Sinema tarihinin Çıldırmış 40 Hayvanı

  • Tarih: Mayıs 26th, 2009
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (23 votes, average: 8,74 out of 10)
Loading...Loading...

Kategoriler: KORKU SİNEMA, Korku Sinema Toplist, Yasin 'Devilboy' Karakaya, YAZARLARIMIZ

Yaratıklar ve Canavarlar arasındaki olası bir karmaşayı önleyip Top30 – Yaratıklar (bu liste 50’ye tamamlanacaktır) listemizi oluşturduktan sonra, büyük çoğunluğu ‘Canavar’ kategorisine girebilecek korku sinemasındaki ‘Çıldırmış Hayvanlar’ top listesini oluşturmaya karar vermiştik. Sevgili Can Evrenol, Murat Özkan ve ben yani Devilboy “Yasin” olarak biraz kafa patlattık ve sonunda “Sinema tarihinin Çıldırmış 40 Hayvanı” listemizi oluşturmayı başardık. Bazısı sinemanın bir alt türü olan ‘Felaket filmleri’ kategorisinde de ele alınan ancak büyük çoğunluğunu ‘Korku sineması’ içerisinde değerlendirebileceğimiz ‘Çıldırmış Hayvanlar’ listemizi onaylayacağınızı umuyoruz ve eklemeleri de beraberce yapalım istiyoruz ..

40- Dev Tavşanlar (Night of the Lepus, 1972)

İnce tüylü tavşanları birilerinin korkunç bulabileceğine inanmak zor (Bunu söylemekle beraber, Watership Down çocukluğumun korkusuydu), ama belki yumuşak tüylü DEV tavşanlar korkutucu bulunabilir? 1972 yılı yapımı bu ucuz B film’de, hızla çoğalan tavşan nüfusunu kontrol etmek için üretilen bir serum, onun yerine bunları dev insan-yiyicilere dönüştürüyor. Hay Allah!!

39- Katil Balıklar (Frankenfish, 2004)

Lousiana Bayousu’nda her zaman pusuya yatmış bekleyen kana susamış bir şeyler vardır. Ancak şimdiye kadar bunun gibi bir şey görülmemiştir. Nehrin sessiz sularına doğru ilerleyen ölüm saçan katil balıklar, avlarını aramaktadırlar. Araştırmacılar, bu katliamın izini sürmeye başlarlar ve kısa sürede, sıra dışı bu yırtıcı yaratıklarla uğraştıklarını anlarlar. Şimdiye kadar karşılaştıkları en korkunç ve büyük insan avcılarıyla yüz yüzedirler. Üstelik bu mutant balıklar olabildiğine hızlı ve açtırlar..

38- Barracuda (Barracuda, 1978)

Jaws’ın açtığı yoldan ilerleyen bir çok yönetmen ‘deniz kaynaklı terör’ temalı birçok film çekmişlerdir. Bunlardan biride dev baracudaların insanlara saldırmasını konu alan 1978 tarihli Barracuda filmidir. Filmde açlıklarını bastırmak üzere küçük bir kasaba sahiline akıp gelen barracudalar türdaşlarından biraz daha azman (bir insan boyundalar) ve bir hayli açlar!..

37- Megalodon (Shark Attack 3: Megalodon, 2002)

Mega Shark – Jaws = Megalodon veya Jaws < Megalodon < Mega Shark şeklindeki matematiksel formüllerle tanımlayabileceğimiz Megalodon, megabomba Shark Attack 3 filminde karşımıza çıkıyor. Küçük boyutta bir aşk gemisi büyüklüğüne tekabül eden bu dev köpekbalığı, bir bota doluşmuş altı kişilik mürettebatı komple mideye indirme, hareket halindeki bir helikoptere saldırma ve aşk gemisinden denize atlamaya kalkan ilik gibi hatunları havada kapma gibi özelliklere sahip olan bir canavar. Ayrıca hareket halindeki sürat teknelerini ve deniz motorlarını yutması insana ister istemez ‘bu canavarın midesi çeliklemi kaplı acaba’ diye düşündürüyor..

36- Dev Yengeç (Mysterious Island, 1961)

Jules Verne’nin klasik macera hikayesinin Ray Harryhausen tarafından sinemaya uyarlanmış hali Mysterious Island filminde karşımıza çıkan bu dev yengeç, istakoz gibi kızartıp mideye indirebileceğiniz yengeçlere hiç benzemiyor. Bir minibüs büyüklüğünde ve kıskaçlarıyla bir insanın suyunu sıkabilen bu dev yengeç, stop motion yöntemiyle büyük usta Ray Harryhausen tarafından yaratılmıştı.

