1980-1990 Modern Korku Dönemi

  • Tarih: Mayıs 24th, 2008
  • Ekleyen
 
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan6 Puan7 Puan8 Puan9 Puan10 Puan (8 votes, average: 9,50 out of 10)
Loading ... Loading ...

Kategoriler: Korku Sinemasının Tarihi, Yasin 'Devilboy' Karakaya, YAZARLARIMIZ

JasonKanlı filmler bu dönemde son derece yaygındı. Devam niteliğinde filmler ve taklit filmlerin sayısı son derece kabarıktı. Düşük bütçeli serüven filmleri, bu on yılın başında hala yaygın durumdaydı. 80’li yılların başlarında videonun popülerleşmesi, uydu ve kablolu TV’lerin yaygınlaşması ile birleşince, korku filmleri yavaş yavaş piyasanın ticari ucuna göre düzenlenmeye başladı.

1980’de “Friday the 13th/13.Cuma”, “Halloween”in başarısından sonra piyasada en iyi iş yapan ilk kanlı film oldu. Kamp yapmak üzere ormana giden gençleri acımasızca katleden bir seri katili konu alan kurgusu ile bir çok yönden Halloween’le benzerlik gösteriyordu. Fakat, film grafik aşırılıkları ve bütün diğer kanlı serüven filmlerinin izleyeceği standardı tayin etmesi yönüyle kendini farklı kılmayı başardı.

1980’de ayrıca, “Zombie Flesh-Eaters/Zombi İnsan Eti Yiyiciler” adlı film gösterime sunuldu. Düşük bütçeli bu film, İtalyan yönetmen Lucio Fulci tarafından “Dawn of the Dead” adlı filmin başarısından kâr etmek üzere yapılmış bir girişimdi, fakat inanılmaz makyaj efektleriyle bir hayli başarılı oldu.

Bir sonraki yıl, 1981’de, “Friday the 13th”ün düşük bütçeli bir taklidi yapıldı. “The Burning” adlı bu filmin özel efektleri bile öncekiyle aynı kişi ([artık şimdi] efsanevi Tom Savini) tarafından yapılmıştı. Bu film daha başarılı oldu, zira, Miramax film stüdyolarını piyasaya başarılı bir şekilde sokan film bu idi. Bu yıl, William Lustig’in yönettiği, başrolünü eski “Bond” kızı Caroline Munroe”nin oynadığı “Maniac/Manyak” filmi ile piyasaya daha fazla kan ve dehşet hakim oldu. Bu film bir diğer düşük bütçeli kan ve şiddet filmi oldu. Ayrıca Tom Savini ile özel kozmetik etkiler yaptı. Son derece başarılı “The Howling” filmiyle kurt adamlar çirkin kafalarını bir kez daha ortaya çıkardılar. Bu film kurt adamların yaşadığı şehir dışında bir sığınak hakkındaydı. Kara mizah “An American Werewolf in London/Kurt Adam Londra’da” filmi, bir Amerikalı turistin bir kurt adam tarafından ısırıldıktan sonra, modern Londra’da insanlara dehşet saçmaya başlamasını anlatıyordu ve oldukça başarılı bir yapımdı.

Rick Rosenthal’ın “Halloween 2” filminde, Michael Myers yine sinsi sinsi dolaşıyordu. Bu film, ilkinin yarattığı etkinin meyvelerini topladı. James Cameron ise Lance Henricksen ile birlikte, ilk yönetmenlik girişimini “Piranha 2 : Flying Killers/Pirana 2: Uçan Katiller” adlı devam nitelikli filmiyle yaptı. Bu filmde, kedi balıkları ve uçan balığın melezi olarak üretilmiş mutasyona uğrayan savaşçı piranalar havada uçarak katliam yapıyorlardı. (inanın bana hayal ettiğinizden bile daha kötü). Bu yıl beyaz perde için bir başka Stephen King romanı adapte ediliyordu. “The Shining” adlı bu filmin yönetmenliğini Stanley Kubrick yapmış, baş rolünü ise Jack Nicholson oynamıştı. Nicholson’ın bu filmdeki repliği “İşte Johnny” hala çok iyi hatırlanır!

