Sleepy Hollow
Kategoriler: Film Arşivi, KORKU SİNEMA, Orçun 'Gorcun' Tunalı, S, YAZARLARIMIZ
Yönetmen: Tim Burton
Senaryo: Washington Irving, Kevin Yagher
Imdb Puanı:7.5/10
Yapım: 1999, ABD/Almanya, 105 dakika
Oyuncular: Johnny Depp, Christina Ricci, Miranda Richardson, Michael Gambon, Casper Van Dien, Christopher Walken
Tim Burton’un gotik atmosfer yaratımını gerilim türüyle birleştirdiği ve dedektiflik filmlerinin anlatım kalıplarını kullandığı “Sleepy Hollow” (Hayalet Süvari) muhtemelen yine sitede genel anlamda izlenmiş ama yazıya dökülmemiş olan klasiklerden biri. Benim de defalarca izlediğim ve her izleyişimde ayrı zevk aldığım bir film. Büyük ihtimalle de yönetmenin “Sweeney Todd”a kadar çektiği en kanlı ve gerilimli filmidir. “Sleepy Hollow” adını Washington Irving’in “The Legend of Sleepy Hollow” hikayesinden alıyor ve filmde kasabanın ismi olarak geçiyor.
1800’lü yılların başında geçen hikayenin ana kahramanı Ichabod Crane, bilimsel yöntemlerle cinayetleri çözmeye çalışan sıradışı bir dedektiftir. İdealist tavırları yüzünden mahkeme onu “Sleepy Hollow” adında bir kasabadaki gizemli cinayetleri çözmeye gönderir. New York’tan bir anlamda sürgün edilen Crane, kasabaya vardığında kasabanın ileri gelenlerinin olduğu bir davete katılır. Kendini tanıttıktan sonra kasabalılardan cinayetler hakkında bilgi almaya başlayan Crane, beklediğinden çok daha tehlikeli ve korkutucu bir davanın içerisinde kendisini bulur. Anlatılana göre kasabadaki cinayetler, başsız bir süvari tarafından işlenmektedir. Eski bir kuzeyli savaşçı olan süvari, zamanında acımasız bir katil olarak ün yapmış ve başı kesilerek öldürülmüştür. Birbirine benzer cinayetlerin arttığı dönemde kasabalı, süvarinin lanetinin kasabaya çöktüğüne inanmaya başlamıştır. Ichabod Crane ise dönemin aykırı düşünce tarzıyla bilimsel yöntemleri ilke edinmiş biri olarak bu hikayeleri mantık çerçevesine oturtmaya çalışmaktadır. Ancak içinde bulunduğu durum akıl ve mantık sınırlarının üzerinde ve hayal edemeyeceği kadar entrikalarla dolu bir olaydır. Ichabod’a bir kasabalının dediği gibi “Görmek İnanmaktır!” (Seeing is believing!) Buna rağmen Ichabod Crane tüm inadıyla, kasabanın ileri gelenlerinden Baltus Van Tassel’in kızı Katrina Van Tassel’la iş birliği yaparak bu işi çözmeye çalışacaktır.
Film, baştan sona Tim Burton’ın elinden çıktığını gösteren gotik atmosferi kusursuz bir şekilde sinemaya yansıtıyor. Film boyunca renkli bir görüntüye rastlamak imkansız. Tamamen karanlık bir havası ve renkleri olan film, gittikçe karmaşıklaşan ve son sahnelerine doğru çözülen hikayesiyle de ilgi çekici. Atmosferi tamamlayan müzikler ise Tim Burton’un daha önce bir çok kez beraber çalıştığı Danny Elfman’a ait. Filmin oyuncu kadrosu da dikkate değer, günümüz Amerikan sinemasının önemli isimleriyle dolu. Ichabod Crane rolünde Johnny Depp her zamanki gibi karakterine ruh katıyor (özellikle durmadan ayılıp bayılırken), ikinci önemli isimse filmin kilit karakterlerinden biri olan başsız süvariyi canlandıran Christopher Walken. Esas kız rolünde Christina Ricci, Crane’in rakibi rolünde Casper Van Dien, şehrin ileri gelenlerini canlandıran deneyimli oyuncular Michael Gambon, Miranda Richardson, Jeffrey Jones, Richard Griffiths, Ian McDiarmid gibi isimlerin yanı sıra yine Tim Burton’un vazgeçemediği Christopher Lee de küçük bir rolde gözüküyor. “Sleepy Hollow” şiddet sahneleri olsa da daha çok atmosferle gerilim yaratmaya çalışan ve büyük ölçüde başaran bir film. Filmin senaryosuna katkıda bulunan isimler arasında “Se7en”, “8MM”, “Brainscan” gibi gerilim filmlerin yazarlığını yapmış Andrew Kevin Walker bulunuyor. Filmin yapımcıları arasında Amerikan sinemasının önemli isimlerinden Francis Ford Coppola da bulunmakta.
“Sleepy Hollow”un Hammer Film etkileşimleri de yönetmenin belirttiği noktalardan biridir. Özellikle Christopher Lee ve Michael Gough gibi türün gedikli oyuncularını içerisinde barındırması açısından ayrı bir yerde görülebilir. Bu noktada Sleepy Hollow efsanesinin geçmişte de bir çok kez televizyon yapımı olarak filme çekildiğini de hatırlatmak yerinde olur. Ama sanırım en popüler ve başarılı uyarlamalarından biri olarak Tim Burton yapımı akıllarda yer etmiştir.
Son söz olarak Tim Burton’un yarattığı karanlık ve büyülü dünyalardan hoşlanıyorsanız, üstelik gerilim de seven biriyseniz ve bu filmi izlemediyseniz çok şey kaçırmışsınız demektir. Bir an önce izlemeniz tavsiye edilir. Benim gibi yönetmenin ve türün iflah olmaz takipçilerindenseniz defalarca izleseniz de bıkmayacağınız bir film olarak görebilirsiniz.
Korkusitesi için yazan Orçun Tunalı / Gorcun







(4 oyla: 10 üzerinden 8,50)








Ichabod Crane karakterini çok seviyorum, alışık olduğumuz korkusuz, gözü kara dedektiflerden çok farklı. olaylar karşısında zaman zaman korkudan kendini kaybetmesi, cesetlere yaklaşırken tiksinmesi daha gerçekçi bir havaya bürünmesini sağlıyor
Evet o sahne. Ben büyüsü kaçmasın diye fazla açıklama yapmadım.
O sahne yanlış anlamadıysam süvarinin bir evi bastığı (hangisi hatırlayamadım) ve bütün aileyi öldürdüğü sahneydi. Çocuğun çığlığıyla sona eren sahne deil mi? Rüya sahneleri de ayrı güzeldir hakkaten. Yazıda bahsetmedim ama yorumun yazıyı tamamlamış @wherearetheelvets. Yapım aşamasını izlemedim ama merak ettim. Ben teşekkür ederim.
Neden bilmiyorum ama Tim Burton’un filmleri ilk gösterildiğinde eleştirmenlerden tam puan alamıyordu. Bilmiyorum neden, Sleepy Hollow için de memnuniyetsiz ifadeler okuduğumu hatırlıyorum. Halbuki günümüzde ne kadar önemli bir filmdir bu dii mi?
Ülkemizde gösterime girmeden önce yabancı bir kanalda bu filmin yapım aşamasını izlemiştim. Mesela ölüm ağacının nasıl yapıldığını anlatıyordu. Fışkıran kan şeker tadındaymış ve o kadar tatlıymış ki oyuncular uzun süre şekerleme yiyememişler. Ayrıca ağacın şekli romantik tablolardan esinlenilmiş. Ben Caspar David Friedrich’in “Zwei Männer in Betrachtung des Mondes” adlı tablosuna çok benzetirim bu ölüm ağacını.
Ayrıca filmde, Tim Burton’un Helena Bonham Carter için terkettiği güzeller güzeli eski karısı Lisa Marie de vardır. Ichabod’un cadı annesi rolünde büyüleyicidir. Hele ki kırda uçtuğu sahnedeki lirizm anlatılamaz.
Bence filmin en ters köşeye yatıran oyuncusu Miranda Richardson’dır, ki kendisine ayrıca taparım. Çok komik bir oyuncudur. Mağaradaki cadının o olduğunu hatırlatayım. El hareketleri falan çok komiktir.
Bir de filmde aslında çok çok korkunç sahneler vardır. Tim Burton, çocuksu yapısı dolayısıyla bu sahneleri törpüler. Mesela yapım aşamasından gördüğüm kadarıyla çok gerçekçi olan kesik kafalar özellikle lastik top kıvamında yapılmış. Başsız süvarinin doku doku yenilendiği bölgede gözlerinin çizgi film gibi fırlaması, yönetmenin sahneyi yumuşatma girişiminden kaynaklanır. Fakat yine de filmde öyle bir sahne vardır ki spoiler vermeden nasıl anlatırım bilemiyorum. Şöyle anlatayım; gece lambası üzerine geçirilen karton ve duvara yansıyan cadı resimlerinin olduğu sahnede, döşemenin altından duyulan yuvarlanma sesi ve gözler… Eminim kimse anlamadı ama filmi izleyenler benim gibi ürperecektir eminim. Çok güzel bir filmdir. Değindiğin için çok teşekkürler Gorcun…
Harika bir atmosfer çok seviyorum bu filmi..