Zinda Laash
Kategoriler: Film Arşivi, KORKU SİNEMA, Murat 'Wherearethevelvets' Akçıl, YAZARLARIMIZ, Z
Yönetmen : Khwaja Sarfraz
Senaryo : Khwaja Sarfraz
Yapım:1967, Pakistan, 103 Dakika
Oyuncular: Yasemin, Deeba, Habib, Esad, Alaaddin, Nesrin, Sheela, Cham Cham, Baby Necmi
Adopted (adapted değil) from the novel by Bram Stoker (yani uyarlanmamış, benimsenmiş! Bu nüans önemli.)
“Her nefis ölümü tadacaktır. Hüküm yalnızca Allah’ındır ve kesinlikle O’na döneceksiniz. Dünyada hiçbir mahluk yoktur ki, onun rızkı Allah’a ait olmasın. Filmimiz bütün iyi niyetiyle ölümü yenmek üzerine deneyler yapan meşhur profesör hakkındadır.”
!!!Spoiler içerir!!!
Bu harika başlangıçla, neyle karşı karşıya olduğumuzun ipuçlarını veren film; bir deney laboratuarında açılıyor. Burada, beherlere, deney tüplerinden birinden diğerine sıvılar aktararak bazı araştırmalar yaptığı konusunda bizi ikna etmeye çalışan Prof. Tabani (Rehan); nihayet ölümsüzlük iksirini bulur.
“Ab-ı Hayat!..” nidaları eşliğinde önce ivedilikle vasiyetini hazırlar ve iksiri bir dikişte bitirir. Klasiktir, önce bir tralala havası ve sonra aniden büyüyen gözler ve acıyla kıvranan vücuduyla yere yığılır. Profesörü deneyleri esnasında da boş gözlerle izleyen, sekreter olduğunu tahmin ettiğimiz, bodur, kabarık saçlı, puantiyeli elbiseli, muhtemelen giydiği korseden rahatsız olan balık etli kızımız (Nesrin), odaya girer ve orada bulduğu deney tüplerinden birinin içindeki sıvıyı neşeyle gırtlağından akıtacakken (ki niye böyle bir rahatlık göstermiştir bilemiyorum. Belki de iksirler için deney hayvanı olduğunu düşünmektedir) kanepenin arkasındaki profesörün ayaklarını görür. Korku nidalarıyla adamın öldüğünü anlar (bileğinden nabzına bakar ve göğsünü dinler). Sehpanın üzerindeki vasiyet kağıdını bulur ve buradan profesörün, eğer ölürse mahzendeki tabuta kapatılmayı istediğini öğreniriz.
Öyle de yaparlar. Ama Tabani ölmemiştir. Macar Rapsodisi eşliğinde, mahzendeki tabuttan (ki kapağı açık bırakılmıştır ve adamın o günkü kıyafetleri hala üzerindedir) yüzünde bir ton pudra, ruj ve rimelle dirilir. Yukarıda makyajı ve saç modeli bozulmadan uyuyan asistan veya sekreter kız birden uyanır. Karşısındaki profesörü görünce çığlığı basar. Fakat hipnotize edilerek kendini adamın ellerine bırakır. Tabani takma dişlerini göstere göstere kızın boynuna yaklaşır… Ortalık kararır… ve bir çığlık.
Bundan sonra “Zinda Laash” yazısıyla film başlıyor.
Buraya kadar ayrıntılarıyla aktardığım sahnelerden, film hakkında bir fikriniz oluşmuştur. Başta Frankeştayn gibi başlasa da sonra Drakula öyküsüne kısmen sadık kalıyor. Halkın uğursuz yakıştırmasını yerinde kontrol etmek için Tabani’nin malikanesine gelen Dr. Akil (yakışıklı olduğu düşünülen, Ayhan Işık bıyıklı bir aktör, Esad), burada ebesininkini buluyor. Tabani tarafından nezaketle karşılanıyor ve kendisine bir oda tahsis ediliyor. Bu arada çantasından çıkardığı nişanlısı Şebnem’in fotoğrafı, vampirin gözünden kaçmıyor. Gece kadın sesleriyle uyanan Akil, sesi izleyince, vampir kraliçeyi buluyor (vampire dönüştürülmüş sekreter kız). Kadın “Ben de seni bekliyordum. Sineme gel” dedikten sonra, Türkan Şoray’ın “Tamba tumba, esmer bomba” şarkısı eşliğindeki dansına benzer bir çiftleşme dansı yapıyor ki akıllara zarar. Kadının ısırığına maruz kalan Akil, güneş doğduğunda kadını tabudunda öldürüyor. Fakat Tabani’nin elinden kurtulamıyor. Onu aramaya gelen abisi, etraftan kardeşinin nereye gittiğini öğreniyor ve malikaneye geliyor. Tabutunda uyuyan vampirleşmiş kardeşini görerek yıkılıyor ve kalbine bir bıçak saplayarak kardeşini huzura kavuşturuyor.
Bundan sonra Van Helsing rolü üstlenecek olan bu adam, kardeşinin nişanlısı olan Şebnem (Deeba)’in ailesine kötü haberi vermeye geliyor fakat Şebnem’in abisi Pervez (Alaaddin) ve yengesi Şirin (Yasemin) ona inanmıyor. Fakat iz süren Tabani, önce Şebnem’i ele geçiriyor, sonra da Şirin’in peşine düşüyor. Akil’in abisi (nedense film boyunca ismi hiç zikredilmiyor) ve Pervez, yılanın başını ezmek için Tabani’nin malikanesine gitmekten başka çare göremiyorlar.
Pakistanın ilk korku filmi ve ilk “X rated” filmi olarak tarihe geçen bu filmde nerdeyse hiç kan yok. Hatta aniden müzik eşliğinde danseden kadınlar bile zamanında yasaklanmış (erotik diye). Onun için fazla bir beklentiniz olmasın. Bununla beraber atmosfer iyi. Işık gölge oyunları Hammer korku filmlerini andırıyor. Bazı değişiklikler var; mesela haç, sarmısak ve kazık yok, kazığın yerine kalbe bir hançer saplanıp, kirli kan akıtılıyor. Aslında çok ciddi bir film. Komik olan tarafı etnik değerlerle bu öykünün birbirine uymamasından kaynaklanıyor. Mesela Drakula’nın malikanesinde duvarlarda, şu şark köşelerinde duvara asılan geyikli dereli halılar vardır ya, onlardan görünce tabiatıyla gülüyorsunuz. Ya da vampiri karşısında bulan adamın “Allah’ım sana inandım, sana sığındım” lafları insanda, Metin Erksan’ın Şeytan filmi hissiyatı uyandırıyor. Tabii ki en olmadık sahnelerde müzik ve danseden kedi sesli kızlar var. Bir hotelin barında, oldukça oryantalist bir biçimde jazz çalan orkestranın önünde Audrey Hepburn taytıyla göbek atan kadın, aniden değişen müzikle twist yapabiliyor mesela. Oyunculuk hepten rezalet. Kadınlar Hülya Koçyiğit gibi koşarak, şakadanak oldukları yere yığılıveriyorlar. Erkeklerin her biri Clark Gable sanki. Bir tek Drakula Tabani’yi canlandıran aktör, Christopher Lee’ye benzerliği nedeniyle rolü almış sanırım. Müzikler, otantik olanlar dışında hepten çalma çırpma. Başta da belirttiğim gibi, bildik klasik müzik eserlerinin yanında, ilgisiz film müzikleri de kulağınıza çarpıyor.
Yine de “Gençlik ve güzellik varsa bir dilberde, Affedilir her kusuru…” şeklinde başlayan şarkıyı, müzik marketlerden ısrarla istesek mi?
Wherearethevelvets












Can Evrenol’u ben de bekliyorum. Bir sürü rezil korku filmi gösterime giriyor. Can’ın eksiği nedir? Artık undergroundluktan sıkılmadı mı?
Can Evrenol uzun metraj film yapana dek sabredelim. Korku sineması cesaret isteyen bir sektör ve o adam hazine değerinde ( Maşallah nazar değmesin )
Çok basit bir cevabı var: Finansal destek bulabilmek için getirinin çok sağlam garantisi olmalı. Dolayısıyla beğeniler üzerine oynanıyor ve özgün filmler riskli olduğu için destek bulamıyor. Tamamen finansal. Bizimkiler saçma sapan tv dizilerine para yağdıracağına.. oof of.
Silmeye gerek olacak bir yazı yok ama tartışma uzarsa olabilir:)Bence Hindistan mahsulü filmi tartışalım çünkü bunlar bu filmleri yaparken biz nasıl aval aval bakıyoruz türk korku sineması olarak anlamak zor..Dabbe ve Semum gibi filmler yaparak bir yere varamayacağız biz..
Bu arada Hindistan mahsulü yeni bir film var onunla ilgili bilgilendirme yapacağım sitede ama burdan bahsedeyim biraz..2009 yapımı filmin ismi ’13B’..İmdb’de falan rating’i baya yüksek bir film en son 7′lerdeydi ama tabi film gösterime girdiğinde bu düşecektir büyük ihtimalle..Fangoria bile filme 4 üzerinden 3 yıldız vermiş..Fragmanını izledim etkileyici, ilginç bir filme benziyor..Biraz ring tarzı gibi geldi bana ama daha hayaletimsi bir varlık var sanırım..İnternet sitesini bi ziyaret edin derim Hindistan’dan böyle bir film çıkması gerçekten çok enteresan..Site şu şekilde; http://www.13b.in
alkışlarım tabi o zamanın şartlarında iyi yapılmış. pakistanda eskiden ne modernmiş.
Drakula İstanbul’da filmi bu filmden çok daha iyidir demek istemiştim yukarıdaki yazımda sanırım yanlış anlaşıldı..
Ercan, izlesen bu filmi de ayakta alkışlarsın.
bu film dracula istanbulda gibi… diye birşey duydum galiba dracula istanbulda filmi amerikada önemli bir yerde gösterilmiş ve ayakta alkılanmıştır bunuda hatırlatırım. dracula istanbulda filmiyle kıyaslanamaz.
Videodream bu sözleri senden duymak ayrı bir zevk yav….
sahanee!! bir anlatim tarzi,samimi,gulduren,hatirlatan… bir dosta yazilan sicacik bir mektup tadinda
butun kotu filmlere bayiliyorum!! sevgili wherearethevelvets!
Allah kolaylık versin zordur oralarda askerlik yapmak wherearethevelvets..
Evet, asteğmenim ve diğer askerlere göre rahatım. Üstelik filmleri hatırlamakta çok zorlanırım ben. O yüzden filmi izleyip yazıyorum. Önceden izlediğim filmlerin de bazı sahnelerini izleyerek yazıyorum. İşte sırrım bu! Bir defterim vardır. Film izlerken oraya notlar alırım.
Askere gelmeden önce film stoğu yaptım. Yoksa burda zaman geçmez. Özellikle Hakkari’de…
Melisa Wherearethevelvets büyük ihtimalle Asteğmen olarak yapıyordur askerliğini..Rahatlığı bundan olsa gerek:)
Ya bu adam askerde nasıl hatırlıyor yazıyor bu eski filmleri. Ay çatlıycam hasedimden hem eski hem Pakistan yapımı. Adamın hafızası film arşivi gibi. Kıracam şifresini kalan filmleri ben yazacam haa:) Komutana selam wheraarethevelvets:)
Rezil bir filme benziyor:D..Bizim Drakula İstanbul’da kesinlikle daha iyi gibi..