35- Ghost ve Darkness (The Ghost and The Darknees, 1996)

Michael Douglas ve Val Kilmer’ın Dogu Afrika’da, biri Ghost diğeri Darkness adındaki iki katil aslanı avlamaya çalıştıkları film, Ghost ve Darkness adındaki iki erkek aslanın 19.yy’ın sonunda Afrika’da yaklaşık 130 insanı öldürmesi üzerine ilham alınarak çekilmişti. Yelesiz aslan türüne giren bu canavar aslanlar ancak 9 ay sonunda yakalanmıştı ve şu an Chicago the Field müzesinde içi doldurulmuş halde sergilenmekteler. İki aslanın 130 kişiyi öldürdüğü düşünülürse nasıl canavarlarla karşı karşıya olduğumuz daha iyi anlaşılıyor.

34- Kara Kedi (The Black Cat, 1981)

Kediler genellikle herkes tarafından sevilen hayvanlardır. Ancak söz konusu Lucio Fulci’nin kara kedisiyse tam bir baş belasıyla karşı karşıyasınız demektir. Büyük üstad Edgar Allen Poe’nin hikayesinin Lucio Fulci yorumlaması olan Black Cat filminde, çoğu kimse tarafından uğursuz olarak kabul edilen siyah bir kedinin ölümcül maceraları ele alınıyor..

33- Bok Böcekleri (The Mummy, 1999)

1999 yapımı modern Mumya filminde karşımıza çıkan bu böcekler kutsal sayılıyor ve eski Mısır’da mumyanın kalbine konuluyordu. İnanılmaz hızlı ve süper tiksindirici bu etobur böcekler bir insanı 10 saniyede kemik yığınına dönüştürebilmek ve insanın derisinin altına girip iç organları sömürebilmek gibi meziyetlere sahip..

32- Dev Mürekkep Balığı (The Beast, 1996)

Peter Benchley’in romanından uyarlama 1996 yılı yapımı filmde dev bir mürekkep balığı, bir denizaltını ve fazla meraklı denizbilimci Dr. Talley ile mürettebatını terörize ediyordu..

31- Yılanlar (Snakes on a Plane, 2006)

Los Angeles savcısı, Eddie Kim isimli gangster tarafından öldürülür. Olaya tanık olan Sean Jones olayı anlatmak üzere tanık koruma programı kapsamında Los Angeles’a doğru yol alan bir uçağa bindirilir. Ancak bunu öğrenen Eddie uçağın kargo kısmına her boyda, zehirlikte, uzunlukta yüzlerce yılanı gizlice yükletir. Bu yılanlar uçak havalandıktan sonra serbest bırakılacaktır. Yılanlar; yolcu kabinine ulaştıklarında ise soludukları fenomen gazı nedeniyle normalden daha saldırgan, daha hızlı ve öldürücü olup; ortalığı birbirine katacak ve herkesi terörize edeceklerdir.

30- Vahşi Goriller (Congo, 1995)

Jurassic Park ile adını geniş kitlelere duyuran ünlü yazar Michael Crichton’ın romanından beyazperdeye uyarlanan Congonun öyküsü, “hırs kötüdür” ana fikrine yaslanmış. Megalomanyak ve bir o kadar da zengin bir işadamı oğlunu büyük bir elmasın kaynağını araştırması için Afrikan Kongo’suna gönderiyor. Amaç, güçlü bir laser iletişim aracını çalıştıracak denli büyük bu elması bularak bilime katkıda bulunmak gibi görünüyor. Ancak oğlu ile ekibi arasında kurduğu teması kaybeden işadamı, onları bulması için eski bir CIA ajanı olan eski gelinini aynı bölgeye gönderiyor. Ancak hesap etmedikleri bir şey var: bu elması son derece vahşi, güçlü ve değişik bir tür goril sürüsü hayatları pahasına korumaktadır..

29- Katil Koyunlar (Black Sheep, 2006)

Angus adında bir çiftçi, çiftliğin gizli bir bölgesinde kurduğu labaratuvarda koyun dna’ları üzerinde deneyler yapmaktadır. Diğer yandan iki çevreci hippi bu deneylere müdahil olalım derken, yanlışlıkla sağlıklı koyunların kana susamış koyunlara dönüşmesine neden olan bir virüsü çiftliğe bulaştırırlar. Koyunlar çiftlik eşrafını parça pinçik edip, besin zincirinin tepesine otururlar. Gün onların günü, bayram onların bayramıdır.Geçen yılki IF festivalinde de gösterilen Kara Koyun, bayramda izlemek için iyi bir tercih..