1982’de, canlı kan temasını işlemeye devam eden “Friday the 13th 2” filmi gösterime sunuldu. Ayrıca, Tobe Hooper, bazı hayaletimsi varlıkları işleyen “Poltergeist” filminde Steven Spielberg ile çalıştı.

The Evil Dead” yine bu yıl vizyona konuldu. “Night of the Living Dead” ve “The Exorcist”ten esinlenen bu filmde, bir grup genç eski bir kitabı okuduktan sonra ormanlık alanda bir kabine saklanmış ve şeytani ruhları ve zombileri çağırmışlardı. Son derece düşük bir bütçeyle yapılan bu film tüm zamanların en başarılı korku filmlerinden biri olmayı başarıp çok ciddi bir hasılat yapmıştı.

1983’te bir çok devam nitelikli korku filmi yapıldı ve başı sonu 5 dakika süren aldatıcı üç boyutlu (3D) modası ile hasılat toplamaya başlandı. Bu filmler arasında “Ammytiville 3D”, “Jaws 3D” ve Friday the 13th Part 3D” bulunuyordu. Bunların tümü hemen hemen anlamsız kurgulara sahipti ve yalnızca üç boyutlu film isteyen seyircilerin açlığını bastırmak için fabrikasyon tarzında üretiliyorlardı. Bunlardan yalnızca “Friday the 13th part 3D”den bahsetmeye değer. Bu da ironik olarak, bu bölümde filmin ana karakteri olan “Jason”ın efsanevi Buz Hokeyi maskesini suratına takması ve adeta onunla özdeşleşecek olmasıdır.

Psycho 2” de bu yıl vizyona girdi. Başrolünde yine Anthony Perkins vardı. Orijinal filminin kurgusunu devam ettiriyordu. 22 yıl kadar sonra, Norman Bates akıl hastanesinden çıkıyor ve kendi eski motelini yeniden açıyordu. Ayrıca, Tommy Lee Wallace üçüncü bir Halloween filmi çekti. Bu filmin adı ise “Halloween 3: Season of the Witch” idi. Fakat bu film, halloween (hortlak) maskeleri yapan acımasız bir oyuncak şirketi hakkındaki tamamen yeni kurgusu ile, filmde Michael Myers’ı bekleyen serisinin hayranlarını düş kırıklığına uğrattı. Filmin gişe hasılatı çok kötüydü. Fakat Carpenter bu yıl, Stephen King’in katil araba romanı “Christine” uyarlaması ile çok daha iyi bir film yaptı.

1983, aynı zamanda tüm dünya’da ahlaki bir paniğin yaşandığı yıl oldu. Aniden, filmlerin video kasetlere çekilmesinin tabi olduğu herhangi bir yasa olmadığı keşfedildi. Bu nedenle, küçük dağıtımcı şirketler raflarını her türlü küçük bütçeli korku filmleriyle doldurmaya başladılar. Bu filmlerin çoğu daha önce sinemada yasaklanan filmlerdi. Buna tepki olarak, hükümetler yasaklamayı istediği filmlerin listelerini çıkardı. Daha sonra, 1984’de, onaylanmamış kasetlerin ticaretini yasakladı ve ev videoları için sert sansür yasaları getirdi.

1984’te çekilen önemli filmler arasında, bir kurt adam masalları derlemesi olan “A Company of Wolves/Kurtlar Kumpanyası” ve son derece başarılı bir korku/komedi türü olan “Ghostbusters” vardı. “Friday the 13th Part 4: The Final Chapter” da bu yıl gösterime girdi. Ancak, bu film serinin sonu olmaktan epey uzaktı.

Rüyalar iblisi “Freddy Krueger”, Wes Craven”in sarsıcı korku filmi “A Nightmare on Elm Street/Elm Sokağında Kabus”da ilk kez ortaya çıktı ve korku ustası Robert Englund bu rolü ile çok büyük bir hayran kitlesi kazandı. Aynı yıl, bir başka son derece başarılı bilim kurgu/korku filmine daha sahne odu. Bu film, başrolünü Arnold Shwarzennegger’in oynadığı James Cameron filmi “The Terminator/Terminatör” idi.

