The Final Destination 4 3D
01 Kasım 2009 Yazan devilboy
Kategori F, Film Arşivi, KORKU SİNEMA, Melisa Aydın, YAZARLARIMIZ
Yönetmen: David R. Ellis
Senaryo: Eric Bress, Jeffrey Reddick
Yapım: 2009, ABD
Oyuncular: Krista Allen, Nick Zano, Mykelti Williamson, Shantel VanSanten, Bobby Campo, Stephanie Honore
Sen buraya kaza görmeye mi geldin?
Açılış sekansında karakterlerden birinden ilk 5 dakika içinde duyduğumuz bu cümle aslında biz izleyicilere yapılmış bir gönderme . Tıpkı biz Final Destination serisi takipçilerinin filmi izlerken göreceğimiz korkunç olayları görmeyi beklediğimiz gibi. Ancak en zekice fikrin 4. Bölümün 3D özelliği ile sunulması olduğunu da düşünmüyor değilim. Bu beğenilmeme riskine karşın alınmış önemli bir tedbir galiba. Böyle bir seriyi aynı tema, benzer işleyiş ile birlikte dördüncü bölüme getirip üzerine bir artı getirmemek olmazdı zaten.Zaten o kadarla da kalmış.
Serinin her bölümünde “olacaklara dair işaret alan- sezgileri yoğunlaşan- nasıl olacağını kestiremeyen-şahit olan -engel olmaya çalışan – bir sebepten olan yada olamayan” karakteri izlememiz, ölüme “karşı taraf “ olmamız ve ısrarla olayları en başından sezinleyen karakteri taraf tutar gibi tutmamız Son Durak serisinin en belirgin hatları oldu artık. Serinin bu bölümü aslında çok şey vaat etmedi, bildiğimiz Son Durak, zaten aynı yemeğin farklı soslarla sunulmasından başka vaadi olmayan kendi halinde bir seri idi. Bizleri dördüncü durağa kadar getiren etkin unsur tabiki birinci bölümdeki başarısı oldu. Ancak kanımca diğer hiçbir bölüm ilkinin bir basamak üzerine çıkamasa da , 3 bölüm daha devam etmesi serinin başarılı olduğunun göstergesi. Seri başarılı evet, peki son bölüm yeteri kadar başarılı mı?
Uçaktı,otobandı, metroydu derken şimdi de araba yarışları sahasına çıktı ölüm, tüm kozlarını tüm kartlarını cebine doldurup oyuna devam etmek için, yada sadece görevine. Ve yine birine malum oluyor olacaklar, ipuçları her zamanki gibi savrulan kağıtlar, devrilen bidonlar, hafiften bir rüzgar, ürperiş vs. Dördüncü bölüm serinin tüm özgün klişelerinden taviz vermeyen , birkaç küçük ilave ile yoluna devam eden bir bölüm, kaldı ki bu taviz vermemek olayı da oldukça yerleşik bir kural halinde seride. Yine “ ne olacağını” “er yada geç olacağını ” bizler de tahmin edebiliyoruz, sadece her bölümde olduğu gibi nasıl olacağından emin değiliz.
Filmin müthiş bir ilk yarım saati var. ( Ya da ben serinin bağımlısı olduğum için yine ilk 3 bölümdeki ilk yarım saatlerin keyfini alıyorum , ama hepsi o kadar ne yazık ki) . Bu kez kahramanımız Nick isminde bir genç. Nick ve arkadaşları araba yarışları izlemeye gider. Stadyumda olacak korkunç olayları hisseder ve arkadaşlarını oradan uzaklaştırmaya çalışır. Nick neden bilmem bana biraz soğuk ve mesafeli geldi, oysa hatırladığım diğer bölüm kahramanları ile aramda bu soğuk mesafeyi hissetmemiştim. Bunu bölümdeki diğer kahramanlar ( yada oyuncular ) için de söyleyebilirim. Filmi izleyen on kişiden dokuzunda bu bölümü sevmediklerine dair net fikirler duydum. Sebeplerden birinin bu olabileceğini düşünüyorum: kahramanlar izleyiciye ısındıramıyorlar nedense kendilerini. Bence bunun filmin konusuna aşinalıkla da ilgisi yok, oyunculukla da. Ne ile ilgili olduğu kararını size bırakıyorum.
