Top 15 Korku-Gerilim Çizgi Roman Uyarlamaları

  • Tarih: Ocak 25th, 2011
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (5 votes, average: 9,80 out of 10)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: KORKU SİNEMA, Korku Sinema Toplist, Orçun 'Gorcun' Tunalı, YAZARLARIMIZ

Bir top listle daha karşınızdayız. Korku sitesinin en keyifli yazılarından olduğunu düşündüğüm top listlere bir yenisini daha eklemek için aklıma çizgi-roman uyarlamaları geldi. Yaptığım araştırmadan sonra da korku-gerilim türlerinde azımsanmayacak örnekler olduğunu fark ettim. Saf korku olmasa da aralarında korku ve şiddet öğelerini fazlasıyla barındıran ve tür içerisinde anılmayı hak edecek filmler var diye düşünerek 15 filmden oluşan listeyi tamamladım ve beğeninize sunuyorum.

15- Spawn (1997)

Todd McFarlane’in yarattığı çizgi kahraman Spawn, kağıt üzerinde ilgi çekici bir hikayeye sahip. Gerçek hayatında suikastçı/özel ajan olan Al Simmons ihanete uğrayıp öldürüldükten sonra cehenneme gidip şeytanla anlaşma yapar ve karısını bir daha görmek üzere dünyaya geri döner. Tabii tek bir şartla. Şeytanın ordularını dünyayı yok etmek için yönetmek üzere. Hayal gücünü harekete geçiren bir konu değil mi? Maalesef film yapmanın beceri isteyen bir şey olduğunu görmemiz açısından önemli bir örnek bu yapım. İyi bir film olma potansiyeli olan “Spawn” yönetim, oyunculuk, kurgu vesaire gibi aklınıza gelebilecek tüm özellikleriyle kötü denmeyi hak ediyor. Kanımca yetkin bir yönetmenin ve hikayenin ruhunu yansıtacak bir ekiple bir kez daha çekilse daha iyi olabilecek bir çizgi roman uyarlaması. Olur olmaz remake yapılan günümüzde en azından gereklilere yönelseler daha iyi olmaz mı?

14- Swamp Thing (1982)

DC Comics’ten çıkan bu bataklık yaratığı kendisini canavar olarak görenlere sert yüzünü gösteren ama sevdiği kadın karşısına geldiğinde aşığa dönüşen bir ucube olarak karşımıza çıkar. Bataklık yaratığını filme çeken isim ise korku sinemasının ‘babalarından’ Wes Craven olmuş. Yönetmenin önceki ve sonraki filmlerine baktığımızda “Swamp Thing” daha naif duruyor. İnsani duygulara sahip bir yaratığın karşısındaki insanların, yaratıktan daha vahşi olması bir eleştiri olarak görülebilir.

13- Creepshow (1982)

George Romero ve Stephen King ortaklığında çekilen “Creepshow” 5 kısa hikayeyi içeren bir korku antolojisi. Hikayeler, küçük bir çocuğun sahip olduğu “Creepshow” adlı çizgi romanın içerisinden geliyor. Çizgi roman geçişleri ve oyuncu performanslarıyla da akılda kalıcı olan film, aslında Stephen King’in kısa hikayelerinden uyarlanmış. Ancak aynı yıl içerisinde çizgi roman olarak da piyasaya çıkarılmış. Burada diğerlerinin aksine sinema, çizgi romana ilham vermiş. Yine de iki tür arasında çok sıkı bir bağ görebileceğimiz bir örnek.

12- Artık, eksik (2001)

Bu konuda ülkemizden örnek vermek kolay değil açıkçası ama bu kısa filmi atlamamak gerekiyor. Özellikle verilen emek ve fikir beni çok cezbetti. Azılı bir karikatür sever olarak Kenan Yarar’ın psikozlarını her zaman ilgiyle okumuşumdur. Sinema eleştirmeni Serdar Kökçeoğlu da öyle olsa gerek ki, yazarın “Soğuktu ve Acımadı” adlı kısa çizgi romanından “Artık, eksik” adlı hikayeyi kısa filme çekme işine girişmiş. Film son derece kısıtlı bütçe ve imkanlarla çekilmiş. Hüseyin Baradan gibi kült bir oyuncu da filmde yer alıyor. Bir anda başlayıp bitmesine rağmen kısa filmin gereklerini yerine getiren yetkin bir örnek diyebiliriz. Ama dediğim gibi beni asıl cezbeden bu fikrin görsel olarak gerçekleştirilme çabası oldu. Bana göre Kenan Yarar’ın hikayeleri, korku ve gerilim sineması için o kadar uygun ve etkili örnekler ki beyazperdede müthiş bir görsel karşılıkları olabilir. Aklıma gelen bir örnek de aynı nesilden olan çizer Ersin Karabulut’un “Yeraltı Öyküleri” hikayeleri. Bu hikayelerin beyazperdedeki yansımalarını bir düşünün. Bence bu kısa film, bu açıdan bile önemli bir adım…

