İzlendiğinizi bilerek kaçmayı başarabilir misiniz? - (Vacancy)

The Unnamable

Yönetmen : Jean-Paul Ouellette
Senaryo : Jean-Paul Ouellette, H.P. Lovecraft (Kısa Hikaye)
Yapım:1988, ABD, 87 Dakika
Oyuncular: Charles King, Mark Kinsey Stephenson, Alexandra Durrell, Laura Albert, Eben Ham, Blane Wheatley, Mark Parra

H. P. Lovecraft’ın aynı adlı kısa öyküsünü serbest bir biçimde senaryolaştıran ve ilk yönetmenlik denemesini gerçekleştiren Jean-Paul Ouellette’in filminin konusu şöyle: Kitap kurdu üniversite öğrencisi Randolph Carter, atalarından kendisine anlatılan bir efsaneden iki arkadaşına (Howard Damon ve Joel) bahseder. 17. yy’da Jashua Winthrop adlı adamın karısı şeytani bir çocuk doğurmuştur. Çok acayip olduğu için isim bile verilemeyen bu yaratık tüm aile bireylerini parçalar. Din adamları tarafından evin içine hapsedilen isimsiz varlığın gerçekliği konusunda arkadaşlar arasında tartışma çıkar. Randolph’a göre bu uğursuz malikane kampüsün hemen yakınında, eski bir mezarlığın ortasındadır ve ağaçlarla çevrelenmiştir. Doğa üstü olaylara prim vermeyen Joel, korkak çaylak Howard’ın tüm itirazlarına rağmen eve gider ve bir daha geri dönmez.

Diğer yandan üniversiteye yeni gelenlerin kendilerini kabul ettirme kaygıları devam etmektedir. Bunlardan biri olan Howard, Wendy adında bir sarışına abayı yakmıştır. Halbuki Wendy’nin daha hanımefendi arkadaşı Tanya, masum Howard’dan hoşlanmaktadır. Wendy popüler olma peşindedir ve üst sınıflardan iki delikanlının (Bruce ve John) asılmalarına cevap verir; çünkü bu kişiler iki kızı kulüplerine üye yapabilecektir. Kulübe kabul için geleneksel bir yol vardır, o da geceyi korkunç bir mekanda geçirmek. Kızlar delikanlılarla beraber gece vakti malum eve ulaştığında; telaşlı Howard Randolph’u bulur ve ona Joel’in eve dönmediğinden bahseder. İki birader arkadaşlarını aramak amaçlı eve gitmeye karar verirler ve filmimiz başlar…

Çocukken izleyip çok korktuğum bu filmi yeniden izlemek bende nostaljik hisler uyandırdı. Sağlam kafayla izlediğimde eskisi kadar korkmadığımı belirtmeliyim. Ama çocukken neden korktuğumu anlayabiliyorum. İlk önce, eski bir evde tavanarasında saklanan canavar fikri bile tüylerimi diken diken eder. İkincisi bu yaratığın çığlığı ve filmin sonuna dek gözlerden ırak bırakılması bende gerilimli hisler uyandırmıştı. Sonuçta ortaya çıkan yaratığın çok da “ucuz” olduğunu düşünmüyorum; korku filminden çok bir fantastik filme yakışırdı o ayrı. Diğer yönden film her ne kadar komediyle beslense de ölüm sahneleri gerçekten çok gerçekçi. Çocuk zihnimle bu sahnelerde gözlerimi kapadığımı hatırlıyorum. Bu gore sahneler izleyenleri memnun edecektir. Bunun dışında, evin atmosferi ayrıca başarılı bulduğum bir özellik, ki karakterlerin de belirttiği gibi, dışarıdan daha küçük görünen evin içi koridorlar ve odalarla labirent haline getirilmiş.

İşin bir de kötü tarafı var tabi. Oyunculuk çok kötü. Konu sıradan, diyaloglar zaman doldursun diye konmuş, karakterler iki boyutlu. Müzik tek bir keyboard ile kaydedilmiş. Film o kadar klişelere bel bağlamış ki ölüm sırasını bile tahmin edebiliyorsunuz (Hatta yakın plan zorunlu meme gösterisi dahi var). Yine de düşük beklentilerle izlerseniz o kadar da kötü bulmayacağınız bir film “The Unnamable”.

Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Paylaş
Enter Google AdSense Code Here

Yorumlar

14 Yorum yapılmış "The Unnamable"
  1. ESOTSM demişki 07 Mayıs 2010 02:23 

    wherearethevevets ve diğer arkadaşların yorumlarına katılıyorum ancak filmlerden alınan capslere biraz dikkat edilebilir yine de.

  2. Melisa AYDIN demişki 06 Mayıs 2010 18:52 

    Biz de çocuk olduk. Biz de gerçek hayatta şiddete karşıyız. Biz korku sineması sevenleriyiz. Kimse bize kurgusallığın ve hayalgücünün şiddeti beyazperdede kullanarak tetikleyici unsura dönüştüreceğine inandıramaz.Çocuk şiddeti aile içinde yada yakın çevresinde gördüğü şekilde algılar ve bunun üzerinde yoğunlaşabilir. korku sinemasına sıra gelene dek çok fazla sosyolojik yada psikolojik unsur var. Bırakın bu işleri ” oyun ” kardeş korku sinemasına kimse çamur atmasın.

