Piranha 3D

  • Tarih: Ağustos 30th, 2010
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (4 oyla: 10 üzerinden 8,25)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: Film Arşivi, KORKU SİNEMA, Murat 'Wherearethevelvets' Akçıl, P, YAZARLARIMIZ

Yönetmen: Alexandre Aja
Senaryo: Alexandre Aja, Josh Stolberg, Grégory Levasseur
Imdb Puanı: 7/10
Yapım: 2010, ABD, 88 Dakika
Oyuncular:
Richard Dreyfuss, Ving Rhames, Elisabeth Shue, Christopher Lloyd, Eli Roth, Jerry O’Connel, Steven R. McQueen, Jessica Szohrl, Kelly Brook, Riley Steele, Adam Scott, Ricardo Chavira, Dina Meyer, Paul Scheer

Bir gün hafif bir deprem sonrası denizin altındaki kayalarda bir çatlama oluyor ve büyük bir sualtı mağarası Victoria gölüne açılıyor (içinde bekleyen pre-historik piranalarla beraber). Tam da yaz sezonunda!… Çocuklarını babasız yetiştirdiği için sert bir mizaca sahip (klişe!) şerif Julie (Elisabeth Shue), olayları araştırmak için evden ayrılırken iki küçük çocuğunu abileri Jake’e (Steven R. McQueen) emanet ediyor. Fakat 17 yaşında, hormonları kulağından fırlayan (klişe!) Jack, iki küçük kardeşine çocuk bakıcılığı yapmak yerine eğlenmeyi tercih ediyor (klişe!). Ve kardeşlerini evde bırakıp, bir web sitesine porno filmler çeken yönetmen Derrick (Jerry O’Connell), iki porno oyuncusu (Kelly Brook ve Riley Steele) ve platonik aşkı Kelly (Jessica Szohrl) ile özel bir yatta buluşuyor. Tabii ki evde yalnız bıraktığı kardeşleri söz verdikleri gibi uslu durmuyor (klişe!). Katil piranaların farkına varan Julie, gölde çılgınlar gibi eğlenmekte olan gençlere sudan uzak durmalarını söylüyor ama gençler onu dinlemiyor (yine klişe)…

Ve sonra ortalığı öyle bir kan götürüyor ki sormayın gitsin. Alexandre Aja yine yapacağını yapmış. Burada da gore’un derecesini yükseltmiş. Öyle böyle değil, film gerçekten mide bulandıracak derecede kanlı.

Aja, dönem sinemasına hakim bir yönetmen. Daha önceki re-make’i “The Hills Have Eyes”da 70′li yılların istismar havasını günümüze başarıyla uyarlamıştı. Şimdi de 80′li yılların video döneminden kalma bir gore gerçekleştirmiş ve bence başarılı da olmuş. Birçok kişi yönetmenin üç filminin (High Tension, The Hills Have Eyes ve Piranha) birbiriyle alakası olmadığını söyleyecektir. Bu doğru, çünkü hepsi başka dönemleri temsil ediyor. Bu yüzden “Piranha”dan, “High Tension”un karanlık ve ciddi havasını beklememek lazım. Eğer “Fransız Aşırılığı” hayranıysanız bu film size hafif gelebilir; çünkü “Piranha” tam anlamıyla klişelerden oluşmuş ve bunu bilinçli yapmış bir film. Ayrıca, her ne kadar yönetmen Fransız olsa da, her anlamda “Amerika” kokan bir film.