11- Tales from the Crypt (1972)

EC Comics’in 1950’lerde yayınlanan ve kısa korku hikayelerinin bulunduğu çizgi roman serisinden uyarlanan “Tales from the Crypt” zamanına göre hiç de fena sayılmayacak bir korku filmi aynı zamanda. 5 yabancı, yer altı mezarlığında yaptıkları bir gezide kaybolur ve gizemli bir yabancıyla karşılaşırlar. Gruptakiler oraya nasıl geldiklerini hatırlayamamakta ve oradan bir an önce çıkmak istemektedirler. Ama bu o kadar kolay olmayacaktır. Kanlı ve gerilimli sahneleriyle akıllarda yer edecek farklı bir 70’ler filmi.

10- Constantine (2005)

DC Comics’in “Hellblazer” adlı çizgi romanının sinema uyarlaması olan Constantine, öteki dünyanın karanlık tarafı ve günümüz arasında gidip gelen bir hikayeyi işler. John Constantine’i sıradan insanlardan farklı kılan özelliği, öteki dünyayı görmüş geçirmiş biri olmasıdır! Kahramanımız öteki dünyadan gelen iblisleri ve melekleri de dünya içerisinde görmektedir. Böyle bir insanın normal bir ruh hali ve hayatı olmasını beklememiz saçma olur. Constantine’in bir sorunu da akciğer hastalığından dolayı fazla zamanının olmadığını bilmesidir. Buna rağmen her fırsatta sigara içmesi ruh halindeki dengesizliği açıkça gösterir. Constantine, ölüm sonrasını bilmesine rağmen isyankar ruh hali ve inançsız tavırlarıyla da ilgi çekicidir. Macerada ona eşlik eden kişi, kardeşi intihar etmiş kafası karışık bir kadın olan Angela olur. Constantine’in umarsız haline mimikleri ve beden diliyle ayrı bir karizma katan Keanu Reeves , Rachel Weisz ve şeytan rolünde Peter Stormare başlıca oyuncular olarak karşımıza çıkar. Video klip işleriyle tanınan Francis Lawrence’in yönettiği film, görselliğiyle çizgi roman ruhunu başarıyla yansıtır.

9-30 Days of Night (2007)

“30 Gün 30 Gece”, kanımca vampir mitinin bir yönünü müthiş bir şekilde yaşadığımız dünyaya uyarlayarak hikayeyi gerçekçi kılıyor ve etkisini artırıyor. Güneş ışığına çıkamayan ve gece karanlığında çok daha tehlikeli olan vampirlerin dünya üzerinde en büyük dehşeti saçacakları yer muhtemelen günlerce güneş ışığının görülmediği bölgeler olur. Alaska’nın kuzeyindeki bir kasabayı keşfeden vampirler içinse 30 gün 30 gece bayram olur! Vampirler, 30 gün boyunca güneş görmeyecek kasabada bir grup insanla baş başa kalırlar. Karanlığa bürünmüş kasabada mahsur kalan insanlara gelince. Film bu noktada tökezliyor ve klişelere sırtını dayıyor. İlişkisi kötü giden bir çift, kendini feda edecek karakterler vs… Ancak vampirlerin acımasız ve sert imajları filmi etkili bir gerilim örneğine dönüştürüyor. Belki türünün en iyi örneği değil ama zevkle izlenecek bir uyarlama.

8- Ichi the Killer (2001)

Takashi Miike’ı bilen bilir. Yönetmenin ‘normal’ bir filmine rastlamak kolay değil. Japon manga serisinden filme çektiği “Ichi the Killer” (Koroshiya 1) filmi de içerisinde barındırdığı absürd mizahı kadar aşırı şiddetle de ilginç örneklerden biri. Aşırı kanlı sahnelerin gırla gittiği, işkence ve şiddeti tüm rahatsız ediciliğiyle istismar eden bu film, Uzakdoğu sinemasının uç örnekleri arasında önemli bir yer edinmiş. Türe özel ilgisi olan kişiler dışındaki izleyicilere hitap etmeyen bir film.

