Phantasm
Kategoriler: Film Arşivi, KORKU SİNEMA, P
Yönetmen: Don Coscarelli
Senaryo: Don Coscarelli
Yapım: 1979, ABD Süre: 88 Dakika
Oyuncular: Angus Scrimm, Reggie Bannister, Michael Baldwin, Bill Thornbury, Bill Cone
Yalnızlık korkusu ezici bir güdü gibi benliğinizi ele geçirmişse, yanlızsanız ve ölümün kokusu burnunuza yavaş yavaş gelmeye başlamışsa bu dünyadaki en talihsiz insanlardan birisiniz demektir. İşte o anda içinde bulunduğunuz ruh hali tahlil edilmeye, sinemalaştırmaya değer bir ruh halidir. Ölümünüz sessiz bile olsa, kimsenin haberi olmasa bile ölümünüz, evrendeki en patırtılı olaydır aslında. Öldüğünüz anda doğumunuzdan itibaren beslediğiniz tüm umutların, duyguların, hayallerin, tüm yaşanmışlığın sonu gelmiştir.Tüm benliğiniz, tüm hazineniz kimseye devredilmeden sonlanmıştır.Ölümün esas kıvrandırıcı noktası, bence kainatla ilgili kurduğunuz onca hayalin, yaşarken tüm olumsuzluklara rağmen yaşattığınız iyimserliğinizin tükenmiş olduğudur. Ölüm, inkar edilmeksizin temas da olduğunuz her şeyle vedalaşmayı gerektirir, en acı veda da kendinizle yaptığınız vedadır..Ama vazgeçmek insanoğluna göre bir duygu değildir. Varolmanın ihtirası, insanı bu evrendeki en asi canlı yapar.
Yazıma böyle bir girişi uygun gördükten sonra filmin konusuna değinelim: Ergenliğin henüz baharında olan Michael, erken yaşta anne ve babasını kaybetmenin acısı ile boğuşurken arkadaşının cenazesinin ardından iyice altüst olur. Cenazenin hemen ertesinde tuhaf bir adamın arkadaşının tabutunu tek başına arabaya koyup götürmesine şahit olacak ve bu andan sonra da içinden çıkılması zor bir duruma dahil olacaktır.
Phantasm, biraz sonbaharda yaşanan mevsimsel depresyonların ruh halini yansıtır. İnsanın her şeyden koptuğu, uzun vadeli planlar yapamadığı, her şeyi oluruna bıraktığı, kendi varlığının ertesi gün tedavülden kalkacak gibi olduğu, bir ruh hali. Hem bencil, hem agresif, hem de nihilist.
Her şeye rağmen mutlu olmaya çalışan sakin bir kasaba ahalisinin, aralarına giren ve kendilerinden olmayan yabancı varlık veya varlıkların bu ahalinin hayatlarını terörize etmeye başlaması ve onları hiç de yeri değilken ölümle ve sevdiklerinin kaybıyla tanıştırması korku filmlerinde çok sık kullanılan bir şablondur. Burada filmin başarının sırrı, kötü karakterlerin inandırıcılığı ve iyi karakterlerin yaşadıkları dramlarla ruh hallerinin seyirciye iyi aksettirilmesinde yatar. Phantasm bu iki kuralı da güzelce uygular. Michael’in abisini kaybetme korkusunu, anne ve babasını kaybetmesinin onu nasıl yalnız ve içe kapanık bir çocuk yaptığını, abisinin onu nasıl koruduğunu ve sahip çıktığını net bir şekilde görürüz. Michael’in abisinin gitarıyla söylediği yalnızlık temalı şarkıyı dinlerken hatta duygulanırız bile. Filmin karakterlerinin duygularının seyirciye geçmesi, bir filmin başarı kriterinde önemli bir yere sahiptir ki buna korku filmleri de dahil..