  3. decoyss demişki 06 Mayıs 2010 15:28 

    bir kere korku filnmlerinde kötülük yapanın cezası bir şekilde veriliyor.o yüzden özendirme gibi bişey söz konusu olamaz.

  4. gulsah baykal demişki 06 Mayıs 2010 13:43 

    Katılıyorum burada bir araya gelen herkesin fikri güzelce özetlenmiş zaten. Çocuklara zarar verebilecek her türlü eylem ya da görsel öğelerden korumak ebeveynlerin sorumluluğundadır.

  5. ifestionas demişki 06 Mayıs 2010 00:54 

    *güvenlik amaçlı resimleri + 18 diyerekten kapatsanız onada link verseniz daha güvenli de yapsaniz …gene biri cikar eksik bir seyler bulur sunuda yapsaniz bunuda yapsaniz der,kendimi mutlu hissettigim birkac siteden biri zaten korku sitesi buradada cikti gene birisi ,3 defa yazdiklarimi sildikten sonra ozet olarak bende bunu yazayim ,kafam daha fazla yorulmasin .zaten arkadaslar gereken cevabivermisler …

  6. fatihsena demişki 05 Mayıs 2010 21:02 

    bu mesajları yeni gördüm ve herhangi bir yorumda bulunmayacağım (her ne kadar istesem de) . çünkü wherearethevelvets söylemek istediğim herşeyi söylemiş, hem de fazlasıyla…

  7. Reflection demişki 05 Mayıs 2010 20:54 

    wherearethevelvets şimdi ayağa kalkıyorum ve seni alkışlıyorum :D helal olsun. çok güzel yazmışsın.

  8. wherearethevelvets demişki 05 Mayıs 2010 19:22 

    Çocukluğumdan beri korku filmi izliyorum, korku romanları okuyorum, yetmezmiş gibi ilkokuldayken korku çizgi romanları çiziyordum. İnsan öldürmek yerine doktor oldum. Bu bir çelişki değil mi?
    Korku filmi izleyenler katil olmuyorlar. Ama katillerin yöneldiği bazı görsel objeler vardır tabii ki.
    Kurtlar vadisi gibi genel izleyicinin beğenisini kazanan, şiddet ve antisosyalite güzellemesi çocuklarımıza daha çok zarar veriyor. Çünkü çocuk bu dizideki kahramanın ebeveynleri tarafından beğenildiğini, toplum tarafından kabul gördüğünü farkedince, alıyor eline silahı, geçiriyor üzerine siyah takım elbisesini, mahallede klanını kurabiliyor (örnekleri çok). Çocuk eğitiminde anne ve babanın tepkileri, olaylara bakışı çocuklar için daha önemli. Siz çocuğunuza hayvan sevgisini öğretmeye çalışıp gözünün önünde kurban boğazlayıp kanını akıtırsanız istediğiniz sonuca ulaşamazsınız. Çocuğunuza sevgi saygıyı öğretmeye çalışırken annesini döverseniz, yetmezmiş gibi çocuğunuza da tacizde bulunursanız yine çuvallarsınız. İnsan sevgisini aşılayayım derken ona buna “p*zevenk herif” der, komşularınızı kazıklamaya çalışırsanız çocuğunuz da bunları yapar. Ama çocuğunuza iyi örnek olup, hayattaki yanlışları örneklerle gösterirseniz çocuğunuz adam boğazlamaz. Korku filmi izlese de izlemese de…
    Özellikle kanlı sahneleri onaylıyor gibi görünmeyelim. Ama yasakçı bir zihniyete çocuk eğitimi gibi hassas bir konuyu maske yapmaya çalışırsanız bozuşuruz.

  9. decoyss demişki 05 Mayıs 2010 18:49 

    milleti birbirine kestiren kurtlar vadisi diye duyduk ama bilmiyoruk…

  10. Lord Magius demişki 05 Mayıs 2010 18:40 

    Sünger Bob’a LAF yok

  11. Reflection demişki 05 Mayıs 2010 16:58 

    Kendim bildim bileli korku filmi izlemeden duramıyorum. Henüz kimseyi doğramışlığım yok :D ama olabilir HAHAHAHA (Freddy gülüşü)

  12. dexter demişki 05 Mayıs 2010 12:41 

    Çocuklarınızı bu siteye ve zararlı gördüğünüz diğer sitelere sokmamak sizin sorumluluğunuzda. Adı üstünde burası korku filmlerinin tanıtıldığı bir site. Sünger Bob resimleri olacak değil ya?

  13. devilboy demişki 05 Mayıs 2010 09:53 

    Merak etme kardeş. Ben 7 yaşımdan beri korku filmi seyrederim kimseyi kesmek aklımın ucundan geçmedi. Filmler ya da sinema katiller yaratmaz, katiller yaptıkları eylemlerle filmlere ya da sinemaya konu olurlar. Onun için gönlün rahat olsun..

  14. oyun demişki 05 Mayıs 2010 02:35 

    kardeş bu görüntüler çocuklarımızı etkileyebilir güvenlik amaçlı resimleri + 18 diyerekten kapatsanız onada link verseniz daha güvenli olmazmı bu cocuklar yarın yetişip seni kesmeye senin çocuklarını kesmeye çalışır?

Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!