Daha açık konuşmak gerekirse “Piranha”, Peter Jackson’un “Brain Dead”i ve Robert Rodriguez’in “Planet Terror”ü arasında bir yerlerde. Planet Terror gibi döneme hakim ve bilinçli basitlikler barındırıyor. Atıfta da bulunduğu Brain Dead gibi kanlı ve bazen komik. Klişelerle oynayan Aja ayrıca bu türün fanatiklerine göz kırparcasına bol bol çıplaklığa da yer vermiş. Hatta kameraya doğru sallanan memeler bile var. Böyle ucuz cinselliğin yanı sıra Aja’ya yakışan estetikte bir sahne var ki gerçekten rüya gibi. Su altında çırılçıplak yüzerek, Delibes’in eşsiz “Sous le dôme épais” düeti eşliğinde adeta dans eden kızların bu sahnesi bana “The Hunger (1983)”daki lezbiyen seks sahnesini hatırlattı.

Aja hiçbir şeyi muallakta bırakmak istememiş anlaşılan; tüm parçalanma sahnelerini, fışkıran kanı, çıplaklığı ve suda yüzen insan parçalarını pervasızca gösteriyor. Bu gore sahnelerde, her ne kadar bilgisayar efektlerinden destek alınmış olsa da, makyaj ve plastik efektlerin ağırlıkta olması, üstelik bu efektlerin “gerçekten” şahane olması, benim gibi eski moda gore tutkunları için filmin değerini birkaç kat yükseltiyor. “Oh be, nihayet kanlı canlı bir korku filmi izliyoruz be kardeşim!” dedirtiyor insana…

Özellikle sualtı çekimlerde, piranaların gözünden insanlara yaklaştığımız sahneler oldukça gerilimli. Zaten Joe Dante’nin orijinal versiyonunda da en çok bu sahnelerde gerilirdim ama Aja sanki biraz daha gerçekçi yapmış. Bir tek, eti didikleyen piranaların çıkardığı, ambara dadanmış hindilerin zevk çığlıklarına benzeyen “gluglu” sesleri yok, o beni çok üzdü. Piranaların tamamen bilgisayar ürünü olmasını bir taraf bırakırsak şu 3D meselesinde bazı problemler var. Mesela bazı sahnelerin sırf üç boyutlu olduğu için çekildiği o kadar belli ki insanda yabancılaşma hissi uyanıyor. Mesela, kameraya doğru kusan kız, sıçrayan kan veya aniden izleyiciye doğru manevra yapan balık gibi gereksiz ayrıntılar yordu beni. (Böyle sahnelerden birinde gerçekleşen, erkeklerin -anladınız siz onu- en büyük fobisi olayını ayrı bırakıyorum. Orası gerçekten çok manyaktı)

Aslında oyunculuktan bahsetmenin hiçbir anlamı yok. Filmin oyunculuk dalında Oscar’ı amaçladığını zannetmiyorum. Elisabeth Shue varla yok arası. Jerry O’Connell, porno yönetmeni rolüyle klişeleri çok iyi kullanmış. Fakat yeni korku filmlerinde en sevmediğim şey, TV dizileriyle ünlenen oyuncuların rol alması. Sanki sinemaya atlamak için en uygun yöntem buymuş gibi davranıyorlar. Yüzleri sinema salonlarında da görünsün de ne olursa olsun. Tom Welling (The Fog) ve Jensen Ackles (My Bloody Valentine 3D) örneğinden ders almayan yapımcılar, yine bir re-make’de (ve üstelik 3D) bir dizi oyuncusuna, “The Vampire Diaries” dizisinden Steven R. McQueen’e niye başrol verirler anlamıyorum. Onunla da kalmamış, “Gossip Girl”ün en az dikkat çeken kızı Jessica Szohr ve “Desperate Housewives”dan Ricardo Chavira da burada. Yine de, gerçekte bir porno yıldızı olan aktrist Riley Steele’in varlığı bile yeter.