7- From Hell (2001)

1800’lü yılların sonunda İngiltere’de dehşet saçan “Karındeşen Jack”in çizgi roman uyarlaması olan “From Hell”, defalarca beyazperdeye gelmiş bir seri katili anlatıyor. Hughes kardeşlerin 2001 yılında çektikleri film de yakın tarihli başarılı örneklerden biri. Johnny Depp’in dedektif Abberline karakterini canlandırdığı filmde, fahişeleri öldüren seri katilin bölgede yarattığı dehşeti yaşarız. 19.yüzyılın sonlarında geçen hikaye yaşattığı gerilim kadar dönemin ruh halini yansıtan mekanlar ve görselliğiyle de etkileyici. Uyuşturucu bağımlısı dedektifin rüyalarında gördüğü imgelerle cinayetleri çözmeye kalkması ise işin mistik yanını yansıtıyor. “From Hell” için söylenecek çok şey var. Ama iyisi mi siz filmi izleyin. Çizgi romandan ziyade seri katil ve dedektiflik temalı filmlerin formüllerini kullanan ve o tadı alacağınız bir film.

6- Sin City (2005)

Frank Miller’in günah şehrini filme çeken Robert Rodriguez şüphesiz 2000’lerin en yetenekli ve yaratıcı yönetmenlerinden biri. Bu filmi listeye almamdaki sebep, “Sin City”nin o zamana kadar yapılmamış olan benzersiz bir çizgi roman estetiğini beyazperdeye yansıtması ve bunu oldukça karanlık ve şiddet dolu bir dünyanın içerisinde göstermesinden kaynaklanıyor. Tamamı siyah beyaz olmasına rağmen kimi sahnelerde etkiyi artırmak için farklı renkler kullanılmış olan film, kusursuz oyunculukları, müzikleri ve atmosferiyle de dört dörtlük bir çizgi roman ‘izleme’ hissini yaşatır. Genelinde bir aksiyon filmi olsa da nice gerilim filmine kök söktürecek derecede şiddet sahnelerini içerisinde barındırır. Bu da sanırım Rodriguez’in bilinçli seçimlerinden biridir

5- Cemetery Man (1994)

İtalyan çizer Tiziano Sclavi’nin yarattığı Dylan Dog adlı korku çizgi romanından uyarlanmış olan “Cemetery Man”, kanımca en özgün korku-komedi türündeki örneklerden biri olarak perdedeki karşılığını bulmuş. Mezarlıklar çevresinde geçen, kahramanı bir mezarlık bekçisi olan, ölüm kavramını insanın içini daraltmadan ve sıkmadan film boyunca işleyen hikayesiyle de takdire şayan. Çizgi romanını sevenler tatmin olmuş mudur bilemem ama sinema dünyasına önemli bir film katıldığına şüphe yok.

4- Hellboy (2004)

Amerikan çizer Mike Mignola’nın yarattığı Hellboy, II. Dünya Savaşında Naziler’in doğaüstü deneyleri sırasında ortaya çıkan bir yaratıktır. Kesik boynuzları, kırmızı, iri vücudu ve şeytani görüntüsüyle adının hakkını veren karakter, görünüşünün aksine son derece saf insani duygulara sahiptir. Bir yandan aşık olduğu kadına açılamayacak kadar çekingenken, diğer tarafta tüm dünyayı dize getirecek fiziksel güce sahiptir. Masal alemlerini kendine has üslubuyla beyazperdeye yansıtan Meksikalı yönetmen Guillermo Del Toro’nun çektiği bu fantastik dünya da en az çizgi roman kadar etkili bir örnek. Hellboy’u, filmografisi oldukça zengin olan karakteristik bir yüze sahip Amerikan aktör Ron Perlman canlandırır. 2008 yılında çekilmiş olan ikinci filmde en az ilki kadar ilgiye değer.