“The Tall Man”, filmin kötü karakteri, seyircinin her gördüğü yerde irkilmesi ve tırsması işlevini gayet güzel yerine getirir. Nerden ve ne zaman çıkacağı belli olmayan cüceler de filmin gerilimine gerilim katar. İnsanların kanını emen uçan küre orjinalliğiyle seyirciyi şaşırtır ve korku izleyicisinin az miktarda olsa da, kan görme isteğini tatmin eder.Ve tabi ki 70′lerin korku sinemasında olmazsa olmaz olan şey…Sıvılar. Sarı, yeşil sıvılar. Yaratık diye tabir edebileceğimiz şeylerin bir tarafları yarıldığında, kesildiğinde genelde vücutlarından kan yerine değişik renkte sıvılar akar. Böylece bu yaratıkların hem gerçekten canlı bir organizma olduklarına hem de yabancı, tekin olmayan, kolay kolay alt edilemez olduklarına inanırız. Boru değil ya, vücudundan kan yerine yeşil sıvı akan bir yaratık görüldüğü yerde hemen tüyülmesi gereken bir varlıktır ve bu yaratığın hakkından ancak fedakar, eşsiz zekaya sahip, gerektiğinde en zor akrobasi hareketlerini yapabilecek, hiç kimsenin görmediği ayrıntıları görebilen ana karakter gelir.
Filmin en büyük başarısı gizem ve merak unsurunu çok iyi kurmasıdır. Hikayede ilginç ve açıklanamayan olaylar geliştikçe film de o kadar cazip hale gelir. Gerilimin dozu yavaş yavaş arttırılır ve en sonunda tüm paranoyalar gerçek olur. Film, “Bu senaristler de amma da uçmuş” dedirtecek kadar, tahmin etmesi hiç de kolay olmayan Science fiction-Okült karışımı çılgın bir sonla biter.
Filmin başlangıcından 70 dakika sonra filmin esas hikayesini öğreniriz ki, 70 dakika boyunca seyircinin merakını canlı tutmak ve seyirciyi kendine bağlamak asıl meseledir esasında. (Şahsen Türk Sinemasında hiç ama hiç olmayan bir şeydir merak unsuru.Yerli yapımlarda filmin başlangıcında her şey gayet açık ve nettir, meraklanmak seyircinin üstüne vazife olan bir konu değildir.)
Ölmek bilmeyen acımasız kötü karakter, kapkaramsar ve depresif bir son ve duygularının esiri olmuş, histerik bir ana karakter. Pek çok korku filminde olduğu gibi, burada da karşımıza çıkan bu formül belki de korku filmlerinin en sağlam formülüdür.
Phantasm, zaman zaman hayli yaratıcı olan görselliği, kulakta kalan hoş tema müziği, döneminde çekilen diğer korku filmlerinden farklı olan atmosferi, Cadılar Bayramı (“Halloween”, 1978) ve de 13. Cuma (“Friday the 13th”, 1980) gibi gişe canavarı filmlerin gölgesinde kalmasıyla ardından takdirle anılacak filmlerdendir.
Ali Ceylan







(8 oyla: 10 üzerinden 8,25)








Young Boyyyy.Mortician adlı Death/grind grubu ile hayatıma giren Tallman,kanımca korku karakterleri arasında çok önemli bi rolu var.Benim en tutulduğum yanı da ölülerin efendisi olması ve çok çok uzun süredir hayatını sürdürmesi.Bir gün kendisi ile takılmak için can atarım.
Fmin sitemizde olması çok iyi oldu.Ölmeden önce izlenmesi şart olan kültlerden. “Tallman” az mı rüyalarımıza girdi.
Çocukken bir arkadaşım “uçan toplar tarafından öldürülen insanlar”dan bahsettiğinde oha demiştim. Bu kadar saçma bir unsur nasıl korkunç olabilirdi ki? Phantasm’ı izledim ve dilim bir tarafıma girdi. Bu nadide film Ali’nin yorumuyla daha da güzel olmuş.
Bu filmin 2.si de güzeldir ayrıca.
Teşekkürler Ali. Bu bir kült film. Filmin karakteri ‘Tallman”de efsane boogeymen karakterleri arasına girmeyi başarmış kült bir karakterdir. Filmin bizdeki adı ise ilginç: ‘Manyak’..Bu filme manyak ismini layık gören sivrizekalar ‘Pumpkinhead’ filmine de ‘Sapık Dönüyor’ ismini koymuşlardı hatırlayacaksınız. Filmin kendi gibi efsaneleşmiş birde theme müziği var. http://www.musicwebtown.com/devilbooy/282991 bu linkten direkt dinleyebilirsiniz..