Slaughtered Vomit Dolls
25 Haziran 2009 Yazan devilboy
Kategori Film Arşivi, KORKU SİNEMA, Murat 'Wherearethevelvets' Akçıl, S, YAZARLARIMIZ
Yönetmen: Lucifer Valentine
Senaryo: Lucifer Valentine
Yapım: 2006, Kanada / ABD Süre: 71 Dakika
Oyuncular: Ameara Lavey, Pig Lizzy, Maja Lee, Hank Skinny, Princess Pam, Miss Pussy Pants, Allen Nasty
Hayatımda izlediğim en mide bulandırıcı film diyebilirim!
Bu filmi film olarak yorumlamak da yanlış, çünkü ortada bir konu yok. Titrek bir el kamerasıyla kalitesiz çekilmiş, birbiriyle alakasız görüntülerin ard arda sıralanmasından oluşmuş. Sıralamada bir mantık yok. Bazı şeyler net görünmüyor bile. Ezgiden çok efekt izlenimi veren müzik, seslerin ağırlaştırılarak verilmesi, tersten oynayan görüntüler ve konuşmalar; zaten şoke olmuş aklımı iyice bulandırdı. Yeni bir sinema ekolü yarattığını zanneden sahte isimli (satanist olduğunu zannettiğim) yönetmen Lucifer Valentine’in filmi direkt video piyasasına düşmüş. Zaten kimse para verip sinemada bu filmi izlemez. Uyuşturucunun etkisiyle süngere dönmüş bir beyinden çıkma deli saçmasından başka bir şey değil. Bir delinin kuyuya attığı taşı çıkarmaya çalışıyoruz işte…
Angela Aberdeen olduğunu öğrendiğimiz bir kız, tam olarak kestiremediğimiz bir süreç içerisinde kameraya itiraflarda bulunuyor. Film, bu kızın çocukluğu olduğunu tahmin ettiğimiz, küçük bir kızın umutlarını anlattığı, kalitesinden anladığımız kadarıyla basit bir aile kamerasıyla çekilmiş, belgesel tarzı görüntülerle açılıyor. Hemen akabinde, yavaşlatıldığı için kalın çıkan sesiyle Şeytan’la bir pakt imzalıyor. Peki kameranın arkasındaki adama “senin için ölürüm, öldürürüm de” diye teminat veren bu hasta kız kimdir? Film bununla pek uğraşmıyor. Parçaları birleştirerek anladığımız kadarıyla, büyüyünce balerin olmak isteyen bu kız kasabanın kilisesini yakmış, bekaretini bir viski şişesiyle bozmuş (ve bekaret kanını şişenin içine akıtmış), evden kaçarak striptizci olmuştur. Sonra da fahişe… Kameraya “sen benim müşterimsin” diyen kızın hali ağır bir uyuşturucunun etkisindeymiş izlenimi uyandırıyor (gerçek aktrist için de aynı şey geçerli). Filmde neyin gerçek neyin uydurma olduğu belli değil. Mesela kız gerçekten striptizci, vücudunda bu gösterilerden kalma “gerçek” morluklar var. Devamlı suratına yapışan kamera sayesinde gördüğümüz kadarıyla çenesinde sivilceler var, dudaklarında da uçuk. Bunlar gerçek! Fakat dahil olduğu satanist grubun icra ettiği işkenceler ne kadar gerçek; ya da filmde ne kadar gerçek (kızın hallüsinasyonları da olabilir çünkü) bilemiyoruz.
!!!Video rahatsız edici görüntüler içermektedir!!!
Değişik zamanlarda çekildiğini şöyle anlıyoruz, kızın makyajı ve saç rengi değişiyor. Hatta bazen ayık bile konuşuyor. Ama çoğunlukla zırvalıyor: “Bu gece kendi s*ktiğim paramı kazanıcam”, “Çek şu a*cığı suratımdan!”… Kızın sağlıksız görünmesinin bir nedeni de var, bulimiya hastası. Klozette oturmakta bile zorlanan kız, elini bileğine kadar gırtlağına sokuyor ve “gerçekten” kusuyor. Hatta işi o kadar abartıyor ki kusmuk sadece kandan, hem de pıhtılaşmış kandan oluşuyor. İşte bence filmin en mide bulandırıcı sahneleri bu kusma sahnelerinden oluşuyor. Kameraya doğru, fışkırır tarzda, öğüre öğüre kusan kız veya adamların kusmuklarının yarısı burunlarından fışkırıyor!
Tüm bu rezil görüntülerin arasına, kim oldukları belli olmayan kurbanların (erkekler olsa da çoğunluğu kız) akla hayale gelmeyecek şekilde öldürülmelerini izliyoruz. Her şey son derece gerçekçi. Önce alt yazıyla ismi verilerek tanıtılan bu “idamlık” kızlar orada ne halt yemeye bulunmaktadırlar bilmiyoruz. Ama başta istekli oldukları da belli. Şiddetin yanında kayıtsız bir çıplaklık da var filmde. Her şey sansürsüz. Ama zaten bu kadar dejenerasyonun içinde bir kızın bacak arasının anatomisine bakmıyorsunuz bile. Anlamsız sesler, baş döndürücü kamera hareketleri, kanlı kusmalar ve hatta yamyamlık filmi izlenmez hale getiriyor.
