Top 30 Korku-Komedi Filmleri

  • Tarih: Aralık 3rd, 2010
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (31 votes, average: 8,35 out of 10)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: KORKU SİNEMA, Korku Sinema Toplist, Orçun 'Gorcun' Tunalı, YAZARLARIMIZ

Listeleme işini gerçekten çok sevdik. Sitemizin en sevilen ve en çok tartışma konusu olan bölümü de bu olsa gerek. Korku sitesi olarak daha önce bir çok listeleme olayına girişildi. Bu listelemede de korku-komedi örneklerini yazmaya çalıştık. Korku türü her zaman çeşitli türlerle iç içe geçmiştir. Ama muhtemelen girdiği en alakasız ve kimyasının en çok tuttuğu türlerden biri de komedi olmuştur. Özellikle özeleştiri açısından korku filmlerinin olmazsa olmazı daima, kendi yaratımlarıyla dalga geçmesi olmuştur. 80’lerde patlama yaratan bu anlayışın özellikle ‘zombi’ filmleriyle birlikte 2000’lerde tekrar yükselişe geçtiğini söyleyebiliriz. Listemiz 30 filmden oluşuyor ve içerisinde trash ve b-movie olarak adlandıracağımız filmlerde var. Bu film var da şu film neden yok gibi bir eleştiri mutlaka olacaktır ancak ipin ucunu yorum kısmı için hiç bir zaman düğümlemediğimizi biliyorsunuz.  Her ne kadar listeleme işi kişiye özel gözükse de, bu listede olabildiğince objektif davranmaya çalıştık. Buyrun başlayalım…

30- Killer Condom (1996)

Katil prezervatif!. Martin Walz tarafından çekilen ve Almanya’dan gelen bu tuhaf korku-komedi filmi, dişleri çıkan ve insan etiyle beslenen kondomlar hakkında bir çöp film. Daha önce ‘En Saçma Korku Filmleri’ listemizde de kendine yer bulan yapım da ne tür insan etinin söz konusu olduğunu sizin hayal gücünüze bırakıyorum!

29- Bad Taste (1987)

Günümüzün en önemli yönetmenlerinden Peter Jackson’un çektiği ilk uzun metrajlı film sizce nasıl olabilir? Eğer izlemediyseniz Peter Jackson hakkında bildiğiniz her şeyi unutun. Tamamen aklını yitirmiş bir adamdan çıkabilecek saçmalıkta senaryosu ve imkansızlıklar içinde 4 senede tamamlanmış bu filmi izledikten sonra sinemaya bakışınız bambaşka olacak. “Bad Taste”, geçen yıllar içinde Jackson’un kendini dünya çapında kanıtlamasıyla da, kült olarak anılan ve B-film severlerin bağrına bastığı bir film olmuştur. İnsan etini yeni bir tat olarak gören uzaylıların yeni kuracakları Fast Food zinciri için dünyaya inmelerini anlatan filmde her şey o kadar mantıksız, o kadar saçma sapandır ki hiçbir şeyi sorgulamaya ihtiyaç duymazsınız. “O kadar kötü ki, çok iyi!” tanımına cuk oturan filmlerden. Yıllar sonra “Yüzüklerin Efendisi”ni çekip görselleştirilmesi hayal olan bir evreni mükemmele yakın ortaya koyan bir adamın, gençlik yıllarında derdi neymiş diye merak edenlerin izlemesi gereken bir film. “Bad Taste”, ağzınızın tadını bozacak ama o tadı hayatınız boyunca unutamayacaksınız!

28- Army of Darkness (1992)

Sam Raimi’nin “Evil Dead” serisinin son halkası. Hiç olmadığı kadar komik ve fantastik unsurların işin içine girdiği “Army of Darkness”, Necronomicon’dan çekmediği kalmayan Ash’in 13. Yüzyıla gitmesiyle başlar. Ash , dönemin İngiltere’sinde bir şekilde kahraman olarak görülecek ve kendi zamanına dönebilmek için bir kez daha Necronomicon’u bulması gerekecektir. Bu bölüm de diğer bölümler gibi Bruce Campbell’in oyunculuğu sayesinde şenlenir. Ash’in karşısına Evil Ash’in çıktığı bölümde bu yetmezmiş gibi bir de iskeletler ordusu işin içine karışır. Depresyon tedavisinde kullanılabilecek bir komedi klasiği.
“Hail to the King, baby!”