28- Python Yılanı (Python, 2000)

30 metre boyundaki iri kıyım bir Python yılanı küçük bir amerikan kasabası olan Ruby’e akıp gelir. Robert Englund’un da aralarında bulunduğu kasaba halkı nasıl bu hale geldiği belli olmayan dev yılanla mücadeleye girişir. Anaconda’yı dahi bir hüplemede yutabilecek kadar dev olan yılanın niyeti Ruby kasabasında canlı bir insan evladı bırakmamaktır.

Bununla birlikte bir film daha var; Python vs Boa..Mega Shark vs Giant Octopus filmini andıran bu 2004 yılı yapımı filmde de gökdelen büyüklüğündeki iki yılan Python ve Boa’nın maceraları ele alınıyor..

27- Velociraptorlar (Jurassic Park, 1993)

Adının tam karşılığı ‘hızlı etobur yırtıcı’ olan Velaciraptorlar, Jurassic Park filminde karşımıza çıkıyorlar. Saatte 60km hıza ulaşabilen bu ölüm makinelerinin elleri ince uzun parmaklıdır, avını iyice kavrayarak tutması, avını kaçırmaması için kullanışlıdır. Ayrıca ayaklarının iç kısmında çok sivri, uzun, hareket ettirebildikleri orak şeklinde bir tırnak bulunmaktadır, bununla avın üzerine sıçradıklarında tutunmaları kolaylaşır, ayrıca yere serdikleri kurbanlarının midelerini deşmeleri için kullandıkları önemli bir silahlarıdır. 64 milyon yıl önce yasadıkları düşünülen Velaciraptorların ortalama boyları 1.80 m. ve ağırlıkları 50 kg. civarındadır.(yaklaşık bir insan büyüklüğünde) Jurassic Park’ta kapı kollarını açabilecek kadar akıllarını kullanabilen bir şekilde karşımıza çıkan canavarlar, T-Rex’e dahi kafa tutabiliyorlardı..

26- Dev Ayı (Grizzly, 1976)

Yaklaşık 4 metre boyunda aklını kaybetmiş dev bir ayı, eyalet parkına gelir ve ortalığı savaş alanına çevirir. 1976 yılı yapımı filmde ayıyı durdurma görevi Christopher George’a düşüyor.

25- Katil Köpekler (The Breed, 2006)

Bir grup genç medeniyetten uzak bir adaya tatile giderler. Ama bilmedikleri bir şey vardır: Bu doğal güzellikteki adada köpek türü canlılar üstünde deney yapılan bir de laboratuar bulunmaktadır. Çok geçmeden adanın avlanmak ve öldürmek üzere yetiştirilen, genetikleri değiştirilmiş vahşi ve akıllı bu köpekler tarafından ele geçirildiğini fark eden gençler kapana kısılmışlardır. Özellikle köpekten korkanlara tavsiye olunur..

24- Komodo Ejderi (Komodo, 1999)

Bir grup Komodo Ejderinin Emerald adasını terörize etmesini konu alan film 1999 yılı yapımı. Dünyanın en büyük sürüngenleri olan Komodo Ejderlerinin ortalama uzunlukları 2 buçuk metre ağırlıkları ise 100 kilo civarındadır. Uzun ve kalın boyunları ve yassı gövdeleri vardır. Uzun pençelerle biten kısa bacakları vardır. Bir nevi sürünen dinazorlar olarak bakılabilecek Komodolar oldukça vahşi bir tür..

23- Timsah (Rogue, 2007)

Amerikalı bir gezi yazarı olan Pete, Avustralya’nın yakın zamanda gözde bir turistik bölgeye dönüşen Kuzey Bölgesi hakkıdna bir yazı hazırlıyordur. Çıktığı bir nehir turu, güzel tur rehberi Kate sayesinden başlandıçta keyifli bir yolculuktan ibaretken; teknelerinin bölgede yaşayan timsahlardan birinin saldırısına uğraması ile tam bir kabusa dönüşür. Teknelerinin batan grup, yakındaki küçük bir kara parçasına sığınır. Ancak gelgitli nehrin suları, gün batımı ile yükselecektir. Ve onları sadece karnını doyuracak birer av olarak gören timsah, sandıklarından hem çok daha büyük, hem çok daha zekidir. Son yıllarda yapılan en iyi canavar filmi..

