa elbette kalıcı değildir. Fark­lı yöntemlerle, farklı şekillerde öldürülmüş olsa bile, ondan kurtulmanız için geçerli tek bir sey vardır; öldürme eylemi­ni rüyada gerçekleştirmeniz. Hoş, Freddy’yi ayıkken nerede bulacaksanız… Freddy ne kadar çirkin ve cani olursa olsun, içten içe son derece komik bir adamdır. Durmadan espri ya­par ve en azından izleyiciyi güldürür. “Koridorda koşmak yasak Nancy”, “Sende beden var bende beyin!”, “Prime time’a hoşgeldin kaltak “Afiyet olsun kaltak!”, “Her şehirde bir Elm Sokağı vardır” gibi vecizelerin sahibidir, elbette Freddy Krueger karakterini baştan beri Robert Englund’ın canlandırdığını (sine­mada neredeyse dişe dokunur başka rol ala­mayan adamcağızın kariyeri bir bakıma bu rolle sınırlanmış durumda) biliyorsunuz. Ka­fasındaki şapka, elindeki usturalı eldiven ve eski püskü kazağı (bir adet Freddy kazağına sahip olmak meğerse ne kadar çok kişinin hayaliymiş) da onunla özdeşleşmiş unsur­lar.

Bir korku filmi karakterinden çok bir popü­ler kültür ikonuna dönüşmüş olan Freddy Krueger, belki de sinema izleyicisinin en sevdiği katil. Şu ana kadar kendisini (“Freddy vs. Jason” dahil) 8 film ve bir tele­vizyon dizisinde seyretme imkanı bulduk. Yazının başlarında anlattığım, Freddy’nin öldürülmesinin öncesine dayanan dönemi konu alan bir prequel’in çekilmesi ihtimali de kulağımıza çalınmadı değil. Hoş, bu hikayeyi serinin çeşitli filmlerinde dinlemiş, “Freddy’nin Kabusları” isimli televizyon dizisinin pilot bölü­münde de görmüştük. Ancak Freddy’yi o kadar seviyoruz ki, yeni bir filme hiç itirazımız olmaz..

JASON VOORHEES

Sinema tarihinin Oedipus (Anne Sendromu) kompleksinden mustarip katilleri denilince aklınıza ilk olarak Norman Bates geliyor olabilir. Ancak lütfen Victor Millerin JASON VOORHEES’ine de haksızlık etmeyin.İlk “13.Cuma” filmindeki katil kim? Bu soruya yanlış cevap verenlerin sonunun ne olduğunu “Çığlık”tan hatırlıyor ol­malısınız. Sazan gibi atlayıp “Biliyorum, Jason!”, derseniz son nefesinizi vermeye hazırlanabilirsiniz. Şaka bir yana, yapılacak korku sineması içerikli testlerin en klasik tuzak sorusudur bu. Elbette ilk filmde katil Jason değil, onun an­nesi Bayan Pamela Voorhees’dir. Peki kimdir Jason, nedir bu ana-oğlun derdi?

Jason Voorhees zihinsel özürlü bir çocuktur. 1946 yı­lında, 13 Haziran Cuma günü dünyaya gel­miştir. Annesinin çalıştığı Crystal Lake kam­pında geçirdiği 1957 yazı, 11 yaşındaki ço­cuk için pek hayırlı olmaz. Jason yüzmeye niyet eder ve boğulur. Ancak cesedi asla bu­lunmaz. Annesiyse oğlunun ölümünden kampta görevli gençlerin sorumlu oldukları­na karar verir ve onları öldürür. Pamela Voorhees o günden sonra gençlere olan tüm güvenini yitirmiştir. Diğer yandan, Jason’ın ve kamp görevlilerinin ölümünden sonra ka­panan Crystal Lake’in tekrar açılmasını da engellemeye çalışır. Ancak 1979 yılında kamp tekrar hayata geçer. Pamela da cina­yetlerine başlar. Serinin ilk filmi Pamela’nın 79 yılının Haziran ayında islediği cinayetle­ri konu alırken, film kadının ölümüyle sonlanıyordu. Diğer yandan aniden sudan fırla­yan Jason’ın bedeni (evet, evet “Carrie”den çalıntı) devam filmleri için açık kapı bırak­maktaydı, ki Elbette bu kapı defalarca kez aralandı. Önce Jason deforme olmuş yüzüyle geri geldi ve Crystal Lake yakınlardaki başka bir kampı terörize etti. Serinin ikinci filmine denk düşen bu olayların arasında, Jason’ın annesini nasıl yaşatmaya çalıştığını ve uyguladığı ritüelleri de kısmen gördük. Üçüncü filmse yine aynı bölgedeki bir çiftlik evini mesken tutmaktaydı ve Jason ilk defa bu filmde yüzüne hokey maskesi geçirdi. Daha sonraysa hokey maskesi Jason’ın değişmeyen aksesuarı ha­line geldi. Sonra Jason öldü ve yine dirildi, öldü ve yine di­rildi… Voorhees ailesiyle ilgili başka bilgiler (Jason’ın ba­bası, kayıp kızkardesi, vs.) bu devam filmleri boyunca bir bir önümüze döküldüler. 10 filme ulasan seri boyunca Jason New York’u da ziyaret etti (sekizinci film), bir uzay gemisine de, bindi. Evet, yanlış okumadınız. Serinin 10. filmi “Jason X” bir bilimkurguydu.