27- Jack Frost (1997)

Katil kardanadam!. Michael Keaton’ın öldükten sonra bir kardan adam olarak yeniden hayata gelen bir babayı canlandırdığı aile filmi Jack Frost çıkmadan bir yıl önce, bir mahkumun öldükten sonra katil bir kardan adam olarak yeniden hayata geldiği bu film piyasaya çıkmıştı. Şimdi düşünüyorum da, Michael Keaton’ın versiyonu daha korkutucuydu!

26- Tremors (1990)

Yer altında yaşayan ve en küçük bir titreşime duyarlı olan yaratıkların çölde mahsur kalan bir grup insana yaşattığı dehşet dolu saatler, gruptakilerin sakarlıklarıyla eğlence dolu saatlere dönüşür. Tabii izleyici için. Kötü adam rollerinin aranılan yüzü olan Kevin Bacon (yok öyle bir şey, ben uydurdum) burada yer altı canavarlarını alt etmeye çalışan grubun en aklı başında adamı olarak karşımıza çıkar. Yine de çok akıllı bir grup insanın karşımızda olmadığını söylemek mümkün. “Tremors” (Yer altı Canavarları) Türk televizyonlarının da bir zamanlar en çok sevdiği ve yayınladığı filmlerden biri olarak akıllarda yer ediyor.

25- Killer Clown From Outer Space (1988)

Bir dönemin çocuklarını ‘It’ filmiyle birlikte palyaço travmasına sokan ‘Killer Klowns from Outer Space’, Stephen Chiodo’nun  yönettiği ilk ve son film. Filmle ilgili dikkat çeken nokta, yönetmenin yine bir 80′ler  korku-komedi klâsiği olan ‘Critters’ filminin özel efektlerini yapmış olması. ‘Stephen King’s It’ tam bir korku klasiği iken, ‘Killer Klowns from Outer Space’ uzaydan gelerek insan ırkını yok etmeyi amaçlayan ucube palyaçolar temalı konusuyla  absürt bir pure-thriller. B sınıfı ucuz korku filmlerinin en önemli örneklerinden biri.

24- Bride of Chucky (1998)

Oyuncak bebeğin kanlı canlı katile dönüştürüldüğü film serisinin kendisini ti’ye aldığı ve dakika başı bir korku filmine gönderme yaptığı “Bride of Chucky” adını da “Bride of Frankenstein”dan alıyor. Jennifer Tilly’nin seksapeliyle boy gösterdiği filmde, Chucky ve kız arkadaşı etrafı kana bulamaya devam ediyorlar. Chucky severlerin zevkle izleyeceği korku referanslarıyla bezeli bir parodi örneği.

23- Creepshow (1982)

Zombi filmlerinin gediklisi George Romero ile korku romanlarının usta ismi Stephen King, güçlerini, 1950’lerin Amerikan korku çizgi romanlarının lezzetini beyazperdeye taşımak için birleştiriyorlar. E.C. Comics markası altında tüm bir jenerasyonu etkilemiş olan bu çizgi romanlar, aslında Tales from the Crypt isimli TV dizisine de temel oluşturmuşlardı. Beş öyküden oluşan derleme, üzerinde titrediği çizgi romanları disiplin delisi babası tarafından çöpe atılan bir çocuğun koleksiyonundaki sayfalardan dışarı taşıyor. İlk öykünün konusunu babalar gününden ödünç alması tesadüf değil. Zaten King’in bizzat rol aldığı Jordy Verrill’in Yalnız Ölümü’nden tutun, The Crate’e dek tüm öykülerde bir kinaye mevcut. Bu janrı bu kadar çekici yapan şeylerden birisi de bu sahte ahlakçı tavır belki de…

22- Critters (1986)