22- Arılar (Swarm, 1978)

Dev bir arı sürüsü bir Amerikan sahil kasabasını istila eder. Sakin bir hayat süren kasaba halkı birden büyük bir felaketle yüzleşir ve kasabaya gelen bilim adamlarıyla kasaba sakinleri arıların bu yoğun saldırısını geri püskürtmek için çalışmalara başlar…1970’lerde moda olan felaket filmleri formülünde ilerleyen “çıldırmış hayvanlar” filmlerinden biri. Türün önemli yönetmenlerinden Irving Allen’ın oldukça parlak bir oyuncu kadrosu oluşturduğu kesin..

21- Sümüklüböcekler (Slugs Muerte Viscosa, 1988)

New York’un küçük kasabalarından birinde iç organlarına kadar yenmiş halde cesetler bulunmaya başlar. Cesetler incelendiğinde bir tür böcek tarafından sömürülmüş oldukları keşfedilir. Ancak katiller hiç beklemedikleri bir türdür; yüzlerce kabuksuz sümüklüböcek..Türdeşlerinden biraz daha azman haldeki bu sümüklüböcekleri haklamak laboratuar görevlisi John Foley ve kanalizasyon işçisi Don Palmer’ı da yanına alan Mike Brady’e düşecektir. B-movie kategorisine sokulan film türünün en iyi örneklerinden..

20- Dev Timsah (Supercroc, 2007)

2007 yapımı Supercroc filmindeki dev timsah 30 metre uzunluğunda ve 4 katlı bir apartman kadar. Bir Brachisaurus’u yatırıp yiyecek azmanlığa sahip olan bu canavar timsah şehre iniyor ve şehirdekiler bundan hiç memnun olmuyor..

19- Rhedosaurus (The Beast from 20.000 Fathoms, 1953)

Birtakım beceriksizlerin bomba denemeleri sonucu ortaya çıktığından haklı olarak kan beynine sıçramış vaziyette burnundan soluyarak dolaşan canavar Amerika’nın doğu kıyısına yüzer ve New York’a çıkar. Pek yabancı gelmedi değil mi? Efekt ustası Ray Harryhausen tarafından stop-motion ve animasyon teknikleri seferber edilerek gerçekleştirilen Rhedosaurus şehirleri yerle bir eden bir yığın canavara hatta bina düşmanı canavarların en itibarlısı Godzilla’ya esin kaynağı olmuştur.

18- Anaconda Yılanı (Anaconda, 1997)

Brezilya’nın yağmur ormanları her türlü güzelliği barındırmasına karşın, ölümcül yaratıklara da ev sahipliği yapan bir bölge. Bunların içinde en ölümcül olanı ise Anaconda. Suda yaşayan ve inanılmaz bir hıza sahip olan bu 12 metre uzunluğundaki dev yılan, bütün yılanlardan daha güçlü ve avı ne kadar büyük olursa olsun rahatça yutabiliyor.

17- Timsah (Alligator, 1980)

Kanalizasyon atıklarıyla beslenerek gününü gün eden dev bir timsah başıboş bir şekilde Chicago kanalizasyonlarında ve caddelerinde cirit atmaktadır. Buraya ne zaman ve ne şekilde geldiği muamma olan timsahın tek amacı midesini insan etiyle doldurmaktır! Pis atıklarla beslenip devasa cüsselere ulaşan katil hayvan konulu filmlerin en iyilerinden..

16- Dev Sıçanlar (Food of The Gods, 1976)

Morgan ve bir grup arkadaşı biraz avlanmak amacıyla bir Kanada adasının yolunu tutarlar. Ancak bu adada onları bir sürpriz beklemektedir: bir kurt köpeği büyüklüğüne ulaşmış sıçan sürüsü..H.G Wells’in romanından uyarlama bu film fare fobisi olanlar için birebir!.Dev fareler gerçekten korkutucu ve iğrenç..

15- Yaban Domuzu (Razorback, 1984)

Biraz irice, vahşi ve kana susamış bir çeşit yaban domuzu, Avustralya taşrasında dehşet saçmaya başlar. Akşam yemeği için çiftlik evlerini basarak küçük baş hayvanları telef eden domuz, bunlarla yetinmeyip insan etinin tadına da bakmak isteyince ortam iyice şenlenir!..

