Seed

  • Tarih: Aralık 17th, 2008
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (4 oyla: 10 üzerinden 7,75)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: Can Evrenol, Film Arşivi, KORKU SİNEMA, S, YAZARLARIMIZ

Yönetmen: Uwe Boll
Senaryo: Uwe Boll
Yapım: 2007 Kanada Süre:90 Dakika
Oyuncular: Michael Paré, Will Sanderson, Ralf Moeller, Jodelle Ferland

Can Evrenol / www.otekisinema.com

Nefret edilen yönetmen Uwe Boll’dan bu sefer şaşırtıcı bir film! Hakikaten bir gün bir Uwe Boll filmiyle ilgili övgü dolu sözler söyleyeceğimi rüyamda görsem inanmazdım. Ucuzca bir film olmakla beraber, ara sıra temposunu düşürüp sıkıcılaşsa da, SEED, son derece nihilist, son derece acımasız ve oldukça depresif bir film. Birden çok sahnede izleyicinin karnına bir yumruk gibi iniyor.

Amerika’da bir idam mahkumu, elektrikli sandalyede infaz edilirken, vücuduna 3 defa 45′er saniyelik sürelerle elektrik verildikten sonra ölmezse, yasaya göre serbest bırakılıyormuş. Film böyle başlıyor ( Vaaaaaaaay bu nasıl iş falan deseniz de ben size söyleyeyim bir kere bu hikaye külliyen yalanmış. Ben de filmden sonra internetten baktım. Bir şehir efsanesiymiş bu sadece, öyle bir yasa yokmuş). Neyse, film başlıyor. Yüzü deri bir maskeyle kapalı, uzun saçlı (Rob Zombie’nin Michael Myers’ini anımsatan) Seed isimli seri katilimiz televizyonda postu için öldürülen hayvanların görüntülerini izliyor. Gerçekten bir ara internette benim de gördüğüm, PETA tarafından yayınlanan, tamamen gerçek ve son derece rahatsız edici bir video bu. Film bu görüntüleri kullanarak bir yandan hayvanlara karşı yapılan bu dehşete dikkat çekerken, bir yandan da izleyiciye belden aşağı bir yumruk atarak başlıyor. Cannibal Holocaust’tan (1980) ve dönemin diğer yamyam filmlerinden aşina olduğumuz gerçek hayvan katliam görüntüleri akıllara geliyor. Ama Uwe Boll bunu Ruggero Deodata’yo göre daha akıllıca yapmış tabi, orası ayrı… (Rugerro Deodato’nun Cannibal Holocaust’ta bir domuzu sadece film icin tüfekle öldürmesinin savunulacak hiç bir yeri yok).

Tahmin edebileceğiniz gibi seri katil Seed’e elektrikli sandalyede 3 kere elektrik şoku veriliyor. Seed ölmüyor. Ölmeyince hapishane müdürü de Seed’i canlı canlı gömüyor. Ve olaylar gelişiyor… Seed bir nevi Jason Voorhess gibi bir karakter olmuş. Jason gibi onun da ölümsüzlüğünün hiç bir açıklaması yok. Sadece bitmek bilmeyen bir nefreti var. O yüzden Seed nasıl ölmedi, nasıl hala yaşıyor gibi soruları bir kenara bırakarak izlenmesi gerekiyor.

SEED, 2008′de New York Horror Film Festival’de en iyi özel efekt dalında ödül sahibi. Gerçekten de filmde birkaç tane korkunç vahşi ve oldukça iyi kotarılmış şiddet sahnesi var. Sırf bu sahneler için bile SEED, bir korku filmi hayranı için kaçırılmaması gereken bir film. Filmin ışıklandırması, ses efektleri ve müzikleri usta işi. Butcesi 9.5 milyon $.