Yine uzaydan gelen sevimliyle korkunç arasındaki ince çizgide dolaşan bu ufak yaratıklar bir Amerikan kasabasına dehşet saçıyorlar. Yapıları ve hareket kabiliyetleri sebebiyle bana “Sonic the Hedgehog” adlı oyun karakterini hatırlatan yaratıklarla çekirdek Amerikan ailesi savaşıyor. Özellikle ailenin küçük fırlama çocuğu Brad, Critterlara karşı verdiği mücadeleyle göz dolduruyor. Gremlinlerin açtığı yolda ilerleyen “Critters”ın 3 tane de devam filmi olduğunu söyleyelim.

21- Dead End (2003)

Bir Noel akşamı Frank Harrington ve ailesi, yılbaşı kutlaması için geleneksel olarak gittikleri büyükannelerinin evine doğru ilerlemektedirler. Arabada her biri kendine has gıcıklıkları olan aile bireyleri yetmezmiş gibi bir de genç kızın sevgilisi bulunmaktadır. Frank, monoton Noel akşamına bir farklılık katmak için, her sene gittiği otoyolu kullanmak yerine kestirme bir yoldan gitmeyi tercih eder. Bu tercih, ailenin başına gelecek aksiliklerin başlangıcı olur. Tekinsiz ve boş yollarda geçen gerilimli atmosferine rağmen, iyi yazılmış karakter ve diyaloglarıyla korkuturken güldüren, güldürürken düşündüren bir film. Nereye bağlanacak bu filmin sonu diye düşünmeden keyfini çıkarın. Pişman olmayacaksınız.

20- Feast (2005)

Bir barda, her biri kendi derdinde olan insanları tanıtarak başlayan “Feast” adı gibi kanlı bir şölene seyirciyi hazırlar. İlk 15 dakika boyunca bitmek bilmeyen karakterleri tanıtan filmde karşımıza son çıkan adamın dışarıdaki tehlikeli yaratıklardan bahsettiği konuşması ve herkese emirler yağdırmasından sonra biri beklenen soruyu sorar:

-Sen de kimsin be adam?
-Ben sizin kıçınızı kurtaracak adamım.

Bu sahnenin devamında adamımız camdan çekilerek dışarıdaki yaratıklar tarafından paramparça edilir. Kahramanın olayların en başında öldüğü bir film! “Feast”i bir cümleyle açıklamak gerekirse klişeleri tersine çeviren bir korku filmi diyebiliriz. Kendisiyle ve korku klişeleriyle doyasıya dalga geçerken, bunu son derece eğlenceli bir şekilde yapan ve ciddiyetsizliğinin farkında olan bir film. Böylesi kolay kolay bulunmuyor. İzlenmesi gereken son dönem korku-komedi örneklerinden.

19- Slither (2006)

Güzel bir kadın, çirkin bir adam, mutlu evlilikleri ve mutsuz cinsel hayatları. Güzel karısından karşılık bulamayan Grant Grant, bir barda tanıştığı kadınla tek gecelik ilişki yaşamak için yanlış bir mekan seçer. Ormanlık bölgeyi uzaydan gelen sülük görünümlü yaratıklar mesken tutmuştur. Grant, o gece başka bir şeye dönüşür ve kasabalılar da bu durumdan nasibini alacaktır. Uzaydan gelen yaratıkların insan vücudunu ele geçirmeleri ve yarattıkları dehşet, bilimkurgu-korkunun en gözde konularından biri olarak günümüzde de etkilerini sürdürüyor. İzlediğiniz takdirde aklınıza gelecek bir çok klasikten (“Invasion of the Body Snatchers”, “The Thing”, “Alien”, “Night of the Creeps”, “The Blob”, “Night of the Living Dead”) esintiler taşıyan “Slither”, neyse ki ilham aldığı filmlerin kötü bir kopyası olmaktan daha ötesine geçiyor. Özellikle yaratık dönüşüm sahneleri, bol kanlı ve yapışkan efektler filmden zevk almanız ya da iğrenmeniz için birebir.