14- Katil Maymun (Monkey Shines, 1988)

Zombi üstadı Romero’nun başka sularda da ne kadar başarılı olabileceğinin ispatı olan Monkey Shines 1988 yılı yapımı orjinal bir film..Felç geçiren ve belden aşağısı tutmayan Allan Mann’a kendisine yardımcı ve arkadaş olması amacıyla bir maymun hediye edilir. Ancak bu sıradan bir maymun değildir. Mann, bir süre sonra maymunun, kendisinin sevmediği ve uyuz olduğu kişilerin başına yavaş yavaş bela olmaya başladığını farkeder. İlk başlarda sadece yüzüne konduğu için parçaladığı muhabbet kuşunu görmezden gelse de, filmin ilerleyen dakikalarında ceset sayısı arttıkça maymunun baş belası küçük pisliğin teki olduğunu keşfedecektir.

13- Katil Balina (Orca, 1977)

Bir grup avcı balina avı sırasında cami duvarına işeyerek güzellik uykusundaki bir balinayı uykusundan ederler. Bir anda balataları sıyıran Iq’su yüksek katil balina av olmak yerine avcı olmayı tercih edecek ve balıkçıların analarından emdiği sütleri burnundan getirecektir. Jaws’ın açtığı yoldan ilerleyen bir deniz canavarı daha..

12- Köpekbalıkları (Deep Blue Sea, 1999)

Bir grup bilim adamı, okyanusta izole edilmiş bir araştırma enstitüsünde Alzheimer hastalığına çare arar. Deneyler için bir tür köpek balığı kullanılır. Ama hesaplanmayan birşey vardır; bu deney köepkbalıklarının zekasını ileri boyutlara taşımakla kalmaz onları ferrari hızında bir ölüm makinesine dönüştürür. Jaws’ın dahi gıptayla bakabileceği canavarlarla karşı karşıyayız..

11- Katil Fareler (Rats, 1984)

Dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğunun yok olduğu bir zaman diliminde bir motorsiklet çetesi, boş bir binada geceyi geçirmeye karar verir. Ancak bilmedikleri birşey vardır; bu terk edilmiş kasabanın terk edilmiş binalarını katil fareler basmıştır. Yüzlerce hatta binlerce fare bu post apokaliptik dünyada besin zincirinin en tepesine oturmuşlardır. 1984 Bruno Mattei klasiği ‘Rats’, sonunu söyleyemeyeceğim sürpriziyle hafızalara kazınmıştı.

10- Dev Ahtapot (It Came from Beneath the Sea, 1955)

Yine 50’ler paranoyasının bir ürünü olan dev canavar!Pasifik’teki olmazsa olmaz atom denemeleri sonucu ortaya yine öfkesi burnunda bir plastik canavar çıkar. Önce bir denizaltıya daha sonra San Francisco’ya yönelen canavar sonunda dev bir kalamar porsiyonuna dönüşür ama tabii dev kollarıyla asıldığı Golden Gate Köprüsü’nü yıktıktan sonra. Bir başka Harryhausen yaratığı..

9- Dev Tarantula (Tarantula, 1955)

ABD halkı, Soğuk Savaş’ın hüküm sürdüğü dönemde, dışarıdan gelebilecek tehditlere açık bir ruh hali içindeydi. Vietnam Savaşı öncesindeki bu dönem; paranoya, şüphe ve kuşkuyu toplumsal yapının içine sokuyordu. Bununla paralel olarak, ülkede 40’lı ve 50’li yıllarda düşük bütçeli filmler üretiliyordu. B-filmi adı verilen bu yapıtlar, aslında yeni ama önemsenmeyen türleri sinemaya kazandırıyor ya da o türde çeşitli eserler üretilmesini sağlıyordu. Bu yolla; bilimkurgu, korku ve film-noir gibi türler, ilk adımlarını atıyorlardı. Böylece karşımıza siyah-beyaz, basit eserler çıkıyordu. 1955 yılı yapımı ‘Tarantula’ filmi de tıpkı ‘Them’ gibi bu paranoyanın bir yansımasıdır. Burada da radyasyona maruz kalarak devleşen bir tarantula amerikalıların başına bir dünya bela getiriyor..

8- Dev Karıncalar (Them, 1954)

1950′lerin klasiklerinden “Them!”deki karıncalar çocukluğunuzda kavanoza kapattığınız karıncalara benzemez. 3.5 metreden uzun boyları, bu tür filmlerde rol alan aktörleri parçalamak üzere özenle tasarlanmış güçlü çeneleriyle bu dev karıncalar insanoğluna meydan okuyan cinstendir. Radyasyonla dönüşüme uğramış karıncaların antenlerini oynattığı, öfkeyle tısladığı filmdeki görüntüler, sinema tarihinin sayısız “Çıldıran Toksik Canavar” filmlerindeki en unutulmaz görüntülerdendir.