Konu bilindik ancak işleyiş biraz dağınık sanki. Zaten bir türlü sempati duyamadığınız karakterlere kurgudaki bu dağınıklığı da ekleyince siz filmi sevememek için bir neden daha bulabilirsiniz. Ölüm sahnelerine gore serpiştirilmiş, ancak bu filmin tadını bozmuş çünkü çok fazla kör gözüme parmağım durumu oluşturulmuş.Bence parçalanmış beden görüntülerine yapılan vurgu, dökülen etler filmi kurtaracak unsurlar olmamalı.Serinin asıl vurgusu “ ölümü yenebilmek ve sıralamayı bozabilmek, bu şekilde onu durdurabilmek” değil miydi? 4. Bölümde bu konuda yapılabilecek süprizlerle alakalı beklenti içinde iken sadece gore sahnelere yüklenildiğini görmek yavan ve yapmacık geldi bana. Belki görsel takviyelerden yada değişikliklerden çok birinci bölümden bu yana süregelen işleyişe fikirsel yeni eklentiler bekliyordum. Ölüm sahnelerinde vurgulanan gore unsurlarına karşın, bir sahnesinde kolundan krişe çivilenmiş karakterin adeta gıkı bile çıkmaması , sadece anlık paniğe odaklanması ve sonra bir anda canının yanmamaya başlaması ( nı görmemiz ) filmdeki önemli kusurlardan biri, beni çok fazla rahatsız etti bu sahne. Ayrıca diğer 3 bölümde soluğunu yakınımda hissettiğim gerçek başrol kahramanı “ölüm” ü değil sanki onun yerini alan bir figüranı izler gibi idim filmin ilk yarım saatinden sonraki süreç içinde.
Dağınık akış, soğuk ve samimiyetsiz gelen kahramanlar, seriye yakışacak kadar orjinal olmayan süprizden uzak ölüm yada ölümden kurtulmaya çabalama sahneleri ile Son durak 4 kesinlikle seriye yakışacak bir bölüm olmamış. Keşke ilk yarım saatinden sonra daha derli toplu bir işleyiş olsa idi. Seriyi çok sevdiğim için , başarısızlığından dolayı üzülerek de olsa bağrıma bastım ,maalesef tüm kusurları göz ardı edip. Ancak sizi uyarmalıyım: bu bölüm beklentilerinizi tam olarak karşılamayacak, diğerleri kadar samimi bulamayacak ve büyük olasılık memnuniyetsiz ayrılacaksınız. İzlemeseniz de bir şey kaybetmeyeceksiniz. Eğer 5. bölüm gelir ise muhtemelen film hakkında yazabileceğimiz yada tartışabileceğimiz pek bir şey olmayacak.Hatta belki hiçbir şey olmayacak. Yapımcılar burada bırakmalı artık diye düşünüyorum. Bence ölüm bu bölümde istifa etmeli.
Final Destination 4 hakkında tek cümlelik özet bile yeter sanırım: İlk 3 bölümün hatırına izlenilen son ( umarım ) bölüm.
Melisa Aydın





















gorcun demişki 02 Aralık 2009 01:54
Filmin kötü olmasının sebebi 3d’ye sırtını dayayıp başka hiç bir şey üzerine kafa yormayan yapımcılarının tembelliği olsa gerek. Oyunculuk kötü, diyaloglar inandırıcı değil, ölümler o kadar normal karşılanıyor ki bi yerden sonra sinek ölmüş gibi yaşamına devam eden karakterlere anlam veremiyorsunuz. Film, serinin 4. halkası olmaktan çok tüm filmlerin kötü bir parodisi gibi. 5. film çekilir mi bilemem ama böyle olursa 3 boyutlu da kurtarmaz.
sayangie demişki 05 Kasım 2009 16:54
3.gibi kötüydü
Melisa AYDIN demişki 05 Kasım 2009 13:21
wherearethevelvets alemsin:) Filmi izlemedne önce nasıl yüksek beklentim vardı nasıl anlatamam. İlk yarım saat böyle sürdü , sonra çuvalladı fikirlerim resmen.
dexter demişki 02 Kasım 2009 00:07
Vasatında vasatı bir film. Bana göre serinin en zayıf halkası.
devilboy demişki 01 Kasım 2009 23:55
Yok olmamış zaten Murat.İzlemezsen birşey kaybetmeyeceksin..
wherearethevelvets demişki 01 Kasım 2009 23:49
İlk bölüme bayılmıştım. O ne yaratıcı ölüm sahneleriydi… Özellikle de küvette ayağı kayıp yanlışlıkla boğulan gencin gözlerinde peteşilerin oluşması, benim gibi o zamanlar tıp öğrencisi olanların haklı saygısını kazanmıştı. Bu kadar ayrıntılı “doğru”lara rastlamak güç oluyor.
İkinci bölüm de idare ederdi. Yanılmıyorsam yangın nedeniyle evden kaçan gencin cam kırıklarıyla son bulan “hüzünlü” sonu en beğendiğim ölüm sahnesi olmuştu. Ama 3. bölüm neydi öyle yav? Yok sen beni öldüreceksin, yok benim ölümüme sen sebep olacaksın derken, kaderlerinde yazılmış olmasa da ölümlerine sebep olabilecek bir sürü sarsaklık yapan gençlerin teker teker ölmesini arzulamıştım cidden. Madem kaderinizde ölüm var, biraz daha dikkatli olmanız gerekmez mi? Hele ki ölenlerin arkasından bir damla gözyaşı dökülmemesi, duygusal bir yabancılaşma yaratıyordu seyircide.
Bunların ışığı altında 4. bölümü izleyecek miyim? Hayır. Kaderi bu filmlerden çıkmışa benzeyen Melisa bile beğenmediyse vardır bir bildiği dii mi?