Zombi karmaşası 1985’te, George Romero’nun “Day of the Dead” adlı filmiyle yeniden ortaya çıktı. Bu film, yönetmenin Living Dead (Yaşayan Ölü) serisinin üçüncüsüydü. Ancak film, yönetmenin ilk iki zombi filmi kadar başarılı olamadı. Dan O’Bannen’in “Return of the Living Dead/Yaşayan Ölülerin Dönüşü” adlı filmi, Romero’nun zombi filmlerini silip süpürdü. Bu film, grafik aşırılıkları dolambaçlı esprilerle birleştirdi, öncekilerden çok daha iyi iş yaptı ve Frankenstein zombilerinin bir kanlı versiyonu ve günümüzün bir kara mizah türü olan “Re-Animator” filmi kadar başarılı oldu.

Film yapımcılarının, filmlerin bölüm 4’te duramayacak kadar iyi para kazandırdığına karar vermelerinin ardından “Friday the 13th Part 5: A New Beginning” çekildi. “A Nightmare on Elm Street Part 2: Freddy’s Revenge/Elm Sokağında Kabus 2: Freddy’nin İntikamı” adlı filmde ise, Freddy daha fazla teenager öldürmek üzere Elm Sokağı’na dönüyordu. Stephen King’in “Silver Bullet/Gümüş Mermi” adlı filminde ise daha da fazla kurt adam kendini gösterdi.

1986’da, Jeff Goldblum’un başrolünü oynadığı “The Fly/Sinek” adlı film gösterime sunuldu. David Cronenberg’in bu filmi, 1950’li yıllarda yapılan orijinal filmin yeniden yapımıydı. Şarkıcı Grace Jones ise sıkıcı vampir filmi “Vamp” ile beyaz perdede görüldü. Devam niteliğinde birkaç film daha yapıldı. Bunlardan biri, yine Anthony Perkins’in başrolünü oynadığı “Psycho 3” oldu. Bunu “Phantasm 2” izledi. Bu film 9 yıl kadar sonra çekilmekle birlikte ilk filmin hemen ardından vizyona konuldu. Ayrıca, hayal kırıklığı yaratan “Poltergeist 2” bu yıl gösterime girdi. Bu filmin oyuncu kadrosunun büyük çoğunluğunu ilk filmdekiler oluşturuyordu. “Howling 2”de ise Christopher Lee vardı. Lee, “o filmdeki rolüm hakkında ne kadar az konuşulursa o kadar iyi” diyecekti.

Stephen King’in “Maximum Overdrive” adlı filminde makineler dünyayı zaptetmiş ve “Friday the 13th Part 6: Jason Lives” adlı filmde ise Jason mezardan geri dönmüştü. Tobe Hooper’ın “The Texas Chainsaw Massacre Part 2” filminde Deri Surat da geri dönmüştü. Bu film sıkıcı bir komedi niteliğindeydi ve asla orijinali kadar iyi değildi. Ancak, yılın en büyük filmi şüphesiz James Cameron’un Bilim Kurgu/Korku türü olan “Aliens/Yaratıklar” oldu. Bu film, Ridley Scotts’un “Alien/Yaratık” filminin bir devamıydı. Yine başrolde Sigourney Weaver vardı ve destekleyici oyuncu kadrosu “Terminator”un ki idi.

1987’de, korku komedisi “The Monster Squad”, “Ghostbusters” ile “The Goonies”in bir melezini oluşturuyordu. Muhtemelen, her ikisinin başarısını da nakde çevirmeyi amaçlayan bir girişimdi. Daha çok bir çocuk filmiydi. Yer yer oldukça komik olan bu filmde, bir grup genç, Drakula, Frankenştayn canavarı (Tom Noonan), Kurt Adam ve Mumya gibi klasik korku canavarlarıyla savaşıyorlardı.