7- Piranhalar (Piranha, 1976)

1978 Joe Dante yapımı Piranhalar zamanına göre eğlenceli bir seyirlikti. Tatil yapmak için Havasu Gölü’ne gelen gençlerin, volkanik patlamalar sonucu göle karışan piranhalar tarafından katledilmesini anlatan filmde aklını kaybetmiş, kana susamış, bir çita hızında ve bir panter çevikliğinde yüzlerce canavar piranha tatilci gençlerin kabusu olmuştu. Yakın zamanda bir yeniden çevrimi de yapılacak olan Piranhalar, Jaws’tan sonraki en tehlikeli su canavarları olarak sinema tarihine geçtiler..

6- Kraliçe Örümcek (Arachnophobia, 1990)

Çocukluğumuzdan beri bir sürü yaratıklı ya da hayvanlı korku filmi izledik. Radyo aktif atıklardan etkilenen böcekler, karıncalar… Hatta denizde filmi çekilmedik hayvan bırakmazdık; ahtapot, pirana, yengeç, köpek balığı, balina, yosun ve daha birçoğu. Tabi ki, “King Kong”, “Godzilla”, Jurassic Park” gibi filmleri de unutmamak gerek. Ama kişisel olarak, bugüne kadar hiçbir doğaüstü hayvan filmi beni bu film kadar korkutamadı. Tamamıyle terör! Film tropikal ortamlardan, bir tabutun içine gizlenip küçük bir kasabaya gelip ortalığı mahveden bir örümcek türüyle ilgili. Zor bulunan ve yeryüzündeki en tehlikeli, çok çabuk üreyen ve korkunç boyutlara ulaşabilen (insan boyutu değil tabiki) bir türdür. Özellikle kraliçe örümcek tüylerinizi diken diken edebilecek cinsten..

5- Kuşlar (The Birds, 1963)

Hitchcock her zaman yönettiği filmlerle olay yaratmış, kendine özgü üslubuyla gelecek nesillere örnek olmuştu. Uzun süre polisiye-gelirim ve cinayet filmleri çeken Hitchcock, bu filmle kendisiyle ilgili tüm düşünceleri değiştirdi. “The Birds”, Hitchcock’ un sınır tanımaz yaratıcılığının ürünüydü. Film, masum bir hayvanın bile nasıl insanlara dehşet verebileceğini gözler önüne seriyordu. Kuşlara biraz haksızlık edildi ama Hitchcock’ un fantezi dünyasında “böyle birşey olursa ne olur?” sorusuna gerçekten cevap veriyordu. Film, San Fransico’ da bir kuş dükkanında başlayıp, Bodega Bay adlı bir balıkçı kasabasında son buluyordu. Melanie Daniels, Mitch Brenners isimli, biraz da hoşlandığı adamın kız kardeşinin doğum günü için iki muhabbet kuşu alır ve Mitch’ in annesinin yaşadığı Bodega Bay kasabasına gider. Kasaba fazla sessiz ve çevrede ilginç şekilde birikmiş kuşlarla çevrilidir. Kimse bu biriken kuşların giderek çoğaldığını farketmemektedir. Melanie, Mitch ve ailesiyle vakit geçirdiği sırada bir dizi kuş saldırısı yaşanır ve o döneme göre mükemmel diyebileceğimiz görüntü efektleriyle izleyici karşılaşır.

4- T-Rex (Jurassic Park, 1993)

Dinozor şeklindeki bütün yaratıkların anası olan T-Rex, Spielberg’in hatalı-ama-eğlenceli-dinozor-parkı felaket filminde yeni dahiyane özel efekt kokteylleri ve animasyonlar sayesinde en iyi performansını sergiliyor. Bayan Rex birkaç taze keçiyi yedikten sonra kafesinden kaçarak ahlak anlayışı tartışılır bir avukatı mideye indiriyor ve içinde iki çocuğun bulunduğu bir cipi kendine oyuncak seçiyor. İlerleyen dakikalarda ise iyice çekilmez bir hal alarak fırtınaların koptuğu adada yer sallantılarına yol açarak, parçalayarak, kükreyerek korku saçmaya başlıyor.

