Tourist Trap
Kategoriler: Film Arşivi, KORKU SİNEMA, Murat 'Wherearethevelvets' Akçıl, T, YAZARLARIMIZ
Yönetmen : David Schmoeller
Senaryo : David Schmoeller, J. Larry Carroll
Yapım:1979, ABD, 90 Dakika
Oyuncular: Chuck Connors, Jocelyn Jones, Jon Van Ness, Robin Sherwood, Tanya Roberts, Dawn Jeffory, Keith McDermott
Bindikleri otomobilin lastiği patlayınca, sevgilisi Eileen’i geride bırakıp bir tamirci aramaya çıkan Woody, terkedilmiş bir gaz istasyonunda kendiliğinden hareket eden cansız mankenler ve eşyaların saldırısına uğrar. Jerry, sevgilisi Becky ve masum Molly otomobilleriyle takip ettikleri arkadaşlarına rastlarlar. Eileen’i de arabalarına alıp Woody’i aramaya çıkarlar. Araçları, “Slausen’s Lost Oasis” adında köhne bir “cansız manken müzesi”nde arızalanır. Bu turistik mekanın sahibi taşralı ama nazik bay Slausen, onları her tarafı ürpertici mankenlerle dolu müze-evine davet eder. Fakat sakladığı bir sırrı vardır.
Slasher janrına uygun bir konusu var ama ölümlerin bu türe uymayan şekillerde gerçekleştiği, dolayısıyla kanın çok az olduğu, çıplaklığın hiç olmadığı bir filmi “gerilim” olarak değerlendirmek daha doğru bence. Oyunculuğun vasat üzeri olduğunu söyleyerek olaya gireyim. Yakışıklı erkekler, taş gibi kızların olduğu bir filmden oyunculuk namına bir şey beklemezsiniz ama hem karakter oyuncuları hem de kurbanlar, olaylara verdikleri tepkiler de göze alındığında gerçekçi bir sonuca katkıda bulunmuşlar. Şöyle diyeyim; ev içinde eğer bir katilden kaçıyorsanız açık cam veya kapı arar mısınız? Yavaş yavaş size yaklaşan katilin önünde kilitli olduğunu anladığınız kapı kolunu inatla kurcalar mısınız? Hayır, zaten burada da oyalanmayıp yaralanma pahasına camdan atlanıyor tabiatıyla. Peki katil üzerinize üzerinize gelirken çığlık atıp salak salak bekler misiniz? Hayır, zaten burada da onu öldürmek için silah aranıyor. Silah çalışmıyorsa dipçikle girişiliyor. Mantıklı değil mi? Çoğu slasher filminde yer alan, insanı gıcık eden klişelerdir bunlar. “Wax Museum”u andıran olay örgüsü ilerledikçe sona kalan kızın gerçekten korktuğunu görmek, yüzündeki dehşet ifadesini özümsemek insanda memnuniyet hissi uyandırıyor gerçekten. Filmin bu yönünü çok sevdiğimi belirtmeliyim.
Filmin diğer güzel tarafı biraz kişisel nedenlere dayanıyor. Karanlıkta ortaya çıkan cansız mankenlerin, orada bulunmuş olmaları bile beni korkutmaya yetecekken; bir de hareket edip saldırmaya başlıyorlar. İrrite edici ağızlarıyla attıkları kahkahalara değinmiyorum bile. Tehlikenin nereden geleceğini bilmeden koca bir evin koridorlarında dolaşırken cansız mankenlerin gözleri tarafından izlenme hissi… Brrrr! Film klişelerden beslense de kesinlikle çok korkunç.
Diğer yandan büyük bir başarıyla kurulmuş mekan ve atmosfer bana nedense Hammer sinemasını ve Mario Bava filmlerini hatırlattı. Şimdi sorsanız nedenini kesin olarak söyleyemem. Belki de dış sahnelerdeki puslu mavi ışık, gölgeli iç mekanlar, donuk yüzlü mankenler… Elle tutulur bir kanıt sunamıyorum. Yönetmenin film için uğraştığını belli eder tarzdaki anlatımı, özellikle sonlara doğru sürreel sulara doğru açılıyor. Yatağa bağlanan bir kız orada olmayan bir kadının şefkatiyle karşılaşıyor. Maskeli erkek kardeşin ortaya çıkmasından sonra doğa üstü olayları açıklayabilecek bir neden de bulabiliyoruz ama filmin başından beri üzerimize çöken ağır güvensizlik hissi, gücü artarak devam ediyor. Neyin gerçek neyin yapay olduğunu anlayamadığımız görüntüler sonucu hafiften kafayı sıyırmak işten bile değil. Öyle de oluyor zaten.
Gelelim filmin müziğine… Sanırım korku filmlerinin müziklerine fazla özen gösterilmiyor artık. Daha doğrusu, klasikleşmiş filmlerin akılda kalan ezgileri dışında değer verilecek pek de bir şey yok elimizde. İşte bu film bu önyargıyı yıkacak nitelikte bir müziğe sahip, ilginçtir. Zaten gerilen sinirlerimizi daha da geren yaylı çalgılar orkestrasının müziği kovalamaca sahnelerindeki dehşeti perçinliyor. Özellikle de nefes sesiyle verilen kadın vokaline dayalı ezgiye bayıldım. Çok şık durmuş.
Filmin imdb puanı nispeten düşük. Acaba bende mi bir sorun var diye şöyle bir araştırdım ama yapılan tüm yorumlarda filmin gerçekten korkunç olduğu yazıyor. Bazıları Cadılar Bayramı’nda izlemek için öneri listesine, başka bir çok tanınmış klasik dururken bu pek bilinmeyen filmi almış. O zaman haklıyım, bu film tüyler ürpertici bir korkunçluğa sahip. Müziği, atmosferi ve eli yüzü düzgün oyunculuğuyla (doğaüstü dokular da içeren) iyi bir korku filmi izlemek isterseniz uygun bir seçim olacağı kanaatindeyim.
Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl
















filmin baslarinda adamin odada oldugu sahne cok basarili ,sinir bozucu bir sahne
Bilgin aslına bakarsan ben şimdiye kadar illegal DVD veya VCD izliyordum. Mesela Hatchet yazım (ve diğer bir sürü yazı) kopya DVD’dendir. İstanbul’da sahaflar çarşısında bir videocu var. Eski videokasetlerden DVD’ye kayıt yapıp satıyor (sadece seçtiği insanlara). Bunlar Türkçe dublajlı olduğu için genelde konuyla alakasız diyaloglar oluyor. Msl. Santo filmi böyleydi. Bazı filmleri de rica ediyorum, arkadaşlar bazı indirme sitelerinden indiriyor (biliyorsun ben rapidshare falan kullanamıyorum). Mesela Aftermath’e bu yolla eriştim. Fakat geçen günlerde bir site keşfettim. İstediğim filmleri online olarak oradan izleyebiliyorum. Üstelik yıllardır aradığım fahiş fiyatlara edindiğim bazı filmleri burada görmek bayaa moralimi bozdu. İnterneti iyi kullanamadığım için herkesin yıllardır haberdar olduğu birşeyden yeni haberdar oldum. Bir de b*kumda boncuk bulmuş gibi Yasin’e falan yetiştirdim
. Tabii Türkçe altyazısız ve dublajsız. İngilizce, bazen de diğer dillerde izleyebiliyorsun. Bu filmi oradan buldum.
İzleyeceğim filmi nasıl bulduğum merak edilirse, ımdb’de sörf yapıyorum. Mesela mankenli filmler arattığımda bu film karşıma çıktı, izledim. Bazen birbirine benzeyen filmler arasında istediğimi buluyorum. Ya da çocukken izlediğim ama zerre kadar hatırlamadığım filmleri yeniden izliyorum.
Bu filmi daha önce duymamıştım, oldukça ilgi çekici görünüyor.
Yalnız merak ettiğim bir şey var. Murat, incelemeye aldığın hemen hemen tüm filmlerin Türkiye’de orjinal DVD’si bulunmuyor, o yüzden sormakta sakınca görmüyorum.
İnceleme yazılarını yazdığın çoğu filmin sende VHS kasetleri, VCD/DVD’leri mi mevcut yoksa internet üzerinden mi indiriyorsun? (türkiye’de orjinal haliyle yayınlanmamış bu filmler illegal olarak bulunabiliyor mu diye merak ediyorum. mesela tourist trap, filmin yapıldığı yıllarda türkiye’de illegal bir halde türkçe dublajla -özellikle o dönemde yaygın olan- yayınlanmış olabilir)
Ben tam olarak bu türün, hatta iki türün (slasher + kuklalar, mankenler) fanı olduğum halde bu filmi atlamışım ya da izledim hatırlamıyorum. Görünüşe göre baya baya sağlam bir film..
Çocukken seyrettiğim çoğu filmi tekrar seyrettiğim vakit etkisi doğal olarak azaldığı halde bu kuklalı,mankenli filmler hakkında hala içimde bir ürperti,bir tedirginlik oluyor.Hala çok korkuyorum bu filmlerden!