Şükür ki iki önemli konuk oyuncu var. İlki olan Christopher Lloyd, aşırı heyecanlı bilim adamları şubesinden bir araştırmacıyı canlandırıyor yine. Diğeri konuk oyuncu ise, filmin başında, açılış jeneriğine kadar süren ilk ölüm sahnesini renklendiren Richard Dreyfuss (hatırlarsınız Scream‘de bu jenerik öncesi ölüm bölümünde Drew Barrymore vardı). Aktör “Jaws”daki karakterine atıfla “Show Me the Way to Go Home”u mırıldanıyor. Konuk oyuncu demişken Eli Roth’un böyle her korku filminde görünmesi artık kabak tadı vermeye başladı. Neyse ki hakettiği gibi geberiyor!

Bu film kesinlikle konusu için izlenmemeli zaten klişelerle dolu. Oyunculuk için de izlenmemeli çünkü zaten hepsi tek boyutlu. Bu film 80′li yılların güzelim korku filmlerine yapılmış bir saygı duruşu olarak ele alınmalı. Sonuç olarak; gore-severlerin uzun süren açlığını giderecek, dolu dolu, manyak eğlenceli bir film “Piranha”. Bu yılın en çok ses getiren korku filmlerinden olacağı kesin.

Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Paylaş:

  1. gianna michaels da var diyorlar :)

  2. KING OF HORROR

    Porno ile uzaktan yakından alakası yok ama yine de muzır Piranha olmuş bu remake.Hatırlıyorum 1978 yapımını ailece seyretmiştik.Ama bu versiyonun öyle ailece mailece seyredilecek bir tarafı da olmadığı kesin!Bu arada benzetme gene müthiş olmuş Murat:’Ambara dadanmış hindilerin zevk çığlıkları’ Çok güldüm inan.

  3. Filmi çok beğendiğimi hemen yazmak istedim :D Bu kadar keyifli bir film izleyeceğimi beklemiyordum açıkcası. Film beklentilerin çok çok üstünde olmuş. Gore sahnelere bayıldım. “Titanick” finalini anımsatan suda ki dehşet sahneleri süperdi. Herkese tavsiye ederim :D

  4. “Filmin ilk yarısı ağzınıza bir parmak bal çalıp bitiyor, ikinci yarı başladığındaysa kovanın içine düşmüş gibi oluyorsunuz.” Tarantin Quentino.

    “Abi kralsın ne laf söyledin öyle” Elir Oth

    Filmle ilgili alıntılardan sonra kendi yorumuma geçeyim. Alexandre Aja iyidir hoştur, remake’i işini iyi bilir deyip gittiğim filmden küçük sıyrıklarla ayrıldığıma şükrederek gelir gelmez imdb notuna 10′u bastım. Hadi 9 olsun. Film tam olarak neyle karşılacağını bilen seyirciye istediğini veriyor. Ne göreceğinizi bilmeden gitmeyin. Salonda şahit olduğum üzere filmin yarısında çıkmak zorunda kalabilirsiniz. Bol bol çıplaklık, bol bol kan ve iç organ. (öyle böyle değil)

    Yalnız filmdeki çıplaklığı aşırı bulup pornoyla karşılaştıranları anlamak zor. Filmde abartılı olan sadece kadın çıplaklığı var ha bir de ekstradan bir erkek organı. Tamam çıplaklık aşırı olabilir ama bu filmin tuzu biberi. Porno izlemek isteyenlere “Backdoor Sluts 9″ı izlemelerini tavsiye ederim. İzleyin göreceksiniz. Film çok eğlenceliydi, eski yapımla karşılaştırılması da anlamsız bence. İkisinin de tadı ayrı.

  5. wherearethevelvets, teşekkürler. Yorumun da ki yergileyici yaklaşımı da beğendim :) Ben buna gerçekten anlam veremem.Çok küfürlü film beğenmedim,Çok fazla cinsellik var vs.Yahu hayatın için de olan şeylerin filmler de olmasını heralde bizim insanlarımız kadar eleştiren yoktur :)

  6. wherearethevelvets

    Cinsellik var diye bu filme gitmeyen kızlar “Alacakaranlık” filmlerine gitmekte beis görmüyorlar nedense! Ha, pardon unutmuşum. Cinsellik denince sadece “kadınların” çıplaklığı kastediliyordu dii mi?
    Bu film 80′li yıllarda video için yayınlansaydı şu an bir klasik hakkında konuşuyor olurduk. O yüzden korku filmi kriterlerini bilmeden itirazda bulunanların eleştrilerine kulak tıkamak lazım, öyle değil mi Yasin…
    Serial_Killer, balıkların göz rengi onların körlüklerine atıfta bulunmak için seçilmiş olmalı. Görerek değil kanı hissederek saldırıya geçiyorlar.