Samimi söylüyorum, bu filmi izlemeyin! Ben bile niye böyle bir salaklık yaptım bilmiyorum. Bunun yanında “Guinea Pig”miş “NEKRomantik”miş hepsi fasa fiso. Kesinlikle tavsiye etmiyorum…
Wherearethevelvets



















Nyarlathotep demişki 25 Kasım 2009 12:34
lord magius, Lucifer Valentine’nin son filmi ReGOREgitated Sacrifice’yi izleyebildin mi?
Melisa AYDIN demişki 21 Kasım 2009 11:38
lord magius sana inanamıyorum:) Gerçi tartışılmaz bu tür tercihler ama bence para çıkarsa önce bize yolla da bi araya gelip güzel bi korku filmi çekelim.
lord magius demişki 21 Kasım 2009 05:00
Hastasıyım.Lucifer Valentin eli öpülecek adam.İddaa dan bir para vursam direk Lucifere yolıycam al kardeşim bir film daha çek diye.Bu film ve devamı bende Afrodizyak etkisi yapıyor.
warriorson demişki 22 Eylül 2009 21:16
Bu film için türkçe alt yazıya ihtiyacım var acil
wherearethevelvets demişki 28 Haziran 2009 21:44
Sana hiç bir şey beğendiremiyoruz küşük prenses…
Merve Suvari demişki 28 Haziran 2009 21:12
sen bana kalitesiz insanmı diyorsun ayıp ettin.. o dediğin haxan ve der golem 100 senelik sessiz film, kaliteden ziyade onlar klasik korku filmi hatta korku filmi bile değil.
wherearethevelvets demişki 28 Haziran 2009 18:56
Hazır konu açılmışken sıkıntılı olduğum mevzuyu açayım. Yukarıda da belirttiğim gibi Jack the Ripper, Viy, Misery of the Wax Museum ya da Golem gibi klasiklere hiç yorum yapılmazken; Slaughered Vomit Dolls ya da Murder Set Pieces gibi hiç de tarzım olmayan ama seyretmekte bir beis görmediğim iki yazım en fazla reyting alan tanıtımlarım olmuş. Elimden geldiğince yazılarımda bir kaliteyi tutturmaya çalışıyorum ve işlediği konu ne olursa olsun her filmin değerlendirilme hakkı olduğuna inanıyorum. Neticede lütfen yukarıdaki Merve’nin yaptığı gibi gereksiz ve soğuk yorumlar yapmayalım.
wherearethevelvets demişki 28 Haziran 2009 18:47
Bu filmi izleme ve yazma fikri şöyle geldi. İnternette dolaşıyordum ve en sinir bozucu filmlerden oluşan 10 filmlik bir liste hazırlanmış, ona rastladım. Bu film 2. sıradaydı. Sitede çok konuşulan ve tartışılan bir mevzu da korku filmlerinde şiddete ne kadar yer verilmelidir sorunsalıydı, bir bakalım dedim. Saw, Hostel gibi işkence filmleri yere göğe sığdırılamıyor ama aslında aynı ailenin mensupları onlar da.
Merveciğim dikkat ettim ama benim daha önce yazdığım klasik korku filmlerine (ben de bu filmden daha önemli olduklarının farkındayım) hiç yorum yapmamışsın (msl Golem ya da Haxan ya da Viy- ki bunlar korku sinemasının yapı taşlarıdır). Daha adamakıllı film istiyorsun ama dikkatini bu film çekmiş ki buna yorum yazıyorsun. Bu durumda eleştiri yapma hakkın yok. Kalite istiyorsan önce sen kaliteli ol. Buradaki kaliteden kasıt sinema entellektüelliğidir.
Merve Suvari demişki 28 Haziran 2009 17:21
neden böyle gereksiz filmleri siteye ekliyorsunuz, kötüyse o halde siteye eklemeyin daha eklenmeyi bekleyen onlarca adam akıllı korku filmi varken hemde.. filme gelince bu filmi yapan insan olamaz ve izleyende olsa olsa kaçığın tekidir. açık açık yazdım vallahi hiç içime atmıyorum.
Mudman demişki 28 Haziran 2009 15:10
Korku filminde çok fazla anlam aranmaz diyoduk ama bu kadar anlamsız ve boş bir filmde olmaz.Filmde değil zaten,saçmasapan birsey…
dexter demişki 28 Haziran 2009 01:46
İzledim sonunda bende
) Bu ne yaa? Film olarak kabul etmiyorum ben bunu. Ayrıca çok sıkıcı. Yani şu yukarıda izlediğiniz fragmanın 70 dakika olduğunu düşünün başka bişey değil. İzlerken rahatsız olmaktan çok sıkıldım vallahi.
Melisa AYDIN demişki 26 Haziran 2009 09:19
wherearethevelvets filmin türüne satanic-gore diyesim geldi.Yönetmenin adının bile Lucifer olduğu bir film bu adlandırmaya layık bence. Bu çarpık film ciddiye alınmamayı hakediyor. İğrençliğin sınır tanımadığı ve aynen dediğin gibi snuff izlenimi veren filmler kendi piyasasında bayağı iş yapmaya başladı.Bizler sırf meraktan izliyoruz fakat bu yeni türün meraklıları bir hayli fazla.