Yönetmen/yapımcı Sean S. Cunningham ve senarist Victor Miller’ın “Halloween”in başarısından etkilenerek çektikleri film, gerçekten de korku tarihinin en uzun soluklu serilerin­den birisine neden oldu. Her ne kadar “13. Cuma” serisinin filmleri genellikle çok kötü eleştiriler alsalar da (ki objektif olarak bakıldığında, gerçekten de aralarında çok iyi bir film yoktur), seyirci tarafından çok sevildiler. Gördükleri sevgi ve kısa zamanda kültleşmeleri çok da şaşırtıcı değildi. Seri­nin işin tadı kaçmadan farkına vardığı şey, içerdiği komedi potansiyeliydi. Bu nedenle yönetmen, senarist ve yapımcı­lar “13. Cuma”yı olabildiğince absürd hale getirmek için el­lerinden geleni yaptılar. Eğer bu filmlerin komikliğinin sa­dece kötülüklerinden kaynaklandığını düşünüyorsanız, 3. bölümdeki kendini hedef alan göndermeleri ve esprileri tekrar elden geçirin derim. Hiç konuşmayan ve envai çeşit objeyle (tercihi genellikle hırdavat yönünde olur) kurbanlarını acımasızca öldüren Ja­son, ne yazık ki yaratıcı bir katil değil Ancak onun orijinal­liği biraz da bu “direkt” tavrından gelmekte. Eline geçirdiği şeyi kurbanın vücudunda bir noktaya indiriyor ve çoğunluk­la tek harekette işi bitiriyor. Korku sinemasında onu özel bir yere koyan en önemli unsur ise, annesinin bir dediğini iki etmeyen bir katil olması ve devasa bedenine rağmen böyle­si bir zayıf nokta taşıması.

Kaynak : Sinema Dergisi

Paylaş
Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar

2 Yorum yapılmış "Mahallenin sapığı Ana kuzusuna karşı!"
  1. temizkan demişki 21 Haziran 2009 18:11 

    freddy vs. jason filmi gösterime girdiği zamanlarda yine sinema dergisinde ikisini karşılaştıran çok güzel bir yazı vardı. istatistikleri filan verilmiş birbirlerine karşı üstünlükleri anlatılmıştı

  2. man of the west demişki 21 Haziran 2009 06:14 

    Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama ben ilk gördüğüm de dehşete düşmüştüm.

    Elm Sokağı’nda Kabus serisinin Freddy’nin öldüğü bölüm olan Final Nightmare : Freedy’s Dead bölümü yayımlandığın da tarih 1991 di.

    13. cuma serisinin Jason X bölümünden önce olan “Jason goes to hell : the final friday : part IX” bölümünde Jason yer altından gelen iblisler tarafından toprağın altına çekilerek cehenneme götürülmek sureti ile seri noktalanmıştı. Bu filmin yayımlanma tarihi 1993.

    Jason toprağın altına çekildikten sonra kapanış sahnesinde toprağın üstünde kalan Jason’ın maskesini, Freddy bıçaklı elini toprağın altından çıkartıp kaarak alıp götürüyor !

    Ve yıl 2003 tam 10 sene sonra Freddy vs. Jason !

Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!