3- The Crow (1994)

Şahsen de çok özel bulduğum filmlerden biri. Sevgilisine tecavüz edilen ve kendisi öldürülen bir erkeğin içinde yaşayacağı duyguların patlaması filme yansır. Hikaye böyle özetlenebilir ama film bu kadar klişe bir konuyu bambaşka bir açıdan ele alıyor. James O’Barr’ın yarattığı çizgi roman serisinden uyarlanan film, kapkaranlık bir intikam ve aşk hikayesi. Mezarından çıkan Eric Draven, hayatını berbat eden çete elemanlarını bir bir avlamak için harekete geçer. Hikayenin anlatımı ve perdedeki yansıması çarpıcı ve bir o kadar da şiirsel. Başrol oyuncusunun film çekimlerinde ölerek trajik hikayeye trajik bir gerçekliğin katıldığı “The Crow”, 90’ların unutulmazları arasında yer alıyor. Gotik atmosferin de tavan yaptığı korku severlerin kayıtsız kalamayacağı bir kült film.

2- Blade (1998)

Marvel çizgi roman karakteri yarı vampir yarı insan olan Blade, insanlığın tarafını seçmiş ve vampirleri avlamayı kendisine görev edinmiştir. Güneş ışığına dayanıklılığıyla diğer vampirlerden ayrılan ve “Gündüzgezen” lakaplı Blade, çizgi kahramanlar arasında görmeye pek alışık olmadığımız siyahi bir anti-kahraman olarak karşımıza çıkar. Sadık yardımcısı Whistler, Blade’e gerekli olan teçhizatları sağlar ve onun bir nevi babası rolündedir. Vampirler, Blade’i hem baş düşmanları olarak görür hem de ondan korkarlar. Stephen Norrington’un çektiği ilk film, karanlık ve güvensiz şehir hayatını etkili bir şekilde yansıtır. Her yerin vampirlerle dolu olduğu hissi film boyunca gerilimi sağlayan en önemli etkenlerden biridir. Özellikle açılıştaki yer altında bulunan gece kulübü ve devamında gelen kan banyosu sahneleri filmi unutulmaz kılan unsurlardandır. Karizmatik kötü Frost rolünde Stephen Dorff da akılda kalıcı bir performans sergiler. Devamı niteliğinde iki film daha çekilmiş ve bir de dizisi mevcut.

1- The Walking Dead (2010)

2003 yılında Image Comics’ten çıkan Amerikan çizgi roman dizisi “The Walking Dead”, 2010 yılında dizi olarak çekilmeye ve yayınlanmaya başladı. “The Walking Dead”, çizgi roman uyarlaması salgın hikayesi olarak da son dönemin en ilgi çeken yapımlarından biri. Sinema dünyasında George Romero’nun “Night of the Living Dead” (1968) filminden beri görmeye alışık olduğumuz hikaye oldukça yetkin bir haliyle televizyon dünyasında yer alıyor. “The Walking Dead” dramatik hikayelerin ve karakter çatışmalarının daha fazla ön planda olduğu etkili bir gerilim örneği. Makyaj çalışmalarında Emmy ödülü alırsa şaşırmamak gerek…

Korkusitesi için listeleyen Orçun ‘Gorcun’ Tunalı

Etiketler: , , , , , , , , ,

Paylaş:

  1. kafka111 diyor ki:

    Harika bir çalışma olmuş,bir solukta okudum ve çok doğru saplamalar yapmışsınız…Teşekkürler

  2. Abdel diyor ki:

    Güzel bir araştırma ve bunun sonucunda güzel bir liste olmuş.Gerilim türünü içeren “V”(2006) de listeye eklenebilirdi.

  3. gorcun diyor ki:

    Nyarlathotep filmi ben zamanında internetten aratarak izlemiştim ama inan nerden izlediğimi hatırlamıyorum. Eğer silinmediyse internette bulabilirsin bu kısa filmi. Onun dışında çizgi romanın albümü yoksa ancak arşivlerden bulabilirsin. O biraz daha meşakkatli bir iş tabii.

  4. Nyarlathotep diyor ki:

    Yorumların tamamını okuyamadım, çünkü şu an epey uykum var. Fakat şöyle bir göz atarken “Soğuktu ve Acımadı”ya rastgeldim. Çizgiromanı okuyup, -eğer legalse- filmini izleyebileceğim bir yer var mı acaba?

    Yarın sağlam kafayla tüm metni okurum artık.