Eski bir bilgisayar oyuncusu olarak, Uwe Boll’un Alone In The Dark’ı alıp ucuz ve aptal bir filme dönüştürmesine oldukça tepkiliyim. Uwe Boll’un kendisinden nefret eden sinema yazarlarıyla boks maçları yapmasını falan da şarlatanlık olarak görüyorum. İki ay önce en son Postal’ı (2008) izledim. Hani çok rezalet bir film demeyeceğim ama Uwe Boll Postal’ı almış Scary Movie ve Hot Shots karışımı saçma sapan birşey yapmış. Oyunu zamanında büyük bir keyifle oynamış biri olarak Postal’a daha güzel bir film yapılsın isterdim. Ama napalım… İşte bütün bunlardan sonra SEED’i izleyince insan şaşırıyor. Uwe Boll’u affetmek için henüz erken. Ama SEED kesinlikle geceyarısı sinema severler için göz atmaları gereken bir vahşet filmi.

www.seed-themovie.com

Etiketler:

Paylaş:

  1. Valla diyecek bir şey bulamıyorum… Yönetmen katilin fiziksel görünümü olarak Michael Myers ve Leatherface den tatlar yakalamaya çalışmış ama beğenmedim açıkcası…

  2. Filmin Uwe Boll filmi olması önemli bir ayrıntı :) Adam film yapmayı bıraksın diye imza kampanyası bile başlatılmıştı zamanında internette.

    http://www.petitiononline.com/RRH53888/petition.html

  3. Fotolar güzel. Ama film tatmin edici değil. Karakter derinliğinin olmadığı, son derece yüzeysel bir işlenişe sahip boktan bir film. Müzikler duygu ve düşünceyi yansıtmıyor.
    Filmin farklı yönleri yok değil tabiki de. En azından seri cinayetler bazında. Adam kurbanlarının çürümesiyle ilgileniyor daha çok. Seed denen bu seri katil adam bıkmamış usanmamış, almış eline bir kamerayı, daha doğrusu monte etmiş köşeye, cesetler çürüyene kadar çekmiş… Çekmiş ha babam çekmiş… Sonra hızlıdan alıvermiş polis deparmanına yollayıvermiş, falanmış, filanmış… Biz de zaten o çürümeleri polis departmanının gözünden video dan izleyebiliyoruz. Ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor. Bu Seed denen adam bunu yapmış, sonra bunu bunu yapmış… E sonra… diye soruyosun. Yani bunu anlamlandıracak anlamsız birşey bile yok filmin o bölümlerinde. İşleniş bakımından da bir bakıyorsun, Seed kurbanın yatağının altına girivermiş, bir bakıyorsun Seed kurbanın evinde belirivermiş… Kutudan çıkar gibi öncesi ve sonrası olmaksızın seed heryerde, hemencecik oluveriyor. Adam bir de şeytanla işbirliği yapmış olacak ki 666 cinayet işlemiş öncesinde. 33 yıllık hayatımda o kadar katil karakter gördüm, ama Seed kadar kıytırıkça işlenen bir karakter görmedim…
    Diğer yandan filmde sarsıcı tek cinayet sahnesi şu yukarıdaki ilk fotonun temsil ettiği sahnelerin olduğu cinayetti. Ama ne cinayet…
    Son olarak filmdeki çürüme sahneleri, Der Todesking i anımsattı bana… Sakın yanlış anlamayın, Der Todesking e benziyor demiyorum, sadece anımsattı diyorum…

  4. filmi nası merak ediyordum var ya dün izledim nedense beğenmedim seed in idamını çok uzun tutmuslar sanırım bu yüzden sıkılmış olabilirim

  5. http://www.korkusitesi.com/korkusinema/rob-zombies-halloween
    Gokhan Toka, yazisinda, orjinal Halloween’deki seyirci ve Michael Myers arasindaki yabancilasmadan bahsetmis. Bu harika yaziyi okurken seyirci ve Seed arasinda da bu turden, hatta cok daha asiri derecede bir yabancilasma oldugunu farkedip, SEED’i bu yuzden epey sevdigimi kesvettim.

  6. Yeni bir kasap abi doğuyor :)

  7. Oha diyorum sadece fotoğrafları görünce. Gore kolay iş değil. Kimi yönetmen gore yapacam diye izleyiciye şiddeti yaşatmak yerine komediden başka bişey vermiyor. Ama yazılana ve şu fotolara bakınca çarpıcı şok edici bir film sanırsam SEED. En kısa zamanda izlemeli.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.