The Mangler

  • Tarih: Ocak 15th, 2009
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (21 oyla: 10 üzerinden 7,62)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: Film Arşivi, KORKU SİNEMA, M, Soner 'Korkuluk' Yıldırım, YAZARLARIMIZ

Yönetmen: Tobe Hooper
Senaryo: Stephen King (Hikaye), Tobe Hooper
Yapım: 1995, ABD Süre: 105 Dakika
Oyuncular: Robert Englund, Jeremy Crutchley, Todd Jensen

Tobe Hooper ve Stephen King’i, Salem’s Lot’tan sonra ikinci kez bir araya getiren Mengene, yazar Stephen King’in; Christine, From Buick 8 gibi romanlarında ve Kamyonlar hikayesinde de işlediği ‘makine içindeki kötü ruh’ meselesini konu edinen bir öykü uyarlamasıdır.

Filmin konusundan bahsedecek olursak… Mekanımız, küçük bir New England kasabasındaki eski ve paspal bir çamaşırhanedir. Çalışma şartlarının zorluğuna rağmen, iş çeşitliliği açısından kısır bir kasaba olan Rikers Valley’in insanları, Bleu Ribbon Çamaşırhanesindeki işlerine büyük önem vermektedirler. Lakin bakire Sherry’nin makineye parmağını kaptırmasından sonra birbiri ardına gelen iş kazaları ve son olarak da bayan Frawley’in elini kaptırdığı pres makinesi tarafından tamamen parçalara ayrılarak ölmesi sonrasında durum değişir. İşin en tuhaf tarafı ise, tüm bu kazaların(!) tek bir makinede; Hadley-Watson modeli 6-Hızlı Pres ve Katlama makinesinde gerçekleşmesidir. Bu ölümleri aydınlatmak için görevlendirilen polis memuru Hunton, kazaların altında ihmalkarlık ya da başka bir doğal sebep olmadığının kanıtlanması üzerine, çevreden duyduğu birkaç hikayenin de etkisiyle komşusunun ileri sürdüğü doğaüstü konulara yoğunlaşıp kazaların sebeplerini kara büyü gibi mantıkdışı sebeplerde aramaya başlayacaktır. Hunton’ın yaptığı araştırmalar da bu durumu destekleyince pres makinesine kötü bir ruh girdiği inancı kuvvetlenecek, buna sebep olarak eski kitaplarda okudukları kara büyü ve bakire kanının makineye akması gibi efsaneler neden gösterilecek ve söz konusu makineyi kötü ruhtan arındırmak için Huston ve komşusu tarafından bir çeşit ruh çıkarma ayini düzenlenecek, kaçınılmaz son olarak ise kutsal su ve İncil gibi manevi inançlara baş vurulacaktır.

The Exorcist’den değişik bir esinlenme olarak nitelendirilebilecek Mengene, kutsal su ve incili çözüm yolu olarak sunması nedeniyle, eserlerinde dinsel konuları çok az işleyen Stephen King’in kariyerinde de farklı bir yer ediniyor. Oldukça uç bir konusu olan öyküsünde ‘makineye giren kötü ruh’ olgusunu Druid, Aztek ve Eski Mısır efsanelerine dayandıran Stephen King, bu hikayeyi yazmasında çamaşırhanede çalıştığı dönemlerde bir makineye düşerek iki elini birden kaybedip yerlerine birer kanca taktıran bir arkadaşının kendisine esin kaynağı olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Her zaman beyaz bir gömlek ve kravat takardı. Kravatın düğümünü nasıl ustalıkla bağladığını merak ederdik. Tuvalete gittiğinde bir kancasını sıcak suya, diğerini soğuk suya sokar, arkanızdan yaklaşıp kancalarını boynunuza geçirdi. Bu onun küçük şakasıydı.”

Genel itibariyle aslına sadık bir uyarlama olan Mengene’nin öyküden en ayrıksı tarafı ise, filmde Robert Englund’un can verdiği Blue Ribbon’un sahibi William Gantley karakterinde ortaya çıkıyor. Öyküde Gantley, yalnızca fabrikanın sahibi olarak ismi geçen pasif bir karakterken; filmde işçilerini robot gibi çalıştıran, sakat bacakları ve kancadan elleri olan ürkütücü bir ana karakter olarak karşımıza çıkıyor, hatta makinenin doğaüstü güçler tarafından ele geçirilmesi Gantley’in şeytanla yaptığı bir anlaşmaya bağlanıyordu. Gantley’in yiğeni Sherry ile olan ilişkisi de hikayedekinin aksine filmde ısrarla üzerinde durulan bir konuydu, ki filmin gidişatını da ağırlıklı olarak bu iki karakter etkiliyordu.

Şimdi izlediğimizde vasat bir filmden öteye varamayan Mengene, o zamanın izleyicisi için hala unutulmazlar arasındadır. Filmin başrolünde izlediğimiz Elm Sokağı’nın Freddy’si Robert Englund’un en etkileyici performanslarından birine şahit olduğumuz Mengene’nin en büyük özelliği ise; Tobe Hooper, Stephen King ve Robert Englund gibi üç dev ismi bir araya getirmiş olmasıdır.

Filmin ana mekanı Blue Ribbon Çamaşırhanesi ile ilgili küçük bir not: Aynı fabrika Stephen King’in diğer pek çok eserinde de karakterlerinin çalıştığı yer olarak kullanılmıştır (bkz. Carrie’nin annesi Margaret White da aynı fabrikada çalışıyordu).

Yazan: Soner Yıldırım – Korkulukk

Etiketler:

Paylaş:

  1. tobe hooper ın en kanlı filmi,, imdb puanıda hiç haketmediği kadar düşük zaten imdb yi kimsenin şeyine taktığı yok!

  2. sinemasever1054

    yaa arkadaşlar mengene filmini izleyebileceğim bir site var mı lütfen yardım edin bana yardımlarınızı bekliyorum arkadaşalar

  3. wherearethevelvets

    Film o kadar da kötü değil. Hikaye rezalet tabi. Ama Tobe Hooper’in her filmine sinen o atmosfer burada da var. Garip ışık oyunları, değişik kamera açıları, abartılı sahneler… çok lezzetli geldi bana. Kan da ziyadesiyle kullanılmış.

  4. Mengene’nin iyi bir film olduğunu söylemek gerçekten çok zor, öyküsü de pek matah bir şey değildi zaten. Ama sırf Robert Englund’un en eksantrik rollerinden birini görmek için bile izlenmeye değer…

  5. Şu yazıyı görmesem bu filmi yıllar evvel izlediğim hayatta aklıma gelmezdi. Pek bi fazla etki bırakmamış bendeki aklımda kalmamış hiç. Tekrar indirip izlemeli. Bu arada inceleme için korkuluk çok teşekkür ederiz sana… ellerine sağlık çok güzel olmuş.

  6. nasil hic duymamisim bunu!
    hemen torrentliyorum

  7. Mengeneyi vizyona girdiğinde gazetelerin sinema ilanları bölümünden hatırlıyorum. Yıllar boyu o ilanla hafızama kazınmıştı. İzledikten sonra; dur yalan olmasın izlemeye çalışıp “peh bu ne be” diyerek kapattıktan sonra yıkıldı bütün hayallerim :)

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.