  5. KING OF HORROR diyor ki:

    Bu toplistler konusunda her yazardan farklı bir liste çıkıyor olması çok özgün ve de güzel bir durum.Orçun liste üzerinde vakit harcadığına değmiş.Dikkat ederseniz 90 sonrası çizgi romanlardan uyarlanan filmlerde bir artış var. Bunda tabiki senaristler değişik senaryolar üretememesi,yapımcıların kolaycılığa kaçıp çağın düzenine ayak uydurması gibi etkenler başrol oynuyor.Ancak çizgi romanın hakkını veren uyarlamaları da takdir etmemek mümkün değil.Ben listedeki sıralamayı fazla önemsemiyorum.Önemli olan hatırlanması mutlaka gerekli olanları listede görebilmek.Teşekkürler Orçun

  6. gorcun diyor ki:

    Yorumlar ve katılımlar için peşinen teşekkürler diyorum. En başta listeyi kişisel alın diyeyim her ne kadar internetten araştırma yapmış olsam da gözümden kaçanların olacağını düşünüyordum. Bunda da ciddi anlamda yazı gelişim sürecinden, tamamlayıp gönderene kadar tek başıma hareket etmem handikap oldu. Örneğin Murat, “A History of Violence” ve “Jennifer”dan, gözümden kaçan önemli filmler olarak bahsetmen çok iyi olmuş. Ben daha çok, eski filmlerden hatırlayamadıklarım olabilir diye düşünüyordum ama senin de aklına gelmediyse herhalde yoktur :) Ama Spawn konusunda hala ısrarlıyım. Listeyi yapmak aklıma geldiğinde oturup izlediğim ilk filmlerden biri oldu ve gerçekten kötü buldum. Tek artısı eğlenceli bir B film havasında olması.

    Bir de listeyi yaparken katmayı düşünüp sonradan vazgeçtiğim filmleri de burda söyleyeyim. İçerdiği şiddet ve sıradışı hikayesinden dolayı “Old Boy” filmini fazla dramatik bulduğumdan eledim. Başka bir film 2009 yapımı çok önemli bulmadığım gerilim örneği “Whiteout”. Esasında masaüstü oyunu olan ama çizgi roman atmosferini de içinde barındıran B filmi “Mutant Chronicles”. Tim Burton’un “Batman” filmlerini de düşünmedim değil ama sonra vazgeçtim. “Sin City”i de aksiyon türüne daha yakın olduğundan listeye koymaktan vazgeçmiştim ama daha sonra hem filmi çok sevdiğimden hem de karanlık atmosferinden dolayı listeye kattım. “Punisher” da eklenebilir listeye aynı mantıkla tabii Dexter’ın da dediği gibi. Liste yorumlarla artırılabilir…

  7. wherearethevelvets diyor ki:

    Galip Tekin’in burada hatırlanması ne güzel. Onun öyküleri ve çizimleriyle büyüdüm. Hatta onu taklit ettim :)
    Konu seçimi çok isabetli ve yaratıcı. Kesinlikle benim aklıma gelmezdi. Harikasın Orçun.
    Tabii ki bu listeler kişisel olduğu için sıralamanın bazı yönlerine katılmadığımı can sıkıcı bir şekilde ifade etmek istiyorum (ıyy iğrenç bir insanım).
    Ben Spawn’ın iyi bir uyarlama olduğunu düşünüyorum. Hellblazer, Blade ve From Hell’den daha yukarılarda olmalıydı bence. Keza Sin City birinciliğe oynayacak bir uyarlamadır (şimdiye kadar onun kadar aslına sadık bir uyarlama görülmemiştir).
    Listeye “Artık, eksik” gibi bir eseri koymak çok hoş ve takdir edilesi bir davranış. Tam da sana yakışan bir hareket Orçun’cuğum :)
    Unutulmuş olabilecek bir uyarlama: Dario Argento’nun “Jenifer” filmi Bruce Jones’un bir çizgi öyküsünden neredeyse birebir uyarlanmıştır. Ayrıca “Road to Perdition (2002)” ve “A History of Violence (2005)”ın çizgi roman uyarlaması olduğu genelde unutulur.

  8. gulsah baykal diyor ki:

    Çok güzel bir liste olmuş. Katılıyorum:Spawn’ı yeniden çekmeliler. Türk korku sinemasına şimdi var olandan daha değişik ve taze bir konsept lazım gerekli öyküler Türk çizerlerden alınabilir. Bu arada ben bu konu da Galip Tekin’i de çok beğenirim.

  9. dexter diyor ki:

    Evet liste bomba! Punisher büyük eksiklik ama :)

  10. devilboy diyor ki:

    Tabii ki göreceli fakat yeni tarihli bir uyarlamanın 1 numara olması sevindirici. Gerçekten makyaj çalışmaları müthiş. Listenin de hakkını vermişsin Orçun teşekkürler..

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.