3- St.Bernard (Cujo, 1983)

Bu dünya köpeğin köpeği yediği bir dünya. Ancak biraz sivri dişleriniz ve dudaklarınızın etrafında köpükler varsa, dünya, köpeğin her şeyi yediği bir dünyaya dönüşüyor. Evet, Stephen King’in çılgın yaratıklarından biri daha beyazperdede hayat buldu. İnsanın en iyi dostunun duygusal hikayesine hiç de benzemiyor. Adı Cujo. Bu ismin, Spot, Rex veya Rover’dan daha akılda kalıcı bir isim olduğu kesin. İnsanın en iyi arkadaşının 100 Kiloluk St.Bernard olduğu durumlarda, elbette hiç endişeniz olmaz. Ancak, insanın en iyi dostunun, artık dost olmak istemediği durumlarda başınıza dünya kadar dert açtığını görebilirsiniz. Kuduz bir yarasa tarafından ısırılan Cujo, (Burger king’in önünden geçen şişman bir adamdan daha fazla) ağzı köpüren çılgın bir hayvana dönüşmüştü. Hayvanımız, tehlikeli bir mizacın en kötüsüne sahip olur. Bir mezeci dükkanında çorbayı iade etmeye çalışan bir yaşlıdan bile daha kötü bir mizaçtır bu. Tek umudunuz, köpeğin kaşınmaya başlaması ve o testislerini yalayarak aklını dağıtmışken, kaçmak için elinizden geleni yapmaktır.

2- Kong (King Kong, 1933)

İlk canavar filminin stop-motion gorili 90′lı yıllarda kimseyi korkudan titretmese de CGI sonrası dönemde bile bir şekilde ayakta kalmayı başarıyor. Kong’un günümüzde bile en iyi canavar filmlerinden biri olarak kabul edildiği göz önünde bulundurulursa, Game Boy öncesi dönemde çocuklar için yeterince ikna edici olduğunu söylemeye gerek yok. King Kong birkaç dakika içinde bir T-Rex’i tuş edebilir, soyu tükenmiş uçan sürüngenleri bir çizik bile almadan yenebilir, kanyonu halatla tutmuş aptal denizcileri gemiden atabilir ve bütün bunları yaparken çığlık atan bir sarışına ilan-ı aşk etmeye zaman bulabilir. Ne maymun ama!

1- Jaws (Jaws, 1975)

Doğa anamızın bilinen en tehlikeli hayvanlarından birinden bir canavar yaratmak (boyunu 6 metre uzat ve kızgınlık güdümlü bir I.Q ekle) Spielberg için büyük bir meydan okuma olmasa gerek. Buna rağmen filmi izledikten sonra bütün denizseverler köpekbalığı korkusuyla suya girerken tereddüt etmişti. Bu canavar köpekbalığı, Carcharaton carcharias’ın “şeytanın havuz balığı” imajını korumak için canlı görüntüler (gerçek bir beyaz köpekbalığının boyutu, cüce bir scuba dalgıcının minyatür bir kafese sokulmasıyla abartılmıştı) ve 70′li yılların mekanik olanakları ile yaratılmıştı. Dev maket (ona Spielberg’in avukatının ismi verilmişti: Bruce) fazlasıyla başına buyruktu ve idare edilmek konusunda zorluk çıkarıyordu. Sonunda beyazperdede göründüğünde izleyiciler hayalkırıklığına uğradı. Ama Hitchcock’un dediği gibi, sonucu beklemek onu görmekten çok daha heyecan vericidir. Denizin dibine doğru süzülen organlar, sırt yüzgeçleri, balık gözü perspektifi ve iki notalı viyolonselin sesi bu köpekbalığı ötesi yaratığın (görülse de görünmese de) her çerçeveye hakim olmasını garantiliyor.

Etiketler:

Paylaş:

  1. jason myres diyor ki:

    aranızda boğa yılanı pitona karşıyı izleyen var mı?

  2. gorcun diyor ki:

    Yeni gördüm. Mükemmel bir yazı olmuş, tebrikler…

  3. meraklı diyor ki:

    genel olarak güzel olduğunu söyleyebilirim;lakin bunların yanında yılanlarla ilgili son zamanlarda da çekimler vardı.piton 2 piton 3 filan..belki piton 2saçmalığın daniskasıydı ama piton 3 güzeldi mantıklı bir yere bağlamışlardı filmi antartikada geçiyordu yine olsa yine izlerim fakat bulamıyorum hiçbir yerde uzunluğu 40 metreydi filmde emeğinize sağlık…………..