18- Cemetary Man (1994)

Denilebilir ki listenin en özgün korku-komedilerinden biri orijinal adıyla “Dellamorte Dellamore”. “Dylan Dog” adlı çizgi romandan uyarlama olan film, baştan sona benzersiz bir yapıya sahiptir. Mezarlık bekçisini baş karakteri yapan film, mekan olarak mezarlıkları ve ölüm kavramını ön plana çıkarır. Sıradışı karakterleri, olayları ve yaşamları kendine özgü mizahıyla birleştirerek bambaşka bir dünyanın içerisinde kaybolmamızı sağlar. Korkunun içerisine komediyi incelikle katarken erotizm soslu romantizmi de ihmal etmez. Filmi Türk izleyicisi için benzersiz yapan başka bir noktaysa mezarlıktan ölülerin uyandığı sahnede arka planda Sezen Aksu’nun “Hadi Bakalım” şarkısının çalmasıdır. Defalarca izlenebilecek filmlerden biri.

17- Hatchet (2006)

Bataklık bölgede trajik bir ölümden sonra efsane haline gelmiş Crowley’le bataklığa gecenin bir yarısı turistik gezi düzenleyen insanların karşılaşmasının sonuçları pek hoş olmaz. Kafalar, kollar, bacaklar gece boyunca havada uçar. Karakterlerin çoğu o kadar salak ve sinir bozucu derecede komiktir ki Crowley’nin eline sağlık demekten kendinizi alamazsınız. Klasik slasher filmlerine yapılan göndermeler ve bol kanlı sahneleriyle eğlencenin dozunu artıran “Hatchet”ın afişi bile (kanlı bir balta) olacakların habercisi gibidir. Freddy Krueger, Jason Voorhees ve Candyman gibi korku karakterleriyle özdeşleşmiş oyuncuları aynı filmde görmek ise ayrı bir güzellik. Unutmadan “Bu film ne bir yeniden çekim, ne bir devam filmi, ne de bir Japon film uyarlaması…”

16- Infestation (2009)

“Shaun of the Dead” ekolünden giden ve bir çok sahnede en az onun kadar güldüren bir film. Dev böceklerin istila ettiği dünyada bir grup genç ve başarıdan nasibini alamamış insan, olağanüstü olayların içerisinde kendilerini bulurlar. Karakterlerin çoğunun doğal seleksiyondan bihaber olmaları nedeniyle grup teker teker böceklere yem olur. Tabii ki bir adet sona kalan kız ve ona yazan erkek, böceklerin saldırılarından kurtulmayı başarırlar. “Infestation”, izleyenin kelime dağarcığına “solipsistik” kelimesini eklemeyi görev edinmiş, güldürürken öğreten bir korku-komedi filmi.

15- Ghostbusters (1984)

Üniversite, para-psikoloji departmanını küçültmeye karar verince, Doktorlar Venkman, Stanz ve Spengler bilim adamlığında fizikötesi varlıkları soruşturan ve yok eden Hayalet Avcıları olmaya geçiş yaparlar. 1984’te, o zamana dek yapılmış en pahalı komedi filmi olarak vizyona girdiğinde çılgınlık derecesinde sevilmiş olan Hayalet Avcıları; Dan Aykroyd ve Harold Ramis’in birlikte yazdıkları çok iyi senaryo kadar, Bill Murray ve Rick Moranis gibi usta oyuncularıyla da unutulmazlar arasına girmiş bir yapım. Ancak filmi saf bir komedi olarak görmek ‘en azından’ bizim için mümkün değil. Evet, mutfak araçlarıyla gözler oyulmuyor veya çıplak memeli kız öğrenciler ormanlarda koşmuyor, ama bu filmdeki görüntülerden bazıları -filmin tamamına yayılmış bütün farklı hayaletleri hatırlıyor musunuz? Gozer/Zuul ya da Rick Moranis ve Sigurney Weaver’in dönüştüğü canavar/köpek karışımı yaratık- kesinlikle bir çocuk için travma yaratıcıydı.