  7. Aja klasik korku filmlerini bence çok güzel yeniden çevrimlerle sunuyor.Balıkların gözlerinin kırmızı olması biraz tuhaf geldi :) heralde yönetmen bol kanlı film olucağı için Argentino usta’nın filmlerin de ki kırmızı tonları balıklar da kullanmış olabilir pekala :)

  8. Filmden yeni çıktım ve sıcağı sıcağına yorumlarımı yazabilirim.Baştan şunu söyleyebilirim ki Murat’la birebir aynı görüşteyim. Bir kere ‘Piranha 3D’nin bütün konsepti yüzünüzde bir tebessüm bırakabilmek üzerine kurulmuş. Film, 70′lerin sonlarındaki ve 80′lerde ki gore/splatter tarzı eğlenceli b-sınıfı filmlere bir ithaf adeta. Bir filmin en büyük düşmanı, kendini çok fazla ciddiye alması ve korkutacağım derken komik durumlara düşmesidir. Aja’nın bu filmi korku ve komediyi mükemmel bir şekilde birleştiriyor ve de Joe Dante’nin 1978′de yapılan orijinal klasiğine adeta bir saygı duruşu içeriyor.

    Bazı sitelerde yapılan eleştirilere önceden bakarak filmi izledim. Özellikle aşırı miktarda açık seçik sahneden ve benzeri ıvır zıvırdan kaynaklanan yoğun bir eleştiri var. Evet filmin orasına burasına dağılmış bir dolu porno yıldız var, evet filmde bir ıslak t-shirt yarışması var ve evet tamamen cepheden çekilmiş lezbiyenlerin sualtında kız kıza yüzme sahnesi var. Filmin ilk yarısının porno filmi gibi olduğundan bahseden bile var fakat ben kalça ve göğüs gösteriminden başka bir şey göremedim. Bir 13.Cuma remake’i bile daha bir porno bunun yanında. Sahneler bilerek ve isteyerek abartılmış Murat’ın dediği gibi. Tümüyle harika bir eğlence var ve filme gitmeyi düşünmeyen kızlar da bu filmin keyfini çıkarmalı :)

    Filmde bir de partiye giden yüzlerce kişinin yüzlerce piranha ile savaştığı ve kanın gövdeyi götürdüğü bir sahne var ki harikulade. Bu bir Disney filmi değil sonuç itibariyle. Kan gölü şiddetli ve hızlı, ekrana sıçrayan kan insana sonsuza kadar sürecekmiş gibi geliyor. Kan gölü söz konusuysa gerekeni verebileceği konusunda yönetmen Aja’ya her zaman güvenebilirsiniz. Yönetmen bu filmde bazı hastalıklı, şok edici ve mide bulandırıcı iyi efektlerle kendini aşmış.

    Oyuncu performansları biraz bezgin ve diyalogların bazılarının kasıtlı bir şekilde etkileyici olmaması amaçlanmış ki bu film için doğru bir tercih. Birkaç gizli güzel sahne, kulağa hoş gelen espriler, lezbiyenlik, onlarca harika kız, etkileyici makyaj ve seyrek olarak ‘Jaws’ göndermeleri de filme eklenince ortaya en yüksek standartta patlamış mısır tarzında bir korku filmi çıkmış.

    NOT: Kelly Brook nasıl bir yaratıktır öyle!

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.