  4. egrigar diyor ki:

    çok güzel bir liste olmuş. özellikle beni en çok etkileyen kraliçe örümcek olmuştu. bir tabutun içinde gizlenerek gelmesi filan bence çok etkileyici. ellerini sağlık çok güzel olmuş :))

  5. Reflection diyor ki:

    “Sülükler” video kaset üzerinde yazan ismi ile ” İğrenç İstila” unutamadığım filmlerden biridir. Milyonlarca sülük bir anda ortaya çıkıp bir anda kaybolmaktadır :) yataktaki gençlerin ölümü ve restoranda sülüklü salata yiyen adamın ölüm sahneleri unutulmazdır. tam bir 80’ler filmi gerçekten….
    Böcek türleride işlenirse baya film çıkar bunlar gibi sanırım :)

  6. fearless diyor ki:

    liste çok güzel olmuş tüm hayvanlara yer verilmiş ama yarasalar yok.

  7. Nyarlathotep diyor ki:

    1957 tarihli tam bir b-horror/sci-fi örneği olan The Giant Claw’dan hatırladığımız büyük savaş gemilerini andıran devasa kuşu da listede görmeyi arzu ederdik, nitekim Q da hatırlanmalı.

  8. devilboy diyor ki:

    CHUD filmindeki çıldıran hayvan değilde yaratıklar kategorisinde ele alınabilir Melisa..

  9. Melisa AYDIN diyor ki:

    Dur yazma, neyi yazıyon, ne oldu, ne dedim yalnış bişi mi dedim sory :(
    Bir film vardı eskiden b-movie kategorisinde C.H.U.D isminde yalnız orda çıldıran ve mutasyona uğrayan hayvanlar neydi onu anımsayamadım. Kanalizasyona atılan nükleer artıklar sonucu oluyorlardı öyle.

  10. wherearethevelvets diyor ki:

    Yok canım kimseye bir şey söylemiyoruz. Zaten Keshy nin söylediğini bile yeni öğrendim.
    Melisa…Peki…Yazıyorum bunu bi köşeye… Bu arada insan yüzlü fare gerçekten çok itici bir şeydi yav…

  11. temizkan diyor ki:

    sen tam bunu söyledin benim de aklıma Hayvan Çiftliği geldi:)

  12. devilboy diyor ki:

    Bir film geldi aklıma..1977 yılı yapımı Day of the Animals..Yalnız burada birçok türde çıldırmış hayvan terör estiriyordu yanlış hatırlamıyorsam..

  13. devilboy diyor ki:

    Kedileri severim kedilere laf yok..Keshyede laf yok bişey dememiş oda seviyor kedileri belli:)

  14. Melisa AYDIN diyor ki:

    keshy sana kıyamam ve fakat sana kıyana kıyabilirim:)
    Masters of Horror serisindeki Dreams of the Witch Housu’un insan suratlı faresini listeye almasak da saygıyla anarım bu arada.

  15. keshy diyor ki:

    Panter Emel’i de alın ekibinize, Türk filmlerindeki gibi beni de ortaya alın, meydan dayağıyla güle oyna dövün,eheh..Tamam kedi kokmuyor, diş taşı kokuyor:))

  16. wherearethevelvets diyor ki:

    Kedi okşamak, insanın vücudundaki enerjiyi alan bir terapi niteliğindedir. Kedilerin bu konuda bir gücü olduğunu zannetmiyorum. Zaten onlar da okşanmayı sevmeseler, kesinlikle yanımıza yaklaşmazlardı. Ayrıca gerçekten kediler kokmaz yahu. Özellikle kafalarını kokladığınızda o kadar tatlı kokarlar ki. Eğer diş taşı varsa ağızları kokabilir tabii, ya da yaş mama yedilerse.
    Uçan vampir inekler (ki gerçekten çok komiktirler) The Little Vampire (2000) adında bir çocuk filminde vardı.
    Benim asıl hoşuma giden delirmiş katil koyunlar. Şu resimdeki hayvanın suratına bakar mısınız yav! Tam zıvanadan çıkmış. Birşey onu çok kızdırmış ama ne?

  17. Melisa AYDIN diyor ki:

    Kediler mistik enerjileri dolayısıyla ciddi araştırma konusu aslında.Bizlerdeki negatif spritual enerjiyi rahatlıkla kendilerine kanalize edip bir şekilde bu tortulardan kurtulmamızı sağlıyorlar.dex onlara aşırı sempati duymamız sanırım bizim enerjilere aşırı duyarlı olmamız ve onlarla bu şeklide bağ kurmamızla ilgili.Duygusal bağ kurmak bir yana işin paranormal açılımı bu.Bir tür enerji alışverişi bağımlılığı yani.Çok aşırı sevimliler bu da duygusal bağ ile alakalı gerçek.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.