14- Arachnophobia (1990)

Steven Spielberg’in yapımcıları arasında bulunduğu bu acayip film adından anlaşılacağı üzere örümcek korkusu üzerine bir hikayeye sahip. Filmin baş karakteri doktor da zaten örümcek korkusundan muzdarip biri. Güney Amerika’dan, kendi halinde bir Amerikan kasabasına imkansızlıklar içinde (!) gelen ölümcül bir örümcek türü bölgede terör estirir. Bölgeyi kurtaracak en yetkili kişiler ise ne yaptığını bilmez halde görünen iki doktor, bir böcek uzmanı ve kahraman tavırlarıyla örümcekleri yok etmeyi görev edinmiş bir böcek ilaçlayıcısı olarak karşımıza çıkar. Filmde yaratılan en önemli gerilim sahneleri örümceklerin kurbanlara yaklaşma anları, en komik anları ise böcek ilaçlayıcısının karşı saldırıya geçtiği anlar. Film isminin hakkını veriyor; örümcek korkusu olanları korkutuyor, olmayanları ise anlamsız sahneleriyle güldürüyor.

13- Beetlejuice (1988)

Tim Burton’un ilk dönem filmlerinden biri olan “Beetle Juice”, sinema dünyasının en unutulmaz karakterlerinden birini yaratan Michael Keaton’un canlandırdığı namı diğer Beter Böceği hayatlarımıza sokuyor. Büyük bir evde huzurlu bir hayat yaşayan genç çift, bir kaza geçirip öldükten sonra öteki aleme geçiş yaparlar. Ama görürler ki öteki dünyanın da kendine has kuralları ve bir düzeni vardır. Bu düzene uyum sağlamaya çalışırlarken bir yandan da evlerine yerleşen insanları kaçırmaya çalışırlar. Evin yeni sahiplerine hayalet olarak etki gösteremediklerinden yardım alacakları kişi olarak televizyonda reklamını gördükleri Beter Böceği seçerler. Denize düşen yılana sarılır misali yaptıkları bu seçim, onları hiç istemedikleri yerlere götürür. Benzersiz atmosferi, müzikleri ve hikayesiyle Burtonesk bir öteki dünya eğlencesi. Beetle Juice, Beetle Juice, Beetle… Adını üç defa söylediğinizde kendisi yanınızda biter..

12- The Host (2006)

Klasik yaratık filmlerinden sıkılanlara Güney Kore sinemasından bir alternatif. Amerikan ordusunun Han Nehri’ne boşalttığı kimyasal atıklar yıllar sonra etkisini gösterir. Nehirde bir yaratık gelişmiş ve dışarı çıkmaya hazırdır. Gündüz gözüyle yaratığın ilk ortaya çıktığı sahneye dikkat. Hangi filmde bu kadar gösterişsiz bir şekilde ortaya çıkıp, zıplaya zıplaya insanların arasına giren ve son dakikada fark edilen bir yaratık görebilirsiniz ki? Eksantrik karakterlerden oluşan aile fertlerinin ilişkileri ve aile içi çatışmalar sayesinde komediden drama ani geçişler yapan, yaratığın ortaya çıktığı sahnelerde aksiyon ve gerilime göz kırpan bir türler karmaşası. Uzakdoğu’dan çıkan yaratığın dehşeti bir başka!

11- Severance (2006)

Bir Amerikan silah şirketinin çalışanları Macaristan’da paintball oyunu ödüllü bir geziye gönderilirler. Kısa sürede aksilikler boy gösterir önce yolu kaybederler sonra gidecekleri mekan bekledikleri gibi çıkmaz. Tüm bunlar yetmezmiş gibi işin içine bir de sapık katiller girer. “Ava giden avlanır” durumundan kurtulmanın tek yolu herkesin kendi çıkarını düşünmesidir. Aynı iş dünyasının gerektirdiği gibi… Birbirinden alakasız karakterlerin zorunlu olarak çıktıkları iş gezisinde, birbirleriyle çatışmaları filmin komedi unsurlarını destekliyor. Öyle ki bol kanlı ve şiddetli cinayet sahnelerinde bile gerilmekten ziyade gülüyorsunuz. Gerilimle komediyi kendine has bir üslupla birleştiren Christopher Smith’in ikinci korku denemesi.