Sam Raimi, aynı yıl içinde “Evil Dead 2”yi piyasaya sürdü. Kısmen devam, kısmen yeni yapım olan bu film, orijinal “Evil Dead” filmini takip ediyordu. Başrolünü “Aliens”in yardımcı kadrosunun bir kısmından alan vampir filmi “Near Dark” da aynı yıl vizyona konulmuştu. Freddy Krueger “A Nightmare on Elm Street Part 3: Dream Warriors” adlı filmde bir kez daha döndü. Bu filmin başrolünü yine Robert Englund oynuyordu. Korkunç “Jaws 4: The Revenge” adlı filmde başka bir dev köpek balığı korku salmaya devam ediyordu. Bu filmin başrolünde ise Michael Caine vardı.

Ancak, bu on yılın en çok konuşulan filmi şüphesiz “Hellraiser” oldu. Clive Barker’in Hellbound adlı romanından uyarlanan bu film, aşırı kanlı sahnelerle ve İngiliz aktör Dough Bradley tarafından canlandırılan grotesk kahramanı Pinhead ile göze çarpıyordu. Bu karakter, günümüz popüler korku canavarları listesine eklendi. Yılın bir diğer önemli korku filmi ise, Bilim Kurgu/Korku türünde “Predator/Av” oldu. Bu filmde, uzaylı bir yabancı avcısı, Güney Amerika cangıllarında Arnie Schwarzennegger ile savaşıyordu.

1988’de, Jason, Freddy, Pinhead, Michael Myers ve bir çok diğer karakter devam nitelikli yeni filmlerle yeniden beyaz perdede görüldü. Bunların ilki, tehlikeli sahne dublörü Kane Hodder’in Jason rolünü oynadığı ve her filmde başka bir aktör tarafından oynanan bu rolü en iyi kendisinin oynadığını iddia ettiği “Friday the 13th Part 7: The New Blood” idi. Daha sonra çekilen, “A Nightmare on Elm Street Part 4: The Deam Master”’da başrolde yine Robert Englund vardı. Başrolünü Doug Bradley’in oynadığı “Hellbound : Hellraiser”de pinhead rolü yinelendi. Anlamsız “Poltergeist 3”de çok daha fazla hayaletimsi görüntü vardı. En kayda değer film ise “Halloween 4: The Return of Michael Myers” oldu. Bu film 3. bölümdeki taklidi göz ardı etti ve 10 yıl sonra Donald Pleasance’nin Dr. Loomis olarak kendi rolüyle beyaz perdeye geldiği orijinal halloween öyküsünü takip etti.

İki yeni korku karakteri de yine bu yıl yaratıldı. Bunların ilki, “Childs Play” filmindeki şeytan bebek “Chucky” idi ve kült korku yıldızı Brad Douriff tarafından seslendiriliyordu. Bir diğeri ise sonradan manyak bir zombiye dönüşen eski polis “Matt Cordell” (Robert Z’Dar) idi. Bu karakter daha az hatırlanan, düşük bütçeli “Maniac Cop/Manyak Polis” adlı filmde William Lustig tarafından canlandırılmıştı. Bu film, o sıralarda akın akın eden devam nitelikli bitmez tükenmez filmlerden iyi bir kopuş olmuştu.

1989’da son derece sıradan “Nightmare on Elm Street Part 5 : The Dream Child”, bir diğer sıkıcı film “Halloween 5: The Revenge of Michael Myers“, korkutucu bir kaba güldürü tarzındaki “Friday the 13th Part 8 : Jason Takes Manhattan” ve düşük bütçeli “Amityville 4: The Evil Escapes” filmi ile devam nitelikli diğer filmler vizyona girdi. Bunların yanı sıra, orijinal korku/komedi türündeki ilkinin eğlenceli bir devamı olan “Ghostbusters 2” de tam bu sırada piyasaya sürüldü.

Yasin ‘Devilboy’ Karakaya

Etiketler:

Paylaş:

  1. gorcun diyor ki:

    Tüm seriyi okuduğum kadarıyla anlaşılan korku sinemasının en parlak dönemi 80’lermiş. Öyleki o zamanda ortaya çıkarılan filmlerin hepsi hala günümüzde etkisini fazlasıyla hissettiriyor. O da yetmiyor yeniden çekimleri yapılıyor. Güzel bir yazı olmuş. Güzel bir dönemmiş. Yetişemedik…

Yorum Yaz

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız.