Son Durak Hakkında
Kategoriler: Kamera Arkası, KORKU SİNEMA, YAZARLARIMIZ
Amerikan Gerilim sinemasında seri katilleri, zeki ve idealist FBI ajanlarını çok gördük, ama ölüme “şeytani bir kimlik” yerleştiren tek film belki ‘Final Destination’ serisi oldu..Ölüm insan kanalıyla değil, insani zekanın planlayamadığı kanallardan geliyor, her bölümünde önsezileri çok güçlü olan ikincil karaktere hissettirilerek. Bunu yapması çok doğru bir karar çünkü sadece gerçekten hissedebilseydik yaşardık o panik durumunu. İkincil karakter dedim çünkü ana karakter “ölüm”..
Asıl tehlike de, başka bir insan bir şekilde bireysel korunmalarla engellenebilirken, son anın nerede ve ne zaman geleceğinin bilinmemesi, bir bardağın bile ölümünüze sebep olabileceğini düşünün.Filmde sıralamayı az çok tahmin edebiliyoruz ama düzeneği çözmemiz zaman alıyor. Objeler zincirleme düzeneklerle tahmin edilmesi imkansız şekilde ölüme sebep oluyor.her şey tehlikeli, her obje potansiyel katil.Kurban mıyız yoksa çaresiz mi yada sadece kaderimizin çizdiği yolda kaçışımız mı yok. (Neden bu seride ölüm asla bir başka insanın planıyla gelmiyor diğer gerilim filmlerinde olan klişelerdeki gibi, yada belki gelecek ama başrol oyuncumuz bir insanı bu şekilde kullanmayı basit buluyor)
Biz insanlar, asırlardır kutsal kitaplar yolu ile bize anlatılan kaçınılmaz son için hazırlıklı olmamız hakkındaki uyarıları, Cennet Cehennem figürlerini tasvir ederiz, bizler ölümden çok ötesinden korkan ve hazırlıklı olmak için bireysel düşüncelerimizle kendimizi yönlendiren varlıklarız.Filmde de anlatıldığı üzere, yaşımız genç ise hep önümüzdeki uzun yıllar için olabileceklerin planlarını yaparız, ya onun planı?
İnsanoğlu kontrolü dışındaki mekanizmalardan hep korkmuştur, depremler,yangınlar,sel baskınları,hastalıklar ve her ne olursa olsun bu korkular ölüm korkusundan önce başka korkuları çağrıştırır: Bu yaklaşıma basit örnekler vereceğim: asıl korku “ölmekten beter olmak tabiri” mesela, enkaz altında kalmak, yangından birinci derece yanıklarla kurtulmak, ölümcül bir hastalıkla yaşamak görüldüğü üzere insanların ölümden önceki korkusu bu.Ölümden sonraki korkuları ise az önce bahsettiğim dini motifler.

Seri, izleyicide bu kavramların ortasına yani önceki ve sonraki korkuların arasına “şu an” kavramını alıyor, ana karakterlere yakın ama beklenmedik bir zamanda öleceği paniğini bir giysi gibi giydiriyor, dolayısı ile izleyici, arenada sonu ölüm olması en büyük ihtimal olan gladyatörü izler gibi bekliyor kaçınılmaz olanı, nede olsa bu bir film ancak gerçekle kesişen bir düzlemde izleyicinin bilinçaltı ile karakter yer değiştiriyor ve istenmeyen yüzleşmenin başladığı nokta bu kaçınılmazlığı kabullenmek.
Filmi teen-slasher türünden ayıran çizgi de bu yüzleşmenin başladığı yer.Başrolde ölümün oynadığı bir film. Filmin tartışmasız belirgin teması “ölümün bir planı olduğu” dolayısıyla “insan-ölüm” karşılaşmasında adil olmayan bir işleyiş, insan masum (kurban) ölüm katil (suçlu). Bu çok tartışılması gereken bir konu. Hayat eğer bir ödül ise, ölüm bir bedel mi?..
Şimdi bunu bir paradoxa çevirelim: Hayat bir başlangıç, ölüm bir son, başlangıçta ödül olarak aldığımız hayat, sonda bizimle oyun oynayan tuzağa düşüren ölüm vasıtası ile bedel mi ödetiyor?. Bedeli var ise “ödül” olamaz ama? Elbetteki hayır, bu paradox hatalı (Bknz: Kutsal kitaplar)
Sinemada serilemeler her zaman risklidir, her serinin 2. bölümü bir çok kriterleri göz önüne alınarak, bir önceki ile karşılaştırılır. İlk bölümü başarılı olan bir film, devam filmi ile birlikte gelecek olumlu yada olumsuz tepkilere açık hedef haline gelmiş demektir.Bu anlamda seri, devam serileri içinde en başarılılarından biri aynı zamanda en şanslılarından, konseptin gerektirdiği beklentilerin hep aynı yüzeyde kalabilmesinin yadırganmamasından dolayı bunun bir avantaj olduğunu düşünüyorum.Senaristlerin tek yapması gereken başrol verdikleri ölümün planında permütasyonlar yapmaları, bir şekilde temaya dokunmadan işleyişi değişken gerçeklik yüzeyine oturtmaları.
Filmin diğer bir avantajı, özgün bir klişe yaratmış olması ve bu klişenin farklı filmlerle taklit edilebilmesi mümkün değil, düşünsenize hangi film ölümü bir seri katil kimliği ile farklı şekilde verebilir ki? Seri daha ne kadar sürer bilmiyorum ama, şahsen Son Durak ‘ ı bir devam filmi olarak görmeyi isterim, ancak “son durak” a geldiğimi görmeye henüz hazır değilim. Tanrı bizi önsezilerden korusun..
Melisa Aydın












ölümden kaçılmaz diyo herkes sinemadan çıktığında. gerçekten etkilenmiştim tavsiye ederim çünkü çok güzel bi film hele tam kurtulduk tamam bu iş oldu derken kız gene hayal görüyo (hangi sayısı olduğunu hatırlamıyorum) son durakta tam oldu ölüm sıra atladı dedi bi kız sonra diğer kız hayal gördü ölümü kandıramayız deyince çok etkilenmiştim gerçekten..kısacası güzel bi film..
—- Bilemiyorum ne kadar doğru olur bu yazdıklarım yinede söylemeden edemicem … öncelikle Bu yaşam bir ödül ise sonunda ölüyoruz ve bizi nasıl bir ölüm bekliyor ? öncelikle insanın nasıl öldüğünü ne kadar onur ile öldüğü önemlidir diye düşünüyorum . Ve gelelim kutsal kitaplar . Evet kutsal kitaplar bize yaşamın gerçeklerini , doğrularını , yanlışlarını anlatmış … Ancak insan genede merak ediyor ne kadar gerçek olacağınu . ne kadar doğru olduğunu . Çocukluktan beridir Helal böle Haram böle Günah budur cennet budur dır dır dır … Başımızı ağrıtıp duruyorlar … yok o zamanlar yaşamış insanların esrarengiz kurtuluşları . ateşe atılırken ateşin suya dönüşmesi ve bildemiğimiz saçmalıklar …! gibi ilahi hikayelerle hep kandırıldık … Doğruluk payı da war
… Bence insan hayatını yaşayabildiğince yaşamalı . cenneti cehennemi kim görmüş ? kim gelip gitmiş ? Bence önce bi ölelim sonra ne yapıp ne yapmıyacağımıza o zaman karar weririz .. !
4. bölüm yolda. Araba yarışları işlenmiş sanırım bu kez. Bu arada filme yakın bir olayı anlatmak istiyorum size. Olaylar başımdan geçti, aynen aktarıyorum: Ciddi olarak ölümden milimetrelik hesaplarla döndüm. Bazıları şunlar: Bir keresinde yüksek bir binadan düşen tuğla parçası ayak ucuma düştü, başka bir gün anlatması uzun sürer çalan bir telefonu kendi masamdan değil başka masadan tesadüfen açtığım için parçalara ayrılmaktan kurtuldum ( Kendi masamda olsaydım rüzgardan dolayı kırılıp üç farklı ok şeklinde sırtım ,boynum ve belime uzun cam parçaları saplanacaktı ) . Başka bir gün uçurumun kenarında geriye doğru kaymaya başlayan aracı durdurmak için saniyelik tesadüfle karar veren akrabamız aracı durdurmayı başardı. Yolda yürürken akli dengesi olmayan biri mızrak misali bir florasan lambasını uzaktan fırlatınca sırtıma saplanmadan yanımdan geçti gitti. Bunun sebebi bir mağazadaki bluza bakmak için sağa dönmemdi. Ölüm beni nerede bekliyor bilemiyorum ama şu bir gerçekki zamanı gelmeden önce bizi koruyan bir güç var.
Hııı şimdi anladııım.
Ben o site zannettiydim.
O sitede yazdıklarım pek buraya gitmez yahu.
Üstelik devilboy beni başka bir siteden keşfetti
Heh he…
Bu arada Final Destination’ın ölüm sahnelerinde zincirleme olaylar örgüsü ne hoştur.
Eyvallah sağolasın. “Peri Fotoğrafları ve Ölümün Ötesi” ve diğer yazılarını okudum, fevkalade, sakıncası olmasın diye linki vermiyorum fakat ordaki yazılarınızı burada da görmek isterim. Kısacası ben de takipteyim:)
Olsun burada da küçük küçük bazı şeyler gerçekleştiriliyor. İlle de TVye çıkmak lazım değil.
Melisa amatör tavırlısın ama yazıların gerçekten çok güzel. Takipteyim…
Korkusitesini kurarken bizim amacımızda buydu işte..Bu işe gönül verenleri bir araya toplayabilmek ve bunu yavaş yavaş başardığımızı görmek bizi mutlu ediyor gerçekten..
Nezaketiniz için çok teşekkürler sevgili dexter. Estağfurullah, ben naçizane bir izleyiciyim sadece. Sizler kadar iyi yorumcu olabilmem için daha çoook yolum var. Her ne kadar bir gün o günlere gelsemde annem izin vermez Tv’ye çıkmama:) Ama ümidim var, bir gün o programı izleyeceğim.Abuk sabuk programları izlemekten gınaa geldi millete, ilaç gibi gelecektir inanın. Ey tv yapımcıları duyun sesimizi:)
Melisa bu dediğini Murat Tolga Şen’e söyledim ben yani inan bana o ve sizlerin bulundğu bi kadro ile muhteşem doyurucu ve eşsiz bir program çıkar ortaya eminim..
Ne güzel olurdu ama biliyorsun ülkemizde o tür programlar izlenmez..Belki şöyle yapılabilir canlı yayında birini kesersek falan reyting alabiliriz
..Şaka ama gerçek böyle maalesef..
sizin derken sizi kasdettim sevgili devilboy:)
Tv programlarının birçoğu içerik olarak o kadar kötü ki, artık korku filmleri hariç sadece tartışma programlarını izliyorum. Aslında Tv kanallarına sizlerin mesela sayın Gökhan Toka’nın ve sizin hazırlayacağınız ve sunacağınız bir “sinema tartışma platformu ” için başvursak mı? Hayal mi bu ya hayalmi:)
Murat Tolga Şen önemli bir başarıya imza attı..Umarım gerisi gelir ve blogculuğu ileri taşımaya çalışan bizler daha da şevkleniriz..
Bu yazı benim için çok özel bir anlam taşıyor. Yazımı ilk kez Ötekisinema’nın eski formatında yazmıştım ve ilk yazımdı. Bu vesile ile geçtiğimiz günlerde sinemaya gönül vermiş ve internet ortamında bu anlamda emek veren herkes adına çok önemli bir adım atmış olan Ötekisinema.com sahibi ve yazarı Murat Tolga Şen’e saygılarımı iletiyor ve tebrik ediyorum.
Okan Bayülgen’in programına konuk olarak katılan Murat Tolga Şen’ i izlemek için:
Disco Krali (21.02.2009) 13. Kisim’dan itibaren youtube’dan aratıp izleyin..