Savage Island

  • Tarih: Mayıs 5th, 2009
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (8 oyla: 10 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: Film Arşivi, KORKU SİNEMA, Murat 'Wherearethevelvets' Akçıl, S, YAZARLARIMIZ

Yönetmen: Jeffery Scott Lando
Senaryo: Kevin Mosley
Yapım: 2003, Kanada Süre: 92 dakika
Oyuncular: Kristina Copeland, Steven Man, Don S. Davis, Winston Rekert, Lindsay Jameson, Brendan Beiser

İnternet ortamından öğrendiğim kadarıyla pek sevilen bir film değilmiş. Bence gayet güzel, gerilimli ve sağlam metinli bir film.

Julia Young ve Steven, bebekleriyle beraber, Julia’nın ailesinin kaldığı adaya gitmektedir. Julia, vahşi görünümlü ve yakışıklı yabancı bir adamla ilgili seksüel rüyalar görmektedir. Görünen o ki evlilikleri pek iyi gitmemektedir. Ailenin sahip olduğu ada aslında Savage ailesine aittir. Soyadlarından da anlaşılabileceği gibi, bu aile ensest ilişkiyle çoğalan, hayvanlar gibi yaşayan bireylerden oluşmuştur. Bu adada nesillerdir yaşamaktadırlar ve Young ailesinin resmi yoldan elde ettiği adanın bir turistik merkeze çevrilmesine direnmektedirler. Baba Keith Young, laf arasında, Savage ailesini bu adadan atabilirlerse kendileri için iyi olacağından bahseder.

Modern ile vahşi olan arasındaki bu çekişme, Young ailesinin uçarı ve şımarık oğlu Peter’ın; adada bir gezinti yaptıkları sırada bir hayvana çarpmasıyla savaşa dönüşür. Hayvan zannettikleri aslında Savage ailesinin küçük oğludur. Olayı örtbas etmeye çalışan Young ailesinin bir gece kapısı çalınır. Baba ve anne Savage, oğullarının diyetini istemektedir. Oğullarının yerini sadece yeni bir bebek tutabilecektir; Julia ve Steven’ın küçük bebeği. Bu korkunç alışveriş kabul edilmez ve kızgın Savage ailesi, intikamını kanla alacaktır. İşkenceler, adam kaçırma, tehdit yöntemlerin sadece bir kaçıdır. Panik atak nöbetleri geçiren ve kocasının pısırıklığından nefret eden Julia, Savage’ların eline geçer. Üstelik hayallerindeki dölleme gücünün doruğundaki damızlık adam, Savage ailesinin büyük oğludur.

İnsanın en ilkel dürtülerinden üreme ve çoğalma içgüdüsünün üzerine kurulmuş çok sağlam bir metin var filmde. Normalde böyle sürprizlere korku sinemasında rastlamıyoruz. Afişe ya da kapağa bakarak, doğa üstü güçlerin neden olduğu kanlı sahneleri bekleyen izleyici için kötü bir seçim olabilir bu. Çoğu sahne iyi ışıklandırılmamış, olayları tüm ayrıntısıyla göremiyorsunuz. Bu teknik bir handikap; bilerek yapıldığını zannetmiyorum çünkü film bütçesinin hayli düşük olduğunu belli ediyor. Bu negatifliği konunun işlenişi ve oyunculuk gücüyle aşmaya çalışan yönetmen başarılı da olmuş. Gerçekten oyunculuk iyi. Şok sahnelere verilen tepkiler usturuplu. Bir filmi izlerken karakterin durumlar karşısında verdiği tepkiler çok eleştirilir, gerçekçi olmamasından yakınılır. Bu filmdeyse, özellikle anne ve kızın otomobil içindeki gerilimli sahnesi gibi stress anında verilen yanlış ama insan psikolojisine çok uygun kararlar insanı dehşete düşürüyor. Bazen bir filmi, eline silah alanın vereceği kritik bir karar alıp götürür. İşte öyle durumlar için bile izlenmesi ve takdir edilmesi gereken asap bozucu bir film.

Başta da belirttiğim gibi internette puanı (bence haksız yere) düşük olan filmin, bilinen festivallerde 6 önemli ödüle sahip olması biraz düşündürücü. Bazen öneriler sizi yanıltabiliyor. İyisi mi siz her zaman kendi zevkinize güvenin…

Wherearethevelvets

Etiketler:

Paylaş:

  1. wherearethevelvets

    Zaten film 30 dk’dan sonra başlıyor.

  2. ilk 30 dk izleyip sonra kapattığım bir filmdi :( hiç sarmamıştı. fragmanı görünce hatırladım zaten. bilemiyorum bende sevmedim açıkcası.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.