10- The Lost Boys (1987)

“The Lost Boys”, 80’lerin gençlik ruhunun içerisine vampir hikayesi yerleştiriyor. Açılışta The Doors’un “People Are Strange” şarkısının kullanılması yeni bir kasabaya gelen dul bir kadın ve çocuklarının ruh halini göstermesi açısından da manidar. Aynı şekilde kasabanın “Hoşgeldiniz” yazılı tabelasının arkasında “dünyanın cinayet başkentine” yazması da. Kasabada anarşik ortam ve gençlerin etkisiyle tam bir festival havası yaşanmaktadır. Festivalin yıldızı ise vampirlerdir. Her gece avlanıp teker teker insanların kaybolmasına neden olan vampirleri durduracak kişiler ise onların varlığına inanan çizgi roman bağımlısı ergenler olur. Corey Haim’in fırlama çocuk performansıyla eğlenceli hale gelen vampir avı, Emerson ailesinin evlerine kadar sızar. Gece sonunda tüm aile fertleri olayın içerisinde kendilerini bulurlarlar. Ve tüm o karmaşa dedenin şu sözleriyle son bulur. “Santa Carla’da yaşamakla ilgili hazmedemediğim bir şey varsa o da bütün şu kahrolası vampirler! “

9- From Dusk Till Dawn (1996)

Tarantino ve Rodriguez ortaklığının ilk eseri olan “From Dusk Till Dawn”, 10 dakika aradan sonra bambaşka bir filme dönüşür. Bir soygun ve kaçış filmi olarak başlayan hikaye soyguncuların rehinelerle birlikte, kamyoncu ve motorcuların olduğu bir bara girmeleriyle şenlenir. Bar aslında vampirsiz girilmeyen bir mekandır! Tabii kahramanlarımız bunu içeride öğrenince dışarıya çıkmaları da biraz zor olacaktır. Sapık karakterli Tarantino, karizmatik vampir avcısı George Clooney, inançsız peder Harvey Keitel, genç kız Juliette Lewis, seksi striptizci Salma Hayek’in yanı sıra Danny Trejo ve Tom Savini gibi oyuncuları da görebileceğiniz, defalarca izlenebilecek çok özel filmlerden biri. Devam filmlerinden aynı tadı almak imkansız.

8- An American Werewolf in London (1981)

İki Amerikan öğrencisi tatil için gittikleri İngiltere’de yırtıcı bir hayvanın saldırısına uğrarlar. Arkadaşlardan biri hayvan tarafından paramparça edilirken diğeri birkaç ısırıkla kendini kurtarmayı başarır. Hayatta kalan David, zamanla arkadaşının hayaletini görmeye başlar. Arkadaşı onu bir sonraki dolunayda kurtadama dönüşeceğine dair uyarmaktadır. David, çok geçmeden korkunç gerçeği fark edecektir. Başka bir kurt adam serisi olan “The Howling” filmiyle aynı senede çekilmiş olan film, eğlenceli bir kurt adam parodisi sunuyor. Kurt adam dönüşümündeki ayrıntılı ve uzun sahneler, porno sinemasındaki absürd diyaloglar ve ana karakterin vurdumduymazlığıyla izlemesi keyif veren bir klasik. Yönetmen John Landis’in, Michael Jackson’un “Thriller” klibini çekmiş olduğunu da bir ayrıntı olarak ekleyelim.

7- Gremlins (1984)

Joe Dante’nin yönettiği komedi ağırlıklı korku filmi olan “Gremlins”, bir aile filmi gibi başlamasına ve ilerlemesine rağmen küçük yaratıkların ortaya çıkmasıyla ortalığı kana bular. Sevimli yaratık Gizmo’yu bir Noel hediyesi olarak oğluna alan Rand Peltzer, kendisine yapılan uyarıyı fazla dikkate almaz. Gizmo’nun bakımı için üç altın kural vardır. Onu parlak ışıktan uzak tutmak. Sudan uzak tutmak ve ıslatmamak. Sonuncusu ve en önemlisi ise gece 12’den sonra yemek vermemek. Peltzer ailesi yapmamaları gereken her şeyi kısa bir sürede yapmayı başarırlar. Ve tüm kasaba Gremlinler’in dehşetine sahne olur. Dehşet dediysek bu durum Gremlinler için olduğu kadar izleyici için de oldukça eğlenceli bir anarşidir. Gremlinler bir gecede yapılabilecek tüm eğlence aktivitelerini çılgınca yaşarlar. Sinemada topluca film izlerler, sokaklarda koşturup her yere saldırırlar hatta barda felekten bir gece bile çalarlar! Ama bu kadar anarşi sakin bir yaşam süren kasabalılara fazla gelir… Yine Spielberg’in yapımcılığında “Piranha” ve “Howling”in yönetmeninden aile boyu izlenecek bir korku-komedi.

6- Fright Night (1985)

Ülkemizde “Komşum Bir Vampir” adıyla bilinerek spoiler konusunda çığır açan filmlerden biri olan “Fright Night” orijinal adını filmde gösterilen bir televizyon şovundan alıyor. Türkçe ismini biraz daha zorlasalar filmin sonunu söyleyebilirlermiş. Liseli bir genç olan Charley, boş zamanlarında sevgilisiyle sevişmekte ve “Fright Night” adlı korku şovunu izlemektedir. Hatta ikisini aynı anda yapabilmektedir. Bir gün karşı komşusunun bir vampir olduğunu fark eder. Ama buna kimseyi inandıramaz. Tek çare olarak “Fright Night” adlı şovun yaratıcısı Peter Vincent’a gitmeyi uygun görür. Vincent ise vampirlerle ilgili şovlar hazırlamasına rağmen onlara inanmamaktadır. Peter Vincent, Charley, sevgilisi ve yarım akıllı arkadaşı birleşip vampiri avlamaya kalkarlar. Ne olursa da bundan sonra olur. Komşunuzun bir vampir olduğunu fark etseydiniz ne yapardınız? Ne yapmamanız gerektiğini öğrenmek istiyorsanız “Fright Night” ders niteliğinde eğitici ve öğretici bir yapıt.

5- Re-Animator (1985)

Bu filmde çılgın profesör klişesini bir adım daha öteye taşıyan ve ölüler dünyasına götüren bir hikayeyle karşı karşıyayız. Esasında bir “Frankenstein” parodisi. Stuart Gordon’un, H.P.Lovecraft’ın hikayesinden filme çektiği ”Re-Animator” görüp, görebileceğiniz en hastalıklı aynı zamanda en eğlenceli yapımlardan biri. Oyuncuların performansları, bol kanlı sahneleri hatta müzikleriyle de eşi benzeri olmayan bir 80’ler klasiği. Başlangıç jeneriğinin Hitchcock’un meşhur “Psycho” filmine birebir gönderme olduğunu da belirtmek gerek. Nihayetinde filmin korku severlerin izlemekten hiç bıkmayacağı klasiklerden biri olduğunu söyleyebilirim

4- The Return of the Living Dead (1985)

George Romero’nun “Night of the Living Dead” serisinin bir nevi parodisi olan bu film serisinin ilki, zombi komedisinin yine ilk ve en iyi örneklerinden biridir. Askeri bir üsse yayılan ölümcül bir gazın etkileriyle, ölümsüz ve ölümcül (undead) kıvama gelen insanların ve çevresindekilerin yaşam mücadelesini anlatan film yine 80’ler etkisini görebileceğiniz son derece eğlenceli bir korku-komedi. Aptallığın sınırındaki sakar karakterleri, çözüme ulaşmayan planları, canlanan ölüleri ve finaliyle unutmak ne mümkün. Serinin birincisi kadar romantizmin doruklara ulaştığı üçüncü film de önemli bir yerde duruyor.

3- Shaun of the Dead (2004)

Zombilerin sinemada ortaya çıkışından beri film adı olarak tescillenen “… of the Dead” serilerinin en matrak, en zeki, en eğlenceli, en, en, en… Bu film için ne desek az. Zaten yapılacak yapılmış, söylenecek söylenmiş. Hayattan beklentisi olmayan Shaun, ondan beter ev arkadaşı Pete, Shaun’un annesi, babası, sevgilisi Liz, Liz’in ev arkadaşı ve sevgilisi Kuzey Londra’yı içine alan salgının tam ortasında kalırlar. Bu muhteşem ekibin kurtuluş olarak sığınacağı tek yer ise Winchester’da bulunan bir Pub olacaktır. Ya da onlar öyle sanmaktadırlar. İngiliz mizahının ve korku sinemasının en eğlenceli parodi örneklerinden biri. Zombileri kandırmak için zombi yürüyüşü yaptıkları sahneyi hatırlamak gülmek için yeterli. Birlikte çalıştıklarını bildiğimiz Simon Pegg, Nick Frost, Edwar Wright üçlüsünün “Hot Fuzz” ve “Shaun of the Dead” filmlerini seviyorsanız, 14 bölümden oluşan ve tadına doyulamayan “Spaced” adlı dahiyane dizilerini de es geçmeyin.

2- Evil Dead II (1987)

İlk filmde eğlence için gittikleri bir dağ evinde “Ölüler Kitabı”ndaki sözleri okuyan gençler, ormanlık bölgedeki ruhları serbest bırakır ve tüm gece lanetli ruhların tacizine uğrarlar. Geceden tek canlı çıkan kişi Ashley namı diğer Ash yaşadıklarından şikayetçi olmasa gerek ki aynı yere kız arkadaşıyla bir kez daha döner. Bölgeden birkaç kişi de onlara eşlik eder ve cümbüş bir kez daha başlar. Ash’in kopmuş bir elle yaptığı mücadeleyle gözleri yaşarttığı serinin ikincisi korku-komedinin absürd örnekleri arasında en üst sıralarda anılmayı hak ediyor. Makyaj ve özel efekt çalışmaları bile filme saygı duymak için yeterli. Sam Raimi ve Bruce Campbell ortaklığının ne kadar yerinde olduğunu görmek içinse izlenmesi bir zorunluluk.

1- Braindead (1992)

İtiraf etmek gerekir ki bu listeyi oluşturmak, film elemek, film seçmek ve sıralama işleri gerçekten zorlu ve uğraştırıcı bir süreç oldu. Devilboy, Wherearethevelvets ve Can Evrenol’ün de katkılarıyla oluşturulan listenin birincisine geldi sıra. Listenin birincisi için fazla düşünülmedi diyebilirim. Peter Jackson’un “Bad Taste” filminden sonra çıtayı yükselttiği “Braindead”, gelmiş geçmiş en kanlı, en vahşi ve en komik filmler listesinde neredeyse rakipsizdir. Fare-maymun kırması bir hayvan Sumatra Adasından Yeni Zelanda’daki bir hayvanat bahçesine getirilir. Filmin esas oğlanı Lionel (ki kendisi bilindik karizmatik jönlerden değildir) ve annesi birlikte yaşamaktadır. Lionel, yalnız yaşamının etkisiyle ona yaklaşan Paquita adlı kıza aşık olur. Bu sırada hayvanat bahçesine yaptıkları bir ziyarette fare-maymun Lionel’in annesini ısırır. O andan itibaren film bitmek bilmeyecek bir ‘gore’ şölenine döner. İnsan vücudunun ve iç organlarının her parçasını ayrı ayrı görebileceğiniz sahneler bir anatomi dersi olmasının yanı sıra gerçek dışılığı ve abartısıyla, şiddet ve mizahı muhteşem bir şekilde birleştirir. Hakkında söylenecek şeyler filmi anlatmada her zaman yetersiz kalacaktır. Özellikle B film severlerin kaçırmaması gereken bir efsane..

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Paylaş:

  1. rosemaryninbebegi diyor ki:

    The Lost Boys filminin komik bir yanının olduğunu düşünmüyorum. Freaks(1932) listede olabilirdi bence.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.