Can Evrenol ve Sandık

  • Tarih: Ocak 7th, 2009
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (12 oyla: 10 üzerinden 7,17)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: Kısa Filmler, MULTİMEDYA

Sinema belki de kısa filmle başladı denilebilir. Uzun metrajlı filmler üretilmeden önce de kısa film vardı ve o dönemin şartlarında kısa filmlere sinema filmi deniliyordu. Günümüzde ise ”Kısa Film” artık yedinci sanatın bir parçası olarak yerini aldı.

Sitemizin multimedya bölümünde yayınlamaya başlayacağımız kısa filmler’e tüm korku sever arkadaşlarımızın ilgi duyacağını düşünüyoruz. Burada yayınlamaya başlayacağımız ilk film ise yurtdışındaki festivallerde de gösterilen Can Evrenol imzalı ”Sandık”..

Partner sitemiz ”ötekisinema”da da yazan kısa filmci Can Evrenol’ün eşsiz lezzetteki yazılarını bundan böyle sitemizde de okuyacağınızı belirtip kısaca Can Evrenol’den bahsetmek istiyoruz;

Can Evrenol 1982, İstanbul doğumlu. Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu. University of KENT’ten ‘Sanat Tarihi’ ve ‘Sinema Sanatları’ dallarında çift diploma sahibi.

‘Sinema Sanatları’ gibi teorik bir bölümden mezun olduktan sonra kamerayla tanışmak için NYFA’in 8 haftalık “film yapım” kursuna katıldı. Kursa başladıktan 4 hafta sonra ilk filmi olan ‘Vidalar’ın çekimini tamamladı. Daha sonra Londra’da Middlesex Üniversitesi’nde Film ve Video Master’ı bitirdi.

YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI KISA FİLMLER
Sandık – 2007
Cannes Film Festivali, Türkiye Sineması panelinde sergilendi. 2008
London FrightFest, 2008
Brussels International Fantastic Film Festival, 2008
Nottingham Mayhem Horror Film Festival, 2008
Manchester, Festival of Fantastic Films, 2008
Strasbourg, L’Etrange Festival, 2008
!f Istanbul Independent Film Festival, 2008
İstanbul Teknik Üniversitesi Kısa Film Festivali, 2008
Plato Film Okulu, Kısa Devre Film Festivali, 2007
2. Sinepark Kısa Film Festivali, Korku Tuneli, Gösterim. 2008
7. AFM Bağımsız Filmler Festivali, !f İstanbul. 2008

Vidalar – 2006
Hisar Kısa Film Festivali, En iyi 10 Film. 2008
İstanbul Teknik Üniversitesi Kısa Film Festivali, 2008
4. Akbank Kısa Film Festivali, Festival Kısaları Bölümü. 2007
Uluslararası İstanbul Kısa Film Festivali. 2007
İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali. 2007
Boston Turkish Festival Documentary and Short Film Festival. 2007
Harvard Film Archive (Harvard University, MA – 23.11.2007)
Yıldız Kısa Film Festivali, Üçüncülük Ödülü. 2007
S’NEK TV Kısa Film Yarışması, İkincilik Ödülü. 2007
Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali. 2007
Kartal Belediyesi Ulusal Kısa Film Festivali. 2007
Selçuk Üniversitesi KISA-CA Film Festivali. 2007

Kaval – 2006
IKSV Nokia Nseries Kısa Film Yarışması, ilk 57 film arasında. 2007
S’NEK TV Kısa Film Yarışması, ilk 32 film arasında. 2007
Erman and Metal Slug – 2006
S’NEK TV Kısa Film Yarışması, ilk 32 film arasında. 2007
1. Kartal Belediyesi Ulusal Kısa Film Festivali. 2007

Kurban Bayramı – 2008

My Grandmother – 2009
!f Istanbul Independent Film Festival, 2009

Bazı yaşlardaki izleyiciler için rahatsız edici olabileceğini belirterek ”Sandık” filmini yayınlıyoruz.Devamının geleceğini de belirtiyoruz..

www.canevrenol.com

Etiketler:

Paylaş:

  1. Tek kelimeyle dehşet bir film. Can Evrenol’un filmlerinde çocukluktan ve geçmişten gelen korkuların ve kabus benzeri imgelemlerin ön planda olduğunu düşünüyorum, Diğer filmlerinde olduğu gibi bu filmde de çocuk karakterlerin gözünden de yaşıyoruz hikâyeleri. (Bknz. Kurban, Anneme ve Babama)

    Diğer yandan korkuları şekillendiren yaşadığımız coğrafya ve bunun sonucunda ortaya çıkan kültür ve toplumsal ironilerdir aslında. Filmin başlangıç ve son aşamasına bakarsanız, hikâyenin eksik bir parçası olduğunu düşünürsünüz… Çünkü mahallede bir çocuk, arkasında bir arabayla kararlı bir şekilde yürümektedir. Çocuk o mahallede yaşıyor mu, çocuk bir gezgin mi, çocuk konuk olduğu evin bir üyesi mi, çocuk sadece o eve mi geldi? Bütün bunlar özellikle mi cevaplanmıyor bilemiyorum ama sanırım burada iş izleyiciye düşüyor.
    “Herkes kendi yaşadığı hayattan bakar dünyaya!”

    Bir diğer bakış açısıyla bakarsak ve insana yönelirsek; çocukken hissettiğimiz bütün o saf duyguların yanında hissettiğimiz o çıplak ve ilkel duyguların dışavurumunun da sergilendiği bir film olabilir bu film.
    Sonuç olarak tartışmaya oldukça açık bir film. Çocuğun bir başka çocuğu böyle, hunharca katletmesi kabul edilebilir değil…
    Ama bebek katlediliyor maalesef.
    Ama bebeği gerçekte katleden sandığı getiren çocuk mu, yoksa çocuğun o eve gelmesine neden olan o aile mi, yoksa ailenin ve tüm bireylerin içinde olduğu toplum mu? Yoksa toplumu da içine kapsayan bu yaşam-ölüm zinciri mi?
    Bunu filmin final anlarında gözümüzün içine sokulan kan kusan ve acı çeken insanların yaşadığı dehşetten de anlayabiliyoruz. Sorular hep olacak…
    Diğer yandan filmi yine bayram atmosferinde izlediğimi söyleyebilirim. Köşeye asılan bayraklar, çocuğun giydiği kıyafet ve ailenin tüm fertlerinin orada toplanması ve çocuğun bebeği katletmesi gibi durumlar filmi bir bayram havasına sürüklüyor. Kurban Bayramına…

    Teknik anlamda ise film kesinlikle üst seviyede. Kamera, renk kullanımı, film boyunca devam eden müzikler ve ses efektleri müthişti. Geçişler ve zamanlamalar gayet başarılıydı. Hiçbir aceleciliğin sezilmediği gayet olgun bir çalışma olmuş teknik anlamda. Hayko Cepkin’in parçası ise cuk oturmuş, filmin sonuna.

    Can Evrenol ve tüm ekibini tebrik ediyorum…
    Kendine has bir tarzı olmuş ve bir özgünlüğün olduğunu söyleyebilirim filmleri için.
    Ama zamanla daha da olgunlaşacağından eminim Can Evrenol filmlerinin, diyerek yorumumu sonlandırmak ve sevgilerimi sunmak istiyorum…

  2. filmdeki atmosfer gerçekten çok başarılı ve korkutucu ama unutulan bir şey var ki o da filmin konusu :) kısa film de olsa bir senaryo gerekli dimi ama..

  3. Gerçekten çok dehşetli bir film.O malum sahne tüylerimi diken diken etti.Bir kısa filmin bu kadar korkunç olacağını tahmin edemezdim.

  4. wherearethevelvets

    Ama bu filmi amatör bir film olarak görmeli. Hem gore hem de istismarın dibine vurmuş bir film. Politik olarak doğru olup olmadığını değerlendirmek için çok erken olduğunu düşünüyorum. Şu an filmlerini bayılarak izlediğimiz çoğu yönetmenin bu tür ilk dönem filmleri var (Francois Ozon’un amatör kısa filmlerini izleyen oldu mu?). Ne zaman ki Can uzun metraj bir film çekecek, bu tür eleştirileri ona saklarız. Bu filmde aramamız gereken şey ülkemizde hala denenmemiş olan gore sahnelerdir ve o yönden oldukça heyecan verici. Yoksa çocuğun psikolojik durumu umrumda bile değil şu an (ne kötüyüm dii mi).

  5. Yaw o başroldeki çocuğa yazık. O şimdi geceleri hala birisinin ağzını yüzünü oyuyordur. Onun dışında gerçekten farklı yorumlamaya açık bir film. Yine de ben ‘gore’ çekelim derken işin suyunun(yani kanının!) bu kadar çıkartılmamasından yanayım. Başarılı olduğu su götürmez, tebrikler.

  6. bence çok tüyler ürpertici süper olmuş bebişe yazık ama dehşetti teşekkürler can abi seni tanıyorum serap ablanın arkadaşıyım muhteşemdi film :]

  7. Çocuk oyuncunun psikolojisinde umarım bir değişiklik olmamıştır.Onun dışında bana birşey verdi mi? hayır…

  8. Bugün hava deneysel endişeyle karışık, mide bulandırıcı.. İlginç, tüyler ürpertici ve yer yer yaratıcı…Ya da tek kelimeyle özet geçmek gerekirse harika olmuş:)

  9. Sitemizde Multimedya bölümünde “kısa filmler” diye bir bölüm var.O bölümden izleyebilirsiniz diğer kısa filmleri.

  10. Kabus gibi, harika.Farklı şekillerde yorumlanabilir, tıpkı rüyalarımızı farklı yorumlamamız gibi. Böyle bir kabusu şöyle anlatırdım: Çocuk evrenin yada dış dünyanın simgelenmesi.Sandık içindeki bebek , kendisindeki insanoğluna duyduğu merhameti simgeliyor.Çocuk ( dünya ) merhametini ( bebeği ) yokediyor. Bu şekilde onu hor gören insanoğlundan intikam alıyor.Muhtamelen diğer evleri de ziyaret edecek ve sandık her açıldığında yeni bir bebek çıkacak.Biraz çevreci bir yorum oldu ama ben böyle yorumladım izninizle.Filmdeki çocuk oyuncuyu “Identity” filminin küçük oyuncusuna benzettim ayrıca.

  11. Sandık’ı gerçekten çok beğendim. Özellikle kamera kullanımı konusunda bence neredeyse kusursuzdu. Farklı açı ve görüntülerle kısacık bir konu inanılmaz bir çeşitlilik kazanmış. Oyuncuların da yapmacıklıktan uzak olduklarını düşünüyorum. Yenilerini görmek ümidiyle…

  12. O elini korkak alıştırmaz ama tepesine dikilen sansür belasından istediği şeyide yapabilirmi sinemada bilemiyorum..

  13. wherearethevelvets

    İnşallah elini korkak alıştırmaz…

  14. mukemmel kurgu mukemmel gorsel şölen vizyona giren turk korku fılmlerınde aynı tadı bulamıyoruz

  15. Bende çok umutlu olduğumu belirtmeliyim kendisinden..Özellikle güzel bir bütçeyle iyi bir sinema filminin altından rahatlıkla kalkabilir diye düşünüyorum..

  16. wherearethevelvets

    Çok beğendim. Türkiye’de şöyle ağız tadıyla (?) izleyebileceğimiz bir gore film yapılmıyor. Belki bundan sonra olur. Fakat genelde Türk korku filmlerinde bir handikap vardır: kötü oyunculuk. Lütfen… lütfen… oyunculuğa dikkat edelim. Onun dışında çok